Ahmet Rıza: Modern Türkiye’nin Fikir Babası

0
546

Ahmet Rıza

Pek çok insan tanımaz onu. Halbuki Ahmet Rıza modern ve seküler Türkiye’nin kurucu fikir babalarındandır. Ama nasıl olur demeyin. Gelin önce Ahmet Rıza kimdir tanıyalım. Sonra neden seküler Türkiye’nin fikir babası olduğu açıklığa kavuşmuş olacaktır.

Ahmet Rıza
Ahmet Rıza

Ahmet Rıza Bey 1859 yılında İstanbul’da doğdu. Galatasaray Lisesi‘nden mezun olduktan sonra tarım eğitimi almak üzere Fransa’ya gitti. Jöntürkler’in ve dolayısıyla İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin fikir babasıydı. Aktivist ve İkinci Meşrutiyet döneminin devlet adamıydı. Meclis-i Umumî ve Meclis-i Mebusan’a 1908 yılında başkanlık yaptı ve 1912 yılında Meclis-i Âyan başkanlığına seçildi. Hürriyet ve İtilaf Fırkası’na bağlı olarak eğitim bakanlığı da yaptı. 1908 yılında ismi sadrazam adayları arasında gösterildi. I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı İmparatorluğu, Fransa ve Büyük Britanya arasında başarısızlıkla sonuçlanan koalisyon anlaşmasının başrolündeydi.

Ahmet Rıza pek çok farklı disiplinde engin bilgiye sahip olduğundan polimat (Hezârfen) bir kişilik olarak tanımlanır. Ermenilerin tehcirini şiddetli bir şekilde eleştirmiştir. Ermenilerin mallarına zorla el koymanın illegal ve ahlaksızca olduğunu söylemiştir.

Osmanlı’da köylü ve çiftçinin durumunu iyileştirmek için araştırmalar yaptı. Çiftçilerin durumundan memnun değildi ve Avrupa’da eğitimini almış olduğu tarım metotlarını Osmanlı’da uygulamak istiyordu. Fransa’da bulunduğu süre içinde Fransız sosyolog Auguste Comte‘den ve fikirlerinden çok etkilenmişti. Diğer pek çok Avrupalı ilerlemecilerin aksine Ahmet Rıza sömürgeciliğe ve sınıf ayrıcalığına karşı idi. 1894 yılında Osmanlı ve İslam’ın istişare geleneğinin birleştiriciliği ile ilgili eserler yayınladı. 1895 yılında Meşveret adında Fransızca ve Türkçe bir gazete çıkardı. Bu gazete Avrupa’ya sürgün edilmiş pek çok Jöntürk’ün fikirlerini yazdığı bir yayın haline geldi. Osmanlı muhaliflerinin 1902 yılında Paris’te gerçekleştirdiği kongrede Ahmet Rıza, Prens Sabahattin‘in içi boş devrim çağrısına ve Avrupa’nın Osmanlı’ya müdahil olmasına karşı geldi. 1907 yılında yapılan ikinci kongrede ise Ahmet Rıza sultanın şiddet kullanılarak tahttan indirilmesini önerdi ve fakat daha sonra bu görüşünden vazgeçtiğini bildirdi.

Türkiye tarihindeki ikinci kız lisesi olan Kandilli Kız Anadolu Lisesi‘nin 1916 yılında açılışında büyük emek sarfetmiştir. Aslında bu lise ilk olacaktı fakat araya dünya savaşı girdi.

I. Dünya Savaşı’ndan sonra emekliye ayrılmış ve hatıralarını yazmıştır. Bu hatıralar ölümünden 50 yıl sonra “Meclis-i Mebusan ve Ayan Reisi Ahmet Rıza Bey’in Anıları” adıyla yayınlandı. 1930 yılında İstanbul’da öldü.

Paris’te iken kızkardeşi Fahire’ye şöyle bir mektup yazmıştı;

kadın olsaydım, dinsizliği kucaklar ve asla müslüman olmazdım. erkeğe üç eş ve pek çok cariye edinme izni veren, cennette bekleyen hurileri müjdeleyen, kadına ise değirmen atı gibi yüzünü ve kafasını kapatmasını emreden ve böylece hep erkeklerin faydasına ve hep kadınların zararına kanunlar buyuran bir din düşün. bunların yanında beni her türlü eğlenceden men eden bir erkeği boşamama izin vermeyen ve ona koşulsuz itaat etmemi emreden bir din. bu dini benden uzak tut.

ne kadar ilginç, ne zaman din tartışması açılsa kendimi kaybediyorum.

sevgili fahire’m, zaman değişecek. fakat, ya biz çok erken doğduk ya da çok şanssız bir ülkede doğduk.

Ahmet Rıza büyük bir insandı. Osmanlı’nın münevver aydınlarından biriydi. Avrupa’da edindiği pozitivist görüşleri ile İttihat ve Terakki’ye yön verdi. Ordudaki pek çok subayı, jöntürkleri ve dolayısıyla Atatürk’ü de fikirleriyle etkiledi. Seküler ve modern Türkiye’nin kurucu fikir babalarından oldu.

Kendisi belli ki çok erken bir zamanda doğduğunu düşünüyordu. Fakat şimdi buradan bakınca iyi ki o dönemde doğmuş ve Atatürk gibi bir insana ilham kaynağı olmuş diyoruz.

İsmin her ne kadar unutulmuş olsa bile seni unutmuyoruz ey Hezarfen!

Facebook Yorumları

CEVAP VER