Amazon FBA Nasıl Kullanılır – Yeni Başlayanlar için Rehber

Amazon’da satış yapmanın faydalarından söz etmeye gerek yok di mi. Sitemde pek çok yazı Amazon FBA’in faydalarından bahsediyor. Bu yazıda yeni başlayanlar için Amazon FBA nedir, ne değildir ve Amazon FBA nasıl kullanılır onu öğreneceksiniz.

Dropshipping demeyin bana lütfen. Asla yapmayacağım ve tavsiye etmediğim bir şey. Ben FBA’ciyim : )

Bildiğiniz gibi Amazon insanlara kendi evlerinden işlerini kurabilmeleri için pek çok fırsat sunuyor.

Şimdi Amazon’da satış yapmanın getirileri neler bir bakalım.

  • Amazon’un aylık 2.5 milyar müşterisine erişmek demek yüksek satış rakamlarına erişmek demek.
  • Amazon’un 24 yıllık pazar liderliği ve müşterilerinde oluşturduğu güven, otomatik olarak size olan güven demek.
  • Amazon’un FBA programı tüm işleri sizin için kolaylaştırıyor.
  • Jungle Scout gibi uygulamalar sayesinde satış tahminleri elde edebilirsiniz.
  • Kolay ölçeklenebilirlik. Yani şu demek, işinizi küçük veya büyük istediğiniz gib şekillendirebilirsiniz.

Eğer ilk kez Amazon FBA’yi öğreniyorsanız, korkmayın. Bu yazıda özetle Amazon FBA nasıl kullanılır öğrenmiş olacaksınız. Sorularınız olursa yorum kısmına yazabilirsiniz.

Amazon FBA Nasıl Kullanılır

Amazon FBA’yi ilk kez öğrendiğinizi varsayıyorum. Dolayısıyla bu kısımda bilmeniz gereken temel şeyleri anlatacağım.

Amazon FBA, Fulfillment by Amazon’un kısaltmasıdır. Fulfillment Türkçe’de “yerine getirme, işleme” anlamlarına gelir. Yani Türkçeleştirecek olursa “Amazon tarafından işlenme” veya “Amazon tarafından yerine getirilme” olarak çevirebiliriz. Yani siz sadece satmak istediğiniz ürünü Amazon depolarına gönderiyorsunuz. Gerisi onlara kalıyor. Depolama, paketleme, satma, kargolama ve satış sonrası destek işlerini Amazon yapıyor.

Şimdi Amazon FBA nasıl kullanılır, adım adım nasıl çalışır bakalım.

  1. Öncelikle satmak istediğiniz ürünü Amazon’un ABD’de bulunan devasa depolarından birine gönderiyorsunuz. Bunlara “fulfillment centers” adı veriliyor. Yani “işleme merkezleri” diyebiliriz. Bu işleme merkezleri binlerce robottan ve Amazon çalışanından oluşan devasa depolardır.
  2. Depoya giren ürününüz envantere ekleniyor ve sort ediliyor. Depolama terminolojisinde sort etmek bir nevi sıralamak, ayıklamak anlamına gelir. Depoya giren ürününüze Amazon gayet iyi bakıyor, merak etmeyin. Hadi oldu diyelim, ürününüz işleme merkezinde zarar gördü ya da düştü kırıldı; Amazon zararınızı full karşılıyor.
  3. Ürününüz Amazon deposuna girdi. Peki şimdi ne olacak? En kolay kısma geldik. Müşterileriniz Amazon’da ürününüzü bulacak ve sipariş verecek. Bu siparişi Amazon karşılayacak ve tüm sistemi otomasyon ile yapacak. Sizin herhangi bir şey yapmanıza gerek kalmayacak.
  4. Sipariş üzerine, Amazon paketi depodaki raftan alacak, kutuya koyacak, paketleyecek ve sizin adınıza müşterinize kargolayacak.
  5. Burada bitmiyor henüz. Ürün müşterinin eline geçtikten sonra Amazon müşteri ile konuyu takip ediyor ve her şeyin yolunda olduğundan emin oluyor. Müşterinin geri iade vs gibi taleplerini karşılıyor ve dünyanın en iyi müşteri hizmetleri ile müşterinize satış sonrası destek veriyor.

Güzel değil mi : )

Peki ben ne yapacağım?

Şimdi diyeceksiniz ki, tüm işleri Amazon yapıyorsa ben ne yapacağım?

Bir Amazon FBA satıcısı olarak sizin yapmanız gerekenler şunlar:

  • Satacak ürün bulmak. En önemli ve zor kısım bu olsa gerek. Amazon’da zaten milyonlarca ürün var. Satmak istediğiniz bir ürünü büyük ihtimal başkaları çoktan satıyor olacak. Depolama, kargo, paket vs gibi tüm işleri Amazon hallediyor ancak sizin de satacak bir ürün bulmanız gerek.
  • Stoğunuzu yönetmek. Bu kısım da önemli. Envanterinizin sürekli dolu olduğundan emin olmalısınız. Amazon’un sevmediği şeylerden birisi “out of stock” yani “stokta kalmadı” yazısı. Stoğunuzun biteceğini çok önceden kestirip ona göre yeni ürün siparişleri vermelisiniz. Buna kısaca envanter yönetimi diyoruz.
  • Promosyon ve reklam. Maalesef promosyon ve reklam olmadan olmuyor bu işler. Amazon’un kataloğunda milyonlarca ürün var. Alıcıların sizin ürünlerinizi bulabilmesi için biraz gayret göstermelisiniz. Promosyon vermeli, reklam kampanyaları başlatmalısınız.

Amazon FBA’in maliyeti nedir?

Satış yapmak için Amazon FBA kullanmak mantıklı stratejilerden biridir. Hatta küçük ölçekte satacaksanız bireysel hesap kullanarak ücretsiz bile bu işi yapabilirsiniz.

Bireysel ve Profesyonel Satıcı Hesabı

İki tür Amazon FBA hesabı var. Bireysel (Individual) ve Profesyonel (Professional). Bireysel hesap ücretsizdir, istediğiniz zaman ücretsiz bir şekilde bu hesabı oluşturabilir ve satışa başlayabilirsiniz. Yalnız bireysel hesabın satış komisyon ücretleri daha yüksektir. Yani sattığınız her ürün başına Amazon’un sizden aldığı komisyon oranı profesyonel hesaba göre daha yüksektir. Profesyonel hesap ise ücretlidir. Aylık 39.99$ ödersiniz ama komisyon oranları düşüktür. Ayda 40 üründen fazla satmayı planlıyorsanız Pro hesap almalısınız çünkü bireysel hesapların aylık en fazla 40 parça ürün satma hakkı vardır. Zaten bu işi ciddi düşünüyorsanız aylık 39.99$’a kıymanız gerekiyor. Öbür türlü aylık 40 parça ürün ile herhangi bir ciddi gelir elde edemezsiniz. Ha belki işi öğrenmek için yavaş yavaş başlamak isterseniz, bireysel hesap işinizi görür.

Amazon Ücretleri

Bütün online satış platformlarında olduğu gibi Amazon da sunmuş olduğu hizmet ve servisler için belirli bir komisyon ücreti alır. Bu ücreti genelde satış yapıldıktan sonra alır. Şimdi Amazon’un bir satıcıdan aldığı ücretlere tek tek bakalım.

  • Referral fee: Amazon’un aldığı en temel ücrettir bu. Sizin Amazon platformunda ürün listelemenizin karşılığında ödeyecek olduğunuz ücrettir. Her satıştan %15 oranındadır. Örneğin 100$’a sattığınız bir ürünün 15$’ını Amazon’a referral fee adı altında ödersiniz.
  • FBA ücretleri: Eğer Amazon FBA yapıyorsanız, Amazon’a depolama, paketleme ve kargolama hizmetleri için ek bir ücret ödemeniz gerekir. Ama bu ücretler sizin bu işleri kendi başınıza yaptığınızda oluşacak maliyetlerden daha düşüktür.
  • Özek kategori ücretleri: DVD, kitap gibi bazı özel kategorilerin sabit ücretleri vardır.
  • Bireysel hesap sabit ücreti: Pro hesap değil de ücretsiz bireysel hesap kullanıyorsanız yukarıdaki %15 satış komisyonuna ek olarak her satışta 0.99$ değerinde sabit bir ücret keser sizden Amazon. Pro hesapta bu kesinti yoktur.
  • Uzun süreli depolama ücreti: Ürününüzü Amazon depolarında çok uzun süre tutarsanız süre uzadıkça ek olarak depolama ücreti ödersiniz. Bu yüzden ürünleri depoda fazla tutmadan bir an önce satmayı başarmalısınız. Depoda kaldığı sürece ücret ödemeniz gerekecektir.

Şimdi bu ücretler gözünüzü korkutmasın. Amazon’un FBA gelir hesaplama araçlarıyla toplam gelir ve giderinizi hesaplayabilirsiniz. Zaten bu işe girerken tüm giderleri göz önünde bulundurup ona göre bir kâr marjı belirlemeniz gerekir.

Envanter Maliyetleri

Amazon’da satacağınız ürünün türüne göre envanter maliyetleriniz farklılık gösterecektir. Bu anlamda private label denilen özel etiket yöntemini kullanmanızı tavsiye ederim. Sitede private label diye aratırsanız pek çok yazıya erişebilirsiniz.

Hangisi daha iyi? Amazon mu eBay mi?

Bu soru e-ticaret yapanlar arasında klasikleşmiştir. Açıkcası cevabı da size ve yapmak istediğiniz işe bağlıdır. Bazıları kesinlikle eBay’in daha iyi olduğunu söyler. Bazıları Amazon’un 1 numara olduğunu iddia eder. Aslında tamamen subjektiftir bu konu. Ben Amazoncu olduğum için elbette Amazon’un daha iyi olduğunu düşünüyorum.

eBay ile Amazon farkını ben şöyle özetliyorum.

  • eBay bir nevi dünyanın en büyük bit pazarı gibidir. Standınızı kurar, ürünlerinizi sergiler ve satarsınız. Kargolama, paketleme vs hepsi sizin sorumluluğunuzdadır. Dolayısıyla az bir kazanç için çok fazla efor sarf ediyor olabilirsiniz.
  • Amazon FBA ise aylık 2.5 milyar alıcıya erişme imkanı sunan bir mağazada bir reyon sahibi olmak gibi bir şeydir. En önemli göreviniz reyonunuzu şık, cazip, görünür ve dolu tutmaktır. eBay’in aksine, geri kalan tüm depolama, kargolama vs işleri Amazon yapar. Siz büyük resme odaklanırsınız. İşinizi promosyon ve reklam stratejileriyle büyütmeye çalışırsınız. Ve benim kendi deneyimime göre eBay’e kıyasla daha az çalışır, daha çok kazanırsınız.

Amazon FBA ile ne satabilirim?

Amazon FBA iş modelinin bir diğer güzel yönü de birden fazla satış metodunun olmasıdır.

Birkaç popüler satış metoduna birlikte bakalım.

  1. Arbitraj: Perakende satış mağazalarından veya diğer online mağazalardan düşük fiyatlı ürün bulup bunları Amazon’da yüksek fiyattan satabilirsiniz.
  2. Toptan (Wholesale): Marka ürünleri toptan indirimli fiyatla satın alıp Amazon’da yüksek fiyattan satabilirsiniz.
  3. İkinci el kitap satışı: Kullanılmış ve ikinci el kitapları satın alıp, Amazon’da yüksek fiyattan satabilirsiniz.
  4. Private Label (Özel Etiket): Piyasa ve ürün araştırması yapıp kendi etiketiniz ve logonuzla kendi ürününüzü oluşturun ve Amazon FBA ile satın. Bu şekilde ürünün her yönünü kontrol altında tutmuş olursunuz.

Bu seçenekler arasında en sonda belirttiğim Private Label yöntemi benim tercih ettiğim yöntemdir.

Private Label (Özel Etiket) Nedir?

Private label ya da Türkçe ifadeyle özel etiket ürün, üçüncü taraf bir üretici tarafından üretilen ve satıcının markasıyla satışa sunulan üründür. Diğer bir deyişle, var olan bir ürünü alır, kendi logo ve markanızla yeniden üretir ve satarsanız private label yapmış olursunuz.

Ben mesela private label yöntemiyle satış yapan bir Amazon FBA profesyonel satıcıyım. Aslında en başarılı Amazon FBA satıcıları genelde private label yapanlar oluyor.

Private Label yöntemini neden tercih etmeliyim?

Private label yöntemi diğer yöntemlere kıyasla onlarca avantaj sunmaktadır. Bunlardan en önemli birkaçına bakalım.

  • Ürün tedariği için daha az zaman ayırma. Private label yaparken tek bir ürünü çok sayıda tedarik etmeniz gerekir. Arbitraj ya da ikinci el kitap işinde ise bir çok farklı ürün bulmanız gerekir.
  • Fiyat kontrolü. Amazon’da listeleyeceğiniz ürünün fiyatını siz kontrol edersiniz. Bu nedenle, toptan veya arbitrajla yaptığınız gibi rekabeti düşük fiyatlandırma konusunda endişelenmenize gerek kalmaz.
  • Yüksek kâr. Benim kişisel deneyimlerime göre private label yöntemi en yüksek kâr getiren ve öngörülebilen satış yöntemidir.

Private Label ile ne kadar kazanabilirim?

Elbette private label ile elde edilen kazançlar kişiden kişiye göre değişir. Fakat kabaca bir hesap yapalım. Ürün başına net 10$ kâr ettiğinizi düşünelim. Ve bu üründen günde 10 tane satıyor olun. Ayda 300 satış demektir. Bu da 10$’dan ayda 3000$ kâr demektir. Bunu 1 yıla yayalım. Yılda 36.000$ kâr demektir. Bu da bugünkü kur ile yılda yaklaşık 190.000 TL demektir. Hiç fena değil, değil mi? Tek ürün için kazancımız bu kadar. Ürün yelpazenizi genişletirseniz bu rakam daha yükseklere çıkacaktır.

Private Label ne kadar zamanımı alır?

Ben haftada 4 saatimi ayırıyorum. Hepsi bu kadar.

Bir defa ürününüzü Amazon’a gönderip satmaya başladıktan sonra ekstra herhangi bir şey yapmanıza gerek yok. Sadece reklam, promosyon ve stok kontrolü yapmanız yeterli olacaktır.

Haftada sadece 4 saatinizi ayıracaksınız ve ayda 3000$ kazanmış olacaksınız.

İlk Private Label ürünümü nasıl oluşturabilirim?

5 basit adımda private label yapabilirsiniz.

  1. Ürün araştırma
  2. Ürün tedarik etme
  3. Ürün listeleme
  4. Ürün kargolama
  5. Ürün lansmanı

Şimdi bu 5 adıma sırayla bakalım.

  1. Ürün araştırma: Yüksek talep/düşük rekabet olan ürünleri araştırıp bulun.
  2. Ürün tedarik etme: Sizi binlerce Çinli tedarikçi ile bir araya getiren AliBaba’yı kullanarak kendinize tedarikçi bulun ve ürünü tedarik edin.
  3. Ürün listeleme: Ürününüzü Amazon’da listeleyin. Bu işlem zaten çok kolay. 40 dakikada halledebilirsiniz.
  4. Ürün kargolama: Tedarik ettiğiniz ürünleri FBA programı ile Amazon depolarına gönderin.
  5. Ürün lansmanı: Ürününüzün ve markanızın lansmanını ve reklamını yapın. Bu iş için Amazon’un reklam sistemini kullanabilirsiniz.

Bundan sonrası işin meyvelerini toplama kısmı. Arkanıza yaslanın ve kazançları toplayın.

Kâr garantisi olan bir ürün nasıl bulabilirim?

Şimdi ürün bulmamız lazım. Bize para kazandıracak private label yapabileceğimiz bir ürün. Tabii bu kısımda epey bir araştırma yapmamız lazım. Amazon’da ne çok satıyor, ne az satıyor bilmemiz lazım. İnanmayacaksınız ama Amazon kataloğundaki ürünlerin popülerlik verilerini paylaşıyor. Ürün araştırması yaparken kullanacağımız metrik: BSR yani Best-Seller Ranking yani Türkçe ifadeyle Çok Satanlar Sıralaması.

Çok satanlar sıralaması nedir?

Yukarıdaki görselde kırmızı çerçeve içine aldığım yere bakın. Amazon her ürünü bulunduğu kategoriye çok satanlar listesine ekler. Örneğin yukarıdaki ürün “Kılıflar ve Çantalar” kategorisinde çok satanlar sıralamasında 1. sırada yer alırken, “Kameralar ve Fotoğraf Makineleri” kategorisinde 93. sırada yer almış.

Bu veriyi Amazon her ürün için sağlıyor. Dolayısıyla sadece bu sıralama verilerine bakarak bile Amazon’da neyin çok satıp satmadığını bilebilir, ona göre satacak ürün araştırması yapabilirsiniz. Bir ürünün BSR’si yani sıralama rakamı ne kadar küçükse o kadar çok satıyor demektir.

Piyasada ürün araştırması işini yapan çeşitli tool’lar var. En bilineni Jungle Scout. Kullanıp deneyebilirsiniz. Jungle Scout ile ilgili diğer yazılarımı okuyabilirsiniz. Buna ek olarak AliBaba’dan ürün bulma ile ilgili de diğer yazılarıma bakabilirsiniz.

Yazımızın sonuna geldik. Umarım Amazon FBA nasıl kullanılır, nasıl private label yapılır bir fikriniz olmuştur.

Amazon’da Satış için 12 İpucu, Amazon’da Satış Nasıl Yapılır Öğrenin

Biliyorsunuz, Amazon dünyanın en büyük online perakende satış sitesi. Genel olarak şöyle bir algı var, çoğu insan Amazon’da bir şey satın aldıklarında, bu ürünü Amazon’un kendisinden satın aldıklarını düşünüyor. Halbuki, Amazon platformunda satılan ürünlerin nerdeyse %45’i üçüncü taraf satıcılar tarafından satılan ürünler. Yani nerdeyse Amazon’daki ürünlerin yarısı 3rd party dediğimiz üçüncü taraf kişi veya şirketler tarafından satılıyor.

Bu yazıda Amazon’da satış ipuçlarını ve Amazon’da nasıl satış yapılacağını inceleyeceğiz. 12 maddelik bir liste. Umarım faydalı olur.

Hadi başlayalım.

Profesyonel satıcı olarak kayıt yaptırın

Amazon’da satış yapabilmek için öncelikle bir Amazon Seller hesabı açmanız gerekiyor. İki tür satıcı hesabı mevcut Amazon’da;

  1. Professional Seller: Professional Seller adından da anlaşılacağı üzere Profesyonel Satıcı demek. Bireysel satıcının faydalanamadığı bazı özelliklerden faydalanma hakkına sahip. Yalnız aylık 39.99$ gibi bir ücreti var.
  2. Individual Seller: Bireysel hesap demek. Ücretsiz olan. Fakat kısıtlı özellikleri var. Örneğin ayda 40 üründen fazla satamazsınız bu hesapla.

Tabii eğer Amazon’da satış yapma noktasında ciddiyseniz, ve bütün işi gücü bırakıp buradan gelecek gelirle yaşamak istiyorsanız Profesyonel hesabı almanızı öneririm. Pro hesap tavsiye etmemin bir kaç nedeni var;

  • En önemli neden satabileceğiniz ürün miktarı. Pro hesapla sınırsız sayıda ürün satabilirsiniz. Bireysel hesapta ise aylık maksimum 40 ürün satabilirsiniz. Zaten 40’ın altında ürün satmak gibi bir hedefiniz var ise bu işe hiç girmeyin bile. Çünkü bir şey kazanmazsınız ve boşuna vaktinizi harcamış olursunuz.
  • İkinci önemli neden ise komisyon tutarları. Bireysel hesaplarda Amazon %15 satış komisyonu artı satış başına 0.99$ komisyon alıyor. Profesyonel hesapta ise satış başına ekstra 0.99$ ödemeniz gerekmiyor.
  • Pro hesabın bir diğer artısı da şu; Amazon’da satılmayan bir ürünü pro hesapla satmaya başlayabilirsiniz. Bireysel hesapla bunu yapamazsınız. Bireysel hesapla sadece Amazon’da olan ürünleri satabilirsiniz. Yeni ürün ekleyemezsiniz.
  • Pro hesapla satmanın bir diğer avantajı şu; Amazon’da belli başlı bazı kategorilerde (bunlara kısıtlı kategoriler deniyor, örneğin kıyafet, ayakkabı, mücevher ve araba parçları bu kısıtlı kategorilere giriyor) satış yapabilmeniz için ön başvuruda bulunmanız gerekir. Eğer Amazon başvurunuzu onaylarsa bu kategorilerde satış yapabilirsiniz. Pro hesabınız var ise, bu kategorilerde satış yapabilmek için başvuruda bulunabilirsiniz. Bireysel hesaplarda başvuru izniniz yok.
  • Pro hesapla envanterinize ürünleri toplu olarak excel veya başka şablonlar kullanarak yükleyebilirsiniz. Tek tek ürün eklemekle uğraşmazsınız. Bireysel hesapta bu özellik yok.
  • Pro hesapla promosyon, hediye servisleri ve diğer özel listeleme hizmetlerini kullanabilirsiniz.
  • Ve en en en önemlisi: sadece pro seller hesabı olanlar Buy Box kullanabilir. (Amazon’daki satışların %78’inden fazlası buy box ile oluyor)

Amazon FBA kullanın

FBA ya da tam açılımıyla Fulfillment by Amazon, “Amazon Tarafından Yerine Getirilme” anlamına gelir. Takip edenler bilir zaten. Bu sitede FBA ile çok fazla sayıda bilgi ve yazı var. Tekrar özetlemek gerekirse, FBA sayesinde ürünlerinizi Amazon’un ABD depolarına gönderebilir ve satabilirsiniz. Ürünlerinizi Amazon belirli bir komisyon karşılığında depolarında saklar ve sipariş geldiğinde paketleyip müşterilerinize gönderir. Ayrıca satış sonrası desteği verir. Bütün bunların karşılığında sizden belirli bir oranda komisyon alır.

FBA’ın dışında bir de FBM vardır. FBM’de paketleme ve kargolama işlemlerini satıcı yapar. Bazıları FBM’den FBA’ya geçtikten sonra satışlarının 5 kat arttığını söylüyor. Elbette FBA’de daha fazla komisyon ödersiniz ancak FBA yaptığınızda ürün satış hızınız daha yüksektir. Zira Amazon Prime program kapsamında ürünlerinizi hızlı bir şekilde kargolar. Müşterilerin çoğunluğu Prime’ı seçme eğilimindedir.

Ayrıca, FBM ile tüm gönderileri kendiniz paketleyip kargolamanız gerekiyor. Bunun kaybettireceği zamanı düşünün. Günde 20-30 sipariş için kaybedeceğiniz vakti düşünün. Bu vakti daha yüksek değerli işlerde kullanabilirsiniz, örneğin ürün araştırması ve reklam stratejilerine kafa yorarsınız bu vakitlerde.

Ayrıca buradaki yazıda Amazon FBA ile FBM arasındaki farkı detaylı inceleyebilirsiniz.

Amazon’un kurallarına uyun

Boşuna antin kuntin işlere girmeyin. Karşınızda Amazon gibi bir dev var. Farkedilmeyeceğinizi zannetmeyin. Ayrıca ne gerek var? Oyunu kurallarına göre oynayın. Madem Amazon size milyonlarca müşteriye erişim şansı veriyor, ve bununla birlikte bazı kurallar koyuyor, o zaman bize düşmek bu kurallara uymaktır. Yoksa Amazon’dan ban yediğinizde bir daha ömür boyu orada satış yapma şansı yakalayamazsınız.

Bununla birlikte Amazon’un kuralları stabildir. Sürekli değişiklik göstermez. Bir kere anlarsanız ve yaparsanız sonrası zaten kolaylaşır. İngilizceniz varsa ve okumak isterseniz Amazon’un politikalarına buradan erişebilirsiniz. Belki ayrı bir yazıda bu politikaları özet bir şekilde çıkarabilirim.

Spesifik bir konuda Amazon’un politikasını öğrenmek için Amazon Seller Central’e giriş yaptıktan sonra “Help” butonuna tıklayın ve aradığınız konuyu yazın. Arama sonuçlarında ilgili konuyla alakalı olarak Amazon’un politika sayfaları gelecektir. Buraları ziyaret ederek detaylı bilgi edinebilirsiniz.

Buy Box’ı Kazanmaya Çalışın

Buy Box konusu çok önemli. İstatistiklere göre Amazon’daki satışların %78’inden fazlası Buy Box üzerinden gerçekleşiyor. Bir müşteri herhangi bir ürün araması yaptığında karşısına birden fazla sonuç gelir. Müşteri bu sonuçlardan birine tıkladığında gelen ürün sayfasının en sağında beyaz bir kutu içinde hızlı satın alma butonları yer alır. Buna Buy Box denir. Her üründe bu kutu gelmez. Amazon kendi algoritmasına göre bu kutuyu belli başlı ürün sayfalarında gösterir. Bu Buy Box’a sahip olan bir ürünün satılma şansı diğerlerine göre daha yüksektir. Dediğim gibi, istatistiklere göre satın almaların %78’i buy box üzerinden gerçekleşiyor. Dolayısıyla bu kutuyu kazanmanız önemli.

Buy Box’ı her seferinde kazanmanın bir kaç yolu var.

  • Aynı ürün için nakliye dahil en düşük fiyatı veren satıcı olun. Eğer hesabınız sağlıklı ise (herhangi bir antin-kuntinlik yoksa) ve kargo dahil fiyatınız diğer satıcılardan düşük ise, büyük ihtimalle Buy Box’ı kazanırsınız. Şunu da not etmek gerekir; FBA satıcılarının kargo ücretini Amazon sıfır olarak kabul eder. Çünkü Amazon Prime üyeleri Prime programı kapsamında tüm ürünlerde 2-günde ücretsiz kargo hakkına sahiptir, Prime üyesi olmayan diğer müşteriler ise 35$ üzerindeki her satın aldıkları ürün için standart ücretsiz kargo hakkına sahiptir. Şöyle bir örnekle anlatayım: diyelim ki 49$’a çanta satıyorum. Bunun üzerine 9$ da kargo ücreti koyuyorum ve toplamda 49+9 = 58$’a kargo dahil çanta satıyorum. Aynı ürünü satan bir FBA satıcısı bu ürünü 57$’dan satıp Buy Box’ı kazanır, çünkü Amazon bu satıcının kargo ücretinin sıfır olduğunu varsayar. Aslında benim ürünümden 8$ fazla satıyor ama kargo ücreti olmadığından dip toplamda benden 1$ düşük fiyatla satmış oluyor. Bu durumda tabii ki Buy Box’ı ve müşteriyi o kazanır. Alın size FBA’in bir başka faydası daha.
  • Kimsede olmayan bir ürünü satın. Buy Box’ı kazanmanın bir başka yolu da bu. Amazon’da olmayan (ki nerdeyse imkansız) bir ürün bulun ve onu satın. Eğer Amazon’da kimsenin satmadığı orijinal bir ürün satarsanız, kimsede bu ürün olmadığı için her seferinde Buy Box’ı kazanırsınız. Bunu yapmanın bir diğer yolu da “private labelling” dediğimiz özel etiketleme yaparak kendi ürününüzü oluşturup kendi etikenizle satmanızdır.
  • Ürünleri setler halinde satarak orijinal ürün oluşturun. Eğer başka bir satıcı sizin satacağınız ürünü satıyorsa, o ürünleri yaratıcı yöntemlerle set haline getirip satmaya çalışın. Aslında aynı ürünü satıyorsunuz ama örneğin 2’si bir arada yapıp çanta ve cüzdan birlikte satarsanız orijinal bir set oluşturmuş olursunuz. Böylece Buy Box kazanabilirsiniz. Set ürün oluşturmak için istediğiniz tüm ürünleri birleştirebilirsiniz. Örneğin bıçak satarsınız, yanına bıçak kutusu eklersiniz. Önemli olan orijinal bir set oluşturmak.
  • Müşteri geri bildirimlerine önem verin. Bu konu da Buy kutusunu kazanmak için önemli. Fiyatınız diğer rakiplerinizden yüksek olsa bile, eğer müşteri yorumlarınız daha olumluysa Buy Box’ı kazanma şansınız daha yüksek. Dolayısıyla müşterilerinizi mutlu etmelisiniz. Müşterileri mutlu tutmanın yolu da kaliteli, düzgün ürünler satmaktan geçiyor.

Müşterilerinizin sorularını hızlı yanıtlayın

Bir müşteriden soru aldığınızda, Amazon sizin bu soruyu 24 saat içinde cevaplamanızı istiyor ve bunu yapmazsanız, hesabınıza bir eksi olarak yansıyor. Hesabınızın Amazon gözünde puanı düşüyor diyebiliriz. Çünkü Amazon müşterilerine çok önem veriyor ve her türlü sorunlarının mümkün olduğunca hızlı cevaplanmasını istiyor. Bunu yapmayan satıcıları da eğer devamlılık arz ederse ya ürünlerinizi aramalarda aşağılarda gösteriyor ya da hesabını askıya alıyor.

FBM yapıyorsanız ürünleri hızlı kargoya verin

FBM yapıyorsanız, yani siparişleri kendiniz işliyor ve kargoya veriyorsanız, siparişleri en fazla 1 iş günü içinde kargoya verin ve muhakkak kargo takip numarasını müşterilerinizle paylaşın. Amazon siparişlerin ne zaman kargoya verileceği bilgisini müşterilerinizle paylaşmanızı şart koşuyor. Bunu yapmazsanız ve hesabınızın sağlığı da kötüyse hesabınızı kaybedebilirsiniz.

Ürün listelerken UPC kodlarına güvenmeyin

Amazon kataloğuna ürün eklerken UPC kodunu girersiniz. Kodu girdiğinizde eğer bu ürün Amazon’da satlıyorsa o listeyi karşınıza getirir. Sattığınız ürünün karşınıza çıkan ürünle birebir aynı olduğundan emin olmak sizin sorumluluğunuzdadır.

Ürünlerinizin açıklamasını doğru yazın

Bu çok basit bir şey gibi gözükebilir ama gerçekten önemli bir nokta. Eğer yazdığınız açıklama sattığınız üründen birazcık bile farklı bir şey içerirse, inanın müşterileriniz bunu farkeder. Bu da geri iadelere, müşteri memnuniyetsizliklerine, kötü yorumlara ve sonrasında hesabınızın Amazon tarafından kapatılmasına kadar gidecektir.

Müşterilerinizden geri bildirim isteyin

Amazon’da satış yapanlar müşteri yorumlarının önemini bilirler. Müşteriler satın aldıkları ürünler için siz istemediğiniz sürece genelde yorum yazmazlar. Müşteri geri bildirimlerini alabilmek için piyasada ücretli veya ücretsiz bazı araçlar var. Bu araçlar müşterileriniz bir ürün satın aldıktan sonra onlara otomatik e-mail gönderir ve yorum yazmalarını ister. Bu tool’lardan birini kullanabilirsiniz.

Büyük görseller kullanın

Ürünlerinizi listelerken kullanacağınız görsellerin öneminden bahsetmeye sanırım gerek yok. Amazon’da satış yapıyorsanız görsellerin ne kadar önemli olduğunu zaten biliyorsunuzdur. Amazon yükleyeceğiniz ürün görselinin minimum 1000 dpi olmasını ister. Bunun nedeni müşterilerin ürüne zum yapabilmelerini ve detaylı inceleyebilmelerini sağlamaktır. Amazon ayrıca ürünlerin beyaz arka planda olmasını ister. Buradan bir ürüne nasıl görsel ekleyebileceğinizi inceleyebilirsiniz.

Envanter yönetimini iyi yapın

İlgilenenler bilir, Just in Time ya da Türkçe ifadeyle Tam Zamanında Envanter Yönetimi diye bir şey vardır. Yani ürününüz tükenmeden yeni ürünleri depoya gönderirsiniz. Bu şekilde Amazon’a ödeyeceğiniz depolama ücretlerini azaltabilirsiniz.

Amazon’un “Replenishment Alerts” diye bir özelliği var. Bu bir nevi “ikmal uyarısı”dır. Bu özellik sayesinde çok satan ürünleriniz için alarm kurabilirsiniz. Bu sayede ürününüz tükenmeden yenilerini sipariş geçer ve depoya gönderirsiniz. Dolayısıyla ürününüz “out of stock” yani “stokta yok” statüsüne düşmekten kurtulur.

Ortalama satış fiyatınızı arttırın

Ürününüzün ortalama satış fiyatını (average sales price) arttırarak, Amazon’un aldığı bazı ücretleri düşürebilir ve kâr marjınızı arttırabilirsiniz. Amazon FBA’in en temel ücretlerinden biri işleme ücreti (handling fee)’dir ve bu ücret standart boyutlarda bir ürün için 2.41$’dır. Diyelim ki ürününüzü 12.99$’a satıyorsunuz, işleme ücreti (2.41$) marjınızın %18’ini alır. Fakat bu ürünü 29$’dan satarsanız işleme ücreti kâr marjınızın sadece %8’ini almış  olur.

Gördüğünüz gibi satış fiyatınızı arttırırsanız, ödeyeceğiniz ücretler kâr marjınızın daha düşük bir kısmını almış olur. Dolayısıyla, ürün araştırırken yüksek fiyatlı ürünleri tercih etmeniz daha faydalı olacaktır.

6 Adımda Amazon FBA Nasıl Çalışır

Bu yazıda 6 adımda Amazon FBA’ye nasıl başlayacağınızı anlatacağım. Amazon FBA nasıl çalışır, neler gerekir sorularına cevap arayacağız.

Buradan detaylı Amazon FBA deneyimlerimi okuyabilirsiniz.

Amazon FBA’yi Kurun

İlk adımımız Amazon FBA’yin kurulumu. Eğer Amazon Seller hesabınız varsa, geriye sadece Amazon FBA seçeneğini aktif hale getirmek kalıyor. Eğer Amazon Seller hesabınız yoksa, önce bir Amazon Seller hesabı oluşturmanız gerekiyor.

Ürünlerinizi Ekleyin

Ürünlerinizi Amazon kataloğuna bir kaç farklı yöntemle ekleyebilirsiniz. Ya birer birer, ya toplu olarak ya da envanter yönetimi yazılımınızı Amazon’un API’siyle entegre ederek.

Ürünlerinizi Hazırlayın

Ürünlerinizin “e-ticarete hazır” olduğundan emin olun, böylece müşterinizin eline güvenli ve sağlıklı bir şekilde ulaşmış olurlar. Ürünlerinizi e-ticarete hazır hale getirmek için zımba, karton, printer vs gibi sarf malzemelerine ihtiyacınız varsa buradan veya herhangi bir alış veriş sitesinden tedarik edebilirsiniz. Verdiğim linkteki sarf malzemeleri Amazon’un ürün hazırlığı ve gönderimi için tercih ettiği ürünlerdir.

Ürünlerinizi Amazon Deposuna Gönderin

Gönderi planlarınızı oluşturun, Amazon’un indirimli iş ortağı operatörleri ile iletişime geçin (Amazon’un UPS gibi kargo firmalarıyla işbirliği olduğundan, indirimli fiyat alabilirsiniz) ve gönderilerinizi Amazon FBA depolarına paketleyip gönderin. Amazon Seller Central’da bu anlamda çok faydalı araçlar var, süreç boyunca size yardımcı olacaktır.

Müşterileriniz Ürün Siparişi Verir. Amazon Siparişleri Alır, Paketler ve Gönderir

Amazon FBA yaptığınızda Amazon ürünlerinizi Prime programı kapsamında ücretsiz ve hızlı bir şekilde müşterilerinize ulaştırır. Böylece tüm müşterileriniz kapsam dahilinde olan siparişlerde ÜCRETSİZ gönderimden yararlanabilir. Amazon, gelişmiş teknolojileri ile, yüksek hızlı toplama ve sıralama sistemlerini kullanarak bu siparişleri hızlı ve verimli bir şekilde yerine getirir. Amazon ayrıca müşterilere gönderilerini takip edebilmeleri için kargo takip bilgilerini paylaşır.

Amazon Sattığınız Ürünler için Satış Sonrası Destek Verir

Amazon FBA’in en güzel yönlerinden biri, sizin ek olarak müşteri desteği ile uğraşmamanızdır. Siz sadece ürünlerinizi Amazon depolarına gönderir ve satışlarını izlersiniz. Paketleme, gönderme ve destek kısmını Amazon halleder. Amazon’un birinci kalite müşteri hizmetleri ekibi, yedi gün, 24 saat gelen müşteri taleplerine ve geri iadelere destek verir.

Umarım Amazon FBA nasıl çalışır, neler gereklidir sorularınıza bu yazıda bir nebze cevap bulabilmişsinizdir. Soru ve yorumlarınızı ekleyebilirsiniz.

Kardiyo mu Ağırlık mı? Kilo Vermek İçin Hangisi En İyi?

Kilo vermek isteyen pek çok kişi, zor bir soruyla boğuşur: kardiyo mu ağırlık mı? Yani kilo verebilmek için kardiyo mu yapmalıyım yoksa ağırlık mı kaldırmalıyım sorusu.

Bunlar en popüler iki egzersiz türü, ancak hangisinin en iyi bir şekilde zamanınızı değerlendireceğini bilmek zor olabilir.

Bu yazıda size kilo vermek için kardiyo vs ağırlık hakkında bilmeniz gereken her şeyi anlatacağım.

NOT: Sağlık önemli bir konu olduğu için bu konuda yazarken dikkat etmek gerekir. Yalan yanlış kulaktan dolma bilgiler kötü sonuçlar verebilir. Dolayısıyla bu yazıda verilen her bilginin kaynağı bilimsel araştırmalardır ve bu araştırmaları yazıdaki linklerde bulabilirsiniz.

Kardiyo oturum başına daha fazla kalori yakar

Birçok bilim adamı, çeşitli egzersizlerin kaç kalori yaktığını araştırdı.

Bu araştırmaya dayanarak, kardiyo ve ağırlık da dahil olmak üzere farklı egzersiz türlerinde yakacağınız kaloriyi tahmin etmek için vücut ağırlığınızı kullanabilirsiniz.

Pek çok egzersiz için, tartıda ne kadar ağırsanız, o kadar fazla kalori yakarsınız.

Eğer 73 kg iseniz, 30 dakikalık bir koşuda ortalama bir hızla 250 kalori yakarsınız.

Eğer saatte 10 km daha hızlı koşacak olursanız, 30 dakikada yaklaşık 365 kalori yakabilirsiniz.

Öte yandan, 30 dakika ağırlık çalışmış olsanız, sadece 130-220 kalori yakabilirsiniz.

Genel olarak, eşit miktarda efor için kardiyo yaparak ağırlık kaldırmaktan daha fazla kalori yakabilirsiniz.

Özetle, egzersiz sırasında yaktığınız kalori sayısı bedeninizin büyüklüğüne ve ne kadar yoğun egzersiz yaptığınıza bağlıdır. Tipik olarak, bir kardiyo egzersizi aynı süre boyunca bir ağırlık kaldırma antrenmanı egzersizinden daha fazla kalori yakar.

Ağırlık kaldırmak her gün daha fazla kalori yakmanıza yardımcı olur

Ağırlık antrenmanı kardiyo egzersizi kadar kalori yakmasa da, ağırlığın diğer önemli faydaları vardır.

Örneğin, ağırlık çalışması kas inşa etmede kardiyodan daha etkilidir ve kaslar, yağ dahil olmak üzere diğer dokulardan daha fazla kalori yakar.

Bu nedenle, kas yapmanın dinlenme metabolizmasını (dinlenme halindeyken yakılan kalori) artırmanın anahtarı olduğu söylenir.

Bir araştırmada, katılımcıların 24 haftalık ağırlık çalışması sırasında dinlenme metabolizmaları ölçülmüştür.

Erkeklerde, ağırlık çalışması, dinlenme metabolizmasında %9’luk bir artışa yol açtı. Kadınlarda ise yaklaşık %4’lük bir artışa neden oldu. Yani 24 haftalık bir ağırlık çalışması sonunda dinlenme metabolizmanın %9 artacak ve bu şu demek; dinlenirken %9 ya da %4 daha hızlı kalori yakıyor olacaksınız!

Dinlenirken bile kalori yakmak kulağa hoş gelse de, bunun ne kadar sayıda bir kalori olduğunu bilmekte fayda var.

Erkekler için, dinlenme metabolizması %9 artışla günde yaklaşık 140 kaloriye çıktı. Kadınlarda ise günde yaklaşık 50 kalori oldu.

Bu nedenle, ağırlık antrenmanı ve biraz kas oluşturma, metabolizma hızınızı roket hızında arttırmasa da, az miktarda artabilir.

Bununla birlikte, ağırlık kaldırmanın başka önemli kalori yakıcı yararları da vardır.

Araştırmalara göre özellikle, bir kardiyo egzersiz ile karşılaştırıldığında, ağırlık kaldırma seansından sonraki saatlerde daha fazla kalori yakıldığı gözlemlenmiştir. (1, 2, 3)

Aslında, ağırlık çalışmasından sonra 38 saate kadar yükselen dinlenme metabolizması raporları vardır, ancak kardiyo ile bu tür bir artış bildirilmemiştir.

Bu, ağırlık kaldırmanın kalori yakma yararlarının sadece egzersiz yaparken sınırlı olmadığı anlamına gelir. Ağırlık kaldırarak, kalorilerinizi saatlerce veya günler sonra yakmaya devam edebilirsiniz.

Çoğu egzersiz türü için, daha yoğun bir egzersiz, daha sonra yaktığınız kalori sayısını artıracaktır.

Özetle, ağırlık kaldırma zamanla metabolizmanızı artırabilir, ancak değişiklikler çok büyük değildir. Ayrıca, ağırlık kaldırmak, antrenmandan sonra yaktığınız kalori sayısını arttırmak için genellikle kardiyodan daha etkilidir.

HIIT kardiyoya göre daha az sürede benzer faydalar sağlar

Kardiyo ve ağırlıkla ilgiliyseniz muhakkak HIIT’i duymuşsunuzudur. HIIT, High intensity interval training yani Türkçe ifadeyle “yüksek yoğunluklu iç antrenman” demek.

Kardiyo ve ağırlık en popüler antrenmanlardan ikisi olmasına rağmen, başka seçenekler de var.

Bunlardan biri, düşük yoğunluklu yavaşlama dönemleri ile değişen çok yoğun egzersizin kısa patlamalarını içeren HIIT’dir. (4, 5)

Yani önce çok yoğun ve hızlı bir şekilde koşarsınız, sonra normal tempoya dönersiniz ve bunu aralıklarla yaparsınız.

Tipik olarak, bir HIIT antrenmanı yaklaşık 10–30 dakika sürecektir.

HIIT’i sprint, bisiklet, atlama ipi veya diğer vücut ağırlığı egzersizleri de dahil olmak üzere çeşitli egzersizlerle kullanabilirsiniz.

HIIT daha fazla kalori yakabilir

Bazı araştırmalar kardiyo, ağırlık ve HIIT’in etkilerini doğrudan karşılaştırmıştır.

Bir araştırmada, 30 dakikalık HIIT, ağırlık çalışması, koşu ve bisiklete binme sırasında yakılan kaloriler karşılaştırıldı.

Araştırmacılar, HIIT’in diğer egzersiz türlerinden %25-30 daha fazla kalori yaktığını buldular.

Bununla birlikte, bu mutlaka diğer egzersiz türlerinin kilo kaybı için iyi olmadığı anlamına gelmez.

HIIT ve geleneksel kardiyo kilo vermede benzer etkilere sahip olabilir

400’den fazla kilolu ve obez yetişkini inceleyen bir araştırmada, HIIT ve geleneksel kardiyonun, vücut yağ ve bel çevresini benzer düzeylere indirdiği tespit edildi.

Bununla birlikte, başka araştırmalar HIIT tarzı egzersizlerin geleneksel kardiyo ile aynı sayıda kalori yakabileceğini gösterdi, ancak bu egzersizin yoğunluğuna bağlı.

Bazı araştırmalar, yaklaşık 73 kg ağırlığında birinin kardiyo veya HIIT’den 30 dakika içinde yaklaşık 300 kalori yakabileceğini tahmin ediyor.

HIIT’in potansiyel faydalarından biri, aslında egzersiz yapmak için daha az zaman harcamanızdır, çünkü dinlenme periyotları yoğun faaliyet süreleri arasında yer almaktadır.

HIIT, kısa bir süre içinde kalori yakabilir. Bazı araştırmalar, ağırlık veya kardiyodan daha fazla kalori yakabileceğini gösteriyor. Genel olarak, kardiyo gibi benzer kilo kaybı sağlar, ancak egzersiz yapmak için daha az zaman harcarsınız.

Birden çok egzersiz türü yapmak en iyisi olabilir

Amerikan Spor Hekimliği Koleji (ACSM), egzersiz önerileri veren en büyük ve en saygın kuruluşlardan biridir.

Kilo kaybı için kanıta dayalı öneriler yayınlamıştır.

Haftada ne kadar egzersiz yapmalısınız?

Genel olarak, ACSM, haftada 150 dakikadan daha az kardiyo gibi orta veya şiddetli fiziksel aktivitenin kilo vermek için muhtemelen yeterli olmadığını belirtmektedir.

Bununla birlikte, bu tür bir fiziksel aktivitenin haftada 150 dakikadan fazla bir süresinin, çoğu insanda kilo vermeye yardımcı olmak için yeterli olduğunu belirtmektedir.

Ek olarak, araştırmalar, insanların daha yüksek fiziksel aktivite düzeylerine sahip olduklarında daha fazla kilo verdiklerini göstermektedir.

Hangi egzersiz türlerini yapmalısınız?

İlginç bir şekilde, ACSM’nin araştırması, ağırlık çalışmanın kilo vermede çok yararlı olmadığını bulmuştur.

Bununla birlikte, kilonuz değişmemiş olsa bile, vücut kompozisyonunuzun düzelebileceğini bilmek önemlidir.

Örneğin, ağırlık çalışmak, kas artışına ve yağ azalmasına yol açabilir.

Eğer kas ve yağ aynı miktarda değişirse, daha sağlıklı olmanıza rağmen, kilo aynı kalabilir.

119 obez yetişkinde yapılan büyük bir araştırma, egzersiz ve kilo verme ile ilgili herşeyi perspektife koymaya yardımcı olur. Katılımcılar üç egzersiz grubuna ayrıldı:

  • kardiyo
  • ağırlık
  • kardiyo artı ağırlık.

Sekiz ay sonra, kardiyo ve kardiyo artı ağırlık yapanlar en fazla kilo ve yağ kaybetti.

Bu arada, en çok kas yapanlar sadece ağırlık ve kardiyo artı ağırlık yapanlar oldu.

Genel olarak, kardiyo artı ağırlık grubu en iyi vücut kompozisyonu değişikliklerine sahipti. Kas yaparken hem kilo verdiler hem de yağlarından kurtuldular.

Bu, kardiyo ve ağırlığı birleştiren bir programın vücut kompozisyonunuzu geliştirmek için en iyisi olabileceği anlamına gelir.

Özetle, haftada 150 dakikadan fazla yaptığınızda, kardiyo vücut yağlarını azaltmada kilo vermekten daha etkilidir. Ağırlık çalışmak ise kas inşa etmek için kardiyodan daha iyidir. Vücut kompozisyonunuzu geliştirmek için ise en iyisi kardiyo artı ağırlıktır. Yani şöyle;

  • kardiyo (yağlardan kurtarır)
  • ağırlık (kas yapar)
  • kardiyo artı ağırlık (vücut kompozisyonunuzu geliştirir)

Uzun dönemli başarı için hem diyet hem egzersiz önemlidir

Çoğu insan, optimal sağlık için egzersizin ve sağlıklı bir diyetin gerekli olduğunu bilir.

Tüm büyük sağlık kuruluşları, kilo vermeyi desteklemek için hem diyetinizi hem de egzersiz rutininizi değiştirmenizi önerir.

İlerlemenizi optimize etmek istiyorsanız, diyetinize dikkat etmeniz gerektiğinden, sadece egzersiz yeterli değildir.

Araştırmalar, uzun süreli kilo kaybı için ideal programın kalori alımının orta seviyede azaltılması ve iyi bir egzersiz programı olduğunu göstermiştir.

Birçok kişi sağlıklı bir diyetin kilo vermek için kritik olduğunu biliyor olsa da, bazıları çok ileri gidiyor ve önemli olan tek şeyin diyet olduğunu söylüyorlar.

Ancak, egzersizin ve spor yapmanın çok faydalı olduğunu bilmek önemlidir.

400’den fazla kişinin yer aldığı bir bilimsel derleme, diyet artı egzersizin kilo verme etkilerini incelemiş ve bunları yalnızca diyet değişikliklerinin etkileri ile karşılaştırmıştır.

Araştırmacılar, 10 haftadan bir yıla kadar, diyet artı egzersiz kombinasyonunun, sadece diyet yapanlara kıyasla %20 daha fazla kilo kaybına yol açtığını bulmuşlardır.

Dahası, diyet artı egzersiz içeren programlar, bir yıl sonra kilo kaybını sürdürmek için sadece diyet yapmaktan daha etkilidir.

Sağlıklı bir diyet ve iyi bir egzersiz programı, uzun süreli kilo kaybı başarısı için en kritik faktörlerden ikisidiri. Egzersiz içeren kilo verme programları, daha fazla kilo kaybına ve zamanla daha iyi kilo korunumuna yol açabilir.

Özet – Kardiyo mu Ağırlık mı?

Kardiyo mu ağırlık mı özetlemek gerekirse;

  • Hem kardiyo hem de ağırlık, daha sağlıklı ve daha formda olmanıza yardımcı olabilir.
  • Kardiyo antrenmanı, bir ağırlık antrenmanından daha fazla kalori yakar.
  • Bununla birlikte, kardiyoya kıyasla metabolizma hızınız daha uzun süre sonra halen yüksek kalabilir.
  • Ağırlık kaldırma kas inşa etmek için daha iyidir.
  • Vücut kompozisyonunuzu ve sağlığınızı geliştirmek için ideal egzersiz programı kardiyo + ağırlığı içerir. Her ikisini de yapmak en iyisidir.

Yazımızın sonuna geldik. Umarım kardiyo mu ağırlık mı sorunuza cevap bulabilmişsinizdir.

Manipülasyon ile Etki Arasındaki Fark

Birisinin manipülatif olarak adlandırılması, o kişinin karakterinin eleştirisidir. Manipülasyona maruz kaldığını söyleyen biri, kötü muameleye maruz kaldığından şikayet etmektedir. Manipülasyon üç kağıtçılık ve ahlaksızlıktır. Peki neden? Manipülasyonun neresi kötü? İnsanlar her zaman birbirlerini -her türlü yolu kullanarak- etkiler. Ama diğer etkilerden ayrı olarak manipülasyonu farklı kılan ve onu ahlaksız yapan şey nedir?

Günlük yaşamımızda sürekli olarak manipülasyona maruz kalırız. Birkaç örnek verelim. İngilizce’de “gaslighting” diye bir ifade var. Tam anlamı “kendini hatalı hissedecek şekilde birini manipüle etmek/yönlendirmek”. Birisinin kendi kararından şüphe etmesini teşvik etmek ve bunun yerine manipülatörün tavsiyesine güvenmeyi içeren “gaz ışığı” anlamındadır. Suçluluk hissi, manipülatörün yapmasını istediği şeyi yapmama konusunda birisini aşırı derecede suçlu hissettirir. Mahalle baskısı, manipülatörün istediği şeyi yapma konusunda ilgili kişiyi çok hassas hale getirir.

Manipülasyon Örnekleri

Reklamlar, izleyicileri doğru olmayan inançları şekillendirmeye teşvik edecek şekilde manipüle eder. Örneğin Marlboro Adamı’nın çok sağlıklı ve dinç gözükmesi ya da hamburgerlerin çok sağlıklı olduğunun öne sürülmesi gibi.

Kimlik avı (phishing), internet veya telefon dolandırıcılığı ve diğer aldatmacalar kurbanlarını açgözlülük, korku ya da sempati gibi duygularla oynamak suretiyle manipüle ederler.

Dinlere bakacak olursak, manipülasyon bir şeytan icadıdır da diyebiliriz. Adem ile Havva’yı elma ile kandıran ve cenneten kovulmalarına sebep olan durum çok zekice tasarlanmış bir manipülasyondan ibarettir.

Othello’yu okuduysanız bilirsiniz. Iago, Desdemona’nın sadakati konusunda şüphe uyandırarak Othello’yu manipüle eder. Onun kıskançlık ve güvensizlik gibi zaafiyetlerini kullanarak karısı Desdemona’yı öldürmesine yol açar.

Bütün bu manipülasyon örnekleri ahlaksızlık duygusunu paylaşıyor. Peki ortak yönleri nedir?

Manipülasyon ve Zarar

Belki de manipülasyon yanlıştır, çünkü manipüle edilen kişiye zarar verir. Elbette, manipülasyon genellikle zarar verir. Başarılı olursa, manipülatif sigara reklamları hastalığa ve ölüme katkıda bulunur; manipulatif phishing ve diğer aldatmacalar kimlik hırsızlığı ve diğer dolandırıcılık biçimlerini kolaylaştırır; manipülatif sosyal taktikler küfürlü veya sağlıksız ilişkileri destekleyebilir; politik manipülasyon bölünmeyi körükleyebilir ve demokrasiyi zayıflatabilir. Ancak manipülasyon her zaman zararlı değildir.

Ayşe’nin kendisini sürekli istismar eden, ancak kendisine sadık eski eşini bıraktığını varsayalım. Ancak ufak bir yalnız hissetme durumunda ona geri dönme eğiliminde olsun. Şimdi Ayşe’nin arkadaşlarının Iago’nun Othello’da kullandığı teknikleri kullandığını hayal edin. Eski eşinin sadece istismarcı değil aynı zamanda sadakatsiz biri olduğu konusunda Ayşe’yi (yanlış bir şekilde) manipüle ediyorlar. Eğer bu manipülasyon Ayşe’nin uzlaşmasını engelliyorsa, arkadaşlarının onu manipüle etmemiş olmasından daha iyi olabilir. Yine de, birçok kişi için hala ahlaki açıdan tehlikeli görünebilir. Sezgisel olarak, arkadaşlarının Ayşe’nin geri dönmesini engellemeye yardım etmek için manipülasyon yapmayan araçları kullanmaları ahlaki açıdan daha iyi olurdu. Manipüle edilen kişiye zarar vermekten ziyade, manipülasyon hakkında ahlaki olarak şüphelenilen bir şey kalır. Dolayısıyla, “zarar” manipülasyonun yanlış olmasının nedeni olamaz.

Manipülasyon ve Ahlak

Belki de manipülasyon yanlıştır, çünkü doğal olarak ahlaksız yolları olan teknikleri içerir. Bu düşünce, Immanuel Kant‘ın ahlakın birbirimizi sadece nesnelerden ziyade rasyonel varlıklar olarak ele almamızı gerektirdiği fikrinden esinlenenler için özellikle çekici olabilir. Belki de diğer rasyonel varlıkların davranışlarını etkilemenin tek yolu rasyonel iknadır ve bu nedenle rasyonel iknadan başka herhangi bir etki biçimi ahlaki açıdan uygunsuzdur.

Örneğin, Iago’nun manipülasyonunun çoğu Othello’nun duygularına hitap etmeyi içerir. Fakat duygusal temyizler her zaman manipülatif değildir. Ahlaki ikna, genellikle empatiye hitap eder, ya da sizin yaptığınızı başkaları size yaparsa nasıl hissettireceğini hissettirmeye çalışır. Benzer şekilde, bir kimsenin gerçekten tehlikeli olan bir şeyden korkması, gerçekten ahlaksız olan bir şey hakkında suçluluk hissetmesi veya kişinin gerçek yeteneklerine makul bir güven duygusu hissetmesi, manipülasyona benzemiyor. Rasyonel olmayan her etki biçimi manipülatif olacak diye bir şey yoktur.

Manipülasyon ve Etki

O zaman, bir etkinin manipülatif olup olmadığı, nasıl kullanıldığına bağlıdır. Iago’nun eylemleri manipülatif ve yanlıştır, çünkü Othello’yu yanlış şeyleri düşünmek ve hissetmek için tasarlanmıştır. Iago, Othello’nun kıskanmak için bir sebebi olmadığını biliyor, ama Othello’yu yine de kıskanç hissettiriyor. Bu, Iago’nun, Iago’nun yanlış olduğunu düşündüğü inançları şekillendirmek için Othello’yu kandırıp gerekli düzenlemeleri yaparken de uyguladığı aldatmacanın duygusal analoğudur.

Kendini hatalı hissedecek şekilde birini manipüle etmek, manipülatörün, sağlam bir yargıya kavuşmak için ne algıladığını güvensiz hale getirmesiyle oluşur. Aksine, öfkeli olduğu bir anda arkadaşınızın kararının gerçekten geçici olarak yanlış olduğunu biliyorsanız, bu öfkeli arkadaşınıza karar vermekten kaçınması için tavsiyede bulunmanız manipülatif olmaz.

Bir dolandırıcı, varolmayan Nijeryalı bir prens için sizi empatiye ittiğinde, manipülatif davranmış olur, çünkü var olmayan biri için empati hissetmenin bir hata olacağını bilir. Yine de, haksızlığa ve sefalete uğrayan gerçek insanlar için empati için samimi bir itiraz, manipülasyondan ziyade ahlaki iknadır. Sizi aldatan bir eş, ondan şüphelendiğiniz için sizi suçlu hissettirmeye çalıştığında manipülatif davranmış olur.

Son Söz

Bir etkiyi manipülatif ve aynı zamanda yanlış yapan şey aynı şeydir: manipülatörün, kendisinin uygun olmayan bir inanç, duygu ya da başka bir zihinsel durum olarak gördüğü şeyi başkasının da benimsemesini sağlama girişiminde bulunmasıdır. Bu şekilde, manipülasyon yalan söylemeye benzer.

Bir ifadeyi yalan yapan ve ahlaki açıdan yanlış yapan şey aynı şeydir; konuşmacının, kendisinin yanlış bir inanç olarak gördüğü şeyi karşıdakinin de benimsemesi sağlamaya çalışması. Her iki durumda da amaç, başka bir kişinin bir tür hata yapmasını sağlamaktır. Yalancı, yanlış bir inancı size benimsetmeye çalışır. Manipülatör de bunu yapar, ama aynı zamanda uygunsuz bir duyguyu hissetmeye, yanlış şeylere çok fazla önem atfetmeye (örneğin bir başkasının ne düşündüğü) ya da şüphe etmemeniz gereken bir şeyden şüphe etmenize yol açar. Manipülasyon ve manipulatif olmayan etki arasındaki ayrım, etkileyicinin, karşıdakinin düşündüğü, hissettiği, kuşku duyduğu veya dikkat ettiği şeylerde bir tür hata yapmasına çalışıp çalışmadığına bağlıdır.

İnsanlar saf rasyonel iknanın haricinde bir şekilde birbirlerini etkilemeye çalışırlar. Bazen, bu etkiler, diğer insanların karar verme durumlarını, ona doğru şeylere inanma, şüphe etme, hissetme ya da dikkat etme konusunda liderlik ederken; bazen, karar vermeyi, yanlış şeylere inanma, yanlış şeylere şüphe etme, hissetme ya da bunlara dikkat etme konusunda yönlendirerek bozarlar. Ancak manipülasyon, bir kişinin doğru karar verme kabiliyetini engellemek için bu tür etkilerin kasten kullanılmasıyla ilgilidir – manipülasyonun asıl ahlaksızlığı da budur.

Manipülasyon bir çeşit etkidir. Fakat gördüğümüz gibi, manipüle etmek için kullanılabilecek etki türleri de manipulatif olmayacak şekilde kullanılabilir. Manipülasyonu belirlemede önemli olan, ne tür bir etkinin kullanıldığının değil, etkinin diğer kişiyi bir karar vermek için daha iyi veya daha kötü bir duruma sokması için kullanılıp kullanılmadığıdır. Dolayısıyla, manipülasyonu tanımak için, etki biçimine değil, onu kullanan kişinin niyeti üzerine bakmalıyız. Çünkü, başka bir kişinin karar verme durumunu bozmak ve değiştirmek manipülasyonun esasıdır.

Kaynak

Bitcoin ile Blockchain Arasındaki Fark

Gizemli dijital bir para bir gecede bir internet fenomeni haline geldi. Bitcoin, gerçek kimliği ya da kimlikleri halen gizemini koruyan Satoshi Nakamoto isimli bir yazılım geliştiricisi tarafından yaratıldığına inanılan ilk kripto para birimi idi. Bitcoin ile Blockchain arasındaki fark nedir, ne değildir bu yazıda inceleyeceğiz.

Bitcoin nedir?

Bitcoin, kurulduğu günden bu yana uzun bir yol kat eden göz ardı edilemez bir icattır. Nakamoto’nun zihnin bir ürünü olarak ortaya çıkan şey, kimsenin tahmin edemeyeceği kadar büyük bir evrim geçirdi. Her büyük şey bir fikirle başlar. Bitcoinin ardındaki fikir, insanları hükümetlerin kontrolünden kurtarmak ve merkez bankası olmaksızın bağımsız olarak çalışabilecek bir para birimi yaratmaktı. Bitcoin dünyanın en zengin dijital para birimlerinden biri haline geldi.

Blockchain nedir?

Bitcoin, başarısını Blockchain’e borçludur. Blockchain nedir? Bitcoin işlemlerini yöneten ve belgeleyen teknolojidir. Blockchain, dağıtık bir bilgisayar ağı ve ilgili taraflar arasındaki işlemlerin bütünlüğünü garanti eden global eşler arası ödeme sistemidir. Bitcoin ile yapılan ancak bunlarla sınırlı olmayan tüm işlemleri belgeleyen bir açık kayıt veritabanıdır. Herhangi bir aracıya ihtiyaç duymaz. Bu sistem, bir kimsenin merkezi bir otorite gerektirecek başka bir para biriminden farklı olarak karar verme yetkisi olmasını sağlar.

Bitcoin ile Blockchain Arasındaki Fark

Bitcoin ve Blockchain Temelleri

Bitcoin, bir merkezi otoritenin sınırları dışında çalışan ve çevrimiçi işlemleri anonim olarak gerçekleştirmek için kullanılabilen bir dijital para birimi olan bir kripto para birimidir. Başka bir kişiye veya işletmeye ödeme yapmak için kullanılabilecek fiziksel kart içermeyen dijital ödeme sistemi – yeni bir para birimi türüdür.

Blockchain ise diğer Bitcoin işlemlerini tutan ve kataloglayan ve açık bir dijital defter olarak çalışan Bitcoin’in arkasındaki teknolojidir. İki taraf arasındaki işlemlerin bütünlüğünü sağlayan global eşler arası dijital bir sistemdir.

Bitcoin ve Blockchain’de yer alan teknoloji

Blockchain, ekonomik işlemlerin daha büyük resmidir. Başlangıçta bitcoin için tasarlanan Blockchain, Bitcoin işlemlerinden oluşan artan bir kayıt listesidir, ancak Bitcoin ve kripto paralar dışında potansiyel uygulamalara sahiptir. Hem merkezi olmayan hem de dağıtılmış paradigmaların özelliklerine sahip olan merkezi olmayan bir sistemdir.

Basit anlamda Blockchain, tüm kripto para birimi işlemlerinin sayısallaştırılmış bir açık defteridir. Bitcoin, Blockchain teknolojisini kullanan her bir Bitcoin işleminin Blockchain adı verilen büyük bir açık defterde saklandığı ve belgelendiği anlamına gelen bir kripto para birimidir.

Bitcoin ve Blockchain’in ademi merkeziyetçi yapısı

Bitcoin merkezi bir otorite tarafından yönetilmeyen merkezi olmayan bir kripto para birimidir ya da her bir bireyin ya da işin herhangi bir yönetim otoritesinden bağımsız çalışmasıdır. Kredi kartlarınızla yaptığınız işe benzer finansal işlemler veya ödemeler yapmanın yeni bir yoludur, ancak işlem, sürece dahil olan herhangi bir banka olmadan yapılır.

Blockchain ise, merkezi veya merkezi olmayan bir teknolojidir. Bir Blockchain doğası gereği dağılmış olmasına rağmen, mutlaka merkezden dağıtılmış olmak zorunda değildir.

Bitcoin ve Blockchain’in Şeffaflığı

Bitcoin işlemleri, eşler arası (peer-to-peer) teknolojiyi kullanarak mesajlarla dijital olarak gönderilir. Her zaman bir işlem yapmak istediğinizde, Bitcoin e-posta gibi davranan benzersiz bir adres oluşturur ve her işlem Bitcoin Cüzdan üzerinden yapılan tüm işlemleri saklayan bir halka açık kayıt olan Blockchain adı verilen dağıtılmış bir sistem aracılığıyla korunur.

Her işlem yaptığınızda, Bitcoin yeni bir adres oluşturur. Bir kullanıcının kimliği güçlü bir kriptografi ile korunur ve kimliği belli bir kullanıcıya ait bir Bitcoin adresini izlemek neredeyse imkansızdır.

Bitcoin ve Blockchain Fonksiyonu

Bitcoin dijital bir para birimi, daha çok anonim olarak çevrimiçi bir şey satın almanızı sağlayan bir dijital para birimine benzer. Blockchain ise Bitcoin ile sınırlı olmayan işlemleri kaydetmek için dağıtılmış bir veritabanı olarak çalışıyor. Defter, işlem yapılan her işlemin kaydını tutar, işlemlerin yapıldığını teyit eder. Bu dijital işlem kayıtları, bir defterin bir sayfasını temsil eden her bir blok ile “bloklar” halinde birleştirilir. Her blok işlem verilerini, bir zaman damgasını içerir ve her bir blok tamamlandıktan sonra bir işlem yapar ve bir sonraki blok için yol açar.

Bitcoin ile Blockchain Karşılaştırma Tablosu

Bitcoin ile Blockchain arasındaki fark özetlenecek olursa;

Bitcoin Blockchain
Bitcoin, çevrimiçi işlemleri anonim olarak yapmanıza izin veren dijital bir para birimidir. Blockchain, tüm Bitcoin işlemlerini tutan ve kataloglayan dijital ortak bir defterdir.
Merkezi bir otorite veya merkez bankası tarafından yönetilmeyen bir kripto para birimidir. İşlem kayıtlarını tutmak için dağıtık bir bilgisayar ağını kullanan bir teknolojidir.
İşlemleri güvenli hale getirmek için bir değişim aracı olarak çalışan merkezi olmayan bir para birimidir. Bir Blockchain doğası gereği dağıtık olmasına rağmen, mutlaka ademi merkezi olmak zorunda değildir.
Bitcoin Blockchain olmadan çalışmaz. Blockchain sadece Bitcoin ile sınırlı olmayan, veri saklamak için kullanılan merkezi ya da merkezi olmayan dağıtık bir veritabanıdır.

Bitcoin ile Blockchain arasındaki fark özetle bu şekilde.

Ayrıca bakınız: Blockchain

Hayat Takvimi

Zaman sahip olabileceğimiz en kıymetli şey. Nasıl nadir olan şeyler değer kazanırsa, zaman da nadirleştikçe ya da azaldıkça kıymet kazanır. 3 ay ömrü kalan bir insan için o 3 ay dünyanın en değerli şeyidir.

Google’a göre Türk insanının ortalama ömrü 75 yılmış. Peki bu 76 yılı nerede kullanıyoruz? Günlük yaşam içerisinde büyük resmi kaçırabiliriz. Ömrümüz nerede geçiyor. Sevdiklerimizle beraber sevdiğimiz işleri mi yapıyoruz yoksa sevmediğimiz işlerde sevmediğimiz insanlarla mı birlikteyiz.

Büyük Resim

Büyük resim olayı hep hoşuma gitmiştir. Bütüne bakmak insanı gerçeklerle yüzleştirir. Bu maksatla ortalama bir insan ömrünün genel olarak nerelerde ve nasıl geçtiğini öğrenmek istedim. Yani devasa bir “hayat takvimi” olsa ve yıl yıl nerede ne yapmışız görebilsek. İnternet derya deniz. Bulamayacağınız şey yok. Bu sitede tam düşündüğüm şeye denk geldim. Ben de bir benzerini Excel üzerinde hazırladım.

Ortaya şöyle bir şey çıktı;

Hayat Takvimi
Hayat Takvimi

Her bir satır 36 aydan toplam 3 yılı temsil ediyor. Ortalama ömür 75.

Büyük resimde görebileceğimiz gibi hayatımızın;

  • %44’ü: İş Hayatı
  • %27’si: Emeklilik
  • %23’ü: Eğitim
  • %6’sı: İlk Yaşlar

olarak geçiyor. Yazının başında az olan şey kıymetlidir demiştik di mi? Gördüğünüz gibi çocukluğumuz hayatımızın çok az ve küçük bir kısmını oluşturuyor. Belki de bu yüzdendir çocukluğumuza olan özlemimiz.

Yukarıda sarı ile işaretlediğim ise -örneğin- benim yaşım olsun. 25 yaşında iş hayatı kategorisinin başındayım. Önümde emekliliğime kadar bir sürü kare var. Bu kareleri doldurmak ve dolu dolu yaşamak benim elimde.

Peki hiç okul okumamış olsam, ilkokul çağından itibaren çalışmaya başlamış olsaydım sahip olacağım hayat takvimi nasıl gözükecekti ona bakalım;

Bu durumda hayat istatistiğim şu şekilde olacaktı;

  • %67’si: İş Hayatı
  • %27’si: Emeklilik
  • %6’sı: İlk Yaşlar

Yani hayatımın neredeyse %70’i çalışarak geçmiş olacaktı. Tabi çalışma derken ne kastediyoruz ona da açıklık getirelim. Belki iş hayatınızın ilk 10 senesi başkaları için çalışır, sonra kendi işinizi kurar ve kendi işinizin patronu olursunuz. Kendi işinizin patronu bile olsanız sonuçta iş hayatının içindesinizdir. Dolayısıyla ister patron, ister çalışan herkes için bu yüzdelik dilimler aynıdır. Fakat şu olabilir, çok para kazanırsınız ve çok erken emekli olur ve hayatınızı çalışmadan Bodrum’da geçirirsiniz, bu ayrı bir durumdur. Bu tür istisnaları bu takvime katmıyoruz tabii ki.

Kendi hayat takviminizi görmek isterseniz, takvimin excel versiyonuna buradan erişebilirsiniz.

Drone ile İHA Arasındaki Fark

İnsansız uçakları tanımlamak için kullanılan terimlerin sayısı genellikle karışıklığa yol açabilir. Bu yazıda Drone ile İHA arasındaki fark nedir, ne değildir onu inceleyeceğiz.

Belki de bugün medyada insansız bir uçağı tanımlamak için en çok kullanılan terim Drone‘dur. Ne yazık ki, drone terimi genellikle savaş alanındaki tartışmalı askeri uygulamalardan miras kalan kötü bir nüansa sahiptir. Endüstrinin savunucuları tarafından kullanılan ve daha çok tercih edilen ve tanımlayıcı bir terim olan, İnsansız Hava Aracı‘dır (İHA). Drone’lar ve İHA’lar oldukça eşanlamlı referanslar olarak kabul edilirken, bazıları İHA’ların “joystick” yardımıyla uzaktan pilotlu bir uçak olduğunu iddia ederken, bir Drone’nun uçuşunu önceden programlanmış davranışlara bağımlı hale getiren bir otomasyon seviyesiyle ayırt edilebileceğini iddia ederler.

İnsansız Hava Sistemleri (İHS) ise, tanım gereği bir Drone veya İHA’dan açıkça ayırt edilen bir referans terimdir. Bir İHS, bir uçağı veya İHA’yı, yer tabanlı kontrol cihazı ve ikisini bağlayan iletişim sistemini içine alan tüm kapsamlı bir sistemdir.

İnsansız Hava Aracı (İHA) Nedir?

İHA’lar temel olarak bir pilot kokpiti olmayan uçaklardır. İHA’lar, uzaktan gönderilen başlık değişiklikleri için önceden programlanmış bir uçuş planına göre çalışır. Gerçekte uçağı kontrol eden ve istenen konuma ulaşmak için değişen koşullara tepki veren içindeki yerleşik bilgisayarıdır.

İnsansız Hava Aracı (İHA)
İnsansız Hava Aracı (İHA)

İHA’lar hava keşif, haritalama vb. için yaygın olarak kullanılmaktadır.

Drone Nedir?

“Drone” terimi başlangıçta hedef uygulamada kullanılan pilotsuz uçaklar için kullanıldı. Bunlar, önceden programlanmış bilgisayar yazılımı veya bir uzaktan pilot ile uçurulan makineler/araçlardır. Bu nedenle, bir Drone ayrıca bir İnsansız Hava Aracı (İHA) olarak da adlandırılabilir.

Bir Drone örneği.
Bir Drone örneği.

Drone ile İHA Arasındaki Fark

Drone ile İHA arasındaki en temel fark, İHA’ların silahsız olması ve daha çok bir bölgedeki araştırma, keşif, haritalama, görsel ve termal görüntüleme gibi işlerde kullanılmasıdır. Öte yandan Drone’lar genellikle ölümcül silahlarla silahlandırılır ve daha ölümcül görevler için kullanılır.

Dolayısıyla, herhangi bir insansız uçağa bir İHA diyebiliriz, ancak her İHA bir drone olmak zorunda değildir.

Drone ile İHA arasındaki fark özetle bu şekilde. Sizin de eklemek istedikleriniz varsa yorum yazınız.

Öğütülmüş Kahve ile Hazır Kahve Arasındaki Fark

Kahve, dünyanın en popüler içeceklerinden biridir. Popüler olmasının ve her köşe başında bulunabiliyor olmasının dışında, kahvenin bir kısım faydaları da bulunuyor. Kalori sayısının düşük olmasından dolayı, diyet korkusu olmadan bu aromalı içeceğin tadını çıkarabilirsiniz. Aynı zamanda vücudun bilişsel işlevlerine ve beynin uyanık kalmasına yardımcı olur. Öğütülmüş kahve ile hazır kahve arasındaki fark nedir, ne değildir bu yazıda inceleyeceğiz. Antioksidanların varlığı onu daha da faydalı hale getirir. Kahvenin iki türü vardır; öğütülmüş ya da hazır. Kullanım açısından, hazır kahve, hazırlık süreci bakımından çok daha hızlı ve pratiktir. Bununla birlikte, hazır kahvenin aroması, öğütülmüş kahveninki kadar güçlü değildir. Öğütülmüş kahve ile hazır kahveyi ayırt etmenin 2 temel yolu vardır; kullanılan kahve çekirdeklerinin türü ve kahvenin işlenme şekli.

Hazır Kahve Nedir?

Hazır kahve (instant kahve diye de bilinir) bazen çözünebilir kahve olarak ifade edilir. Bu içecek, tüketici için tüm süreci basit hale getirmek için işlenmiş kahve çekirdeklerinden oluşan bir üründür. Hazır kahvenin tadını çıkarmak için yapmanız gereken tek şey bir bardak ve biraz sıcak sudur.
Hazır Kahve
Hazır Kahve
Üretim söz konusu olduğunda, hazır kahve yanma silindirlerinde aynı kavurma işleminden geçer. Bununla birlikte, hazır kahvenin özünü elde etmek için, kahve çekirdeklerinden çözünür ve uçucu içerik olarak özütlenir. Konsantrasyon, dondurarak buharlaştırma veya buharlaştırma işlemleriyle de daha güçlü hale getirilebilir.

Öğütülmüş Kahve Nedir?

Öğütülmüş ya da çekilmiş kahve, herhangi bir endüstriyel işlemden geçmeden öğütülmüş bir kahve çekirdeğidir. Çoğu kahve fanatiği öğütülmüş kahveyi hazır kahveye tercih etse de, açıkta bırakıldığında tazeliği uzun süre dayanmaz ve kahve özünü ve tadını kaybedebilir. Hazırlama işlemi hazır kahve kadar kolay değildir. Taze çekilmiş kahve yapmak, özel ekipman gerektiren adeta bir sanattır.
Öğütülmüş Kahve
Öğütülmüş Kahve
Bugün piyasada, işleme süresini kısaltan birçok kullanışlı ekipman var. Bununla birlikte, bu ekipmanlar yine de hazır kahvenin hazırlanma hızına yetişemez. Öğütülmüş kahvenin ek bir avantajı, esansiyel yağlarının çoğunun, kahveye daha zengin bir aroma vermesi nedeniyle kafein içeriğinin çok daha yüksek olmasıdır. Marketlerde, öğütülmüş kahve, hazır kahveden biraz daha pahalıdır.

Öğütülmüş Kahve ile Hazır Kahve Arasındaki Fark

Öğütülmüş kahve ile hazır kahve arasındaki fark özetlenecek olursa;
  • Hazır kahvenin diğer bir adı da çözünebilir kahvedir.
  • Öğütülmüş ya da çekilmiş kahve, hazır kahveye kıyasla lezzet bakımından çok daha zengindir.
  • Hazır kahve granül veya toz halinde mevcuttur.
  • Hem hazır hem de öğütülmüş kahve, düşük kalorilidir.
  • Öğütülmüş kahve, hazır kahve ile karşılaştırıldığında daha yüksek kafein miktarına sahiptir.
  • Hazır kahve için yan ürünler yoktur.
  • Öğütülmüş kahve daha kısa bir raf ömrüne sahiptir.
  • Hem hazır hem de öğütülmüş kahve, eşit miktarda antioksidan miktarına sahiptir.
  • Dondurarak kurutma, hazır kahve yapmak için en iyi yöntemdir.
  • Öğütülmüş kahve yapmak, hazır kahve ile karşılaştırıldığında daha fazla zaman alır.
  • Öğütülmüş kahve, ekstraksiyon sırasında kullanılan Moka tencere gibi harici ekipmanlara ihtiyaç duyar.