Ördek ile Kuğu Arasındaki Fark

Ördek ve kuğu aynı Anatidae familyasından iki ayrı tür su kuşudur. Pek çok benzer noktaları ve bununla birlikte farklılıkları da vardır. Hem kuğu hem ördek oldukça yoğun tüye, kısa ayaklara ve düz gagaya sahiptirler. Hem kuğu hem ördek tek eşlidir yani sadece bir eş ile çiftleşirler. Her iki kuş türü bu gibi birçok benzer özellik taşır fakat morfolojik ve davranışsal açıdan da pek çok farklılıkları vardır.

Kuğu

kuğu
Kuğu

Yedi farklı türden oluşan tek bir kuğu familyası vardır. Erkek kuğuya ingilizcede “cob” denir fakat Türkçe’de sadece erkek kuğu deriz. Dişi kuğuya ise yine ingilizcede “pen” denir ve yine Türkçe’de biz sadece dişi kuğu deriz. Anatidae familyasının vücut boyu ve ağırlığı noktasında en büyük üyesi kuğudur. Kuğuların kanat boyu üç metreden büyüktür. Kuğuların ağırlıkları 15 kiloya kadar çıkabilir ki böylesi bir ağırlık uçan bir kuş için muazzam bir ağırlıktır. Her ne kadar kuğu kuşlar içerisinde en estetik kuş olarak görülse de kilo bakımından biraz kiloludur diyebiliriz. Kuğuları aynı familyadaki diğer kuşlardan ayırt eden en büyük özellik uzun boyunlarıdır. Hem dişi hem de erkek kuğu aynı tüylere sahiptirler. Kuğuların tüy desenleri çok basittir fakat renk olarak siyahtan saf beyaza doğru değişiklikler gösterir. Kuzey yarımküredeki pek çok kuğu türünün rengi saf beyazdır. Güney yarımkürede ise kuğuların renkleri genelde siyahtır. Kuğular genelde otoburdurlar fakat bazen omnivor yani herşeyi yiyen bir hal de aldıkları olur. Kuğular genelde göçmendiler ve bazıları kısım kısım göç eder. Kuğular genelde tek eşlidirler ve ömür boyu tek bir partnerle çiftleşirler. Erkek kuğu çiftleşmeden önce yuvayı yapmaya yardımcı olur fakat kuluçka işi tamamen dişi kuğu tarafından yapılır.

Ördek

Anatidae familyasına bağlı her kuşun ortak adı aslında ördektir. Bu familyaya bağlı diğer üyeler kuğu ve kazdır ve kuğu ve kaz da aslında ördek olarak sınıflandırılır. Erkek ördeğe suna denir. Ördekler genelde suda yaşar ama karada da yaşayabilirler. Bazı ördekler tatlı sularda küçük balık avlamada uzmandır. Ördekler ayrıca böcek, ot, küçük amfibyan vb gibi şeylerle beslenirler. Ördekler genelde tıknaz ve şişman kuşlardır. Turuncu, yeşil, siyah ve sarı gibi farklı renklerde kanatlara sahiptirler. Lezzetli beyaz etleri vardır. Bazı yerlerde av için kullanılırlar. Yumurtaları, etleri ve kanatları için evcilleştirilirler. Ayrıca ördekler çizgi film dünyasından da sık kullanılan hayvan karakterlerdendirler. Örneğin Daffy Duck, Donald Duck, Darkwing Duck ve diğerleri gibi. Ördeklerle ilgili bir diğer ilginç bilgi de sadece dişi ördeklerin ses çıkardığıdır. Sunalar yani erkek ördekler ses çıkarmaz.

Ördek ile Kuğu Arasındaki Fark

Ördek ile kuğu arasındaki en belirgin fark kuğu daha büyük ve uzundur ve çok karakteristik bir boyna sahiptir. Ördek ise daha küçük, tıknaz ve küçük boyunludur.

Ördek ile Kuğu Arasındaki Fark
Kuğu beslemeye çalışan bir insan.

Ördek ile Kaz Arasındaki Fark

Ördek ve kaz birbiriyle akraba iki canlıdır. Birbirlerine fiziksel olarak benzemelerinin yanısıra, benzer habitatlarda yaşar ve benzer karakteristik özellikler gösterirler. Bütün bu benzerliklerin sebebi hem kazın hem ördeğin aynı Anatidae (Ördekgiller) familyasından olmasıdır. Birçok yönden benzemelerine rağmen yine de ikiz sayılmazlar ve birbirlerinden kolaylıkla ayırt edilebilirler.

Aşağıda ördek ve kazın farklı karakteristik özelliklerini sıralayacağız.

Ördek ile Kaz Arasındaki Fark

Anatidae familyasına bağlı her kuşun ortak adı aslında ördektir. Bu familyaya bağlı diğer üyeler kuğu ve kazdır ve kuğu ve kaz da aslında ördek olarak sınıflandırılır. Erkek ördeğe suna denir. Ördekler genelde suda yaşar ama karada da yaşayabilirler. Bazı ördekler tatlı sularda küçük balık avlamada uzmandır. Ördekler ayrıca böcek, ot, küçük amfibyan vb gibi şeylerle beslenirler. Ördekler genelde tıknaz ve şişman kuşlardır. Turuncu, yeşil, siyah ve sarı gibi farklı renklerde kanatlara sahiptirler. Lezzetli beyaz etleri vardır. Bazı yerlerde av için kullanılırlar. Yumurtaları, etleri ve kanatları için evcilleştirilirler. Ayrıca ördekler çizgi film dünyasında da sık kullanılan hayvan karakterlerdendirler. Örneğin Daffy Duck, Donald Duck, Darkwing Duck ve diğerleri gibi. Ördeklerle ilgili bir diğer ilginç bilgi de sadece dişi ördeklerin ses çıkardığıdır. Sunalar yani erkek ördekler ses çıkarmaz.

Ördek ile Kaz Arasındaki Fark
Sol taraftaki renkli olan ördek, sağ taraftaki beyaz olanlar ise kaz.

Kazlar ise ördeklere kıyasla çok daha uzun bir boyna sahiptirler. Ördeklerin boynu daha tıknazdır. Kazlar da ördekler gibi sulu ortamları severler fakat karada da yaşarlar. Erkek kaza ingilizce’de “gander” denir fakat Türkçe’de erkek kaz için ayrı bir isim yoktur. Kaz yavrularına ise kaz palazı dendiği olur. Kazlar genelde yeşillik yerler. Kazlar ördeklere kıyasla daha vegan bir diyet takip ederler.

Kaz tüyünün ördeğe kıyasla daha az koktuğu da söylenir. Kazların ayaklarında ördeklere kıyasla daha fazla perde ve şerit vardır. Kazlar renk açısından ördeklere kıyasla daha az renklidir. Kazların üç renk aralığı vardır: beyaz, siyah ve gri. Ördekler ise turuncu, yeşil, sarı olmak üzere farklı renklerde tüylere sahip olabilirler. Kazlar genelde mitolojik ve dini hikayelerde kendilerine yer bulurken, ördekler genelde televizyon yıldızı olarak medyada yer alırlar.

Ördek ile kaz arasındaki fark özetlenecek olursa; ördekler ve kazlar aynı Anatidae (ördekgiller )familyasındadırlar. Ördekler kısa ve tıknazdır, kazlar daha uzundur. Ördekler daha çok çizgi filmlerde ve televizyonlarda rol alırken, kazlar daha çok mitoloji ve hikayelerde kendilerine yer bulur. Ördekler insanlara pek bulaşmazlar ama kazlar insanları özellikle küçük çocukları kovalayabilirler.

Brent Petrolü, WTI Petrolü ve Dubai Petrolü Arasındaki Fark

Brent, WTI ve Dubai petrolü gibi petrol türlerini anlayabilmek için öncelikle ham petrolün ne olduğuna bakmamız gerekir. Aşağıda detaylı bir şekilde ham petrolü inceledikten sonra petrol türleri ve bu türler arasındaki farkları inceleyeceğiz.

Ham Petrol Türleri

Ham petrol petrolün çıkarıldığı ve süzüldüğü rengine, kıvamına ve saflığına göre derecelendirildiği alana göre sınıflandırılır. Bugün çok farklı ham petrol türleri olmasına rağmen piyasanın standart ve kıstas noktası olarak kabul ettiği belli başlı bazı türler vardır.

Piyasada kıstas ve nirengi noktası olarak kabul edilen ham petrol türleri; WTI (Western Texas Intermediate), Brent ve Umman‘dır. WTI petrolü NYMEX, Brent petrolü ICE, Umman petrolü ise DME üzerinde işlem görür. WTI ve Brent petrolü tatlı petroller olarak kabul edilir. WTI Orta Amerika, Brent petrolü ise Kuzey Denizi‘nden çıkarılır. Umman petrolü ise Orta Doğu‘dan çıkan ana petroldür ve WTI ile Brent petrolüne göre daha az tatlı olarak kabul edilir.

Ham petrol fiyatları için başka bir kıstas noktası ise OPEC‘tir. OPEC üyesi ülkelerde çıkarılan toplam ham petrole göre fiyatlar belirlenir. WTI ve Brent petrolüne göre OPEC petrolü daha az tatlıdır ve bu iki petrole göre daha indirimli satılması gerekir. Petrolün en büyük kullanım alanı ulaşımdır. Global çapta motorlu taşıt kullanımı petrole olan arzı doğurur.

Ham petrolü işleyen rafineriler için düşük sülfürlü ya da tatlı dediğimiz petrolden benzin veya dizel yakıtı üretmek yüksek sülfürlü petrolden daha kolaydır. Bu nedenle düşük sülfürlü yani tatlı petrol daha çok tercih edilir.

Dolayısıyla petrolün nereden geldiğinin ve hangi bölgeden çıkarıldığının önemi vardır. Üretimi daha ucuz ve hızlı olan daha çok talep görür. Denizden çıkarılan petrol ile karadan çıkarılan petrol fiyatı arasında da fark vardır.

Piyasayı domine eden ve rafineriler tarafından bilinen petrol türleri; Brent, WTI ve Umman petrolüdür. Rafineriler bu petrolleri daha önce işlediklerinden nasıl olduklarını bilirler.

Brent Petrolü, WTI Petrolü ve Dubai Petrolü Arasındaki Fark
Brent dünya petrol piyasasının üçte ikisini domine eder. WTI genelde ABD’de yaygındır. Umman petrolü ise Asya marketlerinde kullanılır.

Brent Petrolü

Bugün dünya üzerindeki petrol anlaşmalarının neredeyse üçte ikisi Brent petrolü üzerinedir. Dolayısıyla Brent petrolü için en yaygın tür diyebiliriz. Günümüzde Brent petrolü derken Kuzey Denizi’nde farklı alanlardan çıkarılan petrol kastedilir. Bu alanlar; Brent, Forties, Oseberg ve Ekofisk‘tir. Bu bölgeden çıkarılan petrol tatlı ve hafiftir. Dolayısıyla benzin ve dizel yakıt üretimi için rafinerilere idealdir. Ayrıca denizden çıkarıldığı için doğrudan deniz üzerinden başka uzak bölgelere gönderimi de kolaydır.

West Texas Intermediate (WTI)

WTI petrolü ABD’de çıkarılan ve boru hattıyla Oklahoma, Cushing’e gönderilen petrollere verilen isimdir. Karada çıkarıldığı için uzak bölgelere gönderimi zor ve masraflıdır dolayısıyla fiyatı daha yüksektir. WTI petrolü de Brent petrolü gibi çok hafif ve tatlıdır. Yine benzin ve dizel yakıt üreticileri için ideal bir ham petroldür. ABD’de tüketilen başlıca petrol türü WTI’dir.

Umman Petrolü

Umman petrolü ya da diper adıyla Orta Doğu petrolü Brent ve WTI petrolüne göre daha ağır ve daha az tatlıdır. Dubai, Abu Dabi ve Umman’dan üretilen karışım ham petrol hem daha ağır hem daha yüksek sülfürlüdür. Dolayısıyla petrol kategorisinde tatlı değil “tuzlu” olarak sınıflandırılır.

Brent Petrolü, WTI Petrolü ve Dubai Petrolü Arasındaki Fark
Brent Petrolü, WTI Petrolü ve Dubai Petrolü Fiyat Kıyaslaması

 

Leopar ve Çita Arasındaki Fark

Leopar ile çitayı ilk bakışta ayırt etmek zordur. Birbirlerine çok benzerler. Her iki kedi de çok hızlı, çevik, atik, etobur ve yırtıcı hayvanlardır. Fakat birbirlerinden ayrıldıkları pek çok nokta vardır.

Leoparlar genelde tek başına hareket eder ve ya tek başına ya da çok küçük bir grupla birlikte avlanırlar. Çitalar ise genelde grup haline hareket edip avlanırlar. Hem çita hem de leoparlar 2 yaşına kadar anneleriyle birlikte yaşarlar ve sonrasında kendi başlarına avlanmaya başlarlar.

Çitalar aşırı hızlı olmalarıyla bilinirken, leoparlar iz sürme ve sessizce pusu kurma yetenekleriyle bilinir. Bir çita avını yakaladıktan sonra diğer hayvanlardan korumak için gizli bir yere götürür, bir leoplar ise avını yakaladıktan sonra genelde ağaca çıkar ve ağacın tepesinde yer. Bir çita üç saniye içinde saatte 113 km’ye kadar hıza çıkabilir. Bir leopar ise 57km’ye kadar hız yapabilir.

Leoparların gece görüşlerini iyileştirmek için gözlerinin altında beyaz çizgiler vardır. Çitalarda ise gündüz güneş altında daha iyi görebilmeleri için siyah çizgiler vardır. Çitaların bilinen altı alt türü vardır, leoparların ise dokuz.

Şimdi leopar ve çita arasındaki farkları daha geniş kapsamlı inceleyelim.

Genel Bakış

– Leoparların rozet benzeri noktaları vardır. Çitaların ise desenleri daha çok düz yuvarlak veya ovaldir.

– Leoparların “gözyaşı çizgisi” adı verilen çizgileri yoktur. Çitaların ise gündüz güneşine karşı daha iyi görmelerini sağlayan ve gözden ağza kadar ilerleyen siyah gözyaşı çizgileri vardır.

– Leoparlar ağır ve güçlüdürler. Çitalar ise daha zayıf fakat leoparlardan daha uzundurlar.

– Leoparlar daha çok kedi görünümlüdürler. Çitalar ise kedi görünümden biraz daha uzaktırlar.

– Leoparlar gece avlanır, çitalar ise gündüz avlanır.

– Leoparlar avlarını ağaç tepelerine taşır ve orada yer, çitalar ise avlarını ya gizli bir yere ya da çimenlik bir alana taşır.

– Leoparlar güçlüdür. Çitalar ise hızlıdır. Çitalar bazen 113 km/s hız yapabilirler. Çitalar dünyanın en hızlı koşan hayvanlarıdır.

– Leoparların güçlü dişleri ve çeneleri vardır ve sert kemikleri bile dişleyerek ezebilirler.

– Çitaların ise daha küçük diş ve çeneleri vardır ve bundan dolayı hızlı nefes alıp verebilmek için daha büyük bir genizleri vardır. Büyük kemikleri leoparlar kadar kolaylıkla dişleyip ezemezler.

– Leoparlar genelde yalnız yaşayıp avlanırlar. Çitaların ise daha sosyal bir hayatları vardır.

– Leoparlar pençeleri sayesinde ağaçlara kolaylıkla tırmanırken çitalar kolay tırmanamaz.

– Çitalar saatte 113km hız yapabilirken, leoparlar sadece 60km hız yapabilir.

– Çitaların gözlerinin altındaki iki siyah çizgi gözyaşı izi olarak bilinir ve gündüz avlanırken güneş ışınlarını emerek daha iyi görmesini sağlar.

Davranış

Çita: Anne çitalar genelde tek dolaşır (Çocuk yetiştirdikleri zamanalar hariç). Erkek çitalar ise genelde 2-3 kişilik koalisyon oluştururlar. Çitalar genelde insan türüne karşı çok tehlike arz etmez hatta karşılaşıldığında o ortamdan uzaklaşırlar.

Fakat yetişme şekline bağlı olarak agresif olabilirler. Dolayısıyla dikkatli olunmalıdır.

Leopar ve Çita Arasındaki Fark

Leopar: Hem dişi hem erkek leopar genelde utangaç ve asosyaldirler. Görece olarak agresiftirler. Özellikle rahatsız edildiklerinde iyice agresifleşirler. Rahatsız edildiğinde kim agresifleşmez ki?

Leopar ve Çita Arasındaki Fark2

Vücut Yapısı

Çitalar uzun ve zayıftırlar. Leoparlar ise daha yapılı ve kaslıdırlar. Çitalar hız yapmada, leoparlar ise pusu kurma ve avını izlemede uzmandır.

Pençeler

Çitaların pençeleri koşarken yere daha iyi basabilmeleri için o yönde gelişmiştir. Yarı içeri-çekilebilirdir. Leoparların pençeleri ise full içeri çekilebilirdir ve ağaçlara tırmanma ve avını taşıyabilme için idealdir.

Yaşam Alanları

Çita: Genelde savanlarda, ağaçlı bozkırlarda yaşarlar. Termit höyüklerinde ve tümseklerinde veya etrafı kolaçan edebilecekleri küçük tepelerde otururlar.

Leopar: En çok alana yayılmış zeki kedi türüdür. Pek çok habitatta rastlanabilir. Yoğun ormanlardan, bozkırlara, dağlara ve hatta çöllere kadar her türlü farklı yerde yaşarlar.

Kafa Yapısı

Çita: Küçük ve yuvarlak bir kafası vardır. Gözünün altından başlayıp ağzına kadar devam eden ayırtedici “gözyaşı çizgileri” vardır.

Leopar ve Çita Arasındaki Fark3
Çita kafası yuvarlak ve küçüktür. Gözlerinden ağızlarına kadar uzanan siyah “gözyaşı çizgileri” vardır.

Leopar: Kafaları çitaya kıyasla daha büyüktür ve kafa deseninde birçok nokta vardır.

Leopar ve Çita Arasındaki Fark4
Leoparın kafası çitaya kıyasla daha büyüktür ve pek çok siyah nokta vardır.

Avlanma Teknikleri

Çitalar avlarının peşinden koşar, arkadan yakalar, dengesini bozar ve boğazından ısırarak öldürür.

Leoparlar ise avına pusu kurar. 20-25 metreden avını sessizce izler. Aniden saldırır ve tamamen sürpriz yapar.

Ayaklar

Çitaların ayakları daha hızlı koşabilmek ve ivmelenebilmek için uzundur. Leoparların ayakları ise ağaçlara daha rahat tırmanabilmek ve avlarını daha rahat taşıyabilmek için kısa ve kaslıdır.

Hız

Çitaların yeryüzündeki en hızlı koşan kara memelileridir. Saatte 113 km hız yapabilirler. Uzun kuyruklarını dümen olarak kullanır ve dengelerini sağlarlar.

Leoparlar ise hızlarıyla bilinmezler. Saatte 60 km hız yapabilirler fakat genelde avlarını pusuya yatarak avlarlar. Hız noktasında değil kas ve güç noktasında gelişmişlerdir.

Benekler

Çitaların küçük siyah benekleri vardır. Leoparların ise benekleri daha çok rozet şeklinde ve grup halindedir.

Aksiyom ve Teorem Arasındaki Fark

Anahtar Fark: Aksiyom ve teorem genelde matematikte ve fizikte yaygın olarak kullanılan ifadelerdir. Aksiyom doğru kabul edilen bir önermedir. Aksiyomun kanıtlanması gerekmez. Teorem ise kanıtlanabilen önerme demektir.

Aksiyom ve teorem genelde matematikte ve fizikte yaygın olarak kullanılan ifadelerdir. Aksiyom doğru kabul edilen bir önermedir. Aksiyomun kanıtlanması gerekmez. Teorem ise kanıtlanabilen önerme demektir.

Teorem

Teorem TDK’da “kanıtlanabilen bilimsel önerme” olarak geçer. Aksiyom ise TDK’da “doğruluğu ispatsız olarak kabul edilen önerme” şeklinde tanımlanır.

Aksiyom ve Teorem Arasındaki Fark

Aksiyom

Aksiyom doğruluğu evrensel olarak kabullenilmiş prensip ya da kuraldır. Aksiyomun varlığı ispatına örnektir ve bunun dışında herhangi bir kanıta ihtiyaç duymaz. Aksiyom genelde doğru kabul edilir çünkü kanıtlanmasına ihtiyaç duyulmaz. Aksiyom kelimesi Yunanca’da “kendisinin kanıtı” anlamına gelir. Aksiyom bazen “kabul” ile de eşanlamlı olarak kullanılır.

Teorem ise kanıtlanması gereken ve kanıtlanabilen önerme demektir. Teorem genelde matematiksel bir kural ya da formül de olur. Bu kural ve formül başka bir kural ve formül ile açıklanabilir veya ispatlanabilir.

Teorem test ve hesaplamalar sonucu kanıtlanır. Bir teorem başka teoremler ile desteklenip kanıtlanabilir. Teoremler hipotez ve vargı olmak üzere iki parçadan oluşur.

Aksiyom ve Teorem Arasındaki Fark

Aksiyom ve teorem arasındaki fark özetlenecek olursa;

  • Aksiyom herhangi bir kanıta gerek duymadan doğru kabul edilen önermelerdir. Teori ise doğru ya da yanlış kabul edilebilmesi için kanıtlanması gereken önermelerdir.
  • Aksiyom genelde kendi kendinin kanıtıdır. Teori ise geçerli olabilmek için genelde başka önermelere, teorilere ve aksiyomlara ihtiyaç duyar.
  • Teoremler aksiyomlardan daha meydan okuyucu bir özelliğe sahiptirler.
  • Teoremler aksiyomlardan ve bazı mantıksal çıkarımlardan üretilir.
  • Aksiyomlar mantıksal ve mantıksal olmayan şeklinde kategorize edilebilir.
  • Teoriler hipotez ve çıkarım olmak üzere iki temel parçadan oluşur.
  • Aksiyomları kullanarak teorileri ispat edebiliriz.

Aksiyom ve teorem arasındaki fark özetle bu şekilde. Sizin de eklemek istedikleriniz varsa yorum bırakabilirsiniz.

Normal Doğum ile Sezaryen Arasındaki Fark

Uyarı: Bu yazı yalnızca bilgi verme amaçlıdır. Yazılanlar doktor uyarısı ya da önerisi değildir.

Bebekler dünyaya iki farklı yöntemle gelir: hamile kadınlar ya normal doğum adı verilen vajinal doğum ile doğum yapar ya da sezaryen adı verilen ameliyatlı yöntemle doğum yaparlar. Her iki yöntemde de ana amaç çocuğu sağlıklı bir şekilde dünyaya getirmektir.

Vajinal doğumun riskli olduğu durumlarda sezaryen ile doğum yapılır. Sezaryen ile doğum yapılacaksa bunun kararının çok önceden verilmesi ve öncesinde birtakım tıbbi kontrollerin yapılması gerekir.

Sezaryenin bazen annenin küçük ve dar cinsel organa sahip olması gibi durumlarda da gerçekleştildiği olur. Eğer bebek kafası aşağı gelecek şekilde bir pozisyonda değilse ve bebeği bu şekilde anne karnında döndürmek başarısız olmuş ise yine sezaryen yöntemi gerekli olur.

Normal Doğum ile Sezaryen Arasındaki Fark

Bazen sezaryen yapılması kararı doğum uzmanı tarafından annenin ve bebeğin sağlığı düşünülerek plansız ve ani bir şekilde verilir. Bu ani karar doğumun çok yavaş gerçekleşmesi veya bebeğin yeterince oksijen almaması gibi vajinal doğum esnasında yaşanan birtakım sorunlardan da kaynaklanabilir.

Sezaryen genel itibariyle güvenli bir doğum yöntemi olarak kabul edilse de bazen normal doğuma göre riskler taşır. Sezaryen büyük bir cerrahi operasyondur ve annenin karnının operasyon ile açılması ve bebeğin uterutan çıkarılması işlemidir.

Sezaryen ile doğum yapan kadınlarda genelde sonraki doğumlar da bu şekilde devam eder. ABD’de her 3 çocuktan 2’si sezaryen yöntemiyle dünyaya gelmekte.

Genelde vajinal yani normal doğumun sezaryen doğuma göre daha doğal olduğu kabul edilir. Böylece kadınların doğanın kendilerinden beklediği şekilde doğum yaptığına inanılır.

Fakat doğum ister sezaryen ister normal şekilde olsun annenin bunu çok önceden bilmesi ve belirlemesi önemlidir.

Vajinal Doğumun Anneye Etkileri

Vajinal doğum uzun ve meşakkatli bir süreçtir. Fiziksel olarak anne ve bebek için yorucu olabilir. Fakat vajinal doğumun faydalarından biri doğumdan sonra hastahanede kalma süresinin sezaryene kıyasla daha kısa olmasıdır. Sezaryen ile doğumda doğum sonrası iyileşme ve hastahaneden çıkma süreci daha uzundur.

Ülkeden ülkeye göre değişse de vajinal doğum sonrası hastahanede kalma süresi genelde 24 ile 48 saat arasıdır. Eğer anne iyi hissediyorsa çok daha kısa sürede hastahaneden çıkabilir.

Vajinal yani normal doğum yapan kadınlar sezaryen ile gelen büyük bir ameliyatı ve ona bağlı riskleri atlatmış olur. Sezaryen doğumdaki riskler arasında aşırı kan kaybı, yara izi, enfeksiyon, anesteziye karşı alerjik reaksiyon gibi durumlar da vardır. Normal doğumda bu tür riskler yoktur. Ayrıca normal doğumdan sonra anne daha az baygın olacağından bebeğini hemen kucağına alabilir ve kısa süre sonra emzirmeye başlayabilir.

Vajinal doğum sırasında vajina etrafındaki deri ve tabakalar zarar görebilir ve bebek doğum kanalından çıkarken bu kısımlar hasar görebilir. Eğer gerilme ve aşınma fazla ise dikiş gerektirebilir.

Vajinal doğum sonrasında anne vajina ile anüs arasındaki bölgede bazı acılar duyabilir.

Vajinal Doğumun Bebeğe Etkileri

Vajinal doğumun bebek açısından bir önemli faydası anne bebeği ile doğumdan sonra çok daha kısa bir süre içinde iletişim kurmaya başlayacak ve daha erken sürede emzirmeye başlayacaktır. Sezaryen yönteminde bu süre daha uzundur.

Vajinal doğum esnasında ilgili kaslar doğmakta olan bebeğin ciğerlerindeki sıvıyı dışarı atacak ve böylece bebek doğduktan sonra daha az nefes alma sorunları yaşayacaktır. Vajinal yolla doğan bebekler annelerinin doğum kanalından geçecekleri için iyi bakterilerin bir miktarına önceden sahip olmuş olacaklardır ve bu da bebeklerin bağışıklık sistemini hızlandıracaktır.

Eğer anne dar ve küçük bir vajinaya sahipse ve bebek de boyut olarak büyükse bebek vajinal doğum esnasında incinmiş kafatası, çatlak köprücük kemiği gibi küçük bazı hasarlar görebilir.

Sezaryenin Anneye Etkileri

Genelde vajinal doğum yapmasında bir sıkıntı görülmeyen kadınların sezaryen ile doğum yapmasının pek fazla bir avantajı olmadığı kabul edilir.

Bazen kadınlar estetik açıdan vajinalarının hasar görmemesi için sezaryen ile doğumu tercih etme eğilimde de olabilirler.

Sezaryen ile doğum yapan kadınlar hastahanede daha uzun süre kalırlar. Bu genelde 2 ile 4 gün arasında değişir. Sezaryen doğumun bazı yan etkileri de ameliyattan sonra oluşabilecek yaralar, izler, alerjik durumlardır.

Sezaryen ile doğumda büyük bir cerrahi operasyon gerçekleştiğinden aşırı kan kaybı ve enfeksiyon gibi riskler de vardır.

Sezaryen doğum yapan kadınların normal doğum yapanlara oranla daha geç sürede bebeklerini emzirmeye başladığı görülmüştür.

Sezaryenin Bebeğe Etkileri

Sezaryen ile doğan bebeklerin genelde doğum esnasında daha çok nefes alma sorunları yaşayabileceği savunulur. Hatta bunun daha sonra astıma dönüşebildiği de iddia edilir.

Spinal Anestezi ile Epidural Anestezi Arasındaki Fark

Uyarı: Bu yazı yalnızca bilgi verme amaçlıdır. Yazılanlar doktor uyarısı ya da önerisi değildir.

Spinal ve epidural anestezi acıyı bloke ve yok etmek için ilaçlar vasıtasıyla vücudun bir kısmının uyuşturulması işlemidir. Hem spinal hem de epidural anestezi boyunca hasta uyanık haldedir fakat acı hissetmez.

Özel bir çözeltiyle temizlenen vücudun arka tarafına iğne yapılır. İğne yapılan kısım genelde vücudun bel tarafıdır. İntravenöz hat (IV) ile damarlara ilaç aktarılır. Hastaya sakinleşmesi için ayrıca ağız yoluyla da ilaç verildiği olur.

Epidural veya spinal anestezi yapan doktorlara anestezi uzmanı ya da anestezist denir.

Epidural Anestezi

Doktor iğne içindeki ilacı omuriliği çevreleyen keseye enjekte eder. Bu alana epidural boşluk denir. İlaç vücudun belirli bir kısmını uyuşturur ve hastanın acıyı hissetmemesini sağlar. İlaç vücuda enjekte edildiği andan itibaren 10-20 dakika içerisinde etkisini göstermeye başlar. Epidural anestezi genelde uzun süren ameliyatlarda kullanılır. Kadınlar genelde doğumlarda epidural anesteziyi kullanır. Bazen ameliyat esnasında enjekte edilen bölgeye küçük bir tüp konur ve ameliyat süresince bu tüp içerisine hastanın uyanıklık durumuna göre ilaç enjekte edilerek hasta kontrol altında tutulur.

Spinal Anestezi

Spinal anestezide ise ilaç doğrudan omuriliğin içerisinde enjekte edilir. Spinal anestezi ile epidural anestezi arasındaki en büyük fark budur. Epidural anestezide ilaç omuriliği çevreleyen keseye enjekte edilir. Spinal anestezide uyuşturucu ilaç genelde bir defa enjekte edilir ve bu yeterli olur, ekstradan herhangi bir tüpe gerek kalmaz. Spinal anestezide iğne yapıldığı anda hemen etkisini gösterir. Spinal anestezi kısa ve basit ameliyatlar için genelde tercih edilen bir yöntemdir. Ameliyat boyunca nabzınız, kan basıncınız ve oksijen seviyeniz düzenli olarak kontrol edilir. Ameliyattan sonra ise iğnenin yapıldığı yerler bandaj ile kapatılır.

Spinal Anestezi ile Epidural Anestezi Arasındaki Fark

Spinal ve epidural anestezinin genel anesteziye kıyasla daha az yan etkisi ve riski vardır. Spinal ve epidural anestezide hastalar genelde daha çabuk uyanır ve kendilerine gelirler.

Spinal Anestezi ile Epidural Anestezi Arasındaki Fark
Spinal anestezide ilaç doğrudan omuriliğin içerisine enjekte edilir. Epidural anesteside ise ilaç omuriliği çevreleyen zara enjekte edilir.

Spinal anestezi genelde üreme veya idrar yolu organı ameliyatları için kullanılır.

Epidural anestezi ise genelde doğum, basen ve bacak ameliyatlarında kullanılır.

Riskler

Spinal ve epidural anestezi genelde güvenlidir. Doktorunuza aşağıdaki muhtemel komplikasyonları sormanız faydalı olabilir:

– Kullanılan anestezi ilacına herhangi bir alerjik reaksiyon olur mu.
– Omurilik tarafında herhangi bir kanama olur mı. (hematoma)
– Dışkılamada herhangi bir zorluk olur mu.
– Kan basıncının düşmesi gibi bir durum olur mu.
– Omurilikte herhangi bir enfeksiyon olur mu.
– Sinirlerde herhangi bir hasar oluşur mu.

Spinal anestezi ile epidural anestezi arasındaki fark özetlenecek olursa;

– Epidural anestezi omuriliği çevreleyen keseye enjekte edilen ilaç ile olur. Spinal anestezi ise doğrudan omurilik içerisine enjekte edilen uyuşturucu ilaç ile olur.
– Epidural anestezide ilaç genelde 10-20 dakika içerisinde etkisini gösterir. Spinal anestezide ise ilaç enjekte edildiği anda etkisini gösterir.
– Epidural anestezi sezaryen doğum gibi uzun süreli ameliyatlarda kullanılır. Spinal anestezi ise genelde daha kısa süreli ve basit ameliyatlarda kullanılır.
– Spinal anestezi genelde üreme veya idrar yolu organı ameliyatları için kullanılır. Epidural anestezi ise genelde doğum, basen ve bacak ameliyatlarında kullanılır.
– Spinal anestezide uyuşturucu ilacın bir defa enjekte edilmesi yeterlidir, Epidural anestezide ise ilaç tüp vasıtasıyla ameliyat esnasında tekrar enjekte edilebilir.

Sosyalizm ve Komünizm Arasındaki Fark

Sosyalizm toplumdaki her bireyin eşit yaşamasını amaçlayan ekonomik bir sistem olarak kabul edilir. Komünizm ise hem her bireyin eşit yaşamasını amaçlayan ekonomik bir sistem hem de sınıfsız, devletsiz ve dinsiz bir toplumu ideal kabul eden politik bir ideolojidir. Komünizm sosyalizmin daha radikal bir şekli olarak yorumlanır.

Hem sosyalizm hem komünizm ekonomik kaynakların kolektif bir şekilde halkın mülkiyetinde olması ve merkezi bir organizasyon tarafından yönetilmesi prensibini temel alır. Fakat ekonominin yönetimi ve kontrolü noktasında birbirlerinden ayrılırlar. Sosyalizmde halk ekonominin nasıl işleyeceğine komünler veya seçilmiş konseyler vasıtasıyla kendisi karar verir. Bu sosyalizmi biraz liberal bir sistem yapar çünkü halkın büyük bir çoğunluğunun ekonominin yönetimi noktasında söz hakkı vardır. Komünizm ise ekonomiyi tek bir otoriter parti vasıtasıyla yönetir. Komünizmde ekonominin nasıl yönetileceği sadece belirli bir grup tarafından belirlenir. Bu yüzden komünizm sosyalizme kıyasla daha muhafazakar ve kapalı bir sistem olarak görülür.

Sosyalizm ve Komünizm Arasındaki Fark

Sosyalizm ve komünizm ekonominin ürettiği refahın dağıtılması noktasında da birbiriyle ayrışır. Sosyalizm elde edilen mal ve hizmetin bireylerin üretkenliğine göre dağıtılması gerektiğini savunur. Komünizm ise tam tersine mal ve hizmetlerin bireylerin ihtiyacına göre dağıtılması gerektiğini savunur.

Sosyalizmde iki tür mülk vardır: (1) bir bireyin sahip olabileceği şahsi mülk. (2) toplum için üreten endüstriyel mülk. Bireyler örneğin kamera sahibi olabilirler fakat kamera üreten bir fabrika sahibi olamazlar. Komünizmde ise bütün mal ve mülk kamuya aittir ve toplumun bütünü tarafından serbest olarak kullanılabilir.

Sosyalizm ve komünizm kapitalizme yaklaşımları noktasında da birbirlerinden ayrılırlar. Sosyalistler kapitalizmi eşitliğe ve kamu yararına bir tehdit olarak görürler. Fakat kapitalist sınıfı yok etmenin bir ihtiyaç olmadığını, aksine kapitalist sınıfın sosyalizme geçiş için bir enstrüman olarak kullanılması ve kontrol altında tutulması gerekliliğini savunur. Sosyalistler ayrıca kapitalizmin sosyalist bir devlette var olabileceğini savunur. Komünizm ise sınıfsız bir toplum için kapitalizmin tamamen yok edilmesi gerektiğini savunur.

Sosyalizm ve Komünizm Arasındaki Fark

Özetlemek gerekirse;

  • Sosyalizm ekonomik bir sistemdir, komünizm ise hem ekonomik hem de politik bir sistemdir.
  • Sosyalizmde halk ekonominin nasıl işleyeceğine komünler veya seçilmiş konseyler vasıtasıyla kendisi karar verir. Komünizm ise ekonomiyi tek bir otoriter parti vasıtasıyla yönetir.
  • Sosyalistler mülkü bireyin üretkenliğine göre dağıtır, komünistler ise mülkü bireyin ihtiyacına göre dağıtır.
  • Sosyalistler şahsi mülk edinebilir, komünistler edinemez.
  • Sosyalist bir sistemde kapitalizm var olabilir fakat komünist bir sistemde kapitalizmin yaşam şansı yoktur.

Sosyalizm ve komünizm arasındaki fark özetle bu şekilde. Sizin de eklemek istedikleriniz varsa lütfen yorum bırakın.

Karl Marx ve Max Weber Arasındaki Fark

Marx ve Weber sosyoloji alanına pek çok katkıda bulunmuş iki büyük isimdir. Sosyal sınıf kavramına ve eşitsizliğe farklı yaklaşımları bu önemli katkılarının başında gelir.

Karl Marx sınıf kavramını üretim ile ilintili olarak görür.

Tarıma bağlı feodal toplumlarda toprak sahiplerinin bağlı bulunduğu sınıf ile köylü kesimin bağlı bulunduğu sınıf arasında fark vardı. Endüstri devrimi ile bu sınıf farkı kapital (fabrika) sahibi patronlar ile fabrika işçileri arasındaki farka dönüştü ve Karl Marx bu dönüşümü çok iyi analiz etti.

Yazarlar, entelektüeller ve düşünürlerin ekonomiye doğrudan bir katkısı olmadığından faydasız idiler ve herhangi bir sosyal sınıfı teşkil etmiyorlardı.

Karl Marx ve Max Weber Arasındaki Fark

Max Weber, Marx’tan çeyrek asır sonra sosyal sınıf kavramını üç faktör üzerine kurulu olarak gördü: güç, varlık ve prestij.

Günümüz sosyolojisinde, bizler de sosyal sınıfları analiz ederken aynı üç faktörü görme eğilimindeyiz. Marksist sosyologlar ise halen ısrarla sosyal sınıfın sadece ve sadece üretimle ilintili olduğunu savunurlar. Günümüz üretimleri arasında bilgi ve veri de vardır.

Weber, toplumu farklı katmanlar olarak görür ve maddeden başka faktörlerin de önemli olduğunu ileri sürer.

Karl Marx ve Max Weber günümüzde doğmuş olsalardı belki de sosyal sınıf kavramıyla ilgili çok farklı teoriler ortaya atacaklardı.

Marx endüstriyel toplumlarda işçi sınıfının her zaman mülk sahiplerine karşı devrim halinde olacağını öngörmüştü fakat bu genel anlamda gerçekleşmedi.

Komünist devrimin yaşandığı ülkeler tarıma dayalı feodal ülkelerdi.

Marx bugün yaşasaydı belki de çok büyük bir şaşkınlık yaşardı. Marx ayrıca tüketici toplumun ve hizmet sektörünün özelleştirilmesinin yükselişini öngöremedi.

Günümüzde pek çok mini kapitalist oluşmuş durumda ve özel sektör çok büyük bir güç kazanmış durumda. Ayrıca büyük işgücü gerektiren fabrika işleri de azalmış durumda. Örneğin Twitter gibi bir firmanın herhangi bir fabrikası bulunmamakta ve onbinlerce işçi çalıştıran fabrikalardan daha büyük bir sermayeye sahip durumda. Fakat Twitter’da bir işçi-mülk sahibi mücadelesinin yaşandığı söylenemez.

Günümüzde halen Marx ile Weber’in farklı düşünceleri sosyoloji alanına katkı sunmaya devam ediyor.

Marx Hegel‘den ilham aldı ve işçi sınıfı kavramları üzerinde kafa yordu. Weber ise Kant‘tan ilham aldı. Weber’e göre insan bilimini anlayabilmek için insanların motivasyonlarının anlaşılması gerektiğini öne sürdü.

İngiltere, Büyük Britanya ve Birleşik Krallık Arasındaki Fark

Anahtar Fark: İngiltere; Büyük Britanya ve Birleşik Krallık altında bir ülkedir. Büyük Britanya; Galler, İskoçya ve Kuzey İrlanda’yı içerir. Birleşik Krallık; İngiltere, Galler, İskoçya ve Kuzey İrlanda’yı kapsar.

Pek çok insan İngiltere, Büyük Britanya ve Birleşik Krallık (UK) ifadelerini birbirine karıştırır ya da bu ifadelerin aynı yer olduğunu düşünür. Bu üç isim de genel olarak benzer ve yakın coğrafi bir konumu işaret etse de çok farklı anlamlar içerirler.

İngiltere (England)

İngiltere (England) Birleşik Krallık’ın (United Kingdom) bir parçasıdır ve İskoçya ile Galler’le aynı sınırı paylaşır. İrlanda Denizi İngiltere’nin kuzeybatısındayken, Celtic Denizi güneybatısındadır. Doğudaki Kuzey Denizi ve güneydeki İngiliz Kanalı ülkeyi Avrupa kıtasından ayırır. İngiltere’nin ayrıca Scilly, Wight gibi 100’den fazla irili ufaklı adası vardır. İngiltere’nin tarihi Taş Devri’nin sonlarına kadar gider. İngiltere ismini milattan sonra 927 yılında alır. İngiltere teknoloji, hukuk ve kültür noktalarında dünya üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Dünya üzerindeki pek çok ülkenin hukuki ve politik sistemi İngiltere baz alınarak hazırlanmıştır.

İngiltere, Büyük Britanya ve Birleşik Krallık Arasındaki Fark

Büyük Britanya (Great Britain)

Büyük Britanya Kuzey Atlantik’te bir adadır. İçerisinde Galler, İngiltere ve İskoçya vardır. Büyük Britanya 1707 yılında Kral James I tarafından kuruldu. Büyük Britanya Birleşik Krallık ve Kuzey İrlanda’nın egemen devletidir. İngiltere’nin büyük bir bölümü, İskoçya ve Galler Büyük Britanya üzerindedir. Büyük Britanya İngiliz Adaları’nın ve Avrupa’nın en büyük adasıdır. İskoçya Büyük Britanya’nın üst tarafında, Galler ise güneybatı tarafındadır.

Birleşik Krallık (United Kingdom)

Birleşik Krallık (UK) aslında Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı’nın kısa adıdır ve egemen bir devlettir. Egemen devlet merkezi bir hükümet tarafından yönetilen bir birim demektir. Bu egemen devlet İngiltere, Galler, İskoçya ve Kuzey İrlanda’yı birleştirir. Ayrıca pek çok küçük adayı da kapsar. Kuzey İrlanda Birleşik Krallık’ın başka bir devlet ile sınıra sahip tek parçasıdır. Sınırını paylaştığı ülke ise İrlanda Cumhuriyeti’dir.

Peki bu üç isim zaman içinde nasıl şekillendi? Tarihsel olarak inceleyelim: İngiltere ve İskoçya’nın 1603 yılına kadar ayrı yönetimleri vardı. Kraliçe Elizabeth I yerine geçecek herhangi bir varis bırakmadan ölünce bu durum değişti. İskoçya kralı James VI İngiltere kralı oldu. Aynı zamanda İrlanda ve Fransa’nın da kralı idi. Ülkeleri daha iyi ve kolay yönetebilmek için İngiltere, İskoçya ve Galler’i birleştirmeye çalıştı. 1707 yılında Act of Union adında bir yasa ile Büyük Britanya Birleşik Krallığı’nı kurdu. Bunu takiben, 1801 yılında İrlanda Parlementosu bu birliğe katılma kararı aldı ve birlik Büyük Britanya ve İrlanda Birleşik Krallığı adını aldı. 1922 yılında İrlanda’daki güney ülkelerin çoğu bağımsızlık ilan etti ve bu birlikten ayrıldı.

İngiltere Britanya Birleşik Krallık
Kuruluş 927 MS 1707 1922
İçerdiği Bölgeler İngiltere İngiltere, Galler ve İskoçya İngiltere, Galler, İskoçya ve Kuzey İrlanda
Nüfus ~53 milyon ~61 milyon ~64 milyon
Etnik Gruplar 85.4% Beyaz
7.8% Asyalı
3.5% Siyahi
2.3% Karışık
0.4% Arap
0.6% Diğer
86.8% Beyaz
7.1% Asyalı
3.1% Siyahi
2.0% Karışık
0.3% Arap
0.6% Diğer
87.1% Beyaz
7.0% Asyalı
3.0% Siyahi
2.0% Karışık
0.9% Diğer
Diller İngilizce Galce, İngilizce, İskoçca Galce, İngilizce, İskoçca, İrlandaca
Baskın Dinler Hıristiyanlık Hıristiyanlık, Katolik, Protestanlık Hıristiyanlık, Katolik, Protestanlık, İslam, Hinduizm, Budizm, Yahudilik