Mikro Ekonomi ile Makro Ekonomi Arasındaki Fark

Mikro ekonomi ve makro ekonomi kıt ve sınırlı kaynakların tahsisi üzerine odaklanan iki farklı daldır. Her iki disiplin de belli bazı kaynaklara olan talep ile o kaynakların arzı konularını inceler.

Mikro ekonomi daha çok bireysel çapta ekonomileri inceler. Örneğin bir ailenin ya da firmanın sınırlı kaynakları paylaştırırken aldıkları kararlar mikro ekonomidir. Başka bir deyişle mikro ekonomi bireysel pazarları inceleyen daldır.

Makro ekonomi ise daha büyük ölçeklidir. Makro ekonomide ülke veya global ekonomiye odaklanılır. Makro ekonomi toplam ekonomik hareketliliğin, büyüme, enflasyon ve işsizliğin incelendiği daldır.

  • Mikro ekonomi özel pazarları ve ekonomik segmentleri inceleyen bilim dalıdır. Tüketici davranışları, bireysel iş gücü pazarları ve firmalar teorisi gibi konuları inceler.
  • Makro ekonomi ise bütün bir ekonominin incelendiği bilim dalıdır. Toplumsal arz-talep, ulusal gider ve enflasyon gibi toplu değişkenleri inceler.

Mikro ekonomi aşağıdakilerle ilgilidir:

  • Bireysel ve özel pazarlardaki arz ve talep.
  • Bireysel tüketici davranışları. Örneğin: tüketici seçim teorisi.
  • Bireysel iş gücü pazarları – Örneğin: asgari ücretin belirlenmesi.
  • Üretim ve tüketim kaynaklı dışsallıklar.

Makro ekonomi aşağıdakilerle ilgilidir:

  • Parasal/mali politikalar. Örneğin: Faiz oranlarının ulusal ekonomi üzerindeki etkisi nedir?
  • Enflasyon ve işsizliğin nedenleri.
  • Ekonomik büyüme.
  • Uluslararası ticaret ve küreselleşme.
  • Ülkeler arasındaki yaşam standardı ve ekonomik büyüme farklılıklarının nedenleri.
  • Hükumet borçlanması.

Mikro ekonomi ile makro ekonomi arasındaki en büyük fark ölçekleridir. Mikro ekonomi bireysel ekonomi veya firma ekonomisi gibi çok daha küçük ölçekli iken, makro ekonomi ülkesel ya da global çaptadır. Mikro ekonomilerdeki değişim makro ekonomileri de etkiler. Bu durumun tam tersi de geçerlidir.

Mikro Ekonomi ile Makro Ekonomi Arasındaki Farklar

Mikro ekonomi ile makro ekonomi arasındaki farkları aşağıdaki şekilde özetleyebiliriz:

  1. Mikro ekonomi küçük çapta ekonomi iken, makro ekonomi büyük çapta ekonomidir.
  2. Mikro ekonomiler  pazarın er ya da geç denge yaratacağı prensibi üzerine çalışır. Makro ekonomilerde ise global pazar dengesizlikler (gerileme ya da ani patlama) içerisinde olabilir.
  3. Makro ekonomiler ampirik ve bilimsel veriye çok önem verir ve bunun üzerine çalışır. Mikro ekonomiler ise daha çok teoriye dayalı çalışma eğilimindedirler.

SSD ve HDD Arasındaki Fark

HDD bildiğimiz geleneksel hard disk sürücü demek. Bu sürücü fiziksel olarak dönen bir disktir. Kalıcı bellektir. Yani bilgisayarınızı kapattığınızda bilgileriniz kaybolmaz. Hard diskler manyetik kaplamalı metal disklerdir. Verileriniz bu manyetik alanda tutulur. Star Wars film serisi, ders notlarınız, oyunlarınız ve programlarınız bu manyetik alanda saklanır. Diskler döndükçe okuma/yazma kabiliyeti olan bir başlık bu verileri okur.

SSD kısaca Solid State Drive yani Katı Hal Sürücüsü demektir. SSD de HDD’de olduğu gibi verilerinizi saklar fakat bu verileri diskler üzerindeki manyetik alan yerine birbirine bağlı flash bellek çipler üzerinde herhangi bir güç kaynağı olmadan tutar. Bu çipler anakart üzerinde olabileceği gibi PCI kart veya slot şeklinde de olabilir. Bu flash bellekler gündelik yaşamda kullandığımız taşınabilir flash belleklerden tür ve bellekleme hızı açısından farklıdır.

Avantaj ve Dezavantajlar

Hem SSD hem de HDD aynı işi görür: Sisteminizi çalıştırır, uygulamalarınızı ve kişisel dosyalarınızı saklar. Fakat her iki depolama yönteminin kendilerine özgü özellikleri vardır. Burada önemli olan soru şu: bir kullanıcı hangisini tercih etmeli? HHD mi yoksa SSD mi? Şimdi farklı yönlerden her ikisi arasındaki farklılıkları inceleyelim:

Fiyat: SSD’ler HDD’lerde çok daha pahalıdır. Örnek vermek gerekirse 1TB SSD 1500TL civarında iken, 1TB HDD’nin fiyatı sadece 200TL civarındadır. Fiyat açısından aralarında neredeyse 7-8 kat fark vardır.

Maksimum ve Ortak Kapasite: SSD’ler maksimum 4TB kapasitede bulunmaktadır ve bunlar çok nadir bulunur ve çok pahalıdırlar. Genelde satın aldığınız sistemlerde 128, 256, 512GB gibi standart SSD’ler olduğunu görürsünüz. 500GB kapasiteli SSD’lerin 2015’de minimum gereksinim olacağı söylense de o hedefe henüz erişilebilmiş değil.

Hız: İşte burası SSD’nin yıldızının parladığı nokta. SSD’li bir bilgisayar saniyeler içinde açılıp kapanır. Hard diskler SSD’lere göre daha yavaştır. SSD’li bilgisayarlar uygulamaları, oyunları, görselleri anlık olarak çok hızlı bir şekilde açar. Ayrıca SSD’lerde veri transfer hızı da çok yüksektir.

Fragmentasyon: Hard disklerde veriler dönen disk üzerinde manyetik alana yazılır. HDD yüzeyi büyük boyutlu dosyalarla iyi çalışır. Hard disk dolmaya başladığında büyük dosyalar disk yüzeyine dağınık olarak saçılır. Buna fragmentasyon denir. Bu yüzden fragmentasyon HDD için önemlidir fakat SSD için fragmentasyonun herhangi bir önemi yoktur. Çünkü SSD fiziksel olarak bir diske yazmaz. Belleğe kaydeder.

SSD ve HDD Arasındaki Fark
HDD manyetik yüzeyli dönen disklerden oluşurken, SSD sadece sanal bellektir.

Dayanıklılık: SSD’nin hareket eden herhangi bir parçası yoktur. Dolayısıyla laptop çantanızı düşürseniz ya da sallasanız da verileriniz pek bir zarar görmez. Hard disklerde ise durum böyle değildir. Fiziksel diskler manyetik alanlardan, çarpmadan, düşmeden ve sallanmadan etkilenebilir. Eğer cihazlarınızı özensiz ve kaba bir şekilde kullanıyorsanız SSD sizin için idealdir.

Uygunluk: Piyasada hard disk çok daha fazla bulunur. Western Digital, Toshiba, Seagate, Samsung ve Hitachi hard disk pazarının liderlerindendir. Fakat son yıllarda SSD’ler de piyasada artmaya başladı. SSD’ler hızla büyüse de günümüzde pek çok bilgisayar halen çoğunlukla HDD kullanmaktadır.

Gürültü:SSD’ler oldukça sessizdir. Sebebi de hard diskte olduğu gibi dönen bir diske sahip olmamasıdır. Hard diskler ise çok gürültülüdür. En sessiz HDD bile rahatsız edici derecede ses çıkarabilir. Fakat SSD’ler mekanik olmadıklarından ses çıkarmazlar.

Özetlemek gerekirse; HDD piyasada çok bulunur, çok daha yüksek kapasitede gelir ve ucuzdur. SSD ise çok daha hızlıdır, sessizdir, fragmentasyona ihtiyaç duymaz. Eğer SSD’lerin fiyatı çok yüksek olmasaydı belki de bugün piyasada HDD diye birşey kalmazdı.

Peki sizin için hangisi uygun? HDD mi SSD mi?

HDD
• Video koleksiyonu yapan, multimedya meraklıları için HDD idealdir. Eğer bilgisayarınızda bir çok film, müzik tutacaksanız terabaytlarca alana ihtiyacınız olacaktır. Bunu da en ucuz şekilde HDD sağlar. Ama günümüzde artık tüm filmler, müzikler online dinlenebiliyorken kim PC’sinde terabaytlarca video saklar?
• Bütçesi kısıtlı olanlar için HDD idealdir.
• Sadece internette Facebook’a girip, Hürriyet.com üzerinden gazete okuyorsanız HDD yeterlidir.

SSD
• Çok seyahat edenler, bilgisayarlarını kaba kullanlar için SSD idealdir. Düşürseniz bile SSD’nin bozulması çok düşük ihtimaldir.
• Hız bağımlıları için SSD idealdir. Bilgisayarınızın çok hızlı açılıp, kapanması, hızlı işlemler yapması sizin için önemliyse SSD almalısınız.
• Grafik düzenleyenler, video editleyenler için SSD idealdir.
• Uygulama geliştirenler için SSD idealdir.

Rasyonalizm ve Empirizm Arasındaki Fark

Rasyonalizm ile empirizm arasında büyük farklılıklar vardır. Hatta bu iki akım birbirinin açıkça tam karşısındadır. Rasyonalizm doğuştan fikirlere, akla ve tümdengelime meyillidir. Empirizm ise duyuma, tümevarıma ve doğuştan olmayan fikirlere odaklanır.

Rasyonalizmde doğuştan fikirler inancı vardır. Yani doğmadan önce sahip olduğumuz düşünceler ve fikirler vardır. Örneğin reenkarnasyon gibi. Plato bunu İdealar Kuramı‘nda herkesin gidip bilgi edindiği ve sonrasında görünen dünyaya geldiği yer olarak açıklar. Yani doğmadan önce bir yerlerde bilgileri edinip dünyaya o şekilde geliriz der. Plato’nun doğuştan fikirler kuramı bazı insanların doğal olarak başkalarından bazı konularda neden daha iyi olduğunu bu şekilde açıklar.

Aklın bilginin ana kaynağı olduğuna olan inanç da rasyonalizmi epirizmden ayıran en büyük farklardan biridir. Rasyonalistler 5 duyu organının insana sadece fikir verebileceğini ama akıl ve nedensellik veremeyeceğini savunur. Örneğin Descartes Mum Argümanı‘nda bu durumu şöyle anlatır: mumun başlangıçta sabit bir şekli vardır, yanmaya başlayınca erir ve başlangıçtaki şeklinden oldukça farklı bir şekil alır.  Bu argüman duyularımızın bizi yanıltabileceği ve güvenilemez olduğunu ispatlamak için kullanılır.

Rasyonalizm ve Empirizm Arasındaki Fark
John Locke

Rasyonalizmin üçüncü önemli karakteristiği tümdengelimdir. Rasyonalizmde sebepten önce kesinliğe ve sonuca bakılır. Örneğin Descartes tümdengelimli muhakeme ile tanrının varlığını ispatlamaya çalışır ve şöyle der: Aklıma mükemmel bir maddeye dair fikir var. Fakat ben bu mükemmel madde değilim. O zaman bu fikrin sahibi kesinlikle ben değilim ve formal bir gerçeklik ya da mükemmel bir varlık var ve bu tanrıdır. Çünkü sadece mükemmel olan mükemmeli yaratabilir ve ayrıca mükemmel olmayanı da yaratabilir. Fakat mükemmel olmayan mükemmel olan birşeyi yaratamaz.

Rasyonalistlerin tersine, empiristler bilginin ana kaynağının duyumlar ve duyu organları olduğunu düşünür. John Locke bu durumu düşünceleri ikiye ayırarak şöyle ifade eder: 1) basit ve 2) karmaşık. Basit fikirler sadece duyulara bağlıdır. Örneğin renk, boyut, şekil vs basit fikirlere girer. Karmaşık fikirler ise basit fikirlerin bir araya gelmesiyle oluşur.

Empiristler düşüncelerin sadece deneyimler sonucu elde edilebileceğini, doğuştan kazanılamayacağını savunur. Rasyonalistlerin doğuştan fikirler konseptine karşı çıkarlar. Buna örnek olarak da çocukları gösterirler. Eğer gerçekten böyle bir doğuştan gelen bilgileri varsa çocuklar bunu neden göstermiyorlar derler. Neden çocuklar konuşmayı ve yürümeyi öğrenmek zorundadırlar derler. Doğuştan biliyorlarsa neden doğar doğmaz yürümez ya da konuşmazlar derler. Locke sadece deneyimlerle basit fikirlerin teşekkül edebileceğini ve sonrasında karmaşık fikirlere dönüşebileceğini savunur.

Empiristleri rasyonalistlerden ayıran bir diğer fark da tümevarımdır. Çok az şeyin kesin olarak ispatlanabileceğine inanırlar. Örneğin duyularımız sayesinde bazı şeyleri biliriz. Çimenin renginin yeşil olduğunu, kanın renginin kırmızı olduğunu biliriz fakat bu objelerin bizimle aynı fikirde olup olmadığını asla bilemeyiz. Yani biz çimene bakmadığımızda çimenin renginin halen yeşil kalıp kalmadığını, biz bakmadığımız zaman renginin değişmediğini asla kesin olarak bilemeyiz. George Berkely bunu açıklarken önce tanrının varlığını kabul eder ve sonra biz bakmadığımız zaman bile bu objelerin renklerini korumasını tanrının bütün objeleri algılayışı olarak görür.

Modernizm ve Postmodernizm Arasındaki Fark

Hayatta her insanın kendine özgü bir felsefesi, inanışı ve bakış açısı vardır. Bir insan kendisiyle aynı fikirleri paylaşan başka bir insanla karşılaştığında onunla birlikte bir düşünce ya da fikir akımı yaratabilir. İnsanlık tarihi boyunca aynı fikiri taşıyan insanlar bir araya gelmiş ve çeşitli fikir akımlarını meydana getirmişlerdir. Modernizm ve postmodernizm günümüz insanı hayatında büyük etkisi olan en popüler akımlardır.

Modernizm 19. yüzyılın sonlarında 20. yüzyılın başlarında doğdu. Sanat, müzik, edebiyat ve uygulamalı sanatlarda bir reform ve yenilik hareketi olarak gelişti. Rasyonel düşünce, mantık ve bilimsel süreçler üzerine kuruldu. Bilim ve nedensellikle insanoğlunun gelişip büyüyeceğine dair dünya hakkında açık ve rasyonel bir bakış yaratmayı hedefledi. Modernizm günümüzde başarılı olabilmek için geçmişten öğrenilecek çok şey olduğunu savunur.

 

Modernizm hayatın bir amacının olduğunu ve bu amaca objektif ve nesnel yaklaşılması gerektiğini savunur. Modernistler dünyaya iyimser ve optimist bir bakış açısıyla yaklaşır ve dünyada uyulması gereken değer ve etik bütünlerinin olduğuna inanır. Modernizm politikaya çok önem vermez ve üstünde durmaz; daha çok hayat üzerinde çok büyük etkisi olan konular üzerinde kafa yorar. Modernizm sanat ve edebiyatta büyük gelişmelerin yaşandığı dönemde eşzamanlı olarak doğdu. Modernizm müzik, edebiyat, sanat, mimari, şiir ve bilim gibi alanlarda çok verimli eserlerin ortaya konulduğu bir dönemde doğdu. Basit, sade ve kalitelerinden dolayı modernist eserler büyük bir övgü aldı.

Postmodernizm ise İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra doğdu fakat popülaritesini ancak 1960’lı yıllarda kazanmaya başladı. Belki de ilk ortaya çıktığı zaman savaşlardan yeni çıkmış kaos içindeki dünya henüz postmodernizmi kavramaya ve analiz etmeye hazır değildi. Postmodernizm evrensel bir gerçeğin olmadığı fikrini savunur. Postmodernistler şans ve faniliğe inanır. Yaşama irrasyonel bir bakış açısıyla yaklaşır ve herşeyin irrasyonel olduğunu savunurlar. Postmodernistler modernistlerin rasyonelliğini, prensiplerini ve düşünce şekillerini eleştirir ve sorgular. Postmodernistler geçmiş ile günümüz arasında herhangi bir bağlantı ve ilinti olmadığına inanır ve geçmişte yaşanan olayların günümüzde anlamsız olduğunu savunurlar.

Postmodernist dönemin en karakteristik özelliği teknolojinin gelişimi ve bu teknolojinin müzik, sanat ve edebiyatta kullanımıdır. Bu döneme ait çok az eser vardır ve önceki döneme ait eserler genelde kopyalanmıştır. Postmodernist sanatçılar ilham ve kaynaklarını önceki dönem modernist sanatçılardan alır.

Modernizm ve Postmodernizm Arasındaki Fark

Modernizm ve postmodernizm arasındaki fark özetlenecek olursa;

  • Modernizm 19. yüzyılın sonlarında 20. yüzyılın başlarında doğdu. Postmodernizm ise İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra doğdu fakat popülaritesini ancak 1960’lı yıllarda kazanmaya başladı.
  • Modernizm rasyonel düşünce, mantık ve bilimsel süreçler üzerine kuruldu. Postmodernizm ise hayattaki herşeyin irrasyonel olduğunu savunur.
  • Modernist dönem eserlerdeki sadelik ve kalite ile kendini gösterir. Postmodernist dönem ise teknolojinin eserlerde kullanımıyla kendini gösterir.
  • Modernistler evrensel bir gerçeğe inanırlar. Postmodernler ise bunu reddeder.
  • Postmodernistler çok siyasi idiler. Modernistler ise politikaya pek bulaşmadı.

Linux ile UNIX Arasındaki Fark

UNIX telif hakkı bulunan bir üründür. Sadece bazı büyük firmalar UNIX ticari markasını ve ismini kullanabilir. IBM AIX, Sun Solaris ve HP-UX UNIX işletim sistemleridir. The Open Group adlı kuruluş UNIX ilişkili tüm ticari lisanslama programlarını yönetir.

Pek çok UNIX sistemi doğal olarak ticari amaçlıdır.

Linux ile UNIX Arasındaki Fark

Linux Bir UNIX Klonudur

POSIX (Portable Operating System Interface) standartlarına göre Linux; UNIX olarak görülebilir. Linux’un resmi kernel README sayfasında şöyle yazar:

“Linux; Linus Torvalds tarafından internet üzerindeki bir grup hacker yardımıyla sıfırdan yazılan bir UNIX klonudur. POSIX standartlarına uymayı hedefler.”

Fakat Open Group Unix-benzeri yapıları onaylamaz ve bunu UNIX ticari markasının kötüye kullanımı olarak görür.

Linux Sadece Bir Çekirdektir

Linux sadece bir kernel yani çekirdektir. Bütün Linux dağıtımları GUI (grafik arayüz), GNU araçları (cp, mv, ld, date, bash vb.) ve çeşitli uygulamalar (OpenOffice, Firefox vb.) içerir. UNIX işletim sistemleri ise tam bir işletim sistemi olarak kabul edilir ve içeriğindeki herşey tek bir kaynaktan ya da sağlayıcıdan gelir.

Linux ile UNIX Arasındaki Fark

Başlıkta da belirttiğimiz gibi Linux sadece bir çekirdektir ve Linux dağıtımları onu kullanılabilir işletim sistemi haline getirir. Pek çok UNIX işletim sistemi ise A’dan Z’ye tüm gerekli programlar ve derleyicilerle birlikte gelir. Örneğin HP-UX veya Solaris tam bir paket işletim sistemi halinde gelir.

Lisanslama ve Fiyat

Linux ücretsizdir. Linux’u internet üzerinden ücretsiz olarak indirebilirsiniz ve GNU lisansı ile yeniden dağıtabilirsiniz. Linux’un internet üzerinde mükemmel bir topluluk desteği vardır. Fakat pek çok UNIX benzeri işletim sistemi ücretsiz değildir. Redhat / Novell gibi bazı Linux dağıtımları ek destek, danışmanlık, hata ayıklama ve eğitim gibi hizmetlerini ücretli olarak sunar.

Kullanıcı Dostu

Linux en kullanıcı dostu UNIX benzeri işletim sistemi olarak görülür. Ses kartı, flash oynatıcılar ve diğer masaüstü uygulamaları kolaylıkla kurulabilir. Apple OS X ise masaüstü kullanımda en popüler UNIX işletim sistemidir.

Linux ile UNIX Arasındaki Fark
Arayüz örneği.

Güvenlik

Linux sunucunuzu ve masaüstü bilgisayarınızı hacker ve crackerlardan korumak için netfilter/iptables tabanlı açık kaynak kodlu firewall araçları ile birlikte gelir. UNIX işletim sistemleri ise kendi firewall ürünleri ile birlikte gelir. Örneğin Solaris UNIX ipfilter tabanlı bir firewall ile gelir.

Yedekleme ve Kurtarma Yazılımları

UNIX ve Linux veriyi kasetlere ya da başka yedekleme aygıtlarına yedekleyebilmek için farklı yedekleme araçları ile gelir. Fakat her ikisi de tar, dump/restore ve cpio gibi benzer araçları kapsar.

Dosya Sistemleri

Linux varsayılan olarak ext3 veya ext4 dosya sistemlerini kullanır. UNIX ise jfs, gpfs (AIX), jfs, gpfs (HP-UX), jfs ve gpfs (Solaris) gibi farklı birkaç çeşit dosya sistemi ile gelir.

Sistem Yönetim Araçları

UNIX sistem yönetimi için kendi özel araçlarını kullanır. Örneğin HP-UX SAM kullanır. Suse Linux ise sistem yönetimi için Yast kullanır. Redhat Linux sistem yönetimi için redhat-config-* adında kendi grafik arayüz araçlarını kullanır. Hem Linux hem de UNIX’de konfigürasyon dosyalarını düzenlemek ve komut yazmak sys adminler için sistem yönetiminde kullanılan en popüler seçeneklerdir.

UNIX İşletim Sistemleri

Popüler ve yaygın birkaç UNIX işletim sistemi aşağıdaki gibidir:

  • HP-UX
  • IBM AIX
  • Sun Solairs
  • Mac OS X
  • IRIX

Linux Dağıtımları

Popüler ve yaygın birkaç Linux dağıtımı aşağıdaki gibidir:

  • Redhat Enterprise Linux
  • Fedora Linux
  • Debian Linux
  • Suse Enterprise Linux
  • Ubuntu Linux

Linux ile UNIX arasındaki fark özetle bu şekilde. Sizin de eklemek istedikleriniz varsa lütfen yorum bırakın.

Kuiper Kuşağı ile Oort Bulutu Arasındaki Fark

Güneş sisteminin dış bölgesi ya da dış uzay dediğimiz yer binlerce küçük buzlu gökcismi ile doludur. Tabiri caizse 90’lı yıllardaki Ümraniye çöplüğü gibidir. 20. yüzyılın sonlarına doğru icat edilen teleskoplar sayesinde insanoğlunun görüş açısına girmişlerdir. Öncesinde kendilerinden tamamen habersizdik. Plüto bu bulutlara ait 20. yüzyıldan önce bilinen tek gezegen idi.

Kuiper kuşağı ve Oort bulutu bu bahsettiğimiz irili ufaklı gök cisimlerinin ve gezegenimsilerin içinde bulunduğu uzayda iki bölgedir.

Kuiper Kuşağı Nedir?

Kuiper kuşağı Neptün’ün yörüngesinden de ötede güneş sisteminde bir bölgedir. İçerisinde muazzam büyüklükte buz kütleleri vardır. İçeriğinde su, metan, amonyak barındıran donmuş cisimler bu bölgede bulunur. Bu cisimler asteroitlere benzerler fakat asteroitler kaya ve metalik elementlerden oluşur.

Kuiper Kuşağı ile Oort Bulutu Arasındaki Fark
Kuiper Kuşağı

1992 yılında keşfinden beri Kuiper kuşağında 1000’den fazla cisim bulundu. Bu cisimlerden en büyük üç tanesi Plüto, Haumea ve Makemake‘dir. Bu cisimler cüce gezegen olarak bilinirler. 2006 yılında Plüto cüce gezegen konumuna indirilmişti.

Kuiper kuşağının 3 büyük bölgesi vardır. 42AU -48AU arasındaki bölge klasik kuşak olarak adlandırılır ve bu bölgedeki gök cisimleri dinamik olarak stabildir çünkü Neptün’ün çekim kuvvetinden minimum seviyede etkilenirler.

Oort Bulutu Nedir?

Oort bulutu güneş sistemini çevreleyen küresel bir buluttur. Bulutun dışındaki uzay güneş sistemi sınırlarına kadar uzanır. Bu bulut içerisinde çok fazla sayıda su, metan ve amonyak içeren donmuş gökcismi vardır.

Kuiper Kuşağı ile Oort Bulutu Arasındaki Fark
Kuiper Kuşağı ve Oort Bulutu.

Oort bulutu içerisinde ayrıca Hills bulutu adı verilen disk şeklinde bir bulut daha vardır. Bu gezegenimsilerin güneş sisteminin ilk evrimleşme dönemlerinde Jüpiter ve Satürn gibi büyük gezegenlerin kuvvetleriyle bu alana itildiği düşünülür. Oort bulutu içerisinde aynı zamanda devasa moleküler bulutlar vardır.

Uzun periyotlu kuyruklu yıldızların bu bölgeden üretildiği varsayılır. Bulut içerisindeki buzlu gök cisimleri yıldızların çekim kuvvetinden etkilenir. Bu kuyruklu yıldızların çok büyük dışmerkezli yörüngeleri vardır ve yörüngede bir turu tamamlamak binlerce yılı alır.

Peki Kuiper Kuşağı ile Oort Bulutu Arasındaki Fark Nedir?

Özetlemek gerekirse;

  • Kuiper kuşağı güneş sistemini çevreler ve disk şeklindedir. Oort bulutu ise güneş sisteminin en uç noktasına kadar ulaşır ve küresel bir şekli olduğu varsayılır.
  • Kısa periyotlu (< 200 yıl) kuyruklu yıldızlar Kuiper kuşağından gelir.
  • Uzun periyotlu (binlerce yıllık) kuyruklu yıldızlar Ooort bulutundan gelir.
  • Kuiper kuşağındaki gök cisimleri güneş ve diğer büyük gezegenlerin çekim kuvvetinden büyük ölçüde etkilenir. Halbuki bu büyük gezegenlerin Oort bulutundaki gezegenimsiler üzerinde çekim kuvveti neredeyse yok hükmündedir. Oort bulutundaki cisimler daha çok Samanyolu galaksisindeki cisimlerin çekim kuvvetinden etkilenir.

Seçim ile Referandum Arasındaki Fark

Seçim ve referandum farklı şeylerdir. Seçim nüfusun bir kısmının kanunlar, yönetmelikler uyarınca bir veya daha çok aday arasından belli birini veya birkaçını seçme işlemidir.

Seçim

Seçimlerle genelde milletvekilleri, belediye başkanları, meclis üyeleri ve yerel yönetimler belirlenir. Seçimlerde ilgili devlet birimlerinin seçilen kişilerle doldurulması temin edilir.

Seçimin ne olduğunu kısaca özetlemek gerekirse:

  • Seçmenin bir devlet görevi için belirli adaylar arasından seçim yapması işlemidir.
  • Seçimler yasal bir devlet kuruluşu tarafından yapılır ve kontrol edilir. Halk veya bağımsız kişiler tarafından da gözlemlenir.
  • Seçimler özgür, adil, demokratik ve yasalara uygun olmalıdır.

Seçimler yerel ve genel olmak üzere iki şekilde yapılabilir. Genel seçimler ülke genelidir, yerel seçimler ise ya sadece belirli bir bölgede ya da tüm ülke çapında yerel yönetimleri belirlemek için yapılır.

Referandum

Referandum ise genelde yeni teklif, yasa ve kanunların kabul veya reddi için yapılır. Bazen mevcut yasalardaki değişiklikler için de referanduma gidilir. Referandum doğrudan demokrasinin en güzel örneğidir.

Referandum özel hazırlanmış bir teklifin doğrudan halk tarafından kabul edilmesi ya da reddedilmesi için yapılan halk oylamasıdır.

Seçim ile Referandum Arasındaki Fark
Referandumlar doğrudan demokrasinin en güzel örneğidir.

İki tür referandum vardır:

  • Zorunlu referandum: Hükümet referandumdan çıkan sonuçları uygulamak zorundadır.
  • İstişari referandum: Halka danışılır ve bu referandumdan çıkan sonuç hükümete son kararı vermek için bir fikir verir. Hükümet bu referandumdan çıkan sonucu uygulamak zorunda değildir.

Referandumun ne olduğunu kısaca özetlemek gerekirse:

  • Seçmenin herhangi bir teklif ya da yasa üzerinde fikrini doğrudan beyan ettiği halk oylamasıdır.
  • Referandumlar zorunlu ya da istişari olabilir.
  • Seçmenler doğrudan evet ya da hayır diyerek bir konu üzerinde fikirlerini belirtebilir.
  • Mecliste çözülemeyen veya üzerinde anlaşılamayan ya da halkın doğrudan fikrinin gerektiği durumlarda referandum yapılır.
  • Referandum doğrudan demokrasinin en güzel örneğidir.

1961 Türkiye anayasa değişikliği referandumu Türkiye’de yapılan ilk referandumdur.

Türkiye’de yapılan diğer referandumlar:

  • 1961 Türkiye anayasa referandumu
  • 1982 Türkiye anayasa referandumu
  • 1987 Türkiye anayasa değişikliği referandumu
  • 1988 Türkiye anayasa değişikliği referandumu
  • 2007 Türkiye anayasa değişikliği referandumu
  • 2010 Türkiye anayasa değişikliği referandumu

Seçim ile referandum arasındaki fark özetle bu şekilde. Sizin de eklemek istedikleriniz varsa yorum bırakabilirsiniz.

Suşi ile Maki Arasındaki Fark

Suşi ile Maki geleneksel Japon yemekleridir. İkisi arasındaki fark hazırlanırken kullanılan malzemeden kaynaklanır. Suşi ünü tüm dünyaya yayılan en meşhur Japon yemeğidir. Temelde pirinç, balık ve sirkeden oluşur. Japonya dışındaki insanların pek bilmediği ama çok fazla sayı ve çeşitte suşi varyasyonları vardır. Maki ise aslında suşinin farklı bir türüdür. Makinin de çok fazla türü olması nedeniyle bir kafa karışıklığı oluşur. Bu yazıda suşi ve maki arasındaki farkları inceleyeceğiz.

Suşi ve maki arasındaki farkları anlayabilmek için shari, neta ve sashimi gibi kelimelerin ne ifade ettiğini bilmek gerekir. Shari sirkeyle pişirilmiş pirinç anlamına gelirken, neta shari’yi suşi yapabilmek için eklenen malzemelere denir. Neta yani shari’ye eklenen bu malzemeler genelde deniz ürünleridir ve hatta çoğu zaman buharda pişirilmiş balıktır. Dilimlenip doğrandıktan sonra servis edilen çiğ deniz ürünlerine sashimi denir.

Suşi Nedir

Suşi milattan sonra 7. yüzyılda Tang hanedanlığına kadar uzanan antik bir yiyecektir. Mayalanmış balık ve pirinçten oluşur. Suşi kelime anlamı itibariyle ekşi demektir. İlk zamanlarında sadece balık kısmı yenirmiş. Daha sonra pirince sirkenin de katılmasıyla tadına ekşilik katıldı ve daha uzun süre saklanabildi. Aynı zamanda bu balığın fermentasyon süresini de kısalttı. Sonrasında balığın fermentasyonundan tamamen vazgeçildi ve modern suşi böylece doğmuş oldu. Ayrıca bilinen yanlış yaygın inanışa göre suşi sadece çiğ balık demek değildir. Suşi sirkeli pirinç demektir.

Suşi ile Maki Arasındaki Fark
Nigiri üzerinde balık dilimi bulunan el ile yuvarlanmış pirinç topudur. Eğer pirinç topunu kaldırırsanız geriye kalan balığın adı sashimidir. Maki ise deniz yosunu ile sarılı olan küçük dürüm şeklindeki suşidir.

Günümüzde fast food tarzında tüketilen suşi hızlı, kolayca ve fermentasyona ihtiyaç duymaksızın hazırlanabilir bir yiyecektir.

Suşinin aynı zamanda vejetaryen versiyonları da bulunmaktadır.

Suşinin üç ana türü vardır: maki suşi, nigiri suşi ve oshi suşi. Nigiri suşide balık dilimlerini pirincin üzerine koyarsınız. Oshi suşide suşi kare veya dikdörtgen şeklinde servis edilir.

Maki Nedir?

Maki yuvarlanmış suşidir ve silindirik bir görünüme sahiptir. Genelde maki suşi nori adı verilen ve yenebilen deniz yosununa sarılarak servis edilir. Maki suşi bazen soya yaprağına sarılarak da servis edilebilir. Bazen salatalık ve tofu da kullanılır.

Suşi ile Maki Arasındaki Fark2
Maki yuvarlanmış suşidir ve silindirik bir görünüme sahiptir. Genelde maki suşi nori adı verilen ve yenebilen deniz yosununa sarılarak servis edilir.

Dolayısıyla maki ile suşi arasındaki en büyük fark aslında sunum şekilleridir. Bazıları makiye rolled suşi yani yuvarlanmış suşi der. Makinin en büyük ayırt edici özelliklerinden biri de nori kullanılmasıdır.

Suşi ile Maki Arasındaki Farklar Nelerdir?

Suşi ile maki arasındaki farkları özetlemek gerekirse;

  • Suşi dendiğinde pek çok insanın aklına Japon yemeği gelir ama maki dendiğinde bu pek bilinmiyor olabilir.
  • Suşi buharda pişirilmiş pirinç, balık ve sirkeden oluşan geleneksel bir Japon yemeğidir.
  • Maki suşinin bir alt türüdür. Makiye aynı zamanda yuvarlanmış suşi de denir.

Sashimi, Nigiri, Maki ve Roll Arasındaki Farklar Nelerdir?

Sashimi suşinin bir alt türüdür ve genelde çiğ balık karışımlarından oluşur. Hangi balıkların seçileceğine genelde suşi şefi karar verir. Nigiri üzerinde balık dilimi bulunan el ile yuvarlanmış pirinç topudur. Eğer pirinç topunu kaldırırsanız geriye kalan balığın adı sashimidir. Maki ise deniz yosunu ile sarılı olan küçük dürüm şeklindeki suşidir.

Yıldız ve Gezegen Arasındaki Fark

Güneş; güneş ve onunla ilgili her şeyi kapsayan bir kelime. İçinde güneşimizin, dünyamızın ve diğer gezegenlerin de bulunduğu güneş sisteminde yaşıyoruz. Güneş bir yıldızdır fakat dünya ve diğer gezegenler yıldız değildir. Bu yazıda yıldız ve gezegen arasındaki fark ve benzerlikleri inceleyeceğiz.

Yıldızlar

Güneş dünyaya en yakın yıldızdır. Güneş sayesinde güneş sistemi meydana gelmiştir ve bu sistem içerisindeki dünyamız dahil tüm gezegenler güneşin etrafında dönmektedir. Evrende milyarlarca başka yıldızlar vardır fakat bunların hepsi dünyadan çok uzaktadırlar. Geceleri gökyüzüne baktığımızda çok küçük yıldızlar görürüz. Bunlar dünyamızdan çok çok uzakta olduklarından küçük gözükürler fakat belki de güneşten çok daha büyüktürler. Yıldızlara kıyasla gezegenler dünyaya daha yakındır ve bu yüzden teleskopla baktığımızda büyük gözükürler. Bütün yıldızlar güneş gibi ışık yayar. Güneşin ürettiği ışık diğer gök cisimlerinin üzerine düşer ve onu yansıtır. Peki yıldız ne demektir? Yıldızlar muazzam büyüklükteki gaz toplarıdır ve içerisindeki basınç o kadar büyüktür ki nükleer reaksiyonlar meydana getirir. Bu yüzden parlak ve sıcaktırlar. Yıldızların merkezinde sıcak gazlar vardır ve bu gazlar dışa doğru basınç uygulayarak yıldızın parçalanmasını önler. Yıldızların içinde hidrojen helyuma dönüşür ve bu termonükleer reaksiyonlar neticesinde ısı meydana gelir. Bu ısı yıldıza parçalanmaması için gerekli dengeyi sağlar. Yıldızlar birbirleriyle çarpıştıklarında süpernovalara dönüşürler ve bu süpernovalarda karbon, demir ve oksijen gibi elementler üretilir.

Gezegenler

Dünya gibi diğer gezegenler de milyarlarca yıl önce patlamış yıldızların döküntüleri ve kalıntılarıdır. Bilimadamları güneş sistemindeki gezegenlerin 4-5 milyar yıl önce şekillendiğini söyler. Yıldızların patlamasından oluşan gaz bulutları bazı yerlerde çok koyu ve sert bazı yerlerde ise çok yumuşak olarak şekillendi. Süpernovalar tarafından üretilen en ağır elementlerden biri olan demir dibe çökerek gezegenlerin çekirdeğini oluşturdu. Karbon, hidrojen, helyum ve oksijen gibi hafif elementler ise gezegenlerin yüzeyinde kaldı. Çekim kuvvetinin her yönden eşit miktarda çekim oluşturmasından dolayı gezegenler küresel bir şekil aldı.

Yıldız ve Gezegen Arasındaki Fark

Güneş sistemimiz içerisinde bazı gezegenler güneşe yakın bazıları ise uzaktır. Güneşe olan uzaklıkları sıcaklıklarını belirler. Güneşe yakın gezegenler oldukça sıcaktır. Uzaktakiler ise soğuktur. Dünya güneşe yakındır ve başlarda aşırı sıcak olmasına rağmen zaman içerisinde soğumuştur. Jüpiter, Neptün, Uranüs ve Satürn gibi gezegenlerin çoğu gazdan meydana gelmiştir ve çekirdeklerinde demir olmadığından yumuşaktırlar.

Yıldız ve Gezegen Arasındaki Fark

Yıldız ve gezegen arasındaki fark özetlenecek olursa;

  • Yıldızlar sıcak gaz toplarıdır. Gezegenler katı, gaz ve likit halde olabilir.
  • Yıldızların içerisinde termonükleer reaksiyonlar meydana geldiğinden sıcaktırlar. Gezegenler yıldızlara kıyasla çok küçük olduklarından nükleer fizyon gerçekleştiremezler.
  • Yakıtı tükenen ya da başka yıldızlarla çarpışan yıldızlar süpernovaya dönüşür.
  • Gezegenler yıldızların patlamasından arta kalan döküntü ve kalıntı atomlarla oluşur.
  • Yıldızlar çekirdeklerinde hidrojeni helyuma dönüştürürler, gezegenler bunu yapamaz.

Hitler ile Mussolini Arasındaki Fark

Hem Hitler hem de Mussolini ilk duyulduğunda şiddet ve diktatör kelimelerini çağrıştırsa da her iki lider arasında bazı farklılıklar vardır. Yeryüzünden milyarlaca insan gelip geçer fakat bazıları ya yaptıkları iyiliklerle ya da kötülüklerle adını tarih sahnesine kazır. Bu yazıda Adolf Hitler ve Benito Mussolini arasındaki farklılıkları inceleyeceğiz. Her ikisi de dünyanın görmüş olduğu tarihi iki büyük figürdür. İsimleri anıldığında genelde kötü ve acı hatıralar canlanır.

Adolf Hitler Kimdir?

Adolf Hitler 20 Nisan 1889 yılında doğdu. Nazi olarak da bilinen Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’nin askeri lideriydi. Agresif dış politikalarıyla binlerce insanın ölümüne sebep olan 2. Dünya Savaşı’nı başlattı. 1933 ile 1945 yılları arasında Almanya Şansölyesi idi ve bu yıllar arasında diktatöryel bir şekilde ülkeyi yönetti. Faşist politikalarını hızlı bir şekilde uygulamaya koyarak Yahudi soykırımı gibi soykırımları başlattı. Hitler 1. Dünya Savaşı’nda bir askerdi ve hapse atılmıştı. Hapisten çıktıktan sonra anti-semitik, anti-komünist ve faşist Nazi ideolojisini yaymaya başladı. Almanya’da politik gücü kazandığı ilk yıllarda ekonomiyi iyileştirmeye odaklandı. Agresif politikalarının ardından başlattığı Dünya Savaşı sonrasında yenilince Kızıl Ordu tarafından yakalanmadan önce karısı Eva Braun ile birlikte 1945 yılında intihar etti.

Benito Mussolini Kimdir?

Benito Mussolini ya da tam adıyla Benito Amilcare Andrea Mussolini 29 Temmuz 1883 yılında İtalya’da doğdu. Başlangıçta politikacı ve gazeteciydi. Nasyonal Faşist Parti’nin lideriydi ve İtalya’nın en genç başbakanı idi. 1922 ile 1943 yılları arasında görev yaptı. Yönetimde bulunduğu süre içinde başlangıçta anayasayı uyguladı ve takip etti fakat sonrasında diktatörlüğe kaydı. Kendisine Il Duce yani Lider adı verilmişti. Mussolini faşizmin doğuşunda rol alan kilit isimlerden biridir. Faşist hareketi ülkede yayarak tüm ülkeyi tek parti yönetimi altına soktu. İkinci Dünya Savaşı’na Almanya ile birlikte girdi ve 1945 yılında öldürüldü.

Hitler ile Mussolini Arasındaki Farklar

Nazi Almanya’sının Avrupa’daki en yakın politik ve askeri müttefiği İtalya idi. İtalya o zamanlar Benito Mussolini’nin faşist rejimi ile yönetiliyordu. İtalyan faşizmi Nazizm’in büyük abisi gibidir ve hatta Hitler de bu gerçeği kabullenmiştir. Bu kadar benzerliğe rağmen Hitler ile Mussolini arasındaki ilişki biraz karmaşık idi. Her iki ülkenin ittifakı dışarıdan görüldüğü kadar yumuşak ve iyi niyetli değildi. 1930’ların sonlarına doğru Almanya ve İtalya askeri müttefik kurdu fakat her iki ülkenin de önceliği kendi uluslarıydı. Nazi Almanyası ile faşist İtalya’nın birlikteliği ülkelerinin çıkarları içindi yoksa kardeşlikten dolayı değildi.

Hitler ile Mussolini Arasındaki Fark
Hitler ve Mussolini birlikte.

Hitler ilk yıllarında Mussolini’ye büyük hayranlık duyardı. Hitler özellikle Mussolini’nin 1922 yılında İtalya’nın başkentinde topladığı binlerce faşist ile “Roma’ya Marş!” adı altında yaptığı protestoları ve sonrasında başbakan olmasını hayranlıkla izlemiştir. 1923 yılında Hitler Mussolini’ye bu protestolarla ilgili bir mektup yazar ve hatta Münih ayaklanması Hitler’in Mussolini’den etkilenerek gerçekleştirdiği ayaklanmalardan biridir. 1920’lerin sonundan itibaren Mussolini yükselmekte olan Alman Nazi Partisi’ne finansal destek olmaya başladı. Ayrıca SS subaylarının kendi askeri birliklerinde eğitim görmelerine de izin verdi. 1933 yılında Hitler’in yönetime geçmesi Mussolini tarafından tebrikle karşılandı ve bu zaferi faşist ideolojinin zaferi olarak gördü.

Kamuoyu önünde böyle davranan Mussolini yakın çevresinde Hitler ve partisi ile alay ederdi. Mussolini Hitler’in Davam adlı kitabını sıkıcı olarak tanımlamıştır ve Hitler’in düşünce ve fikirlerini basit bulmuştur. Egomaniye düşkün Mussolini Hitler’in zaferini kendi zaferinden daha alçakta görmüştür. İki lider arasındaki ilk görüşme Haziran 1934’te Venedik’te gerçekleşti ve bu görüşme tam bir felaketti. Mussolini biraz Almanca konuşmaya çalıştı ve çevirmen kullanmayı reddetti. Bundan dolayı Hitler’in Avusturya aksanını anlamakta çok büyük zorluk çekti. Hitler’in uzun monologlar halindeki konuşmaları Mussolini’yi çok sıktı. Venedik’teki görüşmeden ayrılan iki lider de birbirleri hakkında daha az iyi şeyler düşünmeye başlamıştı.

Hitler ile Mussolini Münih'te.
Hitler ile Mussolini Münih’te.

Hitler ile Mussolini arasındaki bir diğer fark da ırklarla ilgili düşünceleriydi. Mussolini de Hitler gibi Avrupalı beyazların medeniyetlerin ve kültürlerin mimarı olduğunu düşünüyordu fakat Mussolini’nin yahudi nefreti çok yoktu. Mussolini antik Roma’nın zafer ve görkemini bilir ve kabul ederdi. Bu yüzden Hitler’in ari ırk söylemleriyle dalga geçerdi. Hatta Mussolini bir söyleminde Nazilerin ırksal bakış açılarını zavallılık olarak gördüğünü söylemiştir.

Hitler ve Mussolini bunca kişisel farklılıklarına rağmen ülkeler arası ilişkilerini iyi seviyede tutmuşlardı. İtalya’da 1930lu yılların ortasında meydana gelen Etiyopya krizi üzerine Almanya kendilerine yardım teklifinde bulunmuştu. Mussolini antik Roma kalıntıları üzerine yeni bir faşist İtalyan imparatorluğu kurmak istiyordu. Bu yönde ilk hedefi o zamanlar henüz Avrupa kontrolünde olmayan Etiyopyalılar idi. 1935 Ekim ayında İtalyan askerleri Etiyopya’nın çoğunluğunu işgal etti. Pek çok ülke İtalya’yı kınarken Hitler Almanyası Mussolini’ye destek oldu. Alman-İtalyan ilişkileri daha sonra 1936 yılındaki İspanya Sivil Savaşı’na katılımlarıyla daha da güçlendi.

Eylül 1937’de Mussolini Almanya’ya resmi bir ziyarette bulundu. Bu ziyaret esnasında çok büyük bir askeri tören ile karşılandı. Bu tören ve şovların amacı Mussolini’yi etkilemekti ve gerçekten de öyle oldu. İki ay sonra İtalya Japonya ve Almanya ile birlikte antikomintern paktına katıldı. Bu anlaşma Sovyetler Birliği’nin ve komünizmin yayılmasına karşı mücadeleyi öngörüyordu. Hitler Mussolini üzerinde gittikçe etkili olmaya başlıyordu.

1939 yılında Naziler ile İtalyan faşistler arasındaki ilişki daha da arttı ve bir dostluk anlaşması imzalandı. Çelik antlaşması adı verilen bu anlaşma ile Roma ve Berlin arasında 10 yıl boyunca karşılıklı askeri destek imzalandı.

1941 yılının sonuna doğru Afrika’daki pek çok İtalyan askeri yenilgiye uğradı. İtilaf kuvvetleri 1943 yılında İtalya’yı işgal etti. Mussolini yönetimden alındı ve yeni bir hükümet kuruldu. Mussolini partizanlar tarafından yakalandı ve 1945 yılında idam edildi. İki gün öncesinde de Hitler Berlin’de eşiyle birlikte intihar etmişti.

Hitler ile Mussolini arasındaki farkları kısaca özetlemek gerekirse;

  • Hem Hitler hem de Mussolini diktatördü. Hitler Almanya’da, Mussolini ise İtalya’da hüküm sürdü.
  • Hitler tüm Almanya ve Avrupa kıtasından yahudileri temizlemek gibi bir hırsa sahipti. Mussolini’nin böyle bir saplantısı yoktu.
  • Hitler askeri bir liderdi. Mussolini ise politikacıydı.
  • Mussolini faşist bir hareket kurdu ve sonrasında diktatörlük rejimine geçti. Hitler ise daha çok Nazizm ile ilgiliydi. Her ikisi de faşistti fakat Mussolini biraz daha fazla faşistti.

Her iki lider için önemli tarihler

  • 1922 Mussolini İtalya’da yönetime geldi.
  • 1933 Hitler Almanya’da yönetime geldi ve Almanya’yı Milletler Cemiyeti’nden çıkardı.
  • 1934 Mussolini Brenner Geçidi’ne asker göndererek Hitler’in Avusturya’yı ele geçirmesinin önüne geçti.
  • 1935 Mussolini Fransa ve Britanya ile Almanya’ya karşı bir blok kurdu.
  • 1935 Hitler bu bloğu kırarak Britanya ile bir anlaşma imzaladı.
  • 1936-39 Mussolini ve Hitler İspanya Sivil Savaşı’nda Franco’ya destek oldular.
  • 1936 Mussolini ve Hitler resmi olarak Faşist İtalya ile Nazi Almanyası’nı müttefik yaptı.
  • 1939 Mussolini savaş çıkması durumunda Almanya’yı askeri ve finansal olarak destekleyeceklerini duyurdu.
  • 1940 Mussolini İtalya’yı Almanya ile birlikte 2. Dünya Savaşı’na soktu.
  • 1943 Mussolini İtalya’da yönetimden düştü.
  • 1945 Mussolini öldürüldü; Hitler intihar etti.