Radyo Veri Sistemi

Radyo veri sistemi yakın zamanda ilgi alanıma giren bir konu oldu. Arabalara çok meraklı bir insan değilim. Halen de çok meraklı olduğumu söyleyemem. Bu yaşıma kadar da hiç ilgi duymadım. Ama artık zorunluluk haline geldiği için bundan 6 ay önce ilk arabamı aldım. İlk dikkatimi çeken şey radyo ekranında kayan yazılar oldu. O esnada çalan şarkıyı ve şarkıcının adını yazıyordu. Çok şaşırmıştım. Zira arabamın internet ile herhangi bir bağlantısı yoktu. Peki bu şarkı, şarkıcı, radyo istasyon bilgileri nasıl bu ekranda gösteriliyordu? Her arabaya binişimde bu bilgilerin radyo ekranında internet bağlantısı olmadan nasıl gösterildiği konusunu araştıracağım diyordum ve her defasında unutuyordum. İşte bugün bu araştırmayı yaptım ve aydınlandım. Meğer araba radyolarında ekranda şarkı, şarkıcı bilgilerini gösteren sistemin adı RDS yani Radio Data System (Radyo Veri Sistemi) imiş. Araştırmalarımın özetini aşağıda kısaca yazacağım. Benim gibi aklına takılan başka birileri olursa onlar için de bir kaynak olmuş olur.

radyo veri sistemi

Radyo veri sistemi (RDS) aslında az miktardaki dijital veriyi geleneksel FM radyo yayınlarına gömmede kullanılan bir iletişim protokol standardı. RDS zaman, istasyon ve yayın bilgisi gibi aktarılan bazı bilgi türlerini standardize eder.

radyo_veri_sistemi

RDS bir Avrupa standardıdır. ABD’deki resmi adı RBDS‘dir yani Radio Broadcast Data System. Her iki standart arasında çok az bir fark vardır.

RDs ile 57-kHz alttaşıyıcıda saniyede 1,187.5 bit veri taşınır.

Veri hata düzeltme (error correction) ile birlikte gönderilir.

Arabamda Radyo Veri Sistemi var mı?

Peki aracınızda RDS olup olmadığını nasıl anlarsınız? Cevabı çok basit: aracın kullanım kılavuzuna bakarak. RDS içeren bir ifade ya da sembol var ise büyük ihtimal bu teknoloji vardır. Zaten artık çoğu araçta bu teknoloji var.

Lemmon 714

Methaqualone ya da diğer adıyla Quaalude ya da halk arasında bilinen adıyla lemmon 714 merkezi sinir sistemi üzerinde depresan etkisi yaratan sedatif (uyuşturucu) ve hipnotik etkileri olan bir ilaçtır. Methaqualone’un uyuşturucu etkisine sahip olduğu ilk kez 1950li yıllarda araştırmacılar tarafından farkedildi. İlaç 1962 yılında ABD’de patentlendi. Hipnotik, sedatif, rahatlatıcı ve kas gevşetici olarak kullanımı 1970’lerde zirve yaptı. Günümüzde hala gizlice üretiminin yapıldığı ve uyuşturucu olarak kullanıldığı söylenir. İlaç 1970’lerde disko kulüplerde hippiler arasında oldukça yaygındı.

Tarihçesi

Methaqualone ilk kez 1951 yılında Indra Kishore Kacker ve Syed Hussain Zaheer tarafından Hindistan’da anti-malarya ilacı olarak sentezlendi. 1965 yılında İngiltere’de en çok kullanılan sedatif haline geldi. Bu dönemde ilaç yasal bir şekilde Malsed, Malsedin ve Renoval adları altında satıldı. 1972 yılında ABD’de Quaalude adı altında yasal bir şekilde en çok satan sedatiflerden biri oldu.

Quaalude ABD’de ilk kez 1965 yılında üretildi. Quaalude ismi üretici firmanın başka bir sedatif etkisi olan ilaca referansını (quiet interlude) içeriyordu.

1978 yılında üretici firma ilacın tüm haklarını Lemmin Company adında bir şirkete sattı. Satıştan sonra ilacı üreten eski firma başkanı “Quaalude satışlarımızın %2’sini oluşturuyordu fakat baş ağrımızın %98’i bu ilaçtı.” dedi. Zira o dönemler ilacın illegal olması gerektiği yönünde eğilimler yavaş yavaş oluşuyordu.

İlacı üreten her iki firma da Quaalude’un en iyi uyku ilacı olduğunu söyler.

İlacın üretimi psikolojik bağımlılık ve uyuşturucu etkisinden dolayı 1985 yılında durduruldu.

The Wolf of Wall Street

2010 yılında Wall Street borsacılarından birinin hayatını anlatan The Wolf of Wall Street filminde ilacın etkisi gösterilir. Bill Cosby’nin de geçmişte bu ilacı taciz ettiği kadınlara içtirdiği iddia edilir.

Etkileri

Lemmon 714’ün etkileri baş dönmesi, düşecek gibi olma, kalp atışının düşmesi, solunumun düşmesi, afrodizya, şehvetin artması, ereksiyon olamama, parmaklarda karıncalanma ve uyuşma sayılabilir. Yüksek dozda kullanımı solunum depresyonu, konuşmada bozukluk, başağrısı ve fotofobia (ışıktan korkma veya ışığa hassaslaşma) gibi durumlara sebep olabilir.

Aşağıdaki videoda Wolf of Wall Street’te ilacın etkisini görebilirsiniz.

https://www.youtube.com/watch?v=9qUou4fzoSI

Intel Core i3, i5 ve i7 Arasındaki Fark

Intel Turbo Boost

Intel Turbo Boost teknolojisi bir işlemcinin saat hızını (clock speed) ihtiyaç duyduğu zaman dinamik olarak arttırmasını sağlar. Turbo Boost’un arttırabileceği maksimum saat hızı aktif çekirdek sayısına, o andaki tahmini akım kullanımına, o andaki tahmini güç kullanımına ve işlemci sıcaklığına bağlıdır.

i5 Core işlemciler için maksimum kullanılabilen işlemci frekansı 3.6GHz’dır. i3 Core işlemcilerin hiçbirinde Turbo Boost teknolojisi olmadığından i5’ler i3’lerin bu noktada her zaman önündedir. Bütün i5 işlemciler en son Turbo Boost teknolojisi ile birlikte gelir. Dolayısıyla i5’ler bu noktada i3’lerden bir adım öndedir.

Intel Core i3, i5 ve i7 Arasındaki Fark

 

Önbellek Boyutu (Cache Size)

CPU aynı datayı tekrar tekrar kullandığını farkettiğinde bu datayı önbelleğinde saklar. Önbellek dediğimiz şey RAM gibidir fakat daha hızlıdır çünkü doğrudan CPU’nun içine gömülüdür. Hem RAM hem de önbellek sık kullanılan veriler için bir bekleme odası gibidir. Eğer bunlar olmazsa CPU aynı datayı tekrar tekrar hard disk’ten okumak zorunda kalır ve bu da çok zaman alır.

Özetlemek gerekirse, RAM CPU’nun hard disk ile olan etkileşimini azaltır, önbellek ise CPU’nun RAM ile olan etkileşimini azaltır. Dolayısıyla cache yani önbellek ne kadar büyük olursa o kadar çok veriye daha hızlı ulaşılmış olur. Dördüncü nesil (Haswell) i3 Core işlemcilerin 3MB ya da 4MB önbelleği vardır. i5 Core işlemcilerin ise cache boyutu 4MB ya da 6MB’dır. Son olarak i7 Core işlemcilerin cache boyutu 8MB’dır. (i7-4770R işlemciler hariç, bunların önbellek boyutu 6MB’dır.) İşte cache boyutu noktasında i7’ler hem i5’lerin hem de i3’lerin önündedir.

Hyper-Threading

Hyperthreading’in Türkçe sözlük karşılığı: biri bitmeden diğerine başlamak şeklinde.

Tek çekirdekli bir işlemcide aynı anda bir tane thread işlenir. Eğer CPU çift çekirdekli ise 2 thread aynı anda işlenebilir. Fakat Intel’in hyper-threading adında bir teknolojisi var ve bu teknoloji sayesinde tek bir çekirdek birden fazla thread’i işleyebilir.

Örneğin 2 çekirdeğe sahip i3 Core işlemci aynı anda sadece 2 thread’e cevap verebilir. Diğer bir deyişle toplam 4 thread aynı anda çalışabilir.

i7 işlemciler bu noktada hem i3 hem de i5’lerden çok öndedir. i7’lerde hem quad core vardır hem de hyper-threading destekler. Dolayısıyla 8 thread aynı anda çalışabilir. Bunu 8MB cache ile ve Intel Turbo Boost ile topladığınızda hız ve performans noktasında i7 işlemcilerin diğerlerini açık ara geçtiğini görürsünüz.