Dual Federalizm ile Kooperatif Federalizm Arasındaki Fark

Dual federalizm ile kooperatif federalizm arasındaki fark bu yazımızın konusu.

Bu yazıda dual federalizm ya da diğer adıyla ikili federalizm veya çift federalizm ile korporatif federalizm arasındaki farkları detaylı inceliyor olacağız. Fakat öncesinde dual federalizm nedir, korporatif (kooperatif) federalizm nedir buna bakalım. Sonra farklarını inceleyelim.

Federalizm; merkezi hükumetin tüm gücü elinde bulundurmadığı ve bu gücü diğer kurucu eyalet ve bölgelerle paylaştığı hükumet şeklidir. Federalizmin hem ulusal hükumetler hem de vatandaşları için sayısız yararları vardır. Vatandaşlara kendi halklarını yönetmede aktif bir rol almalarını sağlarken aynı zamanda merkezi yönetimin bir parçası olarak demokratik kuralların uygulanmasını teşvik eder. Güç merkezi yönetimde toplanmak yerine, kurucu eyaletlere dağıtılır ve böylece gücün kötüye kullanımının önüne geçilmiş olur. Federalizmden vatandaş da faydalanır çünkü bireysel kurucu unsurlar en pratik finansal ve sosyal politikaları hazırlarken hem kendi aralarında hem de merkezi yönetime karşı rekabet edebilirler. Geçen yüzyıl boyunca Batı demokrasilerinde hükumet yapılarını tanımlamak için kullanılan iki tür federalizm vardır: dual (ikili, çift) federalizm ve kooperatif federalizm.

Dual Federalizm Nedir?

Dual federalizm ya da çift federalizm; bölünmüş egemenlik olarak da anılır; gücün federal ve eyalet hükumetleri arasında açıkça tanımlanmış ifadelerle bölündüğü politik bir düzenlemedir. Eyalet hükumeti federal hükumetin herhangi bir müdahalesi olmadan kendisine ayrılmış bu gücü kullanır. Dual federalizmde kooperatif federalizmin tersine; federal ve eyalet hükumetlerinin politik işbirliği mevcuttur. Dual federalizm “katlı pasta“, kooperatif federalizm ise “mermer kek” olarak ifade edilir. Katlı kek daha ayrılmış katmanlardan oluşurken, mermer kek daha karışık bir görünüm arz eder.

Dual Federalizm ile Kooperatif Federalizm Arasındaki Fark
Dual federalizm katmanlı kek ile ifade edilir. Eyalet ve merkezi yönetim politikaları birbirine karışmaz ve ayrıdır.

Kooperatif Federalizm Nedir?

Kooperatif federalizm ulusal, yerel ve eyalet hükumetlerinin sık karşılaşılan problemleri çözmek için farklı politikalar yapmak yerine işbirliği ve etkileşim içerisinde birlikte çalıştıkları bir federalizm konseptidir.

Dual Federalizm ile Kooperatif Federalizm Arasındaki Fark
Kooperatif federalizm kakaolu keke benzer. Eyalet ve merkez yönetimin içiçe geçtiği ve işbirliği ile çalıştığını temsil eder.

Dual Federalizm ile Kooperatif Federalizm Arasındaki Fark

Dual federalizm bölgesel yönetimlerin eyalet hükumeti ile farklı küreler içerisinde faaliyet gösterme koşuluyla kanun çıkarma noktasında aynı haklara sahip olması konseptini destekler. Kooperatif federalizm ise bölge ve eyalet hükumetlerinin aynı küre içerisinde harmoni içerisinde birlikte çalışıp politik, finansal ve sosyal konulara çözüm aramasını destekler.

Dual federalizm katlı pasta ile temsil edilir çünkü ulusal ve bölgesel yönetimlerin çıkardığı yasalar sadece kendi bölgelerinde geçerlidir. Bu yüzden katlı pasta ile temsil edilir zira her iki yönetimin güç ve sorumlulukları diğerine geçmez.

Kooperatif federalizm bu noktada dual federalizmden ayrılır ve kakaolu kek ile temsil edilir. Yani kakaonun bir kısmı kekin belirli bölgelerine karışabilir. Bu şu demektir; kooperatif federalizmde merkezi yönetim ile bölgesel yönetim güçlerini paylaşabilirler. Hem bölgesel hem de merkezi çapta bir güç işbirliği vardır. Bu nosyondan ötürü her iki yönetim arasında işbirliği vardır. Dual federalizmde yerel yönetim ile merkezi yönetim arasında bazen tansiyon yükselebilir. Çünkü birinde yürürlüğe konan yasa diğer taraf ile çelişebilir.

Dual federalizm bölgesel yönetimleri kooperatif federalizme kıyasla kendi bölgelerinde geçerli olmak şartıyla daha fazla güç sağlar. ABD’nin kurucuları merkezi yönetimin diktatörlüğe kayıp yerel yönetimleri sindirmesinden endişe ettikleri için bu tipte bir hükumet yapısını bundan 3 asır önce hayata geçirdiler. Merkezi hükumete sadece vergi toplama ve diğer bölgesel hükumetlerin sınırlarını koruma görevi verildi. Buna Amerikan federalizmi de denir.

Dual federalizm ile kooperatif federalizm arasındaki fark elbette bu kadar değil, fakat yukarıda belirttiklerim temel farklılıkları ihtiva ediyor.

Kapitalizm ile Neoliberalizm Arasındaki Fark

Kapitalizm ile neoliberalizm arasındaki fark bu yazıda inceleyeceğimiz konu.

Kapitalizm; sosyalist ve komünist ülkeler hariç dünyanın birçok yerinde yaygın bir sosyal ve ekonomik sistemdir. Kapitalizm özel mülkiyet ve girişimciliği teşvik eder ve kâr elde etmekte herhangi bir kötülük bulmaz. Arz ve talebin hüküm sürdüğü ve devlet tarafından düzenlenmeyen serbest bir piyasadan oluşur kapitalizm. Bir de son 25 yılda ekonomi alanında doğan fikirleri ve düşünceleri ifade etmekte kullanılan neoliberalizm adında bir kavram vardır. Liberalizm ile neoliberalizm arasındaki farkı anlamak için daha önce yazdığımız bu yazımızı okuyabilirsiniz. Bu yazıda kapitalizm ile neoliberalizm arasındaki fark inceleyeceğiz. Kapitalizm ve neoliberalizm arasında çok örtüşme noktaları vardır ve hatta iki kavramın eşanlamlı olduğunu iddia eden epey insan vardır. Fakat dediğim gibi bu yazıda benzerlikleri değil farklılıkları inceleyeceğiz.

Kapitalizm Nedir?

Kapitalizm batı dünyasında egemen olan ve yavaş yavaş dünyanın her yerinde popüler hale gelen bir felsefedir. Devletin herhangi bir düzenlemesinin ve müdahalesinin olmadığı, arz ve talep ile çalışan serbest piyasa ekonomisi anlamına gelir. Kar elde etme güdüsü ve girişimciliği teşvik eden bir sistemdir. İdeal dünyada, kapitalizmde devletin piyasa üzerinde hiç müdahalesi ve katılımı olmaz.

Kapitalizm ile Neoliberalizm Arasındaki Fark

Kapitalizm özgürlükle veya bırakınız-yapsınlar ideolojisiyle karakterize edilen ekonomik bir sistemdir.

Neoliberalizm Nedir?

Yeni dönemle birlikte liberalizmin yeni bir formu ya da yeni bir yorumlanış şekli neoliberalizm adıyla ortaya çıktı. Modern liberalizmin devlet karşısında bireyi güçsüz bırakmasına eleştirel yaklaşan neoliberaller Adam Smith’in ulusların refahı konseptli kurucu prensiplerine geri döndü. Adam Smith piyasada ekonomik aktivitenin devlet tarafından değil de “görünmez bir el” tarafından sürdürülmesi gerektiğini öne sürmüştü.

Neoliberalizme göre bireylerin serbest piyasada istedikleri gibi üretmesine ve satmasına olanak sağlamak topluma çok büyük bir refah getirecektir.

Neoliberalizm aynı zamanda klasik liberalizm olarak da adlandırılır. Çünkü neoliberalizm liberalizmin ilk çıktığı 18. yüzyıldaki orjinal prensipleri temel alır. Neoliberalizm pazarın ve piyasaların devlet denetiminden kurtulması gerekliliğini ve kamu kuruluşlarının özelleştirilmesini şiddetle savunur.

Kapitalizm ile Neoliberalizm Arasındaki Fark

  • Neoliberalizm kapitalizmin son gelişmelerini içermektedir.
  • Neoliberalizm kapitalizmin bir türüdür.
  • Bazı insanlar için, Neoliberalizm steroid kapitalizmdir. Yani kapitalizmin steroid alıp şişirilmiş halidir.

Mülteci ile Göçmen Arasındaki Fark

Mülteci ile göçmen arasındaki fark çok keskin çizgilerle birbirinden ayrılır.

Mülteci Kimdir?

2. Dünya Savaşı’ndan sonra Birleşmiş Milletler’in ortak anlaşmasıyla imzalanan 1951 Cenevre Mülteci Sözleşmesi’nde mülteci şöyle tanımlanmıştır: “Irk, din, milliyet, belirli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi görüş gibi nedenlerle zulme uğramaktan korku nedeniyle vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve söz konusu korku nedeniyle kendisini o ülkenin güvenliğine emanet etmeye isteksiz kişi..

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) verilerine göre, mülteciler kendi ülkelerindeki silahlı çatışma veya zulümden kaçan kişilerdir. Mülteci ülkesindeki tehlikeden dolayı, komşu bir ülkeye kaçmak zorunda kalır.

Mülteci ile Göçmen Arasındaki Fark
Sınırı geçmeye çalışan mülteciler.

Yakın ülkelerde güvenli bir ortam aramak için ulusal sınırları herhangi bir giriş izni olmadan, bazen pasaport ve diğer gerekli belgeleri olmadan, yürüyerek veya botla geçen mültecilerin durumu genellikle çok tehlikelidir. Böylece uluslararası olarak “mülteci” statüsü kazanır ve hükümetler, UNHCR ve diğer kuruluşlardan yardım erişimi almaya hak kazanır. Ülkelerine dönmek çok tehlikeli olduğundan mülteci statüsü kazanırlar ve başka yerlere sığınma ihtiyacı duyarlar. Bu insanların başka bir ülkeye girişi Cenevre Sözleşmesi gereği geri çevrilemez.

1951 Cenevre Mülteciler Kongresi ve diğer uluslararası anlaşmalar kapsamında mülteciler asgari korunma hakkına sahiptirler.

Mültecilerin korunmasının birçok yönü vardır. Bunlar arasında mültecilerin uzun vadede ülkelerine güvenli bir şekilde dönmelerinin sağlanması ve onlara yardım ederken temel insan haklarına, haysiyet ve onurlarına saygının teminini sağlamaktır. Mülteci alan ülke, onları koruma sorumluluğunu da üstlenir. Bu nedenle Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) danışmanlık ve sorumluluklarını yürütmek için gerektiğinde mülteci alan hükümetler ile birlikte çalışır. 1947 yılında Hindistan’ın bölünmesi sırasında, 6 milyon Hindu ve Sih mülteci varlıklarını, evlerini, arkadaş ve bazen de ailelerini terk ederek yeni kurulan Pakistan’a kaçtı veya Hindistan’da farklı bölgelere yerleştirildi. Mültecilerin rehabilitasyon sorumluluğu Hint hükümeti tarafından karşılandı. Birçok mülteci yoksulluktan, evlerini ve mallarını kaybettiklerinden travma yaşadı.

Özetle, bir mülteci savaş veya zulümden kaçmak için ülkesini terk eden ve bunu kanıtlayabilen kişidir.

Göçmen Kimdir?

Öte yandan, göçmen iş bularak veya başka nedenlerle başka bir ülkeye göç ederek daha iyi bir hayat yaşamak isteyen kişidir. Bir göçmen göç ettiği ülkede istediği yaşam tarzını bulamazsa kendi ülkesine istediği zaman geri dönebilir. Kendi vatanındaki akraba ve dostlarını istediği zaman ziyaret edebilir. Göçmenler başka bir ülkeye göçmeden önce genelde araştırma yaparlar. Seçtikleri ülkenin dilini, kültürünü öğrenir, iş başvurularında bulunur ve göç etmek için gerekli döküman ve belgeleri hazırlar. Bir ülkeden başka bir ülkeye savaş veya zulüm nedenlerinin dışında giden herkes göçmen statüsündedir. Göçmenler kendi ülkelerindeki fakirlikten de kaçıyor olabilirler ya da daha iyi bir yaşam aramak için de gidiyor olabilirler.

Mülteci ile göçmen arasındaki fark

Ülkeler eksik yasal belgeleri olmayan veya herhangi bir suça bulaşmış kişilerin ülkeye girişlerini kabul etmeyip sınırdışı etme hakkına sahiptirler fakat 1951 Cenevre Sözleşmesi gereği aynı şeyi mültecilere yapamazlar. Mülteci Sözleşmesi uluslararasıdır fakat göçmen kanun ve yasaları ülkelere özgüdür.

Mülteci ile göçmen arasındaki fark iyi belirlenmelidir zira bu iki ifadenin yasal dökümanlar üzerinde ifade ettiği anlam hem mülteci hem göçmen için çok önemlidir. Savaştan ve zulümden kaçan bir mülteciyi göçmen statüsüne sokarsanız o kişiyi gerisin geri savaşın içine göndermiş olursunuz. Aynı şekilde daha iyi bir yaşam aramak için başka bir ülkeye göç eden kişiyi mülteci statüsüne sokarsanız o kişiye de mülteci olmadığı halde mülteci hakları sağlamış olursunuz. Her ne olursa olsun tüm insanlara saygı ile yaklaşmalı. Mülteci ve göçmenlerin şeref ve haysiyetlerine saygı duyulmalı.

Mülteci ile Göçmen Arasındaki Fark

Mülteci ile göçmen arasındaki fark özetlenecek olursa;

  • Mülteci savaştan veya zulümden kaçan insandır.
  • Göçmen daha iyi bir yaşam için göç eden insandır.
  • Mülteci savaştan veya zulümden kaçtığın ispatlamak zorundadır.
  • Mültecilerin hakları 1951 Cenevre Sözleşmesi kapsamında korunmuştur.
  • Ülkelerin mültecileri kabul etmeme gibi bir seçenekleri yoktur fakat göçmenleri geri gönderebilirler.
  • Göçmenler gidecekleri ülke hakkında önceden araştırma yaparlar, dilini, kültürünü öğrenir ve belgelerini hazırlarlar.
  • Belgesi olmayan veya suça bulaşmış göçmenler sınırdışı edilebilir fakat mülteciler için aynı şey yapılamaz.
  • Suriye’den savaştan kaçıp Türkiye’ye sığınan bir kişi mülteci, Sultanahmet’te saat satan Nijerya’lı ise göçmendir.

XKeyscore Nedir?

XKeyscore nedir? XKeyscore veya XKEYSCORE (XKS olarak kısaltılır) günlük bazda arayıp topladığı global internet verilerini analiz etmek için ilk kez ABD Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) tarafından kullanılan eski gizli bir bilgisayar sistemidir. Program Avustralya Elektronik İstihbarat Müdürlüğü, Kanada İletişim Güvenlik Kurumu, Yeni Zelanda İletişim Güvenliği Bürosu ve Almanya Federal Haber Alma Servisi dahil olmak üzere diğer casus kurumları ile paylaşılmıştır.

XKeyscore_logo

Edward Snowden’ın Temmuz 2013’te Sydney Morning Herald ve O Globo gazetelerindeki yazılarının ardından program kamuoyu tarafından bilinir hale geldi. Programın kod adı daha önceki gazete yazılarında, online iş arama sitelerinde ve cv’lerde belirtildiği için kamuoyunun bilgisindeydi.

3 Temmuz 2014’te XKeyscore’un kaynak kodlarının bir kısmı Alman ARD kanalının bir alt kuruluşu olan Norddeutscher Rundfunk tarafından yayınlandı. Uzmanlardan oluşan bir ekip kaynak kodunu analiz etti. Bu analizler neticesinden XKEYSCORE’un ırk, cinsiyet, etnik köken ve coğrafi konum gibi belirli kullanıcı verilerini işaretleyerek kullanıcı ölçümleri yaptığı belirlendi.

XKeyscore Nedir?

XKeyscore epey karmaşık bir sistem ve uzmanların programın işleyişi ve kapasitesi hakkında farklı yorumları var. Edward Snowden ve Glenn Greenwald, XKeyscore’un sınırsız istihbarata olanak sağladığını ve dünyanın her yerindeki her insanı sınırsız bir şekilde gözetleyebilen bir sistem olduğunu söylerken, NSA sistemin kullanımının sınırlı ve kısıtlı olduğunu söyledi.

The Washington Post’a göre XKeyscore; NSA’ya ait olup kullanıcı arayüzleri, arka uç veri tabanları, sunucular ve yazılımlardan oluşan istenilen türde verileri elde etme sistemidir.

26 Ocak 2014’te bir Alman radyosunda Edward Snowden’a XKeyscore ile neler yapılabileceği soruldu. Snowden’ın cevabı şöyle oldu;

“E-mail adresi olan dünyadaki herhangi birinin e-maillerini okuyabilirsiniz. Herhangi bir internet sitesine gelen ve giden tüm trafiği izleyebilirsiniz. Herhangi birinin kullandığı bir bilgisayarı izleyebilirsiniz. Bir laptopun yer değiştirme hareketlerini takip edebilirsiniz. Bu program NSA’nın bilgiye erişmek için kullandığı tek durak noktasıdır.

…Kişileri etiketleyebilirsiniz.. Diyelim ki büyük bir Alman şirketinde çalışıyorsunuz ve ben o ağa erişmek istiyorum; kullanıcı adınızı bir yerlerden track edebilirim ve gerçek adınıza ulaşabilirim, arkadaşlarınızı bulabilirim ve bunların neticesinde ağ üzerinde size özel parmak izinizi oluşturabilirim ve böylece dünya üzerinde nereye giderseniz gidin sizi takip edebilirim.”

The Guardian’a göre; düşük seviye bir NSA analisti XKeyscore benzeri bir sistem ile istedikleri e-mailleri okuyabilir, istedikleri telefonarı dinleyebilir, tarayıcı geçmişini ve Microsoft Word dökümanlarını öğrenebilir. Ve bütün bunları mahkeme kararı olmadan, hatta yönetici onayı olmadan bile yapabilir.

Ayrıca NSA’daki toplanmış veribankaları üzerinde NSA analistleri istedikleri aramaları yapılarak NSA’da kayıtlı tüm e-mailleri, telefon konuşmalarını takip edebilir veya tarayıcı geçmişine veya Google aramalarına bakabilir ve takip etmek istedikleri kullanıcılar ve IP’ler için alarmlar koyabilir ve ilerde bir aktivite olduğunda bildirim alabilirler.

Peki NSA ne diyor?

30 Temmuz 2013’te NSA resmi bir yazı ile, XKeyscore’un yasal olarak yabancı elektronik istihbaratı izleme programının bir parçası olarak kullanıldığını duyurdu. “ABD’yi ve onun çıkarlarını korumak adına liderlerimizin gerek duyduğu bilgileri edinebilmek için meşru yabancı istihbarat hedefleri hakkında bilgi toplamak adına programın yasalara uygun şekilde kullanıldığı” ifade edildi. “Görevimizi başarılı bir şekilde yapabilmek, ulusumuzu ve ABD ile yurtdışındaki müttefiklerini korumak için bilgi toplandığı..” belirtildi. Verilere erişim konusuyla ilgili olarak da yapılan basın açıklamasında NSA’daki analistlerin izinsiz olarak verilere, XKeyscore gibi programlara erişemediği.. Sadece görev gereği erişmesi gereken analistlere izin verildiği.. belirtildi. Ayrıca programda her bir analist için belirli erişim seviyelerinin belirlendiği ve limit ve sınırlandırmaların olduğu.. ifade edildi.

NSA’nın XKeyscore ile ilgili hazırladığı Top Secret ibareli sunumda XKeyscore’un “DNI Exploitation System/Analytic Framework” olduğu yazıyor. DNI Digital Network Intelligence’in kısaltması. Yani internet trafiğinden edinilen istihbarat anlamına gelmiş oluyor.

XKeyscore Nedir?
XKeyscore

Edward Snowden XKeyscore’un bir arama motoru işlevi gördüğünü söylüyor. XKeyscore pasif bir şekilde dinliyor ve izliyor fakat hedefteki ağlara herhangi birşey göndermiyor. Fakat NSA’nın siber saldırı timi olarak bilinen “Tailored Access Operations” ve benzeri başka programları tetikleyerek aktif saldırı gerçekleştirme yeteneğine sahip.

XKeyscore Veri Kaynakları

XKeyscore 150 farklı lokasyonda 700’den fazla server’dan oluşuyor. Farklı ülkelerdeki bu lokasyonlar ABD ve onun müttefik askeri üsleri, elçilikleri ve konsolosluklarından oluşuyor. Avusturalya ve Yeni Zelanda’da da 5’e yakın üs olduğu bildiriliyor.

Xkeyscore-hiyerarşisi
Xkeyscore hiyerarşisi

2008 yılındaki NSA sunumuna göre bu XKeyscore serverları aşağıdaki kolektif sistemlerden topladığı bilgilerle besleniyor;

  • F6 (Özel Toplama Servisi): Yabancı diplomatlar ve liderlere casusluk dahil gizli operasyonlar yürüten CIA ve NSA ortak operasyonu.
  • FORNSAT (ECHELON): “yabancı uydu koleksiyonu” anlamına gelir ve uydulardan istihbarat sinyalleri toplar.
  • SSO (Özel Kaynak Operasyonları): Telekomünikasyon sağlayıcıları ile işbirliği içinde olan NSA birimi.

2013 yılında İsveç medyasında yayınlanan bir sunumda ise aşağıdaki veri kaynakları belirtilmiş;

  • Amerikan casus uçaklarından, drone’lardan ve uydulardan elde edilen bilgiler.
  • Tailored Access Operations; NSA’nın hacking ve siber savaş birimi.
  • FISA (Yabancı istihbarat izleme yasası); Yabancı istihbarat izleme mahkemesinin onayladığı tüm izlemeler.
  • Üçüncü partiler; Belçika, Danimarka, Almanya, İtalya, Japonya, Hollanda, Norveç ve İsveç gibi ABD’nin dış müttefikleri.

Peki XKeyscore nedir ve ne yapar? XKeyscore bütün bu kaynaklardan gelen verileri toplar ve depolar. Çeşitli pluginler sayesinde verileri telefon numarası, email gibi alanlardan arama yapılabilecek şekilde indeksler.

KS12

Fakat sistem devamlı olarak çok fazla veri topladığından bu verileri kısa bir süreliğine depolar. İçerik verisi sistemde 3 ila 5 gün saklanırken, metadata (üstveri) 30 güne kadar saklanır. Guardian’da yayınlanan bir yazıya göre NSA’nın bazı günler bu sistemde topladığı veri miktarı 20+ terabyte’ı bulabiliyor ve bu veriyi ancak 24 saat tutabiliyorlar.

Bu linkten XKeyscore nedir ne değildir ve hakkında Top Secret ibare ile NSA’nın hazırladığı sunumu inceleyebilirsiniz.

Serbest Fon ile Yatırım Fonu Arasındaki Fark

Pratikte ve hukuki açıdan bakıldığında; serbest fonlar (hedge fund) ile yatırım fonları (mutual fund) arasında farklar vardır.

Hedge Fund (Serbest Fon) Nedir?

Hedge fund yani serbest fon; tahvil, hisse senetleri, menkul kıymet ve diğer kısa vadeli para piyasası gibi çeşitli hisselerden oluşan kolektif bir yatırım programıdır. Bu tür bir fonun genelde yöneticisi vardır. Yatırımlardan elde edilen net kar ve zararlar yıllık bazda yatırımcılara ödenir. Hedge fund kısmi yatırımcılara sunulan bir yatırım fonudur ve çeşitli ticari faaliyetlere ve diğer yatırımlara olanak sağlar. Hedge fon yatırım yöneticisi performans ücreti alma hakkına sahiptir. Bir hedge fona uygulanabilir yatırımlar arasında; borç, hisse senetleri ve emtia bulunmaktadır.

Serbest Fon ile Yatırım Fonu Arasındaki Fark

Mutual Fund (Yatırım Fonu) Nedir?

Yatırım fonları; verimsiz dönemlerde yüksek performans ve düşük risk faktörleri ile bilinirler. Bu fonlar genellikle geleneksel piyasa ile ilişkili olmayan kıymetleri içerir ve genelde kısmi olarak tahvil, para piyasası hesapları ve hisse senetleri bulundurur. Yatırım fonları; piyasa oranlarını, yatırımcı sayısını ve yatırımcılar arasında popüler ve son derece karlı fonları analiz eder. Bir yatırım fonunun ortalama getiri oranı, yılda %75 civarındadır. Yatırım fonlarının bir avantajı da; hemen hemen herkesin bu tür yatırımları yapmaya kapasitesinin olmasıdır.

Serbest Fon ile Yatırım Fonu Arasındaki Fark

Hedge fonlar, yatırım fonlarının aksine, halka açık menkul kıymetler yatırımı değillerdir. Hedge fund’lar daha çok gayrimenkul, vadeli sözleşmeler, sanat ve yaygın pazarla ilgili olmayan diğer tür yatırımları içerir. Bu fonlar ayrıca hisse senetleri, web sitesi alan adları, tahvil, satın alma hakkı, rüzgar enerjisi çerçeveleri ve döviz gibi yatırımlar da olabilir. Şu anda, on dört bin rekabetçi hedge fon mevcut bulunmaktadır. Hedge fonlar yüksek karlı olma potansiyeline sahiptir.

Bu fonların menşeini inceleyecek olursak, mutual funds yani yatırım fonları 1800’ün başlarında Hollanda’da ortaya çıktı. Bugün bildiğimiz anlamdaki yatırım fonları ilk kez 1924’te Massachusetts yatırımcıları ile başladı. O andan itibaren çok çeşitli yatırım fonları ortaya çıktı. Hedge fund’lar 1949 yılında Alfred Winslow Jones tarafından başlatıldı. Jones, diğer stokları azaltarak ve kendi pozisyonlarını garanti altına alarak bir hedge fund oluşturdu. Yaklaşık dört yıl sonra, hedge fon bir komandit (limited ortaklık) oldu ve o andan itibaren, yıllık toplam %20 performans kar ücreti sağlandı.

Hedge fund ile mutual fund arasındaki farkları özetlemek gerekirse;

  • Mutual fund (yatırım fonu); tahvil, hisse senetleri, menkul kıymetler ve diğer kısa vadeli para piyasası yatırımlarından pay içeren kolektif bir yatırım sistemidir.
  • Hedge fund (serbest fon) ise kısmi yatırımcıların kullanılabildiği bir yatırım fonudur ve çeşitli ticari faaliyetlere ve diğer yatırımlara olanak sağlar.
  • Mutual fund’lara herkes yatırım yapabilir.
  • Hedge fund’lar yatırım potansiyelini arrtırabilmek için bütün piyasayı kullanır.

Retorik ile Diyalektik Arasındaki Fark

Kadim zamanlardan beri filozoflar söylem ya da konuşmayı muhakeme aracı olarak veya akademik bir ortamda bakış açısı yansıtmak için kullanmışlardır. Biçimsel mantık alanına giren retorik ve diyalektik bu söylemin iki farklı koludur.

Hem retorik hem diyalektik diyalog ve büyük hitabet becerileri kullanarak görüş bildirme araçlarıdır. Her ikisi de bir önermeyi desteklemek ya da çürütmek için ikna ve makul argüman kullanır. İşte ikisi arasındaki benzerliğin bittiği nokta tam burası.

Retorik ile Diyalektik Arasındaki Fark

Retorik Nedir?

Basitçe söylemek gerekirse, retorik, tek adam şovudur. Bir konuşmacı dinleyicileri motive edici sözlerle ve tabiri caizse bombastik bir dille etkilemeye çalışır. Konuşmacının kişisel tarzı argümanını daha etkili kılar. Retorik, bir konuşmacının büyük bir kalabalığa veya gruba hitap ettiği bir çeşit toplu ikna seansıdır. Konuşmacı ile dinleyici arasında hiç ya da çok az diyalog vardır. Retorik kesintiye uğramaz ve katılımcılar arasında argüman veya karşı argüman tarzında bir tartışma olmaz. Retorik ortaya atılan söylemleri görkemli bir hitabetle karşıdakine kabul ettirme sanatıdır.

Diyalektik Nedir?

Kalabalık bir gruba hitap edilen retoriğin tersine, diyalektik; konuşmacının dinleyiciyi ikna etmeye çalıştığı veya mantıksal veya felsefi argümanlarını birtakım soru ve cevaplarla en azından karşıdakine kabullendirmeye çalıştığı birebir interaktif (etkileşimli) bir oturumdur. Müzakere uygun koşullarda gerçekleşir ve bir konuşmacı ile bir dinleyici ile sınırlıdır. Doğası gereği daha kişiseldir ve kesintiye uğrayabilir. Evrensel gerçeğe ulaşabilmek için kuvvetli argümanlar, itirazlar ve karşı argümanlar vardır.

Retorik ile Diyalektik Arasındaki Fark

  • Tek bir kişinin uzun ve coşkulu konuşmalarla bir grubu kendi düşünce veya gerçeği kabullenme şekline getirmeye çalıştığı tek yönlü bir proses olan retoriğin tersine, diyalektik iki kişinin veya grubun doğru bir konsensüse varabilmek için felsefi argümanlarla ve diyalog ve tartışma yoluyla birbirlerinin önermelerini destekleyip çürütmeye çalıştığı çift yönlü bir prosestir.
  • Retorik ayrıca abartılı bir dil, süslü kelimeler ve alaycı sofistike bir dilin kullanıldığı söz sanatı olarak da adlandırılır.
  • Diyalektik aynı anda bir kişiyi etkiler, retorik ise büyük kitleleri akılsızca bir itaatkarlığa itme gücüne sahiptir. Büyük konuşmacılar kitleleri etkilemek için retoriği kullanır.
  • Retorik genellikle meclis, stadyum, siyasi mitingler ve diğer büyük toplantılar olmak üzere kamusal alanlarda gerçekleştirilir. Dinleyici genelde konuşmacıdan o kadar etkilenir ki kendisini o esnada orada düşünmez ve adeta kendisine vaadedilen bir ütopyanın içerisinde hayal eder. Diyalektik ise tamamen kişiseldir ve katılım gerektirir. Diyalektikte konuşmacının sözü dinleyici tarafından her an kesilebilir ve anlık olarak karşı argüman sunulabilir. Diyalektikte konuşmacının dinleyiciden daha fazla gücü yoktur. İkisi de eşittir.
  • Retorik tek yönlü bir yoldur. Diyalektik ise çift yönlü bir yoldur. Yani retorikde konuşma tek yönlü akar ve devamlıdır, diyalektikte ise konuşma soru ve cevaplarla kesilebilir.
  • Retorik dinleyicinin daha limitli bir zekasının olduğunu ve öne sürülen her türlü süslü kelimeli söylemi kabul edeceğini varsayar. Diyalektik ise çift yönlü bir tartışma ortamı yaratır.
  • Diyalektik tartışmacıdır, retorik ise değildir.

İrritabl Bağırsak Sendromu

İrritabl bağırsak sendromu ya da diğer adıyla spastik kolon ya da huzursuz bağırsak sendromu, kalın bağırsakta (kolon) ağrılı spazmlar ve kramplara neden olan yaygın bir durumdur. İrritabl bağırsak sendromu bağırsakları zarar vermez, ve kanser veya diğer ciddi mide sorunlarının riskini arttırmaz. Bu hastalığın ağrıları şiddetli olabilir ve genelde acil servislerde mide ağrısı şikayetlerinin ana nedenidir.

Belirtileri Nelerdir?

  • Baskı veya dolgunluk
  • Şişkinlik veya dolgunluk
  • İshal
  • Bağırsağı hareket ettirmek için sık dürtülenmek
  • Bağırsak alışkanlıklarında değişim
  • Mide bozulması
  • Ağrı veya huzursuzluk
  • Kabızlık
  • Sık bağırsak hareketleri
  • Artan gaz
  • Dışkıda değişim
  • Mide krampları

Ne Beklemeli?

İrritabl bağırsak sendromu (Spastik kolon) genellikle 35 yaş öncesinde başlar ve kadınları erkeklerden daha fazla etkiler. Bazı insanlar yaşamları boyunca sadece bir kaç kez bu hastalığı geçirir. Diğerleri için, IBS bir ömür boyu bir sorundur.

İrritabl Bağırsak Sendromu

Ne kadar yaygın?

ABD’de her 5 kişiden 1’inde irritabl bağırsak sendromu var.

Tedavisi

İrritabl bağırsak sendromunun tedavisinde aşağıdakiler kullanılabilir:

  • Beslenme şeklini değiştirme
  • Bazı yoğurtlarda ve kefirde bulunan yararlı bakteri probiyotiklerden tüketme
  • Lif takviyesi yapma
  • Kafeinden uzak durma
  • Stresi azaltma
  • Antidepresan alma
  • Antispazmodik ilaç alma

Kendi kendine bakım

İrritabl bağırsak sendromu saldırıları stres, dar bel, alkol, kafein, çiğ sebze ve baharatlı gıdalar tarafından tetiklenebilir. Hangi yiyeceğin ve durumun saldırıları tetiklediğini öğrenerek bu hastalığı yönetebilirsin. Mümkün olduğunca bu tetikleyicilerden kaçının. Saldırı sırasında, bol miktarda sıvı tüketin, dinlenin, geniş giysiler giyin ve kabızlık anında lif takviyeleri alın.

Daha kötü hale nasıl gelir?

Stres, baharatlı yiyecekler, çiğ sebzeler, kafein, alkol, uyarıcı ilaçlar ve aspirin, ibuprofen veya bazı antibiyotikler gibi mide tahriş edici ilaçlar.

Doktorunuzu ne zaman görmelisiniz?

Eğer bağırsak hareketlerinizde, kan, ateş ya da bir veya iki saat içerisinde iyileşmeyen şiddetli kramplar varsa, hemen tıbbi yardım alın.

Doktorunuza bunları sorun

  • IBS’in tekrar etmesinin önüne nasıl geçebilirim?
  • Kramplar için alabileceğim herhangi bir ilaç var mı?
  • Semptomlarım stres kaynaklı mı?
  • İshalli mi kabızlı mı IBS’e sahibim, ya da her ikisi birden mi?
  • Beslenme şeklimi değiştirmeli miyim?
  • Kafein almayı kesmeli miyim?

Teşhisi nasıl yapılır

Doktorlar IBS’i teşhis edebilmek için sağlık geçmişinize bakar ve fiziksel muayene uygularlar. İhtiyaç duyulması halinde doktorunuz röntgen ve kolonoskopi gibi diğer test yöntemlerini uygulayabilir.

Bunları biliyor muydunuz?

Yaklaşık 6 milyon Amerikalı’da bu hastalık vardır. Bu hastalığa yakalananlar arasında:

  • Mavi Ay dizisinde Bruce Willis ile başrolü paylaşan aktris Cybil Shepherd.
  • “America’s Next Top Model” tv şovunun sunucusu süpermodel Tyra Banks.
  • Wonder Woman dizisinin başrol oyuncusu aktris Lynda Carter.

Multipl Skleroz

Multipl Skleroz genellikle MS hastalığı olarak bilinir. Merkezi sinir sistemini -beyin ve omurilik- etkileyen bir hastalıktır. Kas kontrolü ve gücü, görme, denge, hissetme ve düşünce ile ilgili sorunlara neden olabilir.

Sinir hücreleriniz miyelin adı verilen bir koruyucu ile kaplıdır. Miyelin olmadan, beyin ve omurilik vücudun geri kalanındaki sinirlerle iletişim kuramaz. MS, beyin ve omurilik boyunca bulunan yamalarda miyelini yavaş yavaş yok ederek kas zayıflığı ile birlikte diğer semptomlara neden olur. Bu hasarlı yamalara lezyon denir.

Multipl Skleroz her kişi için farklıdır.  Sadece küçük sorunlar ile ömrü boyu MS ile birlikte yaşayabilirsiniz. Ya da ciddi sakat hale gelebilirsiniz. Çoğu kişi bu ikisinin arasında bir yerde bulunmaktadır. Genelde Multipl Skleroz bu dört yoldan birini izler:

  • Tekrarlayan-düzelen; belirtiler kaybolur ve sonra yıllarca gelir ve gider.
  • Aşamalı ilerleyen; başta önce tekrarlayan-düzelen bir yol izler sonrasında ilerleyen bir hal alır. İlerleyen, gittikçe kötüye giden manasındadır.
  • Başlangıçtan ilerleyen; hastalığın başladığı andan itibaren ilerleyerek devam ettiği durumdur.
  • Progresif nükseden; semptomlar başlangıçta ilerleyendir, sonrasında ise tekrarlayan hale gelir.

Kesin nedeni bilinmemekle birlikte çoğu uzman MS’in otoimmün bir hastalık olduğuna inanır. Bu tür bir hastalıkta, bağışıklık sistemi dediğimiz vücudun savunma mekanizması yanlışlıkla normal dokulara saldırır. MS’te bağışıklık sistemi merkezi sinir sistemine -beyin ve omurilik- saldırır.

Uzmanlar MS’in neden bazı insanlarda görüldüğünü diğerlerinde ise görülmediğini bilmiyor. Hastalık aile içerisinde farklı bireylerde görüldüğünden genetik bir bağlantısı olabilir. Büyüdüğünüz yer de bunda bir rol oynayabilir. Multipl Skleroz ekvatordan uzakta soğuk bölgelerde büyüyen insanlarda daha yaygın olarak görülür.

Multipl Skleroz

Semptomlar beynin ve omuriliğin hangi kısımlarının zarar gördüğüne ve hasarın ne kadar kötü olduğuna bağlıdır. Erken belirtiler aşağıdakiler olabilir:

  • Kas problemleri. Zayıf ve sert hissedebilirsiniz ve bacaklarınızda ağırlık hissedebilirsiniz. Yürürken bacağınızı sürükleyebilirsiniz.
  • Görme problemleri. Görüşünüz bulanık veya puslu olabilir. Göz yuvarlağı ağrısı (özellikle gözlerinizi hareket ettirdiğinizde), körlük veya çift görme yaşayabilirsiniz.
  • Duyusal sorunlar. Karıncalanma, iğne hissi veya uyuşukluk hissedebilirsiniz. Gövdenizde veya kol veya bacaklarınızda gerginlik hissedebilirsiniz.
  • Denge sorunları. Baş dönmesi veya dönüyor gibi hissedebilirsiniz.

MS tanısı koymak her zaman kolay değildir. İlk semptomlar belirsiz olabilir. Ve belirtilerin çoğu Multipl Skleroz dışındaki problemlerden kaynaklanıyor olabilir.

Bir doktor, merkezi sinir sisteminizin en az iki farklı alanını etkileyen en az iki atak geçirdiğinizden emin olmadığı sürece MS tanısı koymaz. Doktor sizi muayene edecek, semptomlarınız hakkında sorular soracak ve bazı testler yapacaktır. MS saldırılarının yol açtığı hasarlı yamalar (lezyon) sadece MR ile görülebildiğinden, tanıyı doğrulamak için genellikle MR çekilir.

MS tedavisinde kullanılan ilaçların amacı:

  • Bir atak sırasında, saldırıyı daha kısa ve daha az şiddetli hale getirmek için.
  • Uzun bir dönem boyunca, saldırıların sayısını ve şiddetini düşük tutmak ve ilerlemesini yavaşlatmak için. (Buna hastalığı modifiye eden tedavi denir.)
  • Belirli semptomları kontrol etmek için.

Multipl Skleroz Tedavisi

MS’in ilerlemesini yavaşlatmak için ne zaman ilaç almaya başlayacağınıza karar vermekte zorlanabilirsiniz. İlaçlar herkes için çalışmayabilir ve genellikle yan etkileri vardır. Bu ilaçları ne zaman almaya başlayacağına sen ve doktorun birlikte karar vereceksiniz.

MS’in tedavisi yoktur. Yaşam kalitenizi korumak için tedavi ve öz-bakım size yardımcı olabilir.

Fizik tedavi, uğraş terapisi ve konuşma terapisi MS’in sebep olduğu bazı fiziksel problemleri yönetmenize yardımcı olabilir. Ayrıca, dengeli beslenme, düzenli egzersiz, dinlenme ve enerjinizi akıllıca kullanma ile evde kendinize yardımcı olabilirsiniz.

MS’in fiziksel ve duygusal talepleri ile başa çıkmak kolay değildir. Eğer bunalmış hissediyorsanız, doktorunuzla konuşun. Depresyonda olabilirsiniz ki bunun da tedavisi vardır. Ve MS hastası diğer insanlarla konuşabileceğiniz bir destek grubu bulmak çok yararlı olabilir.

Kronik Sinüzit

Kronik Sinüzit Genel Bakış

Kronik sinüzit, sinüzit semptomlarının 12 haftadan uzun sürmesiyle ortaya çıkan durumdur.

Sinüzit, sinüslerin şişerek sinüslerin normal olarak boşalmasını engellemesidir. Genellikle bir bakteriyel, viral veya mantar enfeksiyonu sinüzite neden olur. Bazen sinüzite alerji ya da burun tıkanıklığı neden olur. Sinüzit, burun tıkanıklığı, ağız kokusu, öksürük, yorgunluk, ateş ve baş ağrısına neden olabilir. Semptomlarınız 12 haftadan uzun ise kronik sinüzite sahipsiniz demektir.

Ne Beklemeli?

Kronik sinüzit yıl içerisinde birkaç kez ortaya çıkabilir. Doğru tedavi ile genellikle bir veya iki hafta içinde sinüs enfeksiyonlarınızın çoğunu temizlemek mümkün olabilir. Bazen sinüzit, antibiyotik ile tedavi edilmesi gereken bir enfeksiyona neden olur. Semptomları tedavi etmek için çok uzun beklemek komplikasyonlara sahip olma riskinizi artırabilir. Ağır vakalarda inflamasyonu azaltmak için kortizon gerekebilir.  Bazı durumlarda doktorlar sinüsleri boşaltmak ve temizlemek için ameliyat yapar.

kronik sinüzit
Kronik Sinüzit

Ne kadar yaygın?

ABD’de yaklaşık her 10 kişiden 1’inde sinüzit vardır. Soğuk ve alerjilerden dolayı sinüzit kış ve sonbahar aylarında daha yaygındır.

Tedavisi

Doktorunuz sinüzit için bir veya daha fazla tedavi önerebilir. Bunlar:

  • Burnu nemli tutmak için tuzlu burun spreyleri
  • Şişliği tedavi etmek için kortikosteroid burun spreyleri
  • Tıkalı burnu açmak için dekonjestanlar
  • Reçetesiz ağrı kesiciler
  • Bakteriyel enfeksiyon sonucu oluşan sinüzit için antibiyotikler

Eğer bunlardan hiçbiri işe yaramaz ise, doktorunuz sinüslerinizin düzgün boşalabilmesi için ameliyat önerebilir.

Kendine bakım

Birkaç basit tedavi yöntemi sinüzitin semptomlarını hafifletebilir:

  • Yüzünüze nemli, sıcak bir bez yerleştirin
  • Burun şırıngasıyla veya ılık tuzlu suyla dolu neti pot (küçük kap) ile burnunuzu sulandırın
  • Sıcak duş alın
  • Günde birkaç kez tuzlu burun spreyi kullanın
  • Mukusu inceltmek için sıvı tüketin
  • Sinüslerin boşalmasına yardımcı olmak için, uyurken başınızın altına fazladan bir yastık yerleştirin
  • Nemlendirici kullanın

Daha kötü hale nasıl gelir?

Alerjiler, üst solunum yolu enfeksiyonları, alkol, ani sıcaklık değişimleri, uçakla seyahat, sigara dumanı ve öne doğru eğilme sinüziti daha kötü hale getirebilir.

Doktorunuzu ne zaman görmelisiniz?

Semptomlarınız 1 haftadan uzun sürüyor ise veya doktorunuzu son görmenizden bu yana herhangi bir iyileşme olmuyorsa tekrar doktorunuzu görmeniz gerekir. Eğer şiddetli baş ağrısı, konfüzyon, boyun tutulması veya nefes darlığı gibi ciddi enfeksiyon belirtileriniz var ise acil olarak doktorunuzu görmeniz gerekir.

Doktorunuza ne sormalısınız?

  • Sinüs enfeksiyonlarını nasıl önleyebilirim?
  • Sinüziti iyileştirmek için antibiyotik kullanacak mıyım?
  • Sinüzitime alerji mi neden oldu?
  • Semptomlarıma yardımcı olabilecek herhangi bir burun spreyi var mı?
  • İlaç tedavi ile semptomlarım gitmezse ne olacak?

Teşhis

Doktorunuz geniz yolunuza bakarak sinüzitiniz teşhis edebilir. Bazen doktorlar endoskopi, bilgisayarlı tomografi veya MRI vasıtasıyla sinüslerinizi daha net görebilir. Bazı durumlarda doktorlar sinüslerden bakteri kültürü alabilir veya alerji testi yapabilir.

Risk faktörleri

Aşağıdakilerden birine veya birkaçına sahipseniz kronik sinüzite yakalanmak için yüksek risk altında olabilirsiniz:

  • Astım
  • HIV/AIDS
  • Kistik fibroz
  • Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (COPD)
  • Aspirin duyarlılığı
  • Septum deviasyonu veya nazal polipler

Karaciğer Sirozu

Karaciğer sirozu, karaciğerin kronik skarlaşma neticesinde bozulması ve normal işleyişinin durmasıyla ortaya çıkan hastalıktır. Sirozun önde gelen nedenleri aşırı alkolizm ve kronik hepatit C virüsü enfeksiyonudur. Yara dokusu karaciğerdeki kan akışını bloke ederek onun vücuttaki bakteri ve toksinleri yok etme yeteneğini akim bırakır. Hasar ayrıca karaciğerin besin, hormon ve bazı ilaçları işleme yeteneğini de bozar. Karaciğerdeki hasar ayrıca yüksek kan basıncına da neden olabilir. Siroz tedavi edilemez. Ama bu son derece önemli organın daha fazla zarar görmesini önlemek mümkündür.

Karaciğer sirozu

Karaciğer Sirozu Belirtileri

  • Boyun damarlarının şişmesi
  • Kanlı ya da kırmızı renkte kusmuk
  • Kolay morarma
  • Sarı cilt
  • Ereksiyon olamama
  • Şişme
  • İştahsızlık
  • Deride kırmızılık
  • Sarı gözler

Ne Beklemeli?

Sirozun tedavisi yoktur. Tedavi olarak karaciğere gelebilecek daha fazla hasarı durdurma ve durumun komplikasyonlarının iyileştirilmesi uygulanır. Alkolizm sirozun başlıca sebebidir. Alkolik karaciğer hastalığı olan insanlar alkol içmeye devam ederse, genellikle bu hastalıktan ölmektedirler. Eğer alkol almayı bırakırlarsa bazı hasarlar iyileştirilebilir ve daha uzun yaşayabilirler. Reçetesiz ilaçlar ve diyet takviyeleri dahil aldığınız tüm ilaçları doktorunuza söylemeniz önemlidir.

Ne kadar yaygın?

Karaciğer sirozu ABD’de ölüme sebebiyet veren 9. en önde gelen hastalıktır. ABD’deki ölümlerin %1.2’si karaciğer sirozundan kaynaklanmaktadır. Her sene yaklaşık 30.000 Amerikalı bu hastalıktan ölmektedir.

Risk Faktörleri

ABD’de, aşırı alkol tüketimi ve kronik hepatit C sirozun en sık nedenidir. Obezite, şeker hastalığı ve yüksek kolesterolün sebep olduğu alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı yeni bir lider risk faktörü haline gelmiştir.

Tedavisi

Siroz tedavisi, hastalığın nedenine ve komplikasyonların mevcut olup olmadığına bağlıdır. Tedavinin amacı karaciğerdeki skar dokusunun ilerlemesini yavaşlatmak veya hastalığın komplikasyonlarını tedavi etmek veya önlemektir.

  • Siroza alkol neden oluyorsa, en önemli şey alkol almayı durdurmak olacaktır.
  • Karaciğere toksik olabilecek ilaçlardan uzak durmak gerekir. Buna reçetesiz ilaçlar da dahil.
  • Komplikasyonları olan siroz hastahaneye yatmayı gerektirebilir.
  • Siroz ilerlemiş ise karaciğer nakli gerekebilir.

Kendine Bakım

Eğer siroz iseniz, hastalığın ilerlemesini durdurabilecek pek çok şeyi kendiniz de yapabilirsiniz:

  • Alkol almayın.
  • Reçetesiz ilaç, vitamin, bitkisel ilaç ve benzeri herhangi bir ilaç almadan önce doktorunuzla görüşün.
  • Hepatit A ve Hepatit B aşısı olun.
  • Siroz olan insanlara tehlike teşkil eden bakterileri barındıran çiğ istiridye veya diğer çiğ kabuklu deniz ürünleri yemekten uzak durun.

Doktora ne zaman gitmeli?

Yukarıda belirtilen semptomplardan herhangi birinin ortaya çıkması durumunda doktorunuzla görüşün.

Doktora ne sormalı?

  • Karaciğerimdeki hasar ne kadar ilerlemiş?
  • Daha fazla zararı önlemek için ne yapmalıyım?
  • Bende sirozun ne gibi komplikasyonları var?
  • Bu komplikasyonlar tedavi ve kontrol edilebilir mi?
  • Karaciğer nakli için aday olur muyum?
  • Hangi ilaçlardan uzak durmalıyım?

Teşhisi nasıl yapılır?

Tanı fiziki muayene, tıbbi geçmiş ve kan testleri dahil çeşitli testlere dayanmaktadır. Bir CT (bilgisayarlı tomografi) taraması, ultrason veya diğer görüntüleme testleri karaciğer durumunu değerlendirmek için kullanılabilir. Küçük bir iğne vasıtasıyla karaciğerden doku kaldırmak için biyopsi yapılabilir.

Daha kötü hale nasıl gelir?

Alkol ve obezite karaciğer hasarını arttırabilir. Ayrıca sirozlu biri ciddi karaciğer enfeksiyonuna yol açan bakterileri içeren çiğ deniz ürünleri yememeli.