Katolik ile Yahudilik Arasındaki Fark

Katolik ile yahudilik arasındaki en önemli fark, katolik, hıristiyan bir mezheptir, yahudilik ise, hıristiyanlıktan önce gelen bir dindir. Her iki dinin de Tevrat ya da Eski Ahit’te kökleri vardır. Hem yahudiler hem de katolikler Adem’in yaratılış hikayesine ve yahudilerin Tanrı’nın seçilmiş insanları olduğuna inanır. Her ikisi de Mesih’in geleceğine inanır ama yahudilerin bu noktada katoliklerden farklı bir inancı vardır. Katolikler Nazaretli İsa’nın (Jesus Christ) yahudilerin beklediği Mesih olduğuna inanır, yahudiler ise Mesih’in henüz gelmediğine inanır.

Katolikler İncil ve Apostolik geleneğe (İsa ve havarileri) inanır. Katolikler Roma piskoposunu evrensel papaz olarak görürler. Hıristiyan inancı yahudilik temeli üzerine kurulmuştur ve insanlığın kurtuluşuna inanır. Yahudiler ise, İsa’yı (Jesus Christ) beklenen Mesih olarak kabul etmezler. Yahudilerin, katoliklerin aksine, İsa’nın tanrının oğlu olduğuna dair bir inançları yoktur. Katolikler azizlere dua ederler ve günah çıkarmaya inanırlar.

Aslında, İsa’nın savunucuları arasında hıristiyanlığı yahudiliğe kabul edenler de olmuştur. Bunlar bekledikleri Mesih’in İsa olarak geldiğine inanıyorlardı. Katolikler yahudileri her zaman kabullenir ve onlar için dua ederler. Her ikisi de aynı Eski Ahit’i benimsediği için aralarında ciddi bir kavga yoktur.

Katolik ile Yahudilik Arasındaki Fark

Yahudilik ve hıristiyanlık dini arasındaki farklar; Tanrı hakkındaki kavramlar, İsa, özgür irade, orijinal günah, ölüm, cennet ve cehenneme olan bakış açılarıdır. Katolikler Trinity yani üçlemeye (baba-oğul-kutsal ruh) inanır, yahudiler ise tevhide yani tanrının birliğine inanır. Bir yahudi için İsa harika bir öğretmendir ama tanrının oğlu veya vücut bulmuş hali değildir. Hıristiyanlık ise, İsa’nın Mesih ve tanrının oğlu olduğu bu ana tema etrafında döner. Yahudiler özgür iradeye inanır ve insanlara doğuştan iyi ya da kötüyü seçme hakkı verildiğini düşünür. Hıristiyanlar ise insanların doğuştan iyi ya da kötü olduğunu savunur. Hem yahudiler hem katolikler ölüme ve ölümden sonraki hayata inanırlar, ancak cehennem ve cennet kavramları farklıdır.

Katolik ile Yahudilik Arasındaki Fark
Yahudilerin dua ettikleri kutsal mekanları; Ağlama Duvarı.

Katolik ile yahudilik arasındaki fark özetlenecek olursa;

  • Yahudiler tek bir Tanrı kavramına inanır, oysa katolikler, Trinity yani üçlemeye (baba-oğul-kutsal ruh) inanır.
  • Yahudiler İsa’yı ideal bir öğretmen olarak görürler, katolikler ise onu tanrının oğlu olarak kabul eder.
  • Katolikler anti-yahudi değillerdir ve yahudiliği bir din olarak görürler.
  • Hem yahudiler hem de katolikler Eski Ahit veya Tevrat’a inanır.
  • Katolikler ve yahudiler özgür irade, orijinal günah, ölüm, cennet ve cehennem gibi kavramlar hakkında farklı görüşlere sahiptirler.

Kral James İncili ile Katolik İncil Arasındaki Fark

Tarih boyunca dünya üzerinde çeşitli versiyonları basılmış ve dağıtılmış olan ve hem Roman katoliklerin hem de protestanların kullandığı İncil ile ilgili birçok kafa karışıklığı olmuştur. Bu kafa karışıklığının sebebi olarak, hıristiyan İncil’e neyin dahil edilip neyin edilmeyeceği üzerine katolikler ve protestanlar arasındaki hiç bitmeyen anlaşmazlık gösterilebilir.

Katolik İncil aslında Hıristiyan İncili için genel bir terimdir. Doğası gereği, Eski ve Yeni Ahit’i içerir. Aynı zamanda İncil’in 5. yüzyıl Latin çevirisi ve Aziz Jerome’nin eseri olan Vulgata‘yı da içerir.

Kral James İncili ile Katolik İncil Arasındaki Fark

Tersine, Kral James İncili ise İncil’in tarih boyunca dolaşan birçok sürümünden sadece biridir. İncil’in Roma Katolikleri tarafından yapılan veya düzenlenen diğer bazı sürümler şunlardır: Latin VulgataDouay-Rheims versiyonu, Kudüs İncili ve Yeni Amerikan İncili.

17. yüzyılın şafağında, Kral James İncili’ni hazırlama işi İngiliz Kralı Birinci James tarafından başlatılmıştır. 1611 yılında tamamlandığı söylenir. Kral James İncili, Büyük İncil ve Piskopos İncil ile birlikte Katolik İncil’in ilk ingilizce çevirisi olarak kabul edilir.

Kral James İncili İbranice ve Yunanca’daki en orijinal el yazması kullanılarak çevrilmiş veya yazılmıştır. O zaman çeviri süreci ile ilgili en büyük sorun; çevirmenlerin çoğunlukla saf İngiliz olması ve İbranice bilgilerinin sınırlı olmasıydı. Ayrıca, Yeni Ahit için Yunanca Textus Receptus ve Eski Ahit için İbranice Masoteric Text gibi yeni versiyonları üzerine bina edilecek az sayıda yazılı metin vardı. Yeni sürümlerde söz konusu olmamasına rağmen o kitapların tercümelerine Apocrypha da dahil edilmişti. Ayrıca, çeviriyi yapmak için kral tarafından görevlendirilen âlimler Katolik İncil çevirisinde kimseden hiçbir yardım istemedi. Sonuç; çok fazla hata içeren bir kitap. Bu sebeplerden ötürü, bu incilin Yeni Kral James Versiyonu adlı pek çok farklı revize versiyonu ortaya çıkmıştır.

Kral James İncili ile Katolik İncil Arasındaki Fark

Genel olarak, hangi İncil versiyonunu okursanız okuyun; verilmek istenen ana mesaj az veya çok aynı kalır. Cümleler ve ifadeler biraz değişmiş olsa da, Kral James İncili dahil hemen hemen tüm İncil versiyonları, Tanrı hakkında aynı mesajın söyler.

Neticede, Kral James İncili ile Katolik İncil arasındaki fark özetlenecek olursa;

  • Katolik İncil, İncil için daha genel bir terimdir.
  • Kral James İncili Kutsal Kitap’ın birçok diğer sürümlerinden biridir.

AR-15 ile AK-47 Arasındaki Fark

AR-15 ile AK-47 arasında yıllar süren bir rekabet olmuştur. Her ikisi de güvenilir tüfek platformları ve her biri diğerine göre kendi avantajları olan tüfeklerdir. Polis, sivil ve asker yaygın olarak bu silahları kullanır. AR-15 ve AK-47, son 50 yıldır dünyanın çeşitli ülkelerinde önemli bir rol oynamıştır. AK-47 Mikhail Kalishnikov tarafından tasarlanan ve 1949 yılında tanıtılan ve Türkiye’de kalaşnikof ya da keleş adıyla bildiğimiz silahtır. AR-15 ise Armalite tarafından tasarlanan, sonra Colt’a satılan ve daha sonra 1963 yılında piyasaya sürülen silahtır.

Yapı Farklılığı

Tabii ki iki tüfek arasındaki en belirgin fark kalibreleri, ancak dikkate alınacak diğer büyük şeyler arasında güvenilirlik, fiyat, konfor ve doğruluk da var. AR-15 dediğimiz tüfek, 5.56x45mm mühimmatla ateş eder ve genellikle hafif ve daha doğrudur. Ancak, genellikle bir AK-47’den iki katı kadar masraf çıkarır ve kirli ve pis ortamlarda arızalanmaya daha yatkındır.

AR-15 ile AK-47 Arasındaki Fark
Üstteki AR-15, alttaki ise AK-47 ya da diğer adıyla kalaşnikof.

AK-47 yani kalaşnikof ise 7.62x39mm mühimmat ile ateş eder ve maliyeti az, daha ağır, daha az doğru ve genellikle hemen hemen her durumda ve ortamda fonksiyonel olarak çalışır. Bir AK-47’yi çamura düşürün, halen ateş ettiğini göreceksiniz. Sadece bu karakteristik özellikler bile silah satın alanlar için yeterli farklılıklardır. AK-47 zorlu durum ve işler için tasarlanmıştır ve dolayısıyla kendini savunma ve ona benzer işler için kullanılır. AR-15 ise, genellikle hobi için ateş eden nişancılar tarafından tercih edilmektedir.

Diğer Farklılıklar

Ağırlık açısından baktığımızda AR-15 tüfekler daha hafiftir. Boş bir AR-15 3.5 kilo iken, boş bir AK-47 4.3 kilo ağırlığındadır. Tabii bu silahların tam ağırlığının üreticiye göre değiştiğini unutmayın.

Merminin namludan ilk çıkış hızını kıyaslayacak olursak; AR-15 kazanır. AR-15’lerde mermi hızı saatte 3500 kilometre iken, AK-47’lerde mermi hızı saatte 2574 kilometredir. Mermi hızı atış menzilini de etkilediğinden bu noktada AR-15 yine daha üstündür. AR-15’in atış menzili 500 metre iken, AK-47’nin atış menzili 365 metredir. Dolayısıyla AK-47’ler AR-15’lere kıyasla daha ucuz, daha satın alınabilir ve daha güvenilir silahlardır.

Ak-47’ler sadece Rus silah üreticisi bir Kalashnikov iştiraki tarafından üretilebilir. Tahmini 100 milyon adet ile dünyanın en yaygın küçük silahıdır. Bunun nedeni her koşulda çalışma yeteneğinden dolayı çoğunlukla askerler tarafından kullanılmasıdır.

AR-15’ler doğruluk, uzun menzil ve modüler yapısından dolayı son derece popülerdir. Bir kit yardımı ile bir AR-15 oluşturmak, değiştirmek veya herhangi bir parçasını yenilemek kolaydır.

Tüm bunlarla birlikte, tam otomatik tüfekler siviller için birçok ülkede yasal değildir. Popüler AR-15 üreticilerin bazıları Armalite, Colt Bushmaster ve Sıg Sauer’dir.

AR-15 ile AK-47 arasındaki fark özetle bu şekilde. Sizin de eklemek istedikleriniz varsa yorum bırakabilirsiniz.

Adler ile Freud Arasındaki Fark

Avusturyalı tıp doktoru ve psikoterapist Alfred Adler’in, psikolojik baskı, savunma mekanizması ve bilinçaltı teorileri ile popüler olan psikiyatrinin kurucusu Sigmund Freud ile yakından bağlantılı olduğunu biliyoruz. Alfre Adler bireysel psikolojinin tohumlarını atmanın yanısıra, psikanalitik hareketini güçlendirmek için Freud ve onun diğer meslektaşları ile işbirliği yaptı.

Sigmund Freud

Yine bir Avusturyalı olan Sigmund Freud nörologtur. Freud’un rüyaların insanın öznel doğasıyla ilgili birçok sırrı sakladığını anlattığı rüya analizi kuramı psikolojiye en büyük katkılarından biridir. Bu teorinin test edilemeyen doğasından ötürü küçük bir etkiye sahip olduğu düşünülse de, pek çok Freudyen takipçi günümüzde sinir hücre analizindeki gelişmeler ve nöral çalışmalar ile birlikte onu desteklemeye devam etmektedir.

Bir kokain kullanıcısı olarak bilinmesine ve çeşitli sağlık sorunları yaşamasına rağmen, Freud’un fikirleri ve teorileri hala günümüze kadar yaşamıştır. Bastırılmış düşünce ve kişinin bilinçaltının ruh sağlığı üzerindeki rolü gibi kavram ve konseptler bunlardan başlıcalardır.

Adler ile Freud Arasındaki Fark
Soldan sağa; Alfred Adler ve Sigmund Freud.

Alfred Adler

Madalyonun diğer tarafında, Adler’in Freud’un grubundan kopan ilk büyük figür olduğunu ve kendi psikoterapi okulunu kurduğunu biliyoruz. Ayrıldıktan sonra Freud’un psikoanaliz teorilerine halen saygı duymaya devam etti ve fakat bir süre sonra kendi teorileriyle çeliştiği için Freud’un fikirlerini reddettiğini açıkladı. Albert Ellis ve Abraham Maslow (ihtiyaçlar hiyerarşisi teorisi savunucusu) gibi önemli isimleri etkileyerek psikoloji alanında önemli bir rol oynadı.

Adler, insanın, Freud’un teorize ettiği gibi id, ego ve süperego’dan oluşan segmentli bir yapı olarak değil de bir bütün olarak -bütünsel bir varlık gibi- ele alınması gerektiğini savundu. Bununla birlikte, Freud’un id, ego ve süperego’dan oluşan parçalı insan prensibi insan psikolojisi anlamak için baskın düşünce olarak kaldı. Adler, yine de Freud’un daha önceki iddialarının birçoğunu (örneğin; kendi çocukluk deneyimlerinden kişinin kendi kişiliğini oluşturması gibi..) birebir takip etti ve savundu.

Adler, ayrıca kişinin öz saygısı ve genel ruh sağlığı üzerinde doğrudan bir etkiye sahip gibi gözüken aşağılık kompleksi kavramı ile de popüler oldu. Freud, Nietzche’nin herhangi bir eserini okumayı sevmezken, Adler onun aksine Nietzche’nin çalışmalarını destekledi. Fakat şaşırtıcı bir şekilde, Freud son dönemlerinde yayınladığı eserlerde Nietzche’nin fikirlerinin bazılarını (insanın ölüme olan arzusu gibi) benimsemiş gibiydi.

Adler ile Freud arasındaki fark özetle bu şekilde. Eklemek istedikleriniz varsa yorum bırakabilirsiniz.

Karakter ile Kişilik Arasındaki Fark

Karakter ve kişilik; yaygın olarak araştırılan, hakkında yazılar yazılan, tartışmalar yaşanan ve çok farklı şekillerde açıklanan konulardır. Bazen, genel kullanımda, yerleri değiştirilerek kullanılırlar fakat çok farklı anlamları ve sonuçları vardır.

Gelin önce her iki kelimenin TDK’daki karşılıklarına bakalım ve karakter ile kişilik arasındaki fark TDK’ya göre neymiş görelim.

Kişilik: “Bir kimseye özgü belirgin özellik, manevi ve ruhsal niteliklerinin bütünü, şahsiyet. İnsanlara yakışacak durum ve davranış. Bireyin toplumsal hayatı içinde edindiği alışkanlıkların ve davranışların bütünü.”

Karakter: “Ayırt edici nitelik. Bir bireyin kendine özgü yapısı, onu başkalarından ayıran temel belirti ve bireyin davranış biçimlerini belirleyen, üstün ana özellik, öz yapı, ıra, seciye. Bireyin kendi kendine egemen olmasını, kendi kendisiyle uyum içinde bulunmasını, düşünüş ve hareketlerinde tutarlı, sağlam kalabilmesini sağlayan özellikler bütünü.”

Sözlüğe göre, kişilik; bir kişi olmanın kalitesi iken, karakter ise; bir kişinin ahlaki ve zihinsel özellikleridir.

Karakter

Karakterin ardındaki ana fikir; aklın söz konusu olduğu durumlarda karakterin devreye giriyor olmasıdır. Zihin ve zihnin kapasiteleri karakterin merkezi odak noktasıdır. Karakteri olan bir kişi toplumda istediği herşeye kendi kendine ulaşma yeteneğine sahiptir. Karakter insana bir hedef için gerekli olan bir işi yapmada öz motivasyon sağlar ve kendini gerçekleştirmede yardımcı olur. Karakteri olan insanlar isterlerse, bir iş başlatabilirler, iyi bir aile kurabilirler, istedikleri kadar kazanabilirler ve toplumun kabulunu gerektiren neredeyse arzu ettikleri her şeyi başarabilirler.

Karakter ile Kişilik Arasındaki Fark
Kişilik; bir kişi olmanın kalitesi iken, karakter ise; bir kişinin ahlaki ve zihinsel özellikleridir.

Bir kişinin karakteri her durumda, ne olursa olsun açık ve nettir. Bir kişinin karakteri değişmez veya farklı bir hale bürünmez. Davranış değişebilir, ancak karakter değişmez. İnsanın davranışları kişinin karakteri tarafından yönlendirilmektedir. Örneğin, bir kişi üstün başarılı ve iddialı ise, karakteri görünürdür ve her türlü durum için deneyimlidir. Karakter duygulardan ve zihinden gelir. Duygular bir kişinin karakterinde rol çok oynamaz. Saf, basit, zihinsel kapasite bir kişinin karakterini belirler.

Kişilik

Kişiliğin, bir kişinin karakterinden daha yoğun ve derin olması gerekiyor. Kişiliğe sahip bir insan, toplumun onay ve doğrulamasını beklemez ve yeni bir şey başlatabilir. Kişiliğe sahip insanların takipçileri olur ve o zaman toplumda kabul edilebilirliği olmayan yeni şeyleri başlatma yeteneğine sahiptirler. Bir insanın kişiliği, onun sadece akıl ve değerlerinden kaynaklı olmadığı gibi; toplumun yaptırım ya da desteğini de gerektirmez.

Kişilik, zihinsel kapasitenin yanı sıra kalpten coşku içerir. Zihin kişiliğe sahip bir kişinin yeni bir fikrini kabul ettikten sonra, kalp daha önce hiç yapılmamış ve denenmemiş o işi yapması için o kişiyi teşvik eder ve cesaretlendirir. İnsanın kişiliği bir var olma durumu olduğundan sadece zihin içermez. Kişilik bir enerjidir. Zihinden yukarıdadır ve daha fazlasıdır.

Karakter ile Kişilik Arasındaki Fark

Karakter ile kişilik arasındaki fark özetlenecek olursa; karakterin odak noktası akıldır. Karakter toplumun onay ve doğrulamasına ihtiyaç duyar ve sosyal normların onayına göre hareket eder. Kişilik ise bir enerji durumudur ve toplumun onay ve doğrulamasına ihtiyaç duymaz ve zihinsel yeteneklerle birlikte kalbi coşkuyla birlikte hareket eder.

Personality Goes a Long Way

Son olarak sizleri efsane Pulp Fiction filminden “personality goes a long way” sahnesi ile başbaşa bırakıyorum.

  • Jambon ister misin?
  • Hayır dostum. Ben domuz eti yemem.
  • Yoksa Yahudi misin?
  • Hayır, değilim. Yemiyorum işte hepsi bu.
  • Neden ama?
  • Domuz, pis bir hayvandır. Pis hayvanları yemem.
  • Evet ama jambonun tadı lezzetlidir. Pastırmanın da öyle.
  • Lağım faresinin tadı kabak tatlısına benzeyebilir…bilemem…çünkü o pislikleri yemem. Domuzlar, boku eşeler ve onun içinde uyur. Pis bir hayvandır. Kendi bokundan iğrenmeyen bir hayvanı hayatta yemem.
  • Peki ya köpek? O da kendi bokunu yiyor?
  • Köpek de yemem.
  • Ama onun da pis bir hayvan olduğunu düşünüyorsun, öyle mi?
  • Pis demek biraz abartılı olur…ama kesinlikle kirlidirler. Ama köpekler kişilik sahibidirler. Kişilik her şeyi değiştirir.
  • Yani diyorsun ki…domuzlar daha kişilikli olsaydı…onlara pis demeyecektin. Doğru mu?
  • O domuzun oldukça sevimli olması gerekirdi. Green Acres’de oynayan Arnold’dan…on kat daha çekici olması gerekirdi, anlarsın ya.
  • Bu iyiydi. Gerçekten. Kendine gelmeye başladın.

Son Söz

Ve yine aynı filmden Mr. Wolf’un sözüyle bitirelim; Bir kişi olman kişiliğinin olduğu anlamına gelmez.

Kara Delik Bilgi Paradoksu

Kara Delik Bilgi Paradoksu Nedir?

Şimdi öncelikle kara delik bilgi paradoksundan bahsedelim. Bu paradoks; kuantum mekaniği ile genel görelilik kombinasyonundan oluşan bir tür bulmacadır. Hesaplamalara göre fiziksel bilgiler kara deliğin içinde kalıcı olarak gözden kaybolur. Peki fiziksel bilgi nedir? Fiziksel bilgi, genelde bilgi içeren fiziksel sistemlere denir. Peki fiziksel sistem nedir? Fiziksel sistem, fiziksel evrenin analiz için seçilen bir kısmıdır.

Yani özetle şunu diyebiliriz; kara deliğe giren bilgiler kalıcı olarak gözden kaybolur! Peki paradoks bunun neresinde? Şurasında; belli bir zaman dilimindeki bir fiziksel sistem hakkındaki tüm bilgiler, prensipte, onun diğer zamanlardaki durumunu da belirler. Fakat kara delikte işte bu prensip ters yüz olur. Dolayısıyla buna kara delik bilgi paradoksu denir.

Stephen Hawking’in Paradoksu Çözen Teorisi

2016 yılının Ocak ayında, Hawking kara delik bilgi paradoksunu çözdüğünü iddia ettiği bir teoriyi ortaya attı.

Kara Delik Bilgi Paradoksu
Kara delikler her türlü bilgiyi yutar. Fakat yuttukları bilgilerin kırıntılarını olay ufkunda bırakabilirler. Bu kırıntılardan yola çıkarak bir şeyler tespit edebilirsin! Kara deliğin kendisine değil de olay ufkuna bakarak yok olduğunu düşündüğümüz bilgiye ulaşabilirsin!

Şimdi bu teoriyi çok basite indirgeyerek, örneklerle açıklayalım;

Diyelim ki, Ahmet adında normal kilolu ve abur cubur yemeyi seven bir arkadaşın var. Bir de Mustafa adında aşırı kilolu ve aynı şekilde abur cubur yemeyi seven bir arkadaşın daha var.

Ahmet ve Mustafa ile kanka olduğun için daha önce yedikleri abur cuburlardan bir sonraki öğünde hangi abur cuburu yiyeceklerini tahmin edebiliyorsun. Benzer şekilde; yemeklerinden arta kalan kutu ve paketlerden hangi tür yemeği yediklerini tahmin edebiliyorsun. Ancak, aşırı kilolu Mustafa, yemekle birlikte kutu ve paketleri de yediği ve yuttuğu için geriye hiçbir şey artmıyor. Dolayısıyla Mustafa’nın bir sonraki öğünde ne yiyeceğini tahmin edemiyorsun. Ama şimdi, aniden, Mustafa’nın yalnızca aşırı kilolu bir obez değil, yemek yerken her tarafa döken, dağıtan ve yüzüne-gözüne bulaştıran bir yiyici olduğunu farkediyorsun. Bundan dolayı, Mustafa’nın yediği yemeğin kırıntılarını ağzının kenarlarında görebildiğini farkediyorsun. Bu kırıntılardan yola çıkarak Mustafa’nın ne yediğini ve bir sonraki öğünde ne yiyeceğini tahmin edebiliyorsun. Hatta belki de zaman içerisinde bu kırıntılardan dolayı Mustafa’nın yemek alışkanlıkları hakkında daha detaylı bilgi edinebileceksin. Tıpkı Ahmet’te olduğu gibi.

Şimdi bu örnekte;

Sen Stephen Hawking’sin.

Mustafa = Kara Delik.

Mustafa’nın yediği yuttuğu yiyecekler = Bilgi.

Mustafa’nın ağzının kenarları = Olay Ufku.

Kara deliklerin yuttuğu herhangi bir bilgiye dair herhangi bir kanıt bırakmadıklarını biliyorsun fakat kara deliğin ağzının kenarlarında yani event horizon denilen olay ufkunda bazı kırıntılar bırakabileceğini artık biliyorsun! Bu bilgiyi kullanarak herşeyi çözümleyebilirsin artık!

Yani kara delikler her türlü bilgiyi yutar. Fakat yuttukları bilgilerin kırıntılarını olay ufkunda bırakabilirler. Bu kırıntılardan yola çıkarak bir şeyler tespit edebilirsin! Kara deliğin kendisine değil de olay ufkuna bakarak yok olduğunu düşündüğümüz bilgiye ulaşabilirsin!

Abraham Lincoln ile George Washington Arasındaki Fark

George Washington ve Abraham Lincoln eski Amerika Birleşik Devletleri başkanlarıdır. George Washington Amerika’nın ilk başkanı, Abraham Lincoln ise onaltıncı başkanıydı.

George Washington ABD milletinin babası olarak bilinir. Amerikan Bağımsızlık savaşını destekleyerek özgür bir ülke kurma tutkusu ona “ulusun babası” titrini kazandırdı. George Washington ABD anayasasının hazırlanmasının arkasındaki itici güçlerden biri olmuştur. Abraham Lincoln ise köleliği ortadan kaldıran başkan olarak tarihe geçmiştir.

George Washington, iyi bir ailenin çocuğu olarak doğdu ve hayatı boyunca iyi yaşadı. Öte yandan, Abraham Lincoln fakir bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Yıllarca işçi olarak çalıştı. Avukat olduktan sonra hayatı değişti.

Abraham Lincoln ile George Washington Arasındaki Fark
Soldan sağa; George Washington, Abraham Lincoln.

İki başkanın aldığı eğitim karşılaştırıldığında, George Washington evde özel eğitim gördü ve iyi bir eğitim aldı. Öte yandan, Abraham Lincoln sadece küçük bir örgün eğitim aldı. Okula bazen gidebilirdi. Lincoln kitaplara olan sevgisi ile ünlüdür. Hatta bir kitap ödünç alabilmek için kilometrelerce yürüdüğü anlatılır.

Her iki liderin askerlik hizmetlerini karşılaştıracak olursak, Abraham Lincoln’ün deneyimi Kara Şahin Savaşı‘nda bir yüzbaşı olarak birkaç hafta ile sınırlı kalmıştır. Öte yandan, George Washington askeri yönden daha çok deneyimi vardı ve hatta general rütbesine kadar yükselmişti.

George Washington Beyaz Saray’da hiç ikamet etmedi çünkü başkanlığı sırasında henüz Beyaz Saray inşaa edilmemişti. Abraham Lincoln ise Beyaz Saray’da ikamet etmiştir.

Abraham Lincoln suikast ile öldürüldü. George Washington ise ağır zatürreeden öldü.

Abraham Lincoln ile George Washington Arasındaki Fark

Abraham Lincoln ile George Washington arasındaki fark özetlenecek olursa;

  • George Washington ABD ulusunun babası olarak bilinir.
  • George Washington ABD anayasasının hazırlanmasının arkasındaki itici güçlerden biri olmuştur. Abraham Lincoln ise köleliği ortadan kaldıran başkandır.
  • George Washington, iyi bir ailenin çocuğu olarak doğdu ve hayatı boyunca iyi yaşadı. Öte yandan, Abraham Lincoln fakir bir ailenin çocuğu olarak doğdu.
  • George Washington evde özel eğitim aldı ve iyi eğitimliydi. Öte yandan, Abraham Lincoln sadece küçük bir örgün eğitim aldı.
  • Abraham Lincoln’ün askeri deneyimi Kara Şahin Savaşı’nda bir yüzbaşı olarak birkaç hafta ile sınırlı kalmıştır. Öte yandan, George Washington askeri yönden daha deneyimliydi ve hatta general rütbesine yükselmişti.

Rönesans ile Ortaçağ Arasındaki Fark

“Rönesans” kelimenin tam anlamıyla “uyanış” ya da “yeniden doğuş” demektir. 14. ve 16. yüzyıllar arasında bir Avrupa kültür hareketiydi. Ortaçağ ise 5. yüzyıldan 16. yüzyıla kadar olan dönemdir. Karşılaştırıldığında, her iki dönem oldukça farklıdır.

Rönesans öğrenmenin yenilenmesi, altyapının geliştirilmesi ve eğitimde kademeli reform içeren bir kültür hareketidir. Rönesans, Ortaçağ ile Yakın Çağ arasında bir tür köprü olarak kabul edilebilir. Rönesans dönemi sanat eserleriyle bilinir. Bu dönemde Leonardo da Vinci, Petrarca, Dante ve Michelangelo gibi dahiler yaşamıştır.

Sanat Alanındaki Farklılık

Rönesans ve Ortaçağ’da arasındaki en belirgin fark sanattır.

Rönesans sanatçıları sanatın daha klasik biçimini izledi ve ağırlıklı olarak insan güzelliği ve dini konuları eserlerine yansıttılar. Rönesans sanatçılarında derin bir perspektif duygusu vardı ve iki boyutlu efektleri geliştirdiler. Michelangelo’nun David’i Rönesans sanatının güzel bir örneğidir.

Rönesans ile Ortaçağ Arasındaki Fark
Michelangelo’nun Davut Heykeli; Rönesans heykel sanatının bir başyapıtı kabul edilmektedir.

Ortaçağ ise Gotik sanatı canlandırdı. Gotik tarz mimarisi; sivri kemerler ve nervürlü tonozlar ile karakterizedir. Bu tarza ince ahşap ve taş işçiliği de dahildir. Gotik sanat uçan payandaları ve süslü duvarları kullanır. Ortaçağ’a ait iyi bir örnek olarak Paris’te bulunan Notre Dame Katedrali gösterilebilir.

Edebiyat Alanındaki Farklılık

Rönesans ile Ortaçağ arasındaki bir başka karşılaştırma noktası edebiyattır. Matbaanın gelişmesi Rönesans döneminin en büyük kültürel başarısı oldu. Bu durum yazarları yerel dilde yazmaya teşvik etti. Yazarlar Yunanca ve Latince’den anadillerine döndüler. Bu çağda edebiyat, Elizabeth dönemi edebiyatı şeklinde yeni zirvelere ulaştı. Hümanizm denilen insanların portresini işleyen akım edebiyatta görülmeye başlandı.

Ortaçağ döneminde ise, İngiliz edebiyatı karanlık bir faz ile karşı karşıya kaldı. O dönemin dili Latince ve Yunanca idi. Yazarlar parşömen kağıt kullanırdı ve tüm metinler özenle eğitilmiş katipler tarafından çok meşakkatli bir şekilde el yazısıyla yazılırdı.

Kiliseler

Ortaçağda kilisenin gücü zirvede idi. Kilisenin bireylerin yaşamları üzerinde güçlü bir etkisi vardı. İnsanlar kilise kanunlarını doğrudan Tanrı’dan geliyor gibi kabul etti ve izledi. Zamanla, kilisenin düşüşüne yol açan birçok kötü alışkanlık bu sisteme girdi.

Rönesans öncesi, Roma Katolik Kilisesi tek evrensel Avrupa kurumuydu. Rönesans dönemi hümanizm ideolojisini getirdi. Bu dönemin, çağdaş teoloji üzerinde büyük bir etkisi olmuştur.