İllüminati: OMG

Arash‘ı biliyor musunuz? İran-Azerbaycan asıllı şarkıcı. Küçük yaşta ailesiyle birlikte İsveç’e göç etmiş. Şarkıları çok tuttu ve en son OMG adlı şarkısını piyasaya sürdü. Harika birşey. Dinledikçe dinleyesi geliyor insanın. Hipnoz edici bir etkisi var. Artı şarkının klibi de enfes.

Şöyle bir bakın önce isterseniz;

Şarkının klibi İllüminati’nin son mesajlarından biri diyebiliriz. Gelin klibi adım adım analiz edelim.

1. Arapça Yazının Parçalanması?

Klibin 30. saniyesinde Snoop Dogg’un yüzünde bir çarşaf var ve çarşafın üzerinde Arapça birtakım yazılar var. Bu çarşaf birden parçalanıyor ve şarkı başlıyor.

illüminati: OMG

omg-illuminati5

2. İllüminati’nin Sembölü: Herşeyi Gören Göz

Klibin 39. saniyesinde İllüminati’nin meşhur herşeyi gören göz sembolü karşımıza çıkıyor. Hem de 3 adet!

omg-illuminati6

4. Gizli Silüetler

Klibin bazı bölümlerinde gizli silüetler karşımıza çıkıyor.

omg-illuminati

5. İllüminati Maskeleri

İllüminati’nin gizli toplantılarında kullandığı maskeler bu klipte de karşımıza çıkıyor. Gözlerin kırmızı olması illüminatinin “kanlı” döneme geçtiğinin göstergesi olabilir.

omg-illuminati8

6. Anubis

Anubis, Antik Mısır mitolojisine göre ölüm ve cenaze tanrısıdır. Bu klipte karşımıza çıkıyor.

omg-illuminati9

7. Karanlık/Cehennem Göndermeleri

Klip tamamen karanlık. Herşey simsiyah. Özellikle kadınların karanlık dumanlardan çıktığı sahneler yoğunlukta.

omg-illuminati7

8.Tanrı’ya Çağrı?

Klibin adı Oh My God yani Aman Tanrım. Klibin pek çok yerinde God yani Tanrı kelimesi geçiyor. Tanrı’ya ya da dolayısıyla tanrı inancına açık bir çağrı niteliğinde gözüküyor. Şarkının nakarat kısmı “I’m going to make you say oh my god” yani “Sana aman tanrım dedirteceğim“..

omg-illuminati10

9. Arash

Arash, İran mitolojisinda kahraman bir okçu. İranlılar ile Turanlılar (Ortaasya Türkleri) arasındaki savaşta, Efrasiyab (Şehname’nin karakterlerinden efsanevî kral ve Turan kahramanı) İran şahının etrafını ordusuyla çevirir ve daha sonra barış yapmak durumunda kalırlar.

omg-illuminati3

Son olarak şarkının sözlerini de yazalım tam olsun;

Oh my god
Oh my god

The club is packed, I rap the rap
Ladies are in here from front to back
And they love my soul, I reply
Baby girl, don’t you know that I am the fly?
Hands in the sky, don’t ask why
Party on down with big bow wow
I got style, got flare, got you right there
I’ve got enough stuff to make you do that there
So come one, come all, just having a ball
Beware of the owner, because the owner’s a dog
I got your back off the wall

Just let me know, know, know
I like the way that you talk
I like the way that you walk
Crash boom bang
You’re so beautiful
Wait to be kissed
Give me your lips
Crash boom bang
You’re so beautiful

Ooh o oh
Ooh o oh
I’m going to make you say oh my god

Wow, oh my god
Oh my god
Oh my god
Oh my god
Oh my god

Ooh ah, oh my god
Oh my god

I make you wanna say

Oh my god
Oh my god
Oh my god
Ooh ah, oh my god
Oh my god

I make you wanna say

Oh my god
Oh oh oh my god

Baby, baby wanna be my lady?
Let’s take a ride in my blue Mercedes
Green grass sitting on the beanbag
Close your eyes so the dream lasts
No fading away just blazing ray
Night will turn to amazing day
You and I, I and you
Let’s do what lovers do, do, do
Do that there, so do that there
Do that there, so do that there
Do that there, so do that there

Just let me know, know, know
I like the way that you talk
I like the way that you walk
Crash boom bang
You’re so beautiful
Wait to be kissed
Give me your lips
Crash boom bang
You’re so beautiful

Ooh o oh
Oh my god
Ooh o oh
I’m going to give you everything you want

Wow, oh my god
Oh my god
Oh my god
Oh my god
Oh my god

Ooh ah, oh my god
Oh my god

I make you wanna say

Oh my god
Oh my god
Oh my god
Ooh ah, oh my god
Oh my god

I make you wanna say

Oh my god
Oh oh oh my god

Ooh o oh
Ooh o oh

Oh my god
Oh my god

İslam ve Bahailik Arasındaki Fark

Hepimiz İslam’ı biliyoruz, ancak Bahailiği bilmeyebiliriz. Bahai yeni bir dindir ya da daha doğrusu yeni dünyanın dinidir. Günümüzde popülerleşmekte ve kökeni Şii İslam mezhebinden gelmektedir. İslam’dan gelse de iki din arasında önemli farklılıklar vardır. Bahai İslam’ın bir alt kesimi değil, yeni bir din olarak görülür.

Bahai dininin 5 milyondan fazla üyesi küresel olarak 236 ülkeye yayılmıştır. Bu dinin öncüsü Seyyid Ali Muhammed‘di. Başlangıçta ciddi bedeller ödedi. Kan dökülmeleri ve infazlar gerçekleşti. Bu dinin takipçileri Bahailer olarak adlandırılır. Bugün bu dinin uluslararası konferansları vardır ve dünya dinleri arasında kabul edilmektedir. Bahailiğin pek çok kutsal kitabı vardır ancak Kitab-ı Akdes en mühimidir.

İslam, öte yandan, Hz. Muhammed tarafından kurulmuştur ve bu dinin takipçileri müslümanlar olarak bilinirler. İslamın kökenleri genellikle Hıristiyanlığa kadar uzanır. Müslümanlar İsa, Musa ve İbrahim’i Tanrı’nın ve dolayısıyla müslümanların peygamberleri olarak adlandırmaktadır. İslam açısından, Yahudilik ve Hıristiyanlık gerçek dinlerdir. Müslümanlar Kur’an olarak bilinen ve esas olarak Arapça olarak yazılan kutsal bir kitaba sahiptirler. Müslüman kelimesi ‘teslim olan’ anlamına gelir.

Bahailik, yalnızca bir din olmaktan ziyade, din ve bilimin birleşimidir. Bu dinin temel ilkeleri, dünya barışının kurulması, evrensel eğitim, kadınların ve erkeklerin eşitliği, bir tanrıya iman ve bir insanın gerçeği arayışında bilim ve din arasındaki işbirliğidir.

İslam’ın temel ilkeleri veya öğretileri islamın beş şartında belirtilmiştir. Bunlar namaz, oruç, zekat, hac ve şehadettir. Hac, Mekke’ye ve onun yakınındaki yerlere ziyarette bulunmaktır.

İslam ve Bahailik Arasındaki Fark

İslam’a girmek için kısıtlamalar ve koşullar mevcutken, Bahailiğe girişte herhangi bir koşul yoktur. Bahailiğin takipçilerinden, dinin ve dünyanın diğer dinlerinin yazıtlarını incelemesi beklendiğinden, diğer dinlerden daha eğitimli oldukları düşünülmektedir.

İslam ve Bahailik Arasındaki Fark

İslam ve Bahailik arasındaki fark özetlenecek olursa;

  • Bahailiğin kökenleri islama, islamın kökenleri ise hıristiyanlığa dayanır.
  • İslamın takipçilerine müslüman, Bahailiğin takipçilerine ise Bahai ya da Bahailer denir.
  • Müslümanların kutsal kitabı Kuran, Bahailerin ise Kitâb-ı Akdes’dir.
  • Bahai, din ve bilimin birleşimidir; İslam sadece Peygamber’in öğretilerine dayanan bir dindir.
  • İslamın temel ilkeleri, Kuran ve Peygamber’in öğretilerine dayanmaktadır. Bahai, daha bilimsel ve çağdaş bir yaklaşıma sahiptir ve cinsiyetlerin eşitliği, dünya barışı, tek bir Tanrı’ya tapınma ve bilim ile dini birleştiren konularda yoğunlaşmaktadır.
  • Bahai, dinin kutsal metinlerinin yanısıra diğer dinleri de öğrenmelidir. Müslümanların diğer dinleri öğrenme zorunlulukları yoktur.

Dalkavukluk ile Takdir Arasındaki Fark

Dalkavukluk (yağcılık) ve takdir arasındaki temel fark niyettir; başka bir insanı şımartan bir kişi genellikle bencil bir dışsal sebeple hareket ederken, birisini takdir eden kişi şefkat, samimiyet ve şükran ile hareket eder. Bu nedenle, yağcılık ya da dalkavukluk sıklıkla olumsuz bir konsept olarak görülürken takdir çok olumlu bir davranıştır.

Dalkavukluk nedir?

Dalkavukukluk, gizli bir niyetle verilen samimi ve aşırı övgü olarak tanımlanabilir. Başka bir deyişle, dalkavukluk ya da yağcılık gerçek olmayan iltifattır. Bir kimse başkalarını manipüle etmek veya yardım istediğinde genellikle bir başkasını tebrik eder. Dolayısıyla, birini şımartıyorsanız, genellikle istediğiniz bir şeyi elde etme niyetiyle yapıyorsunuz demektir. Dolayısıyla, dalkavukluk, bencillik motiflidir.

Dalkavuklar çoğu zaman, söylediklerinin tam tersini ima ederler. Örneğin, dünyanın en çirkin elbisesi olduğunu düşünseler bile elbisenize övgüler dizerler. Dalkavuk, erdemlerinizden övgüyle o kadar bahseder ki, dünyanın en iyi insanı olduğunuzu hissedersiniz. Bununla birlikte, dalkavuklara inanıyor olmanız aslında sizin de eksi yönünüzün bir kanıtıdır.

Takdir nedir?

Takdir, birinin iyi niteliklerinin farkında olmak ve o kişiye zevk veya şükran duygularını ifade etmektir. Takdir her zaman samimi ve halistir. Diğer kişiye şükranlarımızı sunmamız dışında, herhangi bir aşırı bencil motivasyon içermez. Örneğin, arkadaşınızın zor zamanlarda size yardım ettiğini varsayalım, takdir ifade ederek teşekkür etmek istersiniz. Bu halis ve gerçektir. Dalkavukluk gibi sahte değildir.

Dalkavukluk ile Takdir Arasındaki Fark

Dalkavukluk ile Takdir Arasındaki Fark

Bazen dalkavukluk ile takdir arasındaki fark tanımlanırken zorlanırız. Ancak kişinin ses tonundan, ruh halinden ve vücut dilinden samimiyetsiz övgüyü kolayca tespit edebilirsiniz. Üstelik, birisini beğenirken belirli spesifik ayrıntıları daima kullanmanız gerekir, yani neden o kişiye iltifat ediyorsunuz?

Anlam Farklılığı:
Dalkavukluk, gizli bir niyetle (içtenpazarlık) verilen samimi ve aşırı övgü ve iltifattır.

Takdir, birinin iyi niteliklerinin tanınması ve o kişiye zevk veya şükran duygusunun samimi bir şekilde ifade edilmesidir.

Motivasyon:

Dalkavukluğun aşırı bencilce bir nedeni vardır.

Takdirin şükran sunmaktan başka bir motivasyonu yoktur.

Samimiyet:

Dalkavuk, samimi veya orijinal değildir.

Takdir, gerçek ve samimidir.

Dalkavukluk, söylenenlerin tam tersi anlamına gelebileceğinden yalanlar içerir.

Kuzey Kore ile Güney Kore Arasındaki Fark

Kuzey Kore ile Güney Kore arasındaki farklar hakkında detaylı bilgi edinebileceğimiz en iyi kitaplardan biri, Don Oberdorfer tarafından kaleme alınan ‘İki Koreli‘ adlı eserdir. Kitapta, Korelilerin bölünmüş bir çizginin iki farklı tarafında bulunduğu anlatılır: “aynı mirastan kardeşler ve kuzenler”, “yarım yüzyılı boyunca birbirlerine karşı şiddetli mücadeleler yürüten acı düşmanlar ” şeklinde ifade edilir.

Kitap, görünüşte birbirinden farklı, ancak aslında aynı olan iki ülke arasındaki farkları öğrenmenin ne kadar ilginç olduğunu göstermeye devam eder. Bölünme II. Dünya Savaşı sırasında Kore’nin Japonlar tarafından işgal edildiği sırada geldi. Savaşın sonucunda, Kuzey Kore ya da Pyongyang’u başkenti olan Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti ve Kore Cumhuriyeti, başkenti Seul olan Güney Kore olarak ortaya çıktı.

Savaş Sonrası

Savaş, Kuzey Kore’de kontrolü ele geçiren bir komünist hükümetin kurulmasına ve Güney Kore’nin daha demokratik bir ülke haline gelmesine sebep oldu. Güney Kore’nin bir ulus olarak zorluk çekmesine rağmen ülkede düzenlenen 1986 uluslararası maçların yanı sıra 1988’de Yaz Olimpiyatları ulusal gururu geri getirerek bu bölgedeki vatandaşları Kuzey’deki rakiplerinden daha iyi hale getirdi.

Kuzey Kore ile Güney Kore Arasındaki Fark
Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un

Kuzey Kore’de yaşam açlık ve yoksulluk içeren bir hayattır. Birçok insan Çin’den Güney Kore’ye doğru yol alarak kaçmayı başarmalarına rağmen, birçoğu hâlâ komünist hükümet altında sıkışmış durumdadır. Günümüzde Güney Kore gelişen bir ulus olarak ortaya çıkarken, Kuzey Kore kitle açlığı ve ekonomik sorunları yaşıyor. Kuzey Kore halkına, Kim Jong-Un’un tanrı benzeri bir figür olduğu dikte edildi ve birçok Kuzey Koreli, Güney Koreliler tarafından farklı şekilde muameleye maruz kaldı. Kuzey Kore’nin dini özgürlüğe destek gösterisi olarak uluslararası topluluğa katılmayı reddetmesiyle iki ülke arasındaki geniş uçurumun adımları atıldı.

Kuzey Kore nerede?

Kuzey Kore, Çin’in yanında bulunan bir ülkedir. 1948’de kurulan bu ülke o zamandan beri totaliter bir devlet olarak yönetildi. Totaliter, ülkenin liderlerinin vatandaşlar ve toplum üzerinde tam kontrol sahibi olduğu anlamına geliyor. Halen Kuzey Kore’nin yöneticisi Kim Jong-Un’dur. Ülkenin kuruluşundan bu yana hüküm süren Kim hanedanının üçüncü üyesidir.

Kuzey Kore dış dünyaya kapalıdır. Vatandaşlar, ülkeyi terketmek için hükümetten izin ister. Yabancı turistlerin ziyaret etmesine izin verilir, ancak yabancı gazetecilere vize verilmesi nadirdir. Bu nedenle bu gizemli ülkeyle ilgili emin olduğumuz çok fazla şey yoktur.

Neden Kuzey Kore deniyor?

kuzey-kore-ile-guney-kore-arasindaki-fark

Kuzey Kore’nin hemen güneyinde Güney Kore denilen bir ülke var. Bu iki ülke daha önceleri Kore denilen tek bir ülke idi.

Kuzey Kore aynı zamanda Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti veya Kuzey Kore olarak da bilinir. Güney Kore, Kore Cumhuriyeti olarak da bilinir.

Japonya 1910’dan 2. Dünya Savaşı’na kadar Kore’yi yönetti. Çatışma sırasında Rusya, Japonya’ya savaş ilan etti. ABD ile yapılan bir anlaşmada, Kore’nin kuzeyinde, 38. paralel adlı bir coğrafi bölgeye kadar uzanıyordu.

Amerika güneydeki Japon kuvvetlerine saldırdı ve sonunda Japonya teslim oldu.

Bununla birlikte Kore, normale dönmedi. Hem Rusya hem de ABD, Kore’yi geçici olarak ele geçirme kararı aldı. Bu, özgür ve bağımsız bir Kore hükümetinin kurulmasına yardım etmek içindi. Rusya, güneyde ABD ile ülkenin kuzeyini işgal etti. Kulağa hiç de başarı için bir reçete gibi gelmiyor.

Kuzey Kore ile Güney Kore Arasındaki Fark

Kuzey Kore ile Güney Kore arasındaki fark özetlenecek olursa;

1. Kuzey Kore’nin başkenti Pyongyang, Güney Kore’nin başkenti Seul’dür.

2. Kuzey Kore, ekonomik sorunlar ve kitlesel açlık hissi yaşayan bir ülke iken Güney Kore vatandaşları mutlu ve ekonomisi yavaş ama kesinlikle gelişen bir ülkedir.

3. Kuzey Kore, en üst düzey lider Kim Jong-Un tarafından yönetilirken, Güney Kore cumhurbaşkanı ve başbakan tarafından yönetilen demokratik, yarı cumhurbaşkanlığına sahip bir cumhuriyete sahiptir.

Banka Faizi ile Repo Faizi Arasındaki Fark

Repo ve banka faizi, ticari ve merkez bankaları tarafından borçlanma için yaygın olarak kullanılan faiz oranlarıdır. Bu oranlar, ulusal veya merkez bankası ile yerli veya ticari bir banka arasındaki finansal işlemlerde kullanılır. Her iki faiz de aynı kabul edilse de, ikisi arasında belirgin farklılıklar var.

Banka Faizi

Banka faizi, finansal kuruluşlar tarafından banka faizi için kullanılan başka bir iskonto oranıdır. Banka kredisi, merkez bankasından borç alırken ticari bankalar tarafından kullanılır ve bir banka kredisi almalarının nedeni, bu bankalarda beklenen fon sıkıntısı yüzündendir.

Her birey, banka faizinin ticari bankaların müşterilerine sunduğu borç faiz oranlarını doğrudan etkilediğinin farkında olmalıdır. Ticari bankalara borç faiz oranı, bu bankalardan borç alan kişilere aktarılmaktadır. Merkezi ve ticari bir banka arasında karar verirken banka faiz oranı yüksekse, ticari bir bankanın müşterilerine sunduğu oran da daha yüksek olacak ve merkez bankası tarafından sağlanan oran düşükse, düşük oran ticari bankalar tarafından karşılanacaktır.

Banka faiziyle ilgili bir diğer önemli gerçek, bu faiz oranları, farklı ekonomilerin merkez bankaları tarafından, ulusal ekonominin ve bankacılık sektörünün iyileştirilmesi için para arzını kontrol etmek ve yönetmek için kullanılıyor olmasıdır. Bir ülkedeki işsizlik oranı arttıkça, bu ülkenin merkez bankası banka faizini düşürür, böylece ticari bankalar bireylere verilen kredilerde azaltılmış oranlar önerir. Bu tür borç verme işlemlerinin herhangi bir teminat içermediğini unutmayın.

Repo Faizi

Repo faizi, banka faizine biraz benzer. Bu faiz, geri alım oranı olarak da bilinir ve bu oran bir repo sözleşmesi gibi bir bankacılık işleminde kullanılır. Bir geri alım sözleşmesinde merkez bankası, ticari bankalara menkul kıymetler satmakta ve belirli bir süre sonra bu menkul kıymetleri önceden belirlenmiş bir fiyata geri satın almayı kabul etmektedir. Bu nedenle, bu menkul kıymetlerde repo için kullanılan faiz oranı bir repo ya da repo faizi olarak bilinir.

Bir banka kuru gibi, repo oranı bir ekonomideki para arzını düzenlemek için kullanılır. Repo faizi daha düşük olursa, parasal sistemi genişletir ve sonuç olarak, finansal kuruluşlar düşük fiyatlı oranlarda para alır. Aksine, eğer geri alım oranı ekonomide daha yüksekse, para arzını da azaltmakta ve bu da, borçlanma fonlarının yetersiz kalmasına neden olmakta ve kredileri sınırlı erişime sahip kişilerin bırakılmasına neden olmaktadır.

Böylece, repo sözleşmesi, menkul kıymet sahiplerine para toplamak amacıyla menkul kıymetleri satmaya ve geri almalarına izin verir. Bu anlaşma menkul kıymetler şeklinde bir teminat kullanmaktadır ve repo oranı genellikle bu menkul kıymetleri satmaktan kaynaklanmaktadır.

Banka Faizi ile Repo Faizi Arasındaki Fark

Banka faizi ile repo faizi arasındaki fark özetlenecek olursa;

Kredi ve Menkul Kıymetler – Daha önce de belirtildiği gibi, banka faiz oranı genellikle krediler ile ilgilenirken, repo veya repo kurları menkul kıymetlerle ilgilenmektedir. Merkez bankaları tarafından kendilerine verilen krediye karşı banka ücreti ticari bankalar tarafından karşılanırken, menkul kıymetlerin geri alınması için repo faizi uygulanır.

Teminat Kullanımı – Banka faizinde herhangi bir teminat yoktur. Fakat repo sözleşmesi teminat olarak menkul kıymetleri kullanır ve bunlar daha sonraki bir tarihte geri satın alınır.

Hangi oran daha yüksek? – Piyasayı gözlemlerseniz, repo faizinin banka faizinden nispeten düşük olduğunu göreceksiniz.

Borç verme faiz oranı ve dönem periyoduna etkisi – Repo faizi genellikle işletmelerin kısa vadeli fon ihtiyaçlarını karşılamak için kullanılır. Böylece, merkez bankaları repo oranını arttırdığında, ekonomideki likiditeyi azaltmaya çalışmaktadırlar. Bununla birlikte, ticari faiz oranları piyasa faiz oranını etkilemez, çünkü ticari bankalar müşteri tabanını güvence altına almak için ek yük taşımaktadır. Ancak, banka faiz oranı arttıkça, müşterilere sunulan borç verme faiz oranını doğrudan etkilemekte ve böylece kredi kullandırmamaları ve genel ekonomik büyümeye zarar vermesi engellenmektedir. Repo oranı yatırım tutarı üzerinde bir etki yaratabilir, ancak etkisi banka oranı kadar doğrudan ve ciddi olmayacaktır.

Reklam ve Pazarlama Arasındaki Fark

Reklam ve pazarlama bazı açılardan aynı olabilse de, bu iki terim arasında belirgin bir farklılık var. Her ikisinin de temel amacı bir ürün veya hizmet için tüketici bilincini artırmak, sadık müşteriler oluşturmak ve satışları artırmaktır.

Reklam ve Pazarlama Arasındaki Fark

Reklam, belirli bir ürün veya hizmetle ilgili ücretli bir iletişim veya promosyon olup, özellikle marka bilincini geliştirir. Temel amacı, daha fazla satış yaratmaktır.

Reklam ve Pazarlama Arasındaki Fark

Pazarlama diğer taraftan, fikirlerin formülasyonu ve satıcı ve alıcıyı birbirine yakınlaştırmayı, ürünün veya hizmetin geliştirilmesi, markalanması ve tasarlanması, hedef müşteriler üzerinde araştırma yapılması, piyasaya bir fikir getirmek için bir servis veya hizmet sunmaktır. Bir başından sonuna kadar bir süreçtir. Pazarlama işinizi kurabilmeniz için genel bir araçtır.

Gördüğünüz gibi, reklamcılık tüm pazarlama sürecinin sadece bir parçasıdır. Televizyon, reklam panoları vb. aracılığıyla hangi medyayı kullanacağınızı analiz etme gibi stratejileri planlamayı gerektirir. Ayrıca, her bir reklamın zamanını, süresini ve sıklığını ayarlamayı da içerir. Esas olarak, hedef müşterilere belirli bir ürün veya hizmet hakkında bilgi vermektir. Hedef kitleye, ürün satın almaya ikna edilmesinin yararları ve avantajları olduğunu söyler.

Pazarlama bütün sürecin kendisidir. Ürünün tasarımı ve faydaları, ürünün fiyatlaması ve beklenen performansı, medya planlaması (reklamcılık dahil) ve ürünün halkla ilişkilendirilmesi için stratejiler, ürünle ilgili müşteri yardım sistemleri ve reklamlar ile ilgili çeşitli çalışmaları içeren ilerici bir iyileştirme sürecidir. Hatta çok daha fazlasıdır.
Reklamcılıkta, hedef kitlen ürünü satın aldığında, amacına ulaşmış olursun.

Bununla birlikte, pazarlamayla birlikte müşterinin bir ürüne veya hizmete karşı davranışını anlamaya çalışan piyasa araştırması gibi bütün süreçte daha fazla bileşen yer alır; hedef müşterilerin alışkanlıklarına uyacak şekilde ürün veya hizmeti tasarlamak. Bir diğeri, ürününüzün veya hizmetinizin müşterilerinizin önüne nasıl konulacağı reklam ve stratejilerini içeren ve marka tanıma yoluyla satış yapmaya başlayan medya planlamasıdır. Diğer bileşenler doğrudan pazarlamanın yanı sıra e-posta pazarlaması ve halkla ilişkilerdir.

Gördüğünüz gibi, reklamcılık pazarlamanın yalnızca bir bileşenidir.

Reklam ve pazarlama arasındaki fark özetle bu şekilde. Sizin de ekleyecekleriniz varsa yorum bırakabilirsiniz.

Beyaz Şeker ile Kahverengi Şeker Arasındaki Fark

Evde sıklıkla beyaz şeker ve kahverengi şeker kullanırız. Yemeğe veya tarife bağlı olarak, şeker kullanırız. Fakat beyaz ve kahverengi şekerin sağlığa yararları ve içeriklerinden haberdar olmayabiliriz.

Beyaz şeker, tanecikli saf sakkarozdur. Tropik şeker kamışı ve ılıman şeker pancarı ile yapılır. Şekerin kristal boyutları işlem seviyelerine göre değişebilir. İşleme seviyesi şekerin beyaz rengini belirler. Kahverengi şeker iki farklı türde olabilir; serbest akışlı ve yapışkan. Şekere şurup ekleyerek yapılır. Şekerin son rengi orijinal şekere eklenen şurubun oranına bağlıdır.

Günlük ev amaçlı kullanılan şeker beyaz rafine şekerdir. Serbestçe akan, granüle, küpler halinde ve hatta tablet formlarda mevcuttur. Castor şekeri olarak bilinen çok ince dokulu şeker anında çözülür ve tatlandırıcı soğuk sıvıların hazırlanması için mükemmel bir seçimdir. Şeker eklenmesi nedeniyle kahverengi şeker yumuşak bir dokuya sahiptir. Kahverengi şeker açık ve koyu çeşitler olarak bulunur. Koyu renk çeşidi yoğun pekmez lezzetine sahipken, açık renk çeşidi daha narin bir tada sahiptir. Kahverengi şeker, yumuşak tutmak için nemi muhafaza etmeye yardımcı olduğundan çoğunlukla plastik torbalarda satılmaktadır. Kahverengi şeker beyaz şekerden daha nemlidir. Hava ile temas halinde bırakılırsa kurumaya başlar ve çabucak sertleşir. Kahverengi şekerde -rafine edilmemesi nedeniyle- daha fazla mineral bulunur.

Kahverengi şekerdeki kalori sayısı beyaz şekerden daha fazladır. Kahverengi şekerdeki kalsiyum, fosfor, demir, potasyum ve sodyum yüzdesi, beyaz şeker yüzdesine kıyasla çok yüksektir.

Beyaz Şeker ile Kahverengi Şeker Arasındaki Fark

Şekerin iki çeşidi arasındaki bir diğer önemli fark pişmiş gıdalara verdiği lezzettedir. Tariflerde kahverengi şekeri kullanarak, yemeklere nemli bir doku ve daha zengin bir lezzet verebilirsiniz. Basit pişmiş gıdalar için beyaz şekeri, çay ve kahveleri tatlandırarak kullanabilirsiniz.

Beyaz şekeri bal veya mısır şurubu ile yer değiştirebilirsiniz. Bazı tarifler için de kahverengi şekeri beyaz şekerle değiştirebilirsiniz. Bunu yaparken, pekmez ilave ederseniz, nemli ve zengin lezzet kaybedilmeyecektir.

Beyaz Şeker ile Kahverengi Şeker Arasındaki Fark

  • Beyaz şeker şeker kamışı pancarından yapılır ve kahverengi şeker beyaz şekere şurup ekleyerek yapılır. Bu şurup şekerin rengini değiştirir.
  • Bazı tarifler için şekerleri birbirinin yerine kullanabilirsiniz fakat nemlilik ve zengin lezzet kaybolabilir.
  • Kahverengi şekerin sıkıca kuru ve sert hale gelmesiyle birlikte ambalajlanması gereklidir. Beyaz şeker çok erken kurumaz.

Beyaz şeker ile kahverengi şeker arasındaki fark özetle bu şekilde. Eklemek istedikleriniz varsa yorum yazabilirsiniz.

Proxy War ile Soğuk Savaş Arasındaki Fark

Soğuk Savaş

Soğuk Savaş terimi, iki ülke arasındaki gergin ilişkiyi veya iki rakibin diğeriyle doğrudan savaşta olmayan iki güç blokunu ifade eder. Böyle bir durumda rakiplerin her biri muhaliflerini siyasi, ekonomik, ideolojik ve askeri olarak (diğer ülkelerdeki askeri harcamaları ve maceraperestleri artırarak) diplomatik olarak küçümsemeye çalışır. Tarihsel olarak bu terim, İkinci Dünya Savaşının sona ermesinden (1945) ve Sovyetler Birliği’nin (1991) sonundan bu yana geçen süre boyunca Amerika Birleşik Devletleri ve SSCB arasında var olan gergin ilişkiyi ifade eder. Bu dönemde, ilk-saldıran-olma ya da karşılıklı güvence altına alınmış yıkım doktrini nedeniyle, nükleer olarak en güçlü iki ülke arasında doğrudan olmayan savaş gerçekleşti.

Soğuk savaşın patlak vermesinin başlıca nedeni ideolojiler arasında şiddetli bir çatışmaydı; ABD ve benzer siyasi, sosyal ve ekonomik görüşe sahip müttefikleri tarafından sübvanse edilen, üretim, dağıtım ve demokratik sisteminin kapitalizmine karşı merkezileşmiş sosyalist güç yapısı olan bir komünist parti hükümeti. İkinci Dünya Savaşı sırasında ABD ve (şimdiye kadar) Sovyetler Birliği Hitler’in liderliğindeki Almanya’ya karşı müttefiklerdi. Bu dönemde, iki ülke arasındaki siyasi sistem konusunda net bir fikir birliği olmamasına karşın, Hitler’i yenmek için birleştiler. Hitler Almanya’nın devrilmesinden sonra ülke dört müttefik, yani Birleşik Krallık, ABD, Fransa ve SSCB’ye bölündü. Berlin şehri de aralarında paylaşıldı. Sonrasında 3 kapitalist ülke Almanya’nın bir kısmını Almanya Federal Cumhuriyeti olarak bilinen yeni bir ülke oluşturmak için birleştirirken, SSCB Alman Demokratik Cumhuriyeti’ni komünist bir devlet olarak kurdu. Aynı şekilde Berlin duvarı Berlin’i ve aslında Avrupa’yı ikiye böldü. Bu, Soğuk Savaş döneminin başlangıcını işaret ediyordu. 1980’lerin sonlarında SSCB lideri Mikhail Gorbachev, perestroika (Sovyetler Birliği’nin ekonomik ve politik sisteminin yeniden yapılandırılması) ve Glastnost (daha şeffaf adli işlemler) uygulamasını başlattı. Gorbaçov’un Richard Nixon’ın ABD’den nükleer silahları imha etmeye ikna etme çabasıyla birlikte, sonuçta SSCB halkı bölünmüş oldu. Komünist partinin liderleri arasında çıkan çatışma sonunda Sovyet bloğunun parçalanmasına neden oldu. Böylece Soğuk Savaş dönemi sona erdi.

Proxy War (Vekaleten Savaş, Dolaylı Savaş)

Proxy Savaşı, birbirine doğrudan saldıran veya diğerine karşı askeri düşmanlığı kabul eden iki güçlü ulus arasındaki çatışma durumudur. Fakat daha küçük ve güçlü devletler veya silahlı milisler, kendileri için savaşsın diye vekil/piyon olarak kullanılır. Dolayısıyla vekâleten savaş, birbirlerinin müttefikleriyle savaşan veya birbirlerinin düşmanlarına yardım eden iki büyük oyuncu içerir.

Proxy War ile Soğuk Savaş Arasındaki Fark
Proxy War ile soğuk savaş arasındaki fark; proxy savaşta piyonlar, soğuk savaşta asıllar vardır.

Vietnam Savaşı’ndan sonra, ABD’de askerlerin yurtdışında savaşmaya gönderilmesi konusunda ezici bir kamuoyu vardı. Ayrıca SSCB, doğrudan karşı karşıya gelmeye nazaran anti NATO ülkelerini kullanmanın daha ucuz olduğunu tespit etti. Bu, ABD’nin Aralık 1979’dan Şubat 1989’a kadar Sovyet işgali ile mücadele eden İslami köktendinci direniş gruplarının askeri operasyonlarını finanse etmesine yol açtı. İspanya iç savaşı sırasında bir taraftan Almanya, diğer taraftan SSCB ve Meksika, İspanya milliyetçilerini ve cumhuriyetçilerini destekleyerek savaşa girdi.

Birçok kez daha az güçlü bir rakibin, daha güçlü olan düşmanla doğrudan çarpışmaya girmesi bir nevi intihardır. Aksine, vekâleten savaş (proxy war) yoluyla sadece ufak yaralanmalara neden olarak yararlanabilir. Pakistan’ın İslamcı köktenci terörist gruplarını Hindistan’a sızmak ve ölümcül terörist saldırılara ve İslam ülkelerinin İsrail’e karşı militan gruplarının finanse edilmesine yönelik Pakistan’ın doğrudan finansal ve askeri yardımı, Pakistan ve İran’ın ve müttefiklerinin vekalet savaşının en iyi bilinen örnekleridir.

Proxy War ile Soğuk Savaş Arasındaki Fark

Proxy War ile soğuk savaş arasındaki fark aşağıdaki başlıklarda özetlenebilir;

Kavramsal: Soğuk savaş mutlaka silahlı çatışma içermez. Belli bir ideolojiyi yaymak ve / veya rakibin ideolojisini sert eleştirmek için devlet makinesini kullanarak büyük propaganda gerektirebilir. Vekaleten Savaş (proxy war) genellikle bazen devlet dışı oyuncuları kullanarak silahlı çatışma içerir.

Rakiplerin gücü: Soğuk savaş genellikle neredeyse aynı derecede askeri açıdan güçlü devletler arasındaki rekabeti içerir. Vekil Savaş (Proxy War), diğer taraftan, askeri açıdan eşit olmayan rakipler arasında yürütülür.

Devletin Rolü: Soğuk savaşta, savaşan ülkelerin askeri istihbaratını da içeren istihbarat hizmetleri büyük oranda kullanılır. Vekâlet savaşında, esasen ideoloji veya din temelli aşırılık yanlısı gruplar, düşman ülkenin çıkarlarına aykırı isyancı faaliyetler için eğitilir ve konuşlandırılır.

Finansman: Soğuk savaş çoğunlukla ilgili ülkeler hükümeti tarafından finanse edilir. Proxy Savaşı’nın finansmanı kısmen savaşan ülkelerden gelir ve büyük bir kısmı yasadışı faaliyetlerden gelir.

Örnekler

Soğuk Savaş: ABD ve eski SSCB arasında soğuk savaş vardı ve her ikisi de soğuk savaşın uzun süren büyülerinin bir parçası olarak birkaç vekil (proxy) savaşa girdiler. Bununla birlikte, Kore Savaşı, NATO’nun kurulması ve Varşova Paktı, Berlin Bloku, devasa hükümet propagandası ve Nükleer Test Yasağı Anlaşması, ABD ile eski SSCB arasındaki soğuk savaşın en iyi beş örneğidir.

Vekaleten (Proxy) Savaş: Tarihteki önemli vekâlet savaşlarından biri Vietnam Savaşı’dır. Suriye iç savaşında ise Rusya ve İran, ABD ve AB’ye karşı müttefikler. Sovyet-Afganistan vekâleten savaşında ABD, Sovyetlerin Afganistan’ı işgali ile mücadele eden İslamcı mücahitleri açıkça destekledi. Suudi Arabistan ile İran arasında, diğer taraftan İsrail ile Filistin arasında vekâleten savaşlar, günümüzde Ortadoğu üzerinde yıkıcı etkiler yaratıyor ve ölümcül intihar bombacıları ve akılsız katilleri yaratıyor..

Proxy War ile soğuk savaş arasındaki fark özetle bu şekilde..

Savaş Suçları ile İnsanlığa Karşı Suçlar Arasındaki Fark

Savaş suçları ile İnsanlığa karşı suçlar arasındaki fark ayırtedilebilmesi için bu iki ifadenin kapsamına bakmak gerekir. İnsanlığa karşı suçlar ve savaş suçları çatışma zamanlarında yaşanabilen suçlardır. Bu suçların her ikisi de genellikle sivil ya da eyaletlerarası çatışmalarda savaşan gruplar tarafından sürdürülür. Savaş suçları, uluslararası anlaşmalarla belirlenen protokollerin ihlali olduğunda ortaya çıkar. Çatışma sırasında vatandaşların ve savaş esirlerinin tedavisinde bütün ulusların anlaşma kurallarına uymaları bekleniyor. Öte yandan insanlığa karşı işlenen suçlar, insanoğlunun tenzil veya aşağılanmasını içeren eylemleri ifade eder. İnsanlığa karşı işlenen suçlar, genellikle, bölgesel veya ulusal hükümetler tarafından yargı alanında bir grup insanı korkutmak veya ortadan kaldırmak için planlanmaktadır.

Savaş Suçları ile İnsanlığa Karşı Suçlar Arasındaki Fark

İç savaş veya devletlerarası savaşlar sırasında işlenen savaş suçları, özet yürütme, özel mülklerin sömürülmesi, işkence ve insanların kendi iradelerine karşı sınır dışı edilmelerini içerir. Cenevre Sözleşmesinin 147. maddesi, bu fiillerin savaş zamanlarında işlendiğinde savaş suçları olduğunu belirtmektedir. İnsanlığa karşı işlenen suçlar, ırk, siyasi inanç, kültür veya din gibi faktörlere dayanılarak sivillere karşı kasten zulüm olarak tanımlanabilir. Hükümet yetkilileri tarafından sık sık işlenen insanlığa karşı suçlar genellikle cinsel şiddet, imha, hapsetme ve insanların köleleştirilmesi ile sonuçlanır.

Savaş Suçları ile İnsanlığa Karşı Suçlar Arasındaki Fark

Çatışma durumundaki saldırganlık eylemleri, yalnızca belirli bir eşiğe ulaştıklarında savaş suçları olarak kabul edilebilirken, herhangi bir ortamda saldırganlık eylemleri insanlığa karşı suçlar olarak tanımlanabilir. Örneğin, polis protestocuları şiddet kullanarak tutuklarsa, eylemlerinin savaş suçu olduğu söylenemez. Bununla birlikte, insanlığa karşı işlenen suçlarla itham edilebilirler.

Savaş suçları, insanlığa karşı suçlardan daha geniş bir bağlamda işlenmiş cezai faaliyetleri tanımlar. Savaş suçları, uluslararası insancıl hukukun büyük çapta ihlallerinin bulunduğu çatışma durumunda ve hatta yerel olarak yasal yükümlülükler olarak algılanan geleneksel uygulamalardan kaynaklanır. Buna karşılık, herhangi bir ceza yasası, siyasi farklılıklar, cinsiyet, ırk veya din temelinde belirli bir grubu hedef alırsa, insanlığa karşı bir suç olabilir.

Savaş suçları, askerler tarafından veya herhangi bir rütbenin tek ordu katılımcısı tarafından toplu bir çaba olarak yapılabilir. Buna karşın, insanlığa karşı işlenen suçlar, resmi hükümetin destekleyici politikası nedeniyle devam edebilir. Örneğin, bölgesel veya ulusal hükümet belirli bir dini hedeflemeye karar verirse, söz konusu din ile ilgili belirli geleneklerin uygulanmasını yasaklayan düzenlemelere geçebilir. Aynı zamanda diğer vatandaşları hedeflenen din taraftarlarına karşı da teşvik edebilir. Yüksek rütbeli politikacılar, etnik temizlik eylemleri olduğunda sıklıkla insanlığa karşı işlenen suçlarla itham edilirler, çünkü bu eylemleri destekleyen politikalar oluşturmaktan sorumlu kişilerdir.

Savaş suçlarından çok insanlığa karşı suçlarla bağlantılı olan daha büyük bir damgalama vardır. Örneğin, birçok genç ve orta yaşlı Alman hala soykırımdan sonra doğdukları halde şaşkınlık ve utanç duyuyor. Yine de, aynı dönemde çeşitli ordular tarafından işlenen savaş suçları unutulmuştu.

Sonuç

Esasen, insanlığa karşı suçlarla savaş suçları arasındaki temel fark, bu iki suçun işlendiği koşullarla ilgilidir. Savaş suçları, silahlı çatışmalar sırasında insan haklarına saygı gösterilmesini gerektiren uluslararası anlaşmaları ihlal eder. Öte yandan, insanlığa karşı suçlar, din, ırk, siyasi farklılıklar ve cinsiyete dayalı olarak halk gruplarına uygulanan suçlardır.

Savaş suçları ile İnsanlığa karşı suçlar arasındaki fark özetle bu şekilde. Yorumlarınız varsa lütfen yazınız.

Romalılar ile Yunanlılar Arasındaki Fark

Antik Yunan ve Antik Roma sıklıkla birbirleriyle karıştırılırken, ikisi arasında çok fazla fark vardır. Her ikisi de Akdeniz ülkesidir ancak sosyal sınıf farklılıkları, farklı mitoloji ve hayata verdikleri değer farklı şekillerdedir. Roma’nın gündelik yaşamda kullandığı şeylerin çoğunun, eski Yunan uygarlığından kabul edildiğine, bununla birlikte küçük değişiklikler yapıldığına inanılmaktadır.

Toplumsal olarak hem Yunan hem de Romalılar bir hiyerarşiye inandılar. Yunanistan sosyal sistemlerini beş kategoriye ayırdı: köleler, serbest kişiler, avamlar, vatandaşlar ve kadınlar. Grek uygarlığında, kadınlara bir pozisyon verilmemiş, kölelerden daha düşük olduğu düşünülmüştür. Roma’lılar toplumu dört ayrı kategoriye ayırdı: serbest dolaşımcılar, köle, avamlar ve patronlar. Roma toplumunda, kadınlar, Yunanistan’da olduğu gibi daha düşük seviyede kişi olarak muamele görmedi. Bunun yerine kadınlar, köle değillerse şayet, siyasette bulunamaz ya da oy kullanamazlardı.

Romalılar ile Yunanlılar Arasındaki Fark

Yunanlılar ve Romalılar, bugünün bina mimarisine yaptıkları katkılardan dolayı tarih boyunca da hatırlanıyorlar. Yunanlılar, Korint, Dor ve İyonik olmak üzere üç farklı mimari stilini birleştirmekle yükümlüdürler. Yunan mimarisi Romalılara ilham kaynağı olmuş, Romalılar ise Grek stilini kabul etmiş ancak binalarına kemerler ve su kemerleri eklemişlerdir. Başka bir mimari gösterim ise, Yunanlılar, insan biçimini onurlandıran heykel figürlerini kullanmayı seçtiler; buna karşın Romalılar, gerçek bina tasarımı ve tekniğine daha fazla odaklanıyor gibiydi. Yunanlılar alçı, ahşap, mermer ve metal gibi malzemeleri mimarilerini oluşturmak için kullandı. Romalılar aynı malzemeleri kullanırken, betonun yeni bir yapı malzemesi olarak kullanılmasından da sorumluydu, bu da Yunanlıların hiç olmadığı bir şeydi.

Hem Yunanistan hem de Romalılar, muhtemelen her iki uygarlıktan gelişen mitolojik öyküler içinde en ünlülerdir. Bununla birlikte, Yunan kültürünün öykülerinin Romalılar tarafından isimler ve bazı durumlarda küçük değişiklikler yapılarak kabul edildiğine inanılıyor. Bir örnek, Yunanlılar tarafından üretilen ünlü İlyada yazısıdır. Benzer şekilde yaklaşık 700 yıl sonra, Romalılar benzer bir el yazması olan Aeneis‘i ürettiler. Zaman zaman, ikisi arasındaki mitolojik farklılıkları yaratan şey, halkın değerleri ve hayata bakışlarıdır. Yunanlılar şu anki davranışlarına odaklanmış, hiçbir zaman ölümden sonra yaşamı planlamışlardı. Romalılar ise, eğer ideal ve model vatandaş olurlarsa, öbür dünyada Tanrı olabileceklerine inandılar.

Romalılar ile Yunanlılar Arasındaki Fark

Romalılar ile Yunanlılar arasındaki fark özetlenecek olursa;

  • Roma’nın medeniyetlerine dahil ettiği şeylerin çoğu, Eski Yunan uygarlığından kabul edildi.
  • Grek kadınları toplum için değerli sayılmadı. Yunanistan ve Roma, toplumsal bir hiyerarşi etrafında toplanmıştı.
  • Yunanlılar üç farklı mimari türü oluşturdu. Roma, kemeri mimari üsluplarına dahil etti ve ayrıca yapı malzemesi olarak beton kullanımı ile alakalıydı.
  • Yunanlılar hayatlarına odaklanmalarına rağmen, Romalılar öbür dünyaya odaklandığı gibi, her iki medeniyete ait mitolojik hikayeler benzerdir.