Makine Öğrenmesi ile Yapay Zeka Arasındaki Fark

Web teknolojileri, düşünme ve hayal etme yöntemlerimizi değiştirdi. Endüstriyel devrimle birlikte, insanlar, hayal bile edemeyeceğimiz şekillerde geliştirme ve yenilik yapma potansiyeline sahip oldukları için makineler ya da robotlar tarafından ele geçirilmekten daima korkmuşlardır. Baş döndüren teknolojik devrim yavaş yavaş işlerimizi ele geçiriyor ve çok yakında dünya yüzeyinden pek çok işin silineceği zamanlar çok da uzak değil. Filmlerde kurgusal bir olgu olarak gerçekten başlamış olan şey, günümüzün en önemli seslerinden biri haline geldi. Evet, yapay zeka (AI) hakkında konuşuyoruz. Tek başına teknolojik ilerleme bile, yapay zekanın insan evriminin geleceği ve bir sonraki adımı olduğu gerçeğidir.

AI terimi ya da Türkçe ifadeyle yapay zeka konusu bir süredir konuşuluyor. Bunu “The Matrix”, “Eagle Eye”, “The Terminator” vb. gibi bilim kurgu filmlerinde görmüş olmalısınız. Filmlerde olduğu gibi belki de bu korkunç robotlarla savaşmayacaksınız. Filmlerden farklı olarak, yapay zeka insanların yerini almayacak (en azından yakın zamanda), ve bizimle de savaşmayacak. Bunun yerine, yapay zeka sadece makineler tarafından yönlendirilen ve “akıllı” bir şekilde görevleri yerine getirmek için insan bilişiyle bütünleşmiş bir insan zekasının bir simülasyonudur. Bir bakıma yapay zeka, insanları süper akıllı hale getiriyor, makineleri değil. Bir de yapay zeka ile sıklıkla karıştırılan bir terim daha var: machine learning ya da Türkçe ifadeyle makine öğrenmesi. Bu nedenle, ikisi arasındaki farkı daha iyi anlamanıza yardımcı olmak için tarafsız bir karşılaştırma sunuyoruz.

Yapay Zeka Nedir?

Yapay zeka veya yaygın olarak “AI” olarak adlandırılan şey, görevleri gerçekleştirmek veya insan beyninin çözemeyeceği çok karmaşık olan sorunları çözmek için makineler yaratma bilimidir. Akıllı telefonunuz bir yapay zekadır. Karmaşık problemleri çözen bilgisayarlar birer yapay zekadır. İnsanların işini yapan robotlar yapay zekadır, ve aslında yapay zeka bu şeylerin hepsi ve daha fazlasıdır. Yapay zeka dünyayı heyecan verici ve şaşırtıcı şekillerde dönüştürdü. Bu terim 1950’lere kadar mevcut değildi, ama John McCarthy sayesinde, yapay zeka dünyanın şimdiye kadar gördüğü en büyük atılımlardan biri haline geldi. Basitçe söylemek gerekirse, yapay zeka insan gibi düşünen makineler yapma fikridir.

Makine Öğrenmesi Nedir?

Makine öğrenmesi ya da İngilizce ifadeyle machine learning, günümüz teknolojisinin en gelişmiş bilimsel alanlarından biridir ve yapay zeka elde etmenin bir yoludur. Hem insanlarda hem de makinelerde öğrenmenin altında yatan otomatik öğrenme yaklaşımlarına dayanan algoritmaların hesaplamalı çalışmasıdır. İnsan bilişsel mimarisinin bilgisi ile temel olarak tutarlı olan öğrenme algoritmalarına dayanan AI ve bilişsel bilimin bir alt kümesidir. Basitçe söylemek gerekirse, makine öğrenmesi, makinelere, açıkça programlanmadan, daha fazla insani şekilde düşünme ve öğrenme yeteneği verir.

Makine Öğrenmesi ile Yapay Zeka Arasındaki Fark

Özetle, yapay zeka; akıllı yöntemlerle basit ve karmaşık görevleri yerine getirmek için insan bilimi ile bütünleşen doğal zekânın bir simülasyonudur. Makine öğrenmesi ise, herhangi bir programlama olmadan, bilgisayarlara insanlar gibi öğrenme ve anlama yeteneği veren yapay zekanın bir uygulamasıdır. Her iki terim de genellikle birbirleriyle karıştırılır, ama aynı şey değildir. Yapay zeka, insani kavrayışa meydan okuyabilen, teknolojik gelişmeden henüz etkilenmeyen bir şeydir. Oysa, makine öğrenmesi, denetimli öğrenme fikrine dayanan inanılmaz bir yapay zekâdır.

Makine öğrenmesi ile yapay zeka arasındaki fark özetle bu şekilde. Sizin de eklemek istedikleriniz varsa yorum ekleyiniz.

Sartre ile Camus Arasındaki Fark

Sartre ile Camus arasındaki ilişki, savaş sonrası Fransız felsefesini şekillendirdi.

1943’ten sonra Sartre ve Camus, her yere birlikte giden harika iki arkadaş. Halkın gözünde “Bulantı”nın yazarı ile “Yabancı”nın yazarı varoluşçuluk etiketi altında buluştu.

Özgürlükten sonra varoluşçuluk modaya uygun bir felsefeden çok daha fazlası, bir yaşam tarzı ve bir yer haline geldi: Saint-Germain-des-Prés (Paris bölgesi). “Varoluşçuluk Hümanizmdir” bu felsefeyi uygun bir şekilde özetlemektedir.

Halk için tek bir ifade ile özetlenebilir: existence precedes essence yani varoluş özden önce gelir.

Sartre’nin varoluşçuluğu, ilk olarak bir özgürlük ve sorumluluk felsefesi olarak tasarlandı: Bizler, kaderi önceden belirlenmiş olan varlıklar değiliz. Biz ne yapıyorsak oyuz. Anahtar kelimemiz “sorumluluk”tur.

Camus kesinlikle sorumluluğu reddetmez, ancak “varoluşçu” ve hatta “filozof” etiketini reddeder. 1947’den itibaren Sartre ve Camus’un arasındaki siyasi anlaşmazlıklar, Camus’un Stalin kamplarını kınamasıyla derinleşti.

1952’de Jeanson (Sartre’nin arkadaşı), Camus’un The Rebel (Türkçe’ye Başkaldıran İnsan olarak çevrildi) adlı eserini son derece eleştiren bir yazıyı Sartre’nin “Modern Times” adlı dergisinde yayınlandı. Camus’un bu son kitabı gerici ve yanlış değerlendirmelerle dolu nitelendirilir. Camus, eleştiriyi kaleme alan Jeanson’u görmezden gelerek doğrudan Sartre’ye cevap verir. Modern Times’ın bir sonraki sayısında Camus’un Sartre’ye verdiği güçlü yanıt yayınlanır:

Kararsızlık ve savunmasızlıktan oluşan karanlık bir karışım her zaman doğruyu söyleme cesaretini kırdı.. Bu senin fakir olmandan kaynaklanabilir, ama artık değilsin. Sen bir vatandaşsın ve benim gibi Jeanson’lar.. Ahlakınız ilk önce ahlakçılığa dönüştü, bugün edebiyattan daha fazlası, yarın ahlaksızlık olabilir.

Camus ve Sartre asla bir daha bir araya gelmedi. Dört yıl sonra Kızıl Ordu, Budapeşte’deki ayaklanmayı bastırdığında, Sartre (ve çok sayıda entelektüel) Komünist Parti ile yollarını ayırdı.

Camus ve Varoluşçuluk

1957’de Nobel Ödülü’nü alan Albert Camus (1913-1960), Jean-Paul Sartre’nin ilk önce dostu, sonra rakibiydi. Burjuva toplumunun adamı Sartre’nin aksine Camus, fakir banliyölerin adamıydı. Camus, Akdeniz düşüncesini, yani açıklığı (Yunan, Latin, klasik) temsil eder. Absürdizm ve absürt insanın tasarımında araçsallık arasındaki açıklık, hayat hakkında berrak olan her şeyin üzerindedir. Arap kültürüyle ya da İspanyollarla olan iletişimine rağmen, Camus’un İslam’dan hiçbir zaman etkilenmemesi ve bu “Hellenik” ya da “Helenistik” duruşu çok daha belirgindir.

Camus’un varoluşçuluğu çaresiz bir varoluşçuluktur.

Absürt adam, Camus düşüncesinin merkezindedir. Diğer varoluşçu filozoflarda olduğu gibi, saçmalık hissi, insan varoluşunun asılsız doğasının bir sonucudur. Fakat Camus’un gösterdiği gibi, saçmalık ne insanlarda ne de evrende yatar: bu paradoksal gerçekleşmenin sonucudur. Bazı tutumlar mümkündür. Örneğin intihar. Camus bir kaçış ve bilincin bastırılması olarak gördüğü intiharı reddeder. Aynı zamanda, gerçeklerin ve umutların dışında yatan; yaşamın anlamı, dini inançlar, düşüncenin felsefi intiharı gibi bu dünya doktrinlerini reddeder.

Bu saçma adam zorlu bir şekilde meydan okumayı kabul eden kişidir. Bu, onun hem özgürlüğünü hem de tutkuyla yaşamaya karar vererek ve sadece bildiği şeyle kendi çelişkilerini almasına yol açan isyanının temelidir.

Camus’un Eserleri:

Sartre ile Camus

Sartre ve Camus, onları ünlü yapan eserleri bilmeden yazdılar. Sartre, Yabancı’yı takdir ederken Camus, Bulantı ve Duvar ile ilgilendi. Sartre’de doğanın derin dehşetini okurken, Camus’ta güneşli Akdeniz aşkını buluruz. Özgürlükle birlikte başlayan arkadaşlıkları, 1952’de büyük bir kargaşaya neden olan kopuşları büyük olasılıkla politika seçimlerinin farklılaşmasına işaret etti. Sartre günden güne daha fazla sempati duyarken, Camus, Sovyet komünizminin dehşetinden endişe ediyordu.

Camus’un edebiyatını hümanizm, mutluluğu sevme, başkaldırı süslerken, Sartre politik sorumluluk, devrim ve suçluluk takıntısıyla ilgileniyordu.

Bütün bu farklılıkların ötesinde, kendi eserleri arasında belirli bir ortak yön hissedilebilir. Varoluşçuluğun bir kuşağın kapsamının çok ötesinde olduğu ve yirmi yıl önce sürrealizmi gösteren doğurganlık literatürüne sahip olmadığı söylenebilir. Bu öğrencilerin akıl hocaları vardı, ama gelecek nesillerin yok.

Amazon FBA ile FBM Arasındaki Fark

Hepimiz para kazanmak istiyoruz. Ve çoğumuz bunu evimizin rahatlığında yapmak istiyoruz. Ya da sıcak kumlu bir plajdan. Sadece Google arama önerilerine bakarsak, fazladan para kazanmak için fırsatlar aradığımız gayet açık.

Herkes için uygun olmasa da, Amazon’da satış yapmak para kazanmak için harika bir yoldur. Doğru strateji, araçlar ve zihniyetle, Amazon’da satış yapmak basitleştirilebilir.

Fulfilled by Merchant (FBM), Fulfilled by Amazon (FBA), Vendor Express ve Vendor Central dahil olmak üzere, Amazon’da ürün satmanın birkaç farklı yolu vardır. Bugün, FBA ile FBM’yi her birinin artılarını ve eksilerini karşılaştırarak inceleyeceğiz. İşimiz bittiğinde, FBA ile FBM arasındaki fark nedir, ne değildir öğrenmiş olacaksınız.

Amazon FBA Nedir?

FBA, Amazon tarafından yerine getirilen demektir.Siz satıyorsunuz. Biz gönderiyoruz.” diyor Amazon. FBA ile, satıcılar ürünlerini Amazon’un depolarında tutarlar. Siz sipariş aldıkça Amazon bu ürünleri depolarından alır, paketler ve alıcılara teslim eder.

FBA nasıl çalışır? Amazon’da satıcı hesabı açıp FBA kurmalısınız. Sonrasında ürün listelemelerinizi oluşturun, ürünlerinizi hazırlayın, ürünlerinizi Amazon’a gönderin ve Amazon’un müşterilerinize ürünlerinizi sipariş ettiklerinde paketleme ve gönderme olanağı verin.

Amazon FBA’ın Artıları

  • Prime seçeneği. Bu FBA için en büyük faydalardan biridir. FBA kullanan üçüncü taraf bir satıcı olarak, tüm ürünleriniz Amazon’un Prime programına otomatik olarak kaydedilir. Amazon’un daha sık alışveriş yapan ve Prime olmayan üyelerden daha fazla harcama yapan 60 ila 80 milyon Prime üyesi olduğu tahmin ediliyor.
  • Buy-Box seçeneği. Amazon bazı ürün sayfalarına otomatik olarak “Buy-Box” kutusu yerleştirir. Bu kutu ürünlerin satılma oranını ciddi oranda yükseltir. Satın Alma Kutusunu kazanmayı sağlayan çok sayıda faktör vardır ve FBA yöntemi bunların en başında gelir. Bir FBA satıcısı, genellikle bir FBM teklifinden biraz daha yüksek fiyat alabilir ve hala Satın Alma Kutusunu elinde tutabilir.
  • Serbest zaman. FBA ile, Amazon müşteri hizmetleri ve iade dahil olmak üzere müşterinizin siparişlerini yerine getirme görevini üstlenir. Bazı satıcılar için bu büyük bir avantajdır. Vaktinizi depolama, paketleme, nakliye ve lojistiğe harcamak yerine, FBA sayesinde, zamanınızı ve kaynaklarınızı şirketinizi büyütmeye odaklanabilirsiniz.
  • Daha düşük nakliye oranları. Amazon’un ürünlerinizi göndermeye ilişkin ücretlerinin, kendi gönderim oranlarınızdan daha düşük olması muhtemeldir. Bu durumda, FBA kullanmak maliyetleri düşürür ve kar marjınızı artırır.

Amazon FBA’ın Eksileri

  • Karmaşık ücretler. FBA kullandığınızda, Amazon’a aylık depolama, siparişi yerine getirme, seçme, paketleme ve ağırlık konularında farklı ücretler ödersiniz. Bu ücretler, ürününüzün boyutuna bağlı olarak değişir ve kendi hesaplaması karmaşık olabilir. Her bir ürününüz için muhakkak FBA gelir hesaplayıcısını kullanın.
  • Uzun süreli depolama ücretleri. Amazon, mallarınızı süresiz olarak saklamak istemez. Şubat ve Ağustos aylarında yılda iki kez, 6 ve 12 aydan daha eski envanter için uzun vadeli depolama ücretleri talep edecektir. Envanter yaşınızdan haberdar olmanız ve bu ceza ücretlerinden kaçınmak için eski envanterinizi satmanız veya çıkarmanız için bir planınız olması gerekir.
  • Sınırlı erişim. Envanterinizde kalite sorunları varsa veya yanlış ürün müşterilere gönderiliyorsa, satıcılar depoya girip envanterini gözden geçiremezler. Ürünü stoktan kaldırmanız ya da kontrol merkezlerinde kontrol etmek için Amazon çalışanlarına güvenmeniz gerekir.

FBM Nedir?

FBM, Fulfillment by Merchant kısaltmasıdır. Yani satan kişi her şeyi kendisi yapar. Ürünü paketler, etiketler, kargoya verir vs.. FBM’de tüm envanter, stok ve gönderiler satıcı tarafından yönetilmektedir.

Satıcı süreçleri yönetmek için kendi kaynaklarını kullanır ve tüm aşamalardan tamamen sorumludur.

Şimdi FBM’nin artı ve eksilerine bakalım.

FBM’nin Artıları

  • Daha fazla kontrol. Envanterinizi kendiniz saklıyor ve gönderiyorsanız, ihtiyacınız olduğunda envanterinize pratik erişim elde edeceksiniz.
  • Düşük maliyetler. Amazon’un ücretleri, ürünün boyutuna bağlı olduğundan, küçük marjı olan büyük bir ürününüz varsa, FBA’yı kullanmanın maliyetini FBM ile karşılaştırmanız iyi olur. Bu özellikle, daha yavaş bir gelir oranına sahip ürünler için geçerlidir.
  • Daha hızlı gelir oranları. 6-8$ altındaki düşük fiyatlı ürünler için FBM’ye gitmek, onları Amazon’un add-on programı dışında tutacaktır. Bu program Amazon nakliye ve taşıma maliyetlerini korumak için tasarlanmıştır ve Amazon’un bir add-on ürünü göndermesinden önce bir müşterinin 25$ değerinde mal satın almasını gerektirir. Bu, bazı müşterileri engeller ve bu ürünleri kendiniz göndererek satış hızını artırabilirsiniz.
  • Yeni Prime programı. Amazon, yakın zamanda Prime programında satıcı tarafından yerine getirilen ürünleri kaydetmenize olanak tanıyan yeni bir program hazırladı. Satıcılar programa başvurabilir ve Amazon’un katı sevkiyat standartlarını karşılayabileceklerini gösterebilirler.

FBM’nin Eksileri

  • Disiplin gerektirir. Amazon müşteri hizmetleri konusunda fanatiktir ve satıcıları geç ve yanlış gönderiler için cezalandıracaktır. Güçlü, kalite kontrollü bir süreç olmadan, hatalar yapacaksınız. Bunlar, daha düşük bir satıcı-sağlık derecelendirmesine yol açabilir, bu da aramada nasıl görüneceğinizi etkiler ve Satın Alma Kutusunu kazanma şansınızı azaltır. Çok fazla hata ile Amazon, satıcı hesabınızı kalıcı olarak bile askıya alabilir.
  • Düşük satış fiyatı. Satın Alma Kutusunu kazanmak ve diğer FBA satıcılarıyla rekabet etmek için satış fiyatınızı düşük tutmanız gerekebilir. Bu marjları etkileyecek ve fiyatlandırma savaşı başlatacaktır.

Amazon FBA ile FBM arasındaki fark özetle bu şekilde. Her bir seçenek için artıları ve eksileri, özellikle ürünleriniz için, bunlarla ilişkili maliyetleri bilmelisiniz. Amazon işindeki satışlarınız büyüdükçe ve geliştikçe, yerine getirme seçeneklerinizi gözden geçirin ve işinize ve sonuçlarınıza göre en iyi kararı verin.

Nihilizm, Varoluşçuluk ve Absürdizm Farkı

Pek çok filozof yüzyıllarca evrende içsel bir anlam olmadığını düşünmektedir. Burada bu inanca verilen başlıca üç yanıtı özetleyeceğim.

  1. Varoluşçuluk, farkındalık, özgür irade ve kişisel sorumluluğun birleşimiyle, tabiatı gereği bunlardan hiçbirine sahip olmayan bir dünya içinde kendi anlamlarını inşa edebilme inancıdır.
  2. Nihilizm, evrende hiçbir içsel anlamın bulunmadığı inancı olduğu gibi, kendimizi bunun yerine koymaya çalışmanın da anlamsızlığına olan inançtır.
  3. Absürdizm, bir anlam arayışının, asıl olarak anlamsızlık eksikliğiyle içsel olarak çeliştiği inancıdır, ama insan, hem bunu kabullenmeli hem de yaşamın sunabileceği şeyleri benimseyerek eşzamanlı olarak isyan etmelidir.

Bu inançlar için felsefi yapılar bunlardır, ama insanların bu durumları kendince çözdüğü üç yol vardır:

  • Bir anlam çerçevesini kucaklamak veya yaratmak, örneğin din veya ruhçuluk gibi
  • Anlam eksikliğini kabullenmek ve bu bilgiye rağmen -ve buna rağmen- yaşamaya devam etmek
  • Yaşam tamamen anlamsız olduğundan ve dolayısıyla ya çok sıkıcı ya da çok acı verici olduğundan, intihar etmek

Nihilizm, Varoluşçuluk ve Absürdizm Farkı

Camus’un Absürdizm’ini entelektüel bütünlüğü terk etmeden pratik kaldığı için en tatmin edici yanıt olarak görüyorum. Eşzamanlı kabul ve isyanı öğretir.

İntihar etmek, yaşamın sunabileceği güzelliklere sırtını çevirmektir.

İçsel anlamsızlığı hakikati kabul eden biri olarak bir dinin ya da bir çeşit belirsiz “maneviyatın” kabul edilmesi, entelektüel tembellik, duygusal zafiyet veya bunların bazı kombinasyonları anlamına gelir.

Hakikatin tüketilmesi ve kabul edilmesi çok zor olduğu için, insan, doğru olmayan bir şeyi sırf kolay olduğu için kabul etme eğilimindedir.

Bu zayıf bir pozisyondur, ve çoğu kez Absürdizm’e benzer görünür, halbuki öyle değildir.

Absürdizm, ya gerçek anlamın imkansızlığından pratik bir çözüm sağlayan bir inanç yapısı inşa etmemizi ya da benimsememize izin verirken, aslında kullanılan sistemin de anlamsız olduğunu asla reddetmemiştir.

Bu yüzden teslim olmuş bir kişi, bir şeye inandığını ve bu inancın evrendeki anlamı sağladığını söylerken, teslim olmayan bir kişi, yapay olduğunu başından beri bildiği, benzer görünen bir yapıyı benimsemişlerdir.

Buradaki bariyer; bir inanç yapısını benimsemekle (çünkü bunu yapmamak çok acı vericidir) yanlış olduğunu bilerek sadece pratik amaçlar için yapma arasındaki kırılma noktasıdır. Birçoğu biri ya da diğeri olarak başlar, daha sonra göç eder, ya da zorlandığında diğeri olur.

Bu seçeneklerin arasında (veya belki de dışında) nerede durduğunu bilmek, kendi kendini anlamanın çok önemli bir parçasıdır.

Nihilizm, varoluşçuluk ve absürdizm farkı özetle bu şekilde. Sizin de eklemek istedikleriniz varsa yorum yazınız.

Referans

Uber ile Taksi Arasındaki Fark

Uber, güvenli ve kullanışlı bir akıllı telefon “Taksi” hizmetidir. Uber, farklı düzeylerde hizmet, fiyat ve araç sağlar ve dünya çapında birçok şehirde faaliyet gösterir. Her ne kadar kabaca taksi hizmeti olarak görülse de, Uber normal bir taksiden farklıdır. Uber ve taksi arasındaki en önemli fark Uber’in bir akıllı telefon uygulamasında çalışmasıdır, taksiler ise geleneksel bir şekilde çalışır. Onları birbirinden farklı kılan şeyleri görmek için Uber ve taksiye daha yakından bakalım.

Uber Nedir?

Uber, herhangi bir akıllı telefon üzerinden kullanılabilen kullanışlı ve güvenli bir taksi hizmetidir. Uber ile sizi birkaç dakika içinde alacak ve gitmek istediğiniz yere götürecek bir sürücü kiralayabilirsiniz. Uber’i yolcu olarak kullanmaya başlamak için tek yapmanız gereken Uber ile bir hesap oluşturmak ve Uber uygulamasını telefonunuza indirmek. Bu uygulama herhangi bir iPhone, Windows veya Android telefona indirilebilir.

Uber Nasıl Çalışır?

Bu uygulamada bir yolculuk talebi gönderdikten sonra, isteğiniz otomatik olarak bulunduğunuz yere en yakın sürücüye yönlendirilecektir. Uygulamanız, sürücünüzün gelmesi için size tahmini bir zaman bildirir. Bu, sürücünün sizi dakikalar içinde almasına ve istediğiniz yere götürmesine izin verir. Uber uygulaması ayrıca en uygun rotayı seçebilir, mesafeyi ve ücreti hesaplayabilir ve ödemenizi sürücünüze aktarabilir. Ücret, Uber hesabınıza bağladığınız kredi kartınıza otomatik olarak borçlandırıldığından, sürücüye nakit ödeme yapmanız gerekmez.

Emniyet

Sürücünün adı, araç tipi ve plaka numarası sizi almadan önce size gönderileceğinden, Uber genellikle güvenli ve müşteri dostu bir hizmet olarak kabul edilir. Uber ayrıca, sürücüyü ve genel deneyiminizi yolculuğunuzun sonunda 1’den 5’e kadar oylamanızı isteyecektir. Bu, sürücünün tüm yolcuların görebileceği genel puanını etkileyecektir. Böylece, bu derecelendirme sistemi bu sürücüyü tavsiye etmenizi veya başka yolculara karşı uyarmanızı sağlar. Uber her zaman GPS kullanır, bu yüzden nerede bulunduğunuzu takip eder. Ayrıca nerede olduğunuzu ve hangi adrese gittiğinizi takip edecektir.

Fiyat

Uber ücretleri bazen normal taksi ücretlerinden daha ucuz olabilir. Bu uzun yolculuklar için özellikle doğrudur. Uber ayrıca şehir dışındaki geziler için daha ucuz bir seçenektir. Ancak bu daha kısa yolculuklar için geçerli olmayabilir. Uber, araca girmeden önce size ortalama bir fiyat tahmini sunar, ancak nihai fiyat hava ve trafik gibi ekstra faktörleri içerebilir. Bölgenizdeki Uber araçlar için yüksek talep olduğunda fiyatlar bazen belirli bir oranda artar. Bu dalgalı fiyatlandırma denir. Yüksek talep dönemlerinde ücretler iki katına çıkarılabilir veya üçe katlanabilir; örneğin, yoğun saatlerde, yağmur ve kar fırtınalarında, konser, maç etkinliklerinin olduğu zamanlarda..

Taksi Nedir?

Uber ile karşılaştırıldığında, normal taksi hizmeti biraz modası geçmiş ve rahatsız edicidir. Herhangi bir GPS uygulaması bulunmadığından genel kanı taksilerin müşteriyi mümkün olan en uzun ve en maliyetli rotadan götürmeye çalışmalarıdır.

Taksi şoförlerinin Uber yolculuğuna göre daha az konforlu olduğu söylenir. Uber gibi konforunuzu düşünmezler. Tümseklerden hızlı geçebilir, hız kurallarına uymayabilirler. Taksiler için herhangi bir puanlama kriteri olmadığından, bazen kaba, küfürlü konuşabilirler. Ayrıca araç da oldukça bakımsız ve kirli olabilir. Şikayet edecek bir makam bulunmamaktadır.

Bazı taksi şoförleri çok konuşkandır. Yolculuğunuz boyunca kişisel konular da dahil olmak üzere pek çok meseleye dair sizinle sohbet etmek isteyebilirler.

Bir taksiye bindiğinizde, Uber taksilerinden farklı olarak sürücü hakkında herhangi bir bilgi sahibi olmanın hiçbir yolu yoktur. Takside bir şey unutursanız, taksinin plaka numarasını veya sürücüyle ilgili diğer bilgileri bilmedikçe tekrar taksiyle iletişime geçemezsiniz.

İstanbul için konuşacak olursak 30 yıl önce toplam 17.500 taksi plakası dağıtılmıştır ve bu rakam hiç değişmemiştir. 30 yıl önce İstanbul 6 milyon nüfuslu iken, bugün 15 milyon civarındadır. Fakat taksi sayısı değişmemiştir. Bu da taksi plakalarının yüksek rakamlardan alıcı bulmasına sebep olmuştur. Bunun neticesi olarak plaka sahipleri çok küçük bedellerle bakımsız araç ve düşük ücretli şoförler çalıştırdıklarından taksilerin hizmet kalitesi oldukça kötüdür.

Taksiler ayrıca kısa mesafeye götürmemeleri ile meşhurdur. Bu durum Uber’de yoktur.

Uber ile Taksi Arasındaki Fark

Uber ile Taksi Arasındaki Fark özetlenecek olursa; Uber’in pek çok yönden taksilerden daha avantajlı, konforlu ve güvenli olduğu görülmektedir.

Özellik Uber Taksi
Rezervasyon Bir sürücü ve bir aracın akıllı telefon üzerinden rezervasyonu yapılabilir. Taksilerin herhangi bir akıllı telefon üzerinden rezervasyonu yapılamaz.
Reddetme Uber müşterilerini reddedemez ve seçemez. Taksiler müşterilerini reddedebilir ve seçebilir.
Kısa Mesafe Uber kısa veya uzun mesafeye bakmaz. Taksiler kısa mesafeye götürmez.
Şoför Uber şoförünün adı, araç tipi ve plaka numarası müşteri ile paylaşılır. Taksi şoförlerinin bilgilerini bilmenin bir yolu yoktur.
Araç Bilgileri Herhangi bir eşyanızı unuttuğunuzda taksi bilgilerine uygulama üzerinden kolaylıkla erişebilirsiniz. Herhangi bir eşyanızı unuttuğunuzda taksi bilgilerine erişmenizin tek yolu önceden plakayı not etmiş olmanızdır.
Ücret Uzun ve şehir dışı seyahatlar normal taksiden daha ucuz olabilir. Uber’den daha ucuz olabilir.
Ücret Hesaplaması Trafik ve hava durumu gibi olaylar ücreti etkileyebilir. Ücret sadece taksimetre üzerinden hesaplanır.
Ödeme Yöntemi Nakit veya kredi kartı ile ödeme yapılabilir. Sadece nakit ödeme yapılabilir.
İndirim Uber’de indirim ve kampanyalar olabilir. Taksilerde herhangi bir indirim ya da kampanya söz konusu değildir.
Kazalar Herhangi bir kaza olması durumunda yolcu şirketten tazminat alabilir. Yolcuların kaza durumunda tazminat alması yasalara bağlıdır.
Seyahat Takvimi Yolculuklar önceden planlanabilir. Yolculuklar önceden planlanamaz.
GPS Yolculuk rotanızı uygulama üzerinden anlık takip edebilirsiniz. Yolculuk rotanızı uygulama üzerinden anlık takip edemezsiniz.
Oylama Yolcular şoförleri puanlayabilir. Puanlama sistemi yoktur.

Yukarıdaki karşılaştırmadan, Uber ve taksi arasında belirgin bir fark olduğu açıktır. Uber size daha fazla konfor, stil, rahatlık ve güvenlik sağlayabilir.

Uber ile taksi arasındaki fark özetle bu şekilde. Sizin de eklemek istedikleriniz varsa yorum bırakınız.

Bitcoin ile Litecoin Arasındaki Fark

Kripto paralar geçen yıl popüler bir konu haline geldi. Pek çok kişi Bitcoin’e zaten aşinaydı ancak şimdi diğer birçok farklı kripto para biriminin de mevcut olduğunun farkına vardı. Litecoin, Bitcoin’i takip eden kripto paralardan biridir. Aslında Litecoin, Bitcoin kullanımını tamamlamak için oluşturuldu.

Kripto para birimleri, işlemleri şifrelemek için algoritmalardan yararlanır. İşlemler gerçekleştikçe, işlem bilgisi blockchain‘e eklenir. Bu yöntem, ağdaki katılımcıların ödüller için daha fazla blok oluşturmasına ve işlemleri bir banka gibi merkezi bir otoritenin müdahalesi olmaksızın düzenlemelerine izin verir. Ayrıca, şifreleme işlemlerin tekrarlanmasını önler.

Bitcoin ile Litecoin arasındaki fark nedir, ne değildir öğrenebilmek için öncelikle her ikisini inceleyelim.

Bitcoin nedir?

Bitcoin, 2009 yılında Satoshi Nakamato tarafından oluşturulan bir kripto para birimidir. Nakamato, işlem hatalarını önlemek için ileri seviye kriptografi kullanan merkezi olmayan bir para birimi oluşturmak istedi. Bitcoin, orijinal olarak piyasaya sürüldüğünde 1 dolardan daha ucuza satıldı ancak muazzam bir büyüme gösterdi. Şimdi bir Bitcoin Haziran 2018 itibariyle yaklaşık 7500$’dan alıcı bulmaktadır. Bununla birlikte, Bitcoin’in zamanla değerinin düşmesine sebep olan aşırı dalgalanmalar da yaşamıştır.

Bitcoin, nihai olarak toplamda 21 milyon adet üretilecektir. Bu coinler işlemler gerçekleştikçe üretilir. Bitcoin, işlemleri onaylamak için güçlü bir algoritma kullanır. Muazzam paralel işlem gücüne sahiptir.

Litecoin nedir?

Daha önce Google’da çalışan bir mühendis olan Charlie Lee, Litecoin’i yarattı. Lee, bu yeni kripto para birimini oluşturmak için Satoshi Nakamato tarafından yayınlanan açık kaynak kodunu kullandı. Dahası, Lee, “altın” olarak adlandırılan Bitcoin’i tamamlayan “gümüş” olma amacı ile Litecoin’i oluşturdu.

Toplam 84 milyon Litecoin vardır. Bir işlemi onaylamak için kullanılan algoritma, sıradan kişiler için daha kolay anlaşılırdır. Bu demektir ki Litecoin satın almak yerine madenciliğini yapmak daha büyük olanaklar sağlar.

Bitcoin ile Litecoin Arasındaki Fark

Bitcoin ile Litecoin arasındaki fark aşağıdaki başlıklarda özetlenebilir.

Oluşturulmaları

Bitcoin, 2009 yılının Ocak ayında Satoshi Nakamoto tarafından oluşturuldu; Litecoin, Ekim 2011’de Charles Lee tarafından oluşturuldu.

Toplam Arz

Bitcoin toplamda 21 milyon üretilecek, Litecoin ise 84 milyon tokene sahip olacak.

Mevcut Değeri

Bitcoin ve Litecoin’in değeri hisse senetlerine benzer bir şekilde dalgalanmaktadır. 2 Haziran 2018 itibariyle bir Bitcoin 7617$ iken, bir Litecoin’in değeri 122$ idi.

Algoritmaları

Bitcoin, SHA-256 adı verilen bir algoritma kullanır. İşlem yapmak için karmaşık bir algoritmadır, ve paralel işlemleri işleyebilir. Çoğu insan Bitcoin algoritmasını anlamakta güçlük çektiği için madencilik işinden uzak durur.

Litecoin, çoğu insan için daha kolay anlaşılabilen Scrypt algoritmasını kullanır. Kullanıcıların Litecoin’i satın almalarını ve madenciliğini yapmalarını sağlar, böylece ek ödüller kazandırır.

İşlem Hızları

Teknik olarak, her iki kripto para için işlemler anında gerçekleşir. Ancak, işlemlerin ağdaki diğer kullanıcılar tarafından doğrulanması gerekir. İşlemin onaylanması için gereken süre, işlem hızını oluşturan şeydir. Bu aynı zamanda ortalama blok hızı olarak da adlandırılabilir.

Bir Bitcoin işleminin işlenebilmesi 10 dakika alırken, Litecoin’de bu süre 2.5 dakikadır. Litecoin’in daha hızlı işlem süreleri, ödeme yöntemi olarak kripto para kabul eden ve özellikle ödeme teyidi için bekleyen satıcılara ve tüccarlara daha cazip gelmektedir.

Litecoin’in daha hızlı işlem yapması, aynı zamanda, Bitcoin’in yaptığı işlemlerin miktarına kıyasla, daha fazla işlemin belirli bir zamanda tamamlanmasını mümkün kılar.

Yeni Blok Ödülleri

Yeni bloklar, yeni Bitcoin ve Litecoin oluşturulmasına neden olur. Bu sürece “madencilik” denir ve Bitcoin veya Litecoin çıkaran madencileri bu paralarla ödüllendirilir.

Bitcoin (BTC) başlangıçta blok başına 50BTC ile madencileri ödüllendirdi ve bu miktar her 210.000 blokta yarıya indirildi. Şu anda, blok başına Bitcoin ödülü 12.5BTC‘dir. Yani Bitcoin ağında gerçekleşen işlemleri bir blokta doğrulamanız durumunda ağ size yaklaşık olarak 450.000 TL değerinde BTC vermektedir.

Litecoin de aynı şekilde blok başına 50LTC ödül ile başladı fakat yarılanma süreci farklı oldu. Her 840.000 blokta ödül miktarı yarıya indirildi. Şu an blok başına geçerli ödül 25LTC’dir.

Bitcoin ile Litecoin Karşılaştırması

Özellik Bitcoin (BTC) Litecoin (LTC)
Oluşturulma 3 Ocak 2009’da Satoshi Nakamoto tarafından geliştirildi. 7 Ekim 2011’de Charles Lee tarafından geliştirildi.
Toplam Arz 21 milyon 84 milyon
Mevcut Değer (2 Haziran 2018) 7617$ 122$
Algoritma SHA-256 (Çok karmaşık) Scrypt (Daha anlaşılır)
İşlem Hızı Blok çıkarma süresi yaklaşık 10 dakika. Blok çıkarma süresi yaklaşık 2.5 dakika.
Blok Başına Ödül 12.5BTC (Her 210.000 blokta yarılanır) 50BTC (Her 840.000 blokta yarılanır)

Özet

  • Bitcoin ve Litecoin, aynı açık kaynak kodundan oluşturulan, ancak farklı blok zincirlerde çalışan kripto paralardır.
  • Bitcoin toplamda 21 milyon, Litecoin ise 84 milyon adet üretilecektir.
  • Bitcoin Litecoin’den daha yüksek bir dolar değerine sahiptir; bu, Litecoin’in “gümüş” olduğu ve Bitcoin’in ise “altın” olduğu görüşünü doğrular.
  • Bitcoin, SHA-256 algoritmasında çalışır. Litecoin, Scrypt algoritmasında çalışır.
  • Bitcoin’in algoritması karmaşıktır, Litecoin’in algoritmasının anlaşılması kolaydır.
  • İşlemler anında gerçekleşir, ancak işlem hızı, bir işlemin onaylanmasının ne kadar sürdüğüne dayanır. Bu ayrıca yeni bir blok oluşturmak için gereken süre olarak da tanımlanabilir.
  • Algoritmalar işlem hızını etkiler: Bitcoin’in karmaşık algoritması bir işlemi onaylamak için yaklaşık 10 dakika alırken, Litecoin ile yapılan bir işlem yaklaşık 2.5 dakika sürer.
  • Litecoin’in daha hızlı işlem yapma kapasitesi, satıcılara ve tüccarlara daha cazip gelmektedir.
  • Madenciler, işlemleri onaylayan (bir blok oluşturma) ve ağın bir parçası olan bireylerdir. Bir madenci, tamamlanmış bir blok için bir ödül alır.
  • Bitcoin şu anda madencilere her blok için 12.5BTC veriyor, ancak bu değer her 210.000 blokta yarıya indiriliyor. Litecoin ise, bir madenciyi şu an blok başına 12.5LTC ile ödüllendirir ve bu değer yaratılan her 840.000 blok ile yarıya indirilir.
  • Kripto para birimleri çok popüler hale geliyor. Bitcoin’in yaratılması ve açık kaynak kodunun daha sonra piyasaya sürülmesi, Litecoin dahil olmak üzere birçok kripto paranın oluşmasını mümkün kılmıştır.

Bitcoin ile Litecoin arasındaki fark özetle bu şekilde. Sizin de ekleyecekleriniz varsa yorum bırakınız.

Endüstri 4.0 ile IoT Arasındaki Fark

Endüstri 4.0 ile Nesnelerin İnterneti (IoT) birbirleriyle bağlantılı olmalarına rağmen aynı anlamda kullanılamazlar. Her birinin farklı bir paydaş grubu, hedefi ve anlamı vardır.

Nesnelerin İnterneti (IoT)

IoT ile başlayalım. Nesnelerin İnterneti’nin (IoT) teriminin ilk kez kullanımı konusunda bazı spekülasyonlar söz konusudur. IoT, aygıtların birbirleriyle etkileşimini tanımlamak için ortaya atılmış bir terimdir. Çoğu kaynağa göre, ilk olarak 1999 yılında Kevin Ashton tarafından kullanılmıştır. Temel tanımı, bir cihazın İnternet ve/veya diğer cihazlara bağlanmasıdır. Günümüzde, IoT genellikle ışık ve sıcaklık kontrolleri, takılabilir biyometrik cihazlar ve elbette akıllı telefonlar gibi tüketici düzeyindeki ürünlere atıfta bulunmaktadır. Bu cihazlar tarafından sağlanan bağlantı kesinlikle yararlı olsa da, bu cihazlardan birinin arızası herhangi bir acil duruma neden olmaz. Bununla birlikte bir de Endüstriyel Nesnelerin İnterneti anlamına gelen IIoT (Industrial Internet of Things) vardır ve IIoT tüketici seviyesindeki üreticiler ve yenilikçiler tarafından yönlendirilmektedir.

Endüstriyel Nesnelerin İnterneti (IIoT)

Bazıları alaycı bir şekilde, IIoT’nin IoT ile aynı olduğunu, tek farklarının IIoT’nin evde değil de fabrikada gerçekleştiğini söylerler. Tam olarak öyle değil aslında. General Electric ilk olarak 2012 yılında “Endüstriyel İnternet” terimini kullanmış ve Endüstriyel Nesnelerin İnterneti (IIoT) terimini ortaya atmıştır. IoT gibi, IIoT, İnternet üzerinden cihazların bağlantısıdır, ancak kritik bilgi ve yanıtların aktarımına, komuta ve kontrolüne odaklanır. IIot, enerji, askeri, kamu güvenliği ve ulaşım gibi güvenilirlik ve doğruluğun zorunlu olduğu yerlerde devreye girer. IIoT girişimleri ve inovasyonları, makine-makine (M2M) geliştiriciler ve yaratıcıları tarafından desteklenmektedir.

Endüstri 4.0

Endüstri 4.0, 2011 yılında, imalat sanayii için rekabetçiliği garantileyen bir Alman hükümet inisiyatifi olarak tanıtıldı. Bu terim, mekanik üretim, seri üretim ve bilgi teknolojileri devrimlerinden sonra gelen dördüncü sanayi devrimini tanımlamak için kullanılır. Hem IoT hem de IIoT işletme düzeyinde çalışırken, Endüstri 4.0 asgari seviyede özel sektör katılımı ile öncelikli olarak hükümet ve akademik temelli bir harekettir.

Bu varlıkların üçü de sistemleri daha hızlı ve daha da önemlisi güvenli hale getirme yollarına odaklanır.

Endüstri 4.0 ile IoT ve IIOT arasındaki fark özetle bu şekildedir. Sizin de eklemek istedikleriniz varsa yorum bırakınız.

Akıllı Sözleşmeler ile Geleneksel Sözleşmeler Arasındaki Fark

Sözleşmeler çok sayıda iş ve yasal çatışmanın kaynağı olduğundan genellikle küçümser bir şekilde ele alınırlar. Bununla birlikte, sözleşmeler, çoğunlukla ya iyi hazırlanmış olmadıklarından ya da gözetim sorunlarına yol açan muazzam bir iletişim eksikliğinden dolayı uyumsuzluklara ya da çatışmalara sebep olur. Dolambaçlı sözleşme ihtilaflarından kaçınmak için, avukatlar ve diğer uzmanlar, iş düzenlemelerinde devrim yaratmanın yollarını arıyorlar. Bunun temel bir örneği, temel olarak bilgisayar tarafından oluşturulan anlaşmalar olan akıllı sözleşmelerin (ingilizce ifade ile smart contracts) ortaya çıkmasıdır. Gelin hep birlikte akıllı sözleşmeler ile geleneksel sözleşmeler arasındaki fark nedir, ne değildir beraber bakalım.

Sözleşme Ne Demektir?

Bir sözleşmenin temeli, bir veya daha fazla taraf arasındaki bir anlaşmayı resmileştirmesidir. Anlaşmanın tarafları, genellikle, sözleşmede değinilen bir şey karşılığında, bir miktar eylemde bulunmayı taahhüt ederler. Genel olarak, bir taraf bir hizmet gerçekleştirir veya bir mal sağlar ve diğer taraf, mal veya hizmeti almak karşılığında ödeme yapar. Tabii ki, sözleşmeler evrimleşti ve evrimleşmeye de devam ediyor, özellikle de teknolojinin gelişi göz önüne alındığında bunu daha etkin görebiliyoruz, ancak geleneksel sözleşmelerin somun ve cıvataları hep aynı kalmıştır.

Geleneksel Sözleşmeler

Geleneksel sözleşmeler genellikle bir veya daha fazla şirketi, bir grup avukatı, birkaç müzakere turunu, ileri geri çekilme aşamalarını ve daha sonra kesinleşmiş anlaşmanın uzun süreli yönetimini içerir. Müzakerelerin ve taslak hazırlama sürecinin sonucu her zaman ilgili taraflarca imzalanmış ayrıntılı bir belgedir ve genellikle çeşitli ekler ve değişiklikler içerir.

Tabii ki, dijital çağdan önce, dosya dolaplarında saklanan bu anlaşmaların kağıt kopyaları vardı. Ancak günümüzde, çoğu sürüm şüphesiz elektronik olarak, sofistike bir sözleşme yönetim sisteminde, elektronik olarak oluşturulmakta ve saklanmaktadır.

Akıllı Sözleşmeler

Akıllı sözleşmeler öyle adlandırılmıştır, çünkü birçok teknoloji türevli çözümde olduğu gibi, bunlar bilgisayar programlamanın ürünüdür. Akıllı sözleşmelere kısaca kod parçacıkları diyebiliriz. Bunlar belirli kriterlerde belirlenmiş sözleşmeleri çalıştırırlar. Blockchain sözleşmeleri veya dijital sözleşmeler olarak da adlandırılan bu bilgisayar programları, geleneksel sözleşmeler gibi, iki taraf arasında kararlaştırılmış bir anlaşma yaratır ve yürürlüğe koyar. Fark, elbette, akıllı sözleşmelerin bilgisayar tarafından oluşturulması ve bu nedenle tarafların yükümlülüklerini açıklayan kodun kendisidir. Çoğu durumda, akıllı bir sözleşmenin tarafları, dijital olarak üretilmiş ancak bağlayıcı bir anlaşma ile bağlı, internet üzerinde birbirini tanımayan insanlardır. Amaç, geleneksel yöntemlerdeki gibi formalite ve maliyet olmadan iş düzenlemelerini kolaylaştırmaktır. Akıllı sözleşmeler özellikle Ethereum gibi blok zincir tabanlı sistemler sayesinde popüler hale gelmiştir.

Peki, akıllı sözleşmeler nedir? Akıllı sözleşmeler, bir bilgisayar kodu kullanılarak çalıştırılan ve ilgili taraflar tarafından başlatılmasının ardından herhangi bir insan girdisi olmaksızın bir ağ sistemi tarafından gerçekleştirilen ve kendi kendini yürüten sözleşmelere denir.

Akıllı bir sözleşme, bilgisayarlarla yapılan geleneksel bir sözleşmeden farklıdır. Çevrimiçi bankacılık yoluyla otomatik para transferi talimatı oluşturmak, müşteri veya banka herhangi bir zamanda anlaşmaya müdahale edebileceği, feshedilebileceği veya değiştirebileceği için akıllı bir sözleşme düzenlemesi değildir. Tersine, taraflar müdahale etmeden veya kurcalama riski olmadan, akıllı bir sözleşme yürütülür ve otonom olarak yürütülür. Buna göre, öz-icra (kendi kendine çalışması) ve sözleşme hakları ve yükümlülüklerinin özerk doğası, akıllı sözleşmeleri “akıllı” hale getiren temel unsurlardır.

Akıllı Sözleşmelerin Avantajları

Akıllı sözleşmelerin geleneksel kağıt sözleşmelerine göre bazı pratik avantajları vardır:

  • Kesinlik: Akıllı sözleşmeler bilgisayar kodları ile uygulandığından, geleneksel sözleşmelerde kullanılan belirsiz bir doğal dile yer yoktur.
  • Hız: Her türlü bilgisayar otomasyonu gibi, akıllı sözleşmeler de insan müdahalesi olmadan neredeyse anında gerçekleştirilir ve uygulanır.
  • Maliyet: Akıllı sözleşme platformunun geliştirilmesi ve uygulanması için ön maliyetler olacak olsa da, akıllı sözleşmelerin yürütülmesiyle ilişkili işletme maliyetleri düşük olacaktır. Çünkü sözleşmelerin yürütülmesi aşamasında neredeyse hiç insan katılımı olmayacaktır.

Avantajlarına rağmen, uygulamada henüz uygulamaya konan somut akıllı sözleşme çözümleri bulunmamaktadır. Bununla birlikte, girişimler ve finansal kurumlar tarafından yürütülen projeler deneysel olarak kabul edilir (örneğin, Ethereum, Corda ve dapps).

Neden Blockchain teknolojisi akıllı sözleşmeler için kullanılabilir?

Blockchain, akıllı sözleşmelerin temellerini barındırmak için ideal bir altyapı sağlayan dağıtık defter ve merkezi olmayan ağa dayalı, kriptografik olarak güvenli, kurcalamaya karşı korumalı bir zincir yapısıdır:

  • Kriptografik yapısı: Blockchain altında, yalnızca yetkili katılımcılar, benzersiz kriptografik anahtarları kullanarak geçerli işlemler girme hakkına sahiptir.
  • Kurcalamaya Karşı Korumalı Zinciri Yapısı: Blok zinciri, dağıtık defter formunu oluşturmak için veri bloklarını birlikte zincirlemek suretiyle oluşturulur. Bir veri bloğu teyit edildiği ve blok zincirine kaydedildiği zaman, işlem (ler)in kaydedildiği bu veri bloğu değiştirilemez, silinemez veya kaldırılamaz. Bu da kurcalamaya karşı ve değiştirilemez hale getirir.
  • Dağıtık Defter ve Merkezi Olmayan Mimari: Bir blockchain’de, merkezi bir yönetim organı tarafından kontrol edilen tek bir veritabanı yoktur. Bunun yerine, yeni veri girişlerinin (ör. Yeni işlemler) kaydedilmesine ilişkin kuralları blok zincir defterine düzenleyen ve uygulayan dağıtılmış bir defteri yöneten çeşitli düğümler (node) vardır. Blok zincir defteri, her biri kendi ayrı aynı muhasebecini elinde bulunduran katılımcılar arasında dağıtılır, bu da tarafların işlemlere müdahale etmeden gerçekleştirilecek her bir işlemin işlenmesi ve uygulanmasına neden olur ve ağ üzerinden yönetilir.

Merkezi olmayan özellik, blockchain teknolojisinin kurcalamaya karşı korumalı yapısıyla bağlantılı olduğunda, sistem tüm katılımcıların kabul etmediği sürece, katılımcıların veri bloklarından herhangi birini değiştiremeyeceği veya çıkaramayacağı için sistem “kilitli bir kafes” haline gelir. Buna göre, blockchain, tarafların veri bloğunu oluşturan işlemlerin işlenmesinde üçüncü taraf müdahalesine veya yolsuzluğa maruz kalma riskini ortadan kaldırır.

Akıllı sözleşmelerin olası örnekleri nelerdir?

Blockchain teknolojisinin çeşitli ortamlarda ve amaçlarla kullanılmasına ve test edilmesine olan ilgi nedeniyle, “geleneksel sözleşmelerin” sorgulandığı ve bazen de küçümsendiği bir dönemden geçiyoruz. Öte yandan, küresel finans sektörü dahil olmak üzere bazı sektörler bu teknolojiyi son derece ciddiye alıyor ve teknolojiyi otomatik online ödeme sistemlerinde geliştirmeye ve test etmeye başladı.

Akıllı sözleşmeler için blockchain teknolojisinin farklı uygulamalarını göreceğimiz açıktır. Finans piyasalarında bir hakkın satın alınması anlamına gelen opsiyonlar gibi basit türev ürünler, akıllı bir sözleşme platformu üzerinden gerçekleştirilebilecek bir işlemin bir örneği olarak kullanılabilir. Opsiyon işlemleri için akıllı sözleşme ve blok zinciri, tapu, saklama ve aracılık ile takas ve mutabakat sistemi için kayıt tutucusu olarak görev yapacaktır.

Son zamanlarda, BP ve Royal Dutch Shell’in de dahil olduğu bir konsorsiyum, enerji ticaretinin yönetimsel operasyonel risklerini ve maliyetlerini azaltmak amacıyla 2018 yılı sonuna kadar enerji emtia ticareti için blok zincir tabanlı bir dijital platform geliştireceklerini açıkladı.