Ay Tutulması ile Güneş Tutulması Arasındaki Fark

Tutulmalar ve geçişler, bir gök cisminin kısmen veya tamamen başka bir gök nesnesinin üzerini kapladığı astronomik olaylardır. Bu yazıda ay tutulması ile güneş tutulması arasındaki fark nedir, ne değildir onu inceleyeceğiz.

Yeni ay dünya ile güneş arasına girdiğinde güneş tutulması gerçekleşirken, dünyanın gölgesi ayın üzerine düştüğünde ay tutulması gerçekleşir.

Eğer bir gezegen dünya ile güneş arasında gelirse ve Güneş’e karşı siyah bir nokta gibi görünürse, buna gezegen geçişi denir.

Tutulma Türleri

Dünyadan, 2 tür tutulmayı görebiliriz; güneş tutulması ve ay tutulması. Her iki tutulma da, güneş, dünya ve ay düz veya neredeyse düz bir şekilde hizalandığında meydana gelir. Gökbilimciler, bu durumu Antik Yunan dilinde “sıralanmış” anlamına gelen syzygy veya syzygia olarak adlandırırlar.

Tutulma (eclipse) teriminin kökleri de eski Yunancada da bulunur – başarısızlık ya da düşme anlamına gelen ékleipsis kelimesinden gelir.

Güneş ve ay tutulması, bilim adamlarını ve insanları yüzyıllarca büyülemiştir. Antik çağlarda, tutulmalar korkulacak fenomenler olarak görülüyordu – birçok kültür, güneşin veya ayın geçici olarak karartılmasını açıklamak için öykü ve efsaneler türetmiştir.

Güneş Tutulmaları

Güneş tutulmaları sadece yeni ayın dünya ile güneş arasında girdiği ve bu 3 gök cisminin şu sırada dizildiği zaman meydana gelir: dünya-ay-güneş.

Her yıl 2 ila 5 arasında güneş tutulması gerçekleşir.

Ay tutulması ile güneş tutulması arasındaki fark; ay dünya ile güneş arasına girdiğinde güneş tutulması, dünyanın gölgesi ayın üzerine düştüğünde ay tutulması olur.
Ay tutulması ile güneş tutulması arasındaki fark; ay dünya ile güneş arasına girdiğinde güneş tutulması, dünyanın gölgesi ayın üzerine düştüğünde ay tutulması olur.

3 çeşit güneş tutulması vardır: tam, kısmi ve halka şeklinde. Ayrıca, dairesel ve tam tutulmanın kombinasyonu olan nadir görülen bir hibrit güneş tutulması da vardır.

Tam Güneş Tutulması

Dünya’dan görüldüğü şekliyle ay güneşi tamamen örttüğü zaman, tam güneş tutulması gerçekleşir. Böyle bir tutulma sırasında tam tutulma sadece dar bir kemer şeklinde, genellikle yaklaşık 160 km genişliğinde ve 16,000 km uzunluğunda sınırlı bir alandan görülebilir. Bu alanın dışındaki bölgeler Güneş’in kısmi tutulmasını görebilir.

Tam Güneş Tutulması
Tam Güneş Tutulması

Hiçbir koruyucu gözlük olmadan güneş tutulması gözünüze ciddi zarar verebilir. Bir güneş tutulmasını güvenli bir şekilde izlemenin tek yolu, koruyucu gözlükler takmaktır.

Kısmi Güneş Tutulması

Kısmi güneş tutulması, ayın güneşin sadece diskini kısmen kapladığında gerçekleşir.

Kısmi Güneş Tutulması
Kısmi Güneş Tutulması

Halka Güneş Tutulması

Ay, güneş diskinden merkezi olarak geçerken güneşten daha küçük göründüğünde halka şeklinde bir güneş tutulması oluşur. Bu esnada güneş ışığı parlak bir yüzük ya da halka şeklinde görünür.

Halka Güneş Tutulması
Halka Güneş Tutulması

Hibrid Güneş Tutulması

Hibrid güneş tutulması, ender gerçekleşen bir güneş tutulması şeklidir. Hareketi boyunca halkadan tam güneş tutulmasına veya tam tersi olacak şekilde değişerek gerçekleşir.

Ay Tutulmaları

Ayın kendi ışığı yoktur. Yüzeyi güneş ışınlarını yansıttığı için parlar. Dünya güneş ile ay arasına girip güneş ışınlarının doğrudan aya ulaşmasını engellediğinde ay tutulması gerçekleşir. Ay tutulmaları sadece dolunayda gerçekleşir.

3 çeşit ay tutulması vardır: tam, kısmi ve gölgeli.

Tam Ay Tutulması

Dünyanın gölgesi, ayın yüzeyinin tamamını kapladığında, tam bir ay tutulması gerçekleşir.

Tam Ay Tutulması
Tam Ay Tutulması

Kısmi Ay Tutulması

Ay’ın yüzeyinin sadece bir kısmı Dünya’nın gölgesi tarafından engellendiğinde kısmi bir ay tutulması gözlemlenebilir.

Gölgeli Ay Tutulması

Ay dünyanın gölgesinin zayıf kısmından geçtiği zaman gölgeli bir ay tutulması olur.

Gezegen Geçişleri

Bir gezegen dünya ile güneş arasına girdiğinde, buna transit ya da geçiş denir. Dünya ile güneş arasına giren tek 2 gezegen Venüs ve Merkür‘dür çünkü dünyanın yörüngesinde olan tek gezegenler onlardır.

2000-2199 yılları arasında toplam 14 Merkür geçişi olacak. Ancak, Venüs geçişleri çok daha nadirdir. Bu yüzyılda sadece 2 Venüs geçişi olacaktır ve onlar da 2004 ve 2012 yıllarında gerçekleşmiştir.

Ay Tutulması ile güneş tutulması arasındaki fark özetle bu şekilde. Sizin de eklemek istedikleriniz varsa yorum yazınız.

IMF ile Dünya Bankası Arasındaki Fark

Küreselleşme, üç kilit kuruluş tarafından kolaylaştırılan bir süreçtir. Bu kuruluşlar Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası‘nı içermektedir. Çoğu kez, üye ülkeleri, işlevleri, hedefleri ve yapısıyla ilgili olarak Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu’nu (IMF) karıştırabiliriz. IMF ile Dünya Bankası arasındaki fark nedir, ne değildir bu yazıda öğrenmiş olacağız.

Bu iki örgüt farklı olmakla birlikte, en büyük fark, Dünya Bankası’nın bir kalkınma örgütü olarak kurulmuş olması ve IMF’nin kooperatif bir kuruluş olarak kurulmasıdır.

Bunu daha da açıklamak için; Dünya Bankası, dünya çapında gelişmekte olan ülkelere maddi yardım sağlarken, Uluslararası Para Fonu (IMF) yoksulluğu azaltmak, istihdam oranını yüksekseltmek, finansal istikrarı teşvik etmek ve uluslararası ticareti teşvik etmeyi kolaylaştırmaktadır.

Uluslararası Para Fonu (IMF) nedir?

Uluslararası Para Fonu (IMF), 1994 yılında kurulan ve Washington, D.C., ABD’de bulunan bir Bretton Woods Enstitüsüdür. Ancak faaliyetlerine 1947‘de başlamıştır. İlk aşamalarında 31 üye ülkesi varken, sonralarda bu sayı 188 ülkeye kadar yükselmiştir. Uluslararası Para Fonu (IMF) üniter bir örgüttür ve Birleşmiş Milletler (UN) ile bağlantılıdır. Üye ülkeleri, imtiyazlı ve imtiyazsız kaynaklara erişim hakkına sahiptir.

IMF’nin ana işlevi, Uluslararası Para Sistemine eleştirel olarak bakmaktır. 2012 yılında faaliyet alanı genişletilerek, makro iktisadın yanı sıra finans ile ilgili tüm konuların denetlenmesi sağlanmıştır. Bu, sistemin ekonominin sürdürülebilir büyümesini sağladığını, yoksulluğu azalttığını, finansal istikrarı sağladığını ve uluslararası ticareti teşvik ettiğini garanti eder.

Her üye milletin kendi borç alma hakları olduğu gibi, taban olarak alınan kota ile belirlenen oy verme gücü de vardır. Her üye ülke, gelirinin ve uluslararası ticaretine göre sabit bir kota ile fona katkıda bulunur.

Dünya Bankası nedir?

Dünya Bankası, gelişmekte olan ülkelere yoksulluğu ortadan kaldırmalarına yardımcı olmak için kredi sağlamak için çalışan küresel bir kuruluştur. Tıpkı IMF gibi, 1994 yılında Washington D.C.’de düzenlenen Bretton Woods konferansında kuruldu.

Bu finans kurumu tek bir kurum olarak başladı ancak şu anda beş kuruluştan oluşan bir gruptan oluşuyor; Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası (IBRD), Uluslararası Yatırım Anlaşmazlıkları Çözüm Merkezi (ICSID), Uluslararası Finans İşbirliği (IFC), Uluslararası Kalkınma Birliği (IDA) ve Çok Taraflı Yatırım Garanti Ajansı (MIGA).

Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası (IBRD) ve Uluslararası Kalkınma Derneği (IDA), Dünya Bankası’nın iki ana öğesidir. Dünya Bankası Grubunun bir parçasıdır ve aynı zamanda Birleşmiş Milletler Kalkınma Grubu üyesidir.

Halihazırda, Uluslararası Yeniden Yapılanma ve Kalkınma Bankası (IBRD) üyesi ülkeler, 188 ülke ve Uluslararası Kalkınma Derneği (IDA) üyesi 172 ülkedir.

Dünya Bankası’nın kurulmasının ardındaki neden, İkinci Dünya Savaşı nedeniyle kriz yaşayan ekonomilere yardım etmekti, ancak daha sonra az gelişmiş ülkelere yoksulluğun ortadan kaldırılmasına ve geliştirilmesine yardımcı olmayı amaçladı.

IMF ile Dünya Bankası Arasındaki Fark

  • Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası, 1994 yılında ABD’de kurulan Bretton Woods organizasyonlarıdır.
  • Bu iki Uluslararası Örgütün ortak pek çok yönü var ve onlar da birkaç farklılığa sahipler.
  • İkisi de ekonomik sistemi ve Uluslararası Para Sistemi’ni destekler.
  • Neredeyse dünyadaki bütün ülkeler bu iki örgütün üyesidir.
  • Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası, Birleşmiş Milletler Örgütü’ne (UNO) bağlıdır.

IMF ile Dünya Bankası arasındaki fark özetle bu şekilde. Sizin de ekleyecekleriniz varsa yorum yazınız.

Reform ile Devrim Arasındaki Fark

Reform ve devrim kavramları, sosyal değişim ve yenilikçilik fikrini beraberinde getirir. İki süreç arasındaki temel fark, hedeflere ulaşma şeklinde yatmaktadır. Bu yazıda reform ile devrim arasındaki fark nedir, ne değildir onu inceleyeceğiz.

Reformlar genellikle mevcut yapıdaki (genellikle hükümet yapısı) değişiklikler anlamına gelirken, devrim genellikle tam bir bozulmayı ve statükonun radikal değişimini gerektirmektedir. Reform ve devrim grupların politik ve sosyal koşullarını değiştirmeyi (genellikle iyileştirmeyi) amaçlamaktadır.

Örneğin, 18. yüzyılda ve Avrupa’nın birçok kesimindeki sanayileşme döneminde, işçi koşullarını ve işçi haklarını iyileştirmek için reformlar yapıldı, ancak bu değişiklikler Avrupa ülkelerinin politik yapısını tamamen değiştirmedi. Diğer taraftan, 1789’un ünlü Fransız devrimi gibi devrimler, genellikle ülkelerin güç yapısında köklü değişikliklere yol açar. Buna ek olarak, reformlar genellikle barışçıl yollarla değişim sağladığı için olumlu bir çağrışım gösterirken, devrimler genellikle belirli bir derecede şiddet gerektirir.

Reform nedir?

Reform” terimi, mevcut düzeni devirmeksizin politikayı, sosyal grupları ve statükoyu geliştirerek politik ve sosyal değişimlere ulaşmak isteyen kitleler tarafından sıklıkla kullanılır. Reformlar, hedeflerine ulaşmak için farklı yaklaşımlar kullanabilir, ancak genellikle mevcut yasaların, politikaların, uygulamaların ve kurumların değiştirilmesini, bu tür değişikliklerin barışçıl ve yapıcı tartışmalar ve çatışmalarla gerçekleştirilmesini öngörür. Umut verici reformlar ve değişiklikler, mutsuz kitlelerin şikayetlerini ele alarak daha fazla oy almak isteyen birçok politikacının temel stratejisidir.

  1. yüzyıl, tüm Avrupa’da reformların ve toplumsal değişimlerin kilit yüzyılıydı. Günümüzde hükümetler ve kurumlar sosyal değişimlere ve yeniliklere uyum sağlamaya çalıştıkça, tüm dünyada reformlar devam etmektedir. Her yeni hükümet -dünyanın her yerinde- kendi perspektiflerini ve ideallerini desteklemek için genellikle mevcut politikaları geliştirmeye çalışır. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’nde, seçim kampanyasının tamamında ve son Başkanlık seçimlerini kazandıktan sonra, Donald Trump, diğerlerinin yanı sıra, mevcut sağlık sistemi ve göçmenlik yasalarında reform yapma vaadi verdi ve böylece mevcut politikalardan mutsuzluk duyan vatandaşların desteğini aldı. Aynı şekilde, İtalya’da ve birçok Avrupa ülkesinde, popülist ve sağ kanat hükümetleri, mevcut göç politikalarını düzeltmek ve Avrupa Birliği içindeki bireysel ülkelerin rolünü güçlendirmek için büyük bir destek görmektedir.

Devrim nedir?

Devrim, statükoyu ve özellikle hükümeti zorla devirmekle sonuçlanan bir direniş eylemidir. Eleştirmenler, gerekli reformlardaki gecikmelerin devrimlere yol açabileceğini, yani hükümetlerin gerekli değişiklikleri zamanında yapamadığı durumlarda, gerginliklerin şiddetli devrimlere dönüşebileceğini savunuyor. Örneğin, 1780’lerde bir dizi sebep Fransız devrimine yol açtı. Fransız devrimi öncesinde şiddetli protestoların ortaya çıkmasına yol açan bazı temel hususlar şunlardı:

  • Sosyal ve ekonomik eşitsizlik;
  • Kral Louis XVI’nın ekonomik ve politik kötü yönetimi;
  • Artan ulusal borç;
  • Çevresel sebeplerden kaynaklanan tarımsal başarısızlık;
  • Yeni politik ve sosyal fikirlerin ortaya çıkışı.

Bu, devrimlerin, şiddetli protestolarla patlayan ve mevcut düzeni devirmekle sonuçlanan bir araya getirilen birkaç faktörden kaynaklandığı anlamına gelir.

Reform ile Devrim Arasındaki Fark

Reform ile devrim arasındaki fark özetlenecek olursa;

  • Bütün ülkeler ve hemen hemen bütün hükümetler, ilerlemeye uyum sağlamak için bir değişim ve iyileştirme sürecine girmeye mahkumdur. Tarih boyunca çeşitli sosyal gruplar, haklar ve daha iyi şartlar için savaştılar, politik değişim için bastırdılar ve reformlar gerçekleşmediğinde şiddetli yollara başvurdular.
  • Reform kavramı, ilerlemeyi ve sosyal, politik ve ekonomik değişimi sağlamak için var olan bir varlığın (genellikle bir hükümet, bir yasa veya politika) değiştirilmesini ima eder. Reformlar genellikle barışçıl ve aşamalıdır ve meydana getirdikleri değişiklikler genellikle tersine çevrilebilir.
  • Hükümetler, popüler talebi karşılamak ve adalet ve eşitliği sağlamak için gerekli reformları yürürlüğe koymadıklarında, gerginlikler, başarısız bir reformun şiddetli bir devrime dönüşebileceği noktaya kadar oldukça hızlı bir şekilde inşa edilebilir ve tırmanabilir.
  • Statüko dayanılmaz hale geldiğinde, bir devrim kaçınılmaz hale gelir ve insanlar hedeflerine ulaşmak için şiddetli yollara başvururlar. Devrimde, radikal ve genellikle geri dönülemez bir değişim elde etmek için büyük çapta tedbirler alınır.
  • Buna ek olarak, bir devrim sırasında, ülkeler, müttefiklerine ve ortaklarına karşı görev ve sorumluluklarına göz yumar ve genellikle uluslararası düzenlemelere uymayı bırakır.
  • Devrim tamamlandığında, yeni atanan hükümet, bazı anlaşmaları ve sözleşmeleri yeniden müzakere ederek, yabancı ülkelerle ilişkilere yeniden başlar.
  • Tersine, bir reform döneminde, hükümetler, mevcut koşulları iyileştirmek için anlaşmaları (ya da antlaşmanın bazı bölümlerini) yeniden müzakere ederek uluslararası sahnedeki rollerini gözden geçirebilirler. Ancak, değiştirilen politikalar uluslararası düzeyde mevcut düzenlemelere ve ittifaklara karşı çıkmadıkça veya bunlara karşı olmadıkça, ülkenin uluslararası sahnedeki rolü bozulmaz.
  • Bu nedenle, bir reform hem yerel hem de uluslararası düzeyde mevcut düzenin değiştirilmesine yol açarken, bir devrim mevcut hükümeti devirmekle -çoğu zaman şiddetle- ve mevcut uluslararası dengenin değiştirilmesiyle sonuçlanır.

Ayrıca bakınız; darbe ile devrim arasındaki fark.

Reform ile devrim arasındaki fark özetle bu şekilde. Sizin de eklemek istedikleriniz varsa yorum yazınız.

RJ45 ile RJ48 Arasındaki Fark

Çoğu kişi RJ11 ve RJ45 kablolaması arasında farklılıkları kolaylıkla tanımlayabilir ve her birinin farklılıklarını ve özel kullanımlarını belirleyebilir. Ama konu RJ45 ve RJ48 olduğunda, bu biraz daha zorlaşır. Bunun nedeni genellikle aynı modüler konnektörü kullanmaları ve ikisi arasındaki farkların kolayca tanımlanamamasıdır. Kodlu konnektör (registered jack) anlamına gelen RJ, kullanılan konnektör tipini fiilen tanımlamaz. Bunun yerine, kullanılan kablolamayı tanımlar. Bu nedenle, bu iki RJ tipi sadece nasıl kablolandıklarına göre farklılık gösterir. Bu yazıda RJ45 ile RJ48 arasındaki fark nedir, ne değildir inceleyeceğiz.

Hem RJ48 hem de RJ45, 8P8C modüler fiş ve 2 çift kablo kullanır. Bu kablolardan biri veri iletimi için diğeri ise veri alımı için kullanılır. Halihazırda çok tanıdık olduğumuz RJ45, verileri almak ve iletmek için 1,2, 3 ve 6 pinlerini kullanır. RJ48 ile, duruma ve nasıl kullanılacağına bağlı olarak kullanılabilecek birkaç yapılandırma vardır. Bir konfigürasyon, 1,2, 8 ve 5 pinlerini kullanır, diğeri ise 1,2,7 ve 8 pinlerini kullanır. Diğer kablolar, ekstra koruma için de kullanılırken, geri kalanlar, gelecekte çıkması olası kullanımlar için rezerve edilir.

RJ45, esas olarak, her ağ elemanı arasındaki mesafelerin nispeten kısa olduğu yerel ağlarda (LAN) kullanılır. Kullanımı çok sayıda ofis ve evde çok yaygındır ve çok popüler hale gelmesinin ana sebebi budur. RJ48 ise diğer uygulamalarda kullanılır. En yaygın olanı kabloların uzun mesafelere uzanabildiği ve çoğu zaman çevresel faktörlere maruz kalabileceği T1 veri hatlarında olur. RJ48 sinyalin bütünlüğünü korumak için STP (Shielded Twisted Pair) kabloları kullanır. RJ45’ler ise, 1 ila 6 kategorileri olan daha yaygın UTP (Unshielded Twisted Pair) kullanır. Cat5 en yaygın olanıdır.

RJ45 veya RJ48’in kullanılıp kullanılmayacağı, donanım tarafından belirlenir. Tüketicinin seçimine bağlı değildir. Konnektörlerinizi, donanımın gereksinim duyduğu şekilde düzgün bir şekilde bağladığınızdan emin olun, böylece çalışan bir ağınız olur.

RJ45 ile RJ48 Arasındaki Fark

RJ45 ile RJ48 arasındaki fark özetlenecek olursa;

  • RJ45 ve RJ48 aynı konektörü kullanır.
  • RJ45, kablolama anlamında RJ48’den farklıdır.
  • RJ45 ağırlıklı olarak kısa mesafeli LAN‘da kullanılırken, RJ48 daha çok uzun mesafeli T1 hatlarında görülür.
  • RJ48, STP kullanırken, RJ45 UTP kablosu ile bağlanır.