Blokzincir Teknolojisi Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerini Daha Ulaşılabilir Kılıyor

Önemli Gelişmeler

Son güncelleme: 3 ay önce

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, 2030 için belirlenen sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmak için yılda trilyonlarca ABD doları gerektiği tahmininde bulunuyor ve bu noktada şu soru gündeme geliyor: “Bu kadar para nereden elde edilebilir?”

Resmi kalkınma yardımı, hayırseverlik ve kamu maliyesi bunun için yeterli olamadığı için durumun, sürdürülebilir kalkınma projelerini finanse etmek için özel sermayeye yönelmeyi gerektirdiği sonucuna varılıyor. Ancak finansman ile çevresel etki arasındaki boşluk, özel yatırımcıların kalkınma projelerini finanse etme konusundaki güvenini açığa çıkarmıyor.

Sürdürülebilirlik risklerinin ve yenilikçi müdahalelerin merkezi olan Hindistan, bu boşluğun bir örneğini sunuyor. 2014 ile 2015 ve 2018 ile 2019 arasında, borsada işlem gören yaklaşık 1.100 Hintli şirket tarafından harcanan kurumsal sosyal sorumluluk %16 oranında büyürken Hindistan’ın Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın İnsani Gelişme Endeksindeki (İGE) puanının ise kabaca %1 bileşik yıllık büyüme oranında olduğu görülüyor. İronik olarak, Hintli şirketlerin kurumsal sosyal sorumluluk harcamalarının çoğu, İGE endeksinin odaklandığı sektörler olan eğitim ve sağlığa gidiyor.

Blok zinciri teknolojisinin zamanı geldi

Blok zinciri teknolojisinin uygulanabilir bir çözüm olup olamayacağı tartışılırken geliştirme projeleri; ölçüm, raporlama ve doğrulamayı (MRV) yürüttüğü için süreçler projelerin sonucunu ve etkisini ölçebiliyor.

Çoğu insan, dağıtılmış defter teknolojisinin veri yığınlarını ağdaki bloklar halinde depoladığını ve ağ kullanıcılarından bağımsız doğrulama ihtiyacının, kayıtları şeffaf, güvenli, doğrulanabilir ve değişmez hale getirdiğini biliyor. Bunlar, blok zincirinin MRV süreçlerini iyileştirerek veri denetlenebilirliğini arttıran ve verilerin yanlış raporlanmasını ya da sahtekarlığını azaltan nitelikler olduğu için bu durumun, özel sermayeyi bu alana yatırım yapmayı düşünmeye teşvik edebileceğine inanılıyor.

Dahası, blok zinciri teknolojisinin kullanılabileceği genel bir geliştirme projesinin kesin faaliyetini belirlemek gerekirse, izleme amaçları için proje düzeyinde veriler toplanıyor ve zaman damgası taşınıyor. Buradaki zorluk, özellikle gelişmekte olan ülkelerde kaynakların kısıtlı olduğu birçok geliştirme projesinin, saha verilerini elle toplamaya devam etmesi ve bunun da yanlışlıklara, hatalara ve sahtekarlığa yol açabilmesi meselesi oluyor. Bir blok zinciri ile bu tür veriler güvenli, şeffaf ve doğrulanabilir bir şekilde toplanıp raporlanabiliyor.

Bu konuda olumsuz olabilecek şey, gelişmekte olan ülkelerdeki bu tür projeleri uygulayan yerel kurumların, raporladıkları verilerin doğrulanabilir olmasını sağlayacak sistemlerden yoksun olmaları kabul ediliyor. Bu tür ülkelerdeki zayıf düzenlemeler, yerel kurumların hesap sormasını zorlaştırıyor. Buna, yabancı yatırımcılar ile bu yerel projeler arasındaki mesafe de eklendiğinde aynı seviyede kalmak zorlaşıyor.

Blok zinciri, yerel düzeydeki kurumların veri risklerini azaltabiliyor; etki için bildirilen verilerin geçerliliğini iyileştirebiliyor ve bu tür geliştirme projelerini finanse etmek için yabancı özel bağışçılara veya yatırımcılara güven aşılayabiliyor.

Blok zinciri ile ölçüm, raporlama ve doğrulama süreçleri (MRV)

Tüm bu özellikler, yerel düzeye daha fazla finansman akışı sağlanabileceği anlamına geliyor. Uluslararası Çevre ve Kalkınma Enstitüsü’nün 2017’de kamu ve özel iklim finansmanındaki 60 milyar dolarlık finansmanının yalnızca %10’unun doğrudan yerel düzeye bağlı olduğu tahmin edilirken bu durumun, algılanan veri risklerinden kaynaklandığı düşünülüyor. MRV’yi iyileştirmek için blok zinciri kullanmak, yerel düzeydeki kurumlar için sermayeye daha fazla erişim sağlanmasını kolaylaştırabiliyor.

Yerel projelerin MRV süreçlerinin bir parçası olarak doğrulanabilir performansı raporlamasına olanak tanıyan blok zinciri sayesinde yerel geliştirme kurumları daha büyük bir sermaye kaynağı elde edebiliyor. Brezilya’daki Amazon bu konuda önemli bir örnek olarak kabul ediliyor.

Rainforest projesi, elektrik sayaçlarından, robotik cihazlardan ve emisyon monitörlerinden çevresel etkiye ilişkin verileri kaydetmek ve aktarmak için blok zinciri ve “Nesnelerin İnterneti”ni kullanıyor. Uzaktan algılama uyduları, blok zinciri akıllı sözleşmelerinin yağmur ormanı arsalarını koruyan çiftçileri doğrudan ödüllendirdiği arsaların durumunu bağımsız olarak doğruluyor. Sonuç olarak veriler doğrulanabiliyor ve aracıların teşvikleri aktarırken dışarıda bırakılması ve idari maliyetler ile fonların çalınması ihtimalini en aza indiriyor.

Blok zinciri etkinleştirilmiş MRV süreçleri, aracıların sosyal veya sürdürülebilirlik bonosu ihracında aracıların ara bulmasına yardımcı oluyor; böylece ihraç maliyetlerini düşürüyor ve küçük işletmelerin tahvil piyasasına erişmesini veya daha küçük varlıkları tahvil haline getirmesini mümkün kılıyor. Önde gelen İspanyol bankası BBVA, yeşil tahvilleri ve kredileri yapılandırmak için blok zinciri kullanıyor.

İnternet kapasitesi ve teknoloji okuryazarlığı gibi sınırlamaların üstesinden gelinebildiği sürece blok zincirinin veri etrafında MRV süreçlerini iyileştirmede üstlendiği devrimci rolün, gelişmekte olan ülkelerde bulunan yerel düzeydeki kurumlar tarafından yürütülen geliştirme projeleri için daha fazla özel sermaye yatırımını harekete geçirebileceği düşünülüyor.

Haberlerimizi Telegram kanalımızdan, Twitter, Facebook, Instagram ve Reddit hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Bu haberle ilgili ne düşünüyorsunuz?

Güncel Haberler

Uzmanlar Açıkladı: Bitcoin ve Dogecoin Arasındaki 3 Önemli Fark

2013 yılında bir şaka kripto parası olarak üretilen Dogecoin, geçtiğimiz günlerde 0.69 Dolarlık rekor bir seviyeye ulaştı. Peki, Bitcoin...

Haberlerimizi Telegram kanalımızdan, Twitter, Facebook, Instagram ve Reddit hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Send this to a friend