Bununla beraber, yasadışı fonların miktarı olağanüstü derecede büyük değilse, karıştırma (mixing) yöntemleri suçlular için oldukça kullanışlıdır.
Bununla beraber, yasadışı fonların miktarı olağanüstü derecede büyük değilse, karıştırma (mixing) yöntemleri suçlular için oldukça kullanışlıdır.

Kripto para birimlerinde çalınan toplam miktar 12 milyar doların üzerine çıktığı halde, tüm küresel çabalara rağmen vakaların büyük bir kısmının çözülemediği bilinen bir gerçek.

Öte yandan, dikkatlice hazırlanmış doğrulanabilir kanıtlar, etkili bir mahkeme kararı elde etmeyi oldukça kolaylaştırabiliyor. Ek olarak, blockchain yatırımcıları artık sürekli olarak değişen kripto suç dünyasını doğru değerlendirmek adına hukuk firmaları ile iş birliği içinde çalışıyor. Gelin hep beraber bu yazımızda yaşanılan tipik vakaları ve bu olaylarda çalınan kripto paraların nasıl izlendiğini hızlıca inceleyelim.

Kripto karıştırma yöntemleri (Crypto Mixing)

Bilgisayar korsanlığı, dolandırıcılık, fidye, uyuşturucu, insan kaçakçılığı ve diğer tüm yasa dışı ve suç faaliyetleriyle kötüye kullanılan kripto para birimleri, transferlerin izlerinin takibini zorlaştırmayı amaçlayan karmaşık “mixing” süreçlerinden geçerler. Bu doğrultuda kullanılan metotlardan birisi “tumblers/anonymizers” olarak da bilinen, blockchain transferlerinin izinin sürülmesini zorlaştıran yöntemdir. Bu metotta genellikle izlenen yol, büyük bir tutarın daha küçük parçalara bölünmesi ve bölünen bu parçaların diğer kullanıcıların benzer miktardaki fonlarıyla rastgele “karıştırılmasıdır”. Sonuç olarak, suçun işlendiği adreslerin izlenebilirliğinin karmaşıklaştırılması hedeflenir.

Bilindiği üzere, Dash ve Zcash gibi kimi blockchain protokolleri kendi içerisinde anonimleştirme işlevlerine sahiptir. Bununla beraber, yasadışı fonların miktarı olağanüstü derecede büyük değilse, karıştırma (mixing) yöntemleri suçlular için oldukça kullanışlıdır. Miktar ne kadar yüksekse, paranın kaynağını gizlemek de o kadar zorlaşır.

Büyük hack olaylarında ikinci adım olarak, genellikle kripto paralar geleneksel kara para aklama yöntemlerine benzer şekilde bilinçli olarak olarak hazırlanmış yüzlerce veya binlerce katmandan oluşan transfer zincirlerinden geçirilir. Bu tür yöntemlerle elde edilen paraların bir diğer kullanım şekli ise az kişi tarafından bilinen ticaret siteleri, dağıtık finans uygulamaları, oyun ve kumar siteleri gibi blockchain temelli servislerdir.

İlgili Haber:  KuCoin Hackerları, CEX Üzerinde Bitcoin ile LTC’yi Takas Etti

Tüm bu uygulamalar suçlulara kripto para birimlerini nakite çevirme şansı verdiği gibi, alışveriş imkanı da sağlayarak transferlerin izinin sürülmesini zorlaştırırlar. Ancak yaratılmaya çalışılan tüm bu karmaşıklığa rağmen, blockchain platformunun yapısı gereği yapılan işlemler değiştirilemez şekilde kayıt altındadır ve yerine göre çok zor da olsa takip edilebilirler.

Çalıntı kripto paralar nasıl takip edilir?

Soruşturmalar genellikle araştırmacıların çok karmaşık yapıların bile üstesinden gelmesine olanak sağlayan birkaç otomatik analitik teknikten oluşur. Bu süreç, temelde transferlerin kaynağı ve varış yeri ile, aktivitelerin parmak izlerininin incelenmesini kapsar.

Transferlerin varış noktalarının incelenmesi, kötüye kullanılan sanal cüzdanlardan ödeme yapılan adreslerin ve aradaki transfer yollarının belirlenmesidir.

Benzer şekilde transferlerin kaynağının incelenmesi de suç barındıran eylemlerde transferleri gerçekleştiren hesapların ortaya çıkarılmasını amaçlar.

Parmak izlerinin araştırılması ise failler tarafından kullanılan blockchain servislerinin belirlenmesi ile, kullanılan metotların eksiksizce anlaşılması konusunda atılan adımlar bütünüdür.

Süreç boyunca tüm bahsi geçen incelemeler, çok sayıda veri madenciliği algoritmalarıyla desteklenmektedir.

Sahiplik analizi, araştırmayla ilgili olduğu düşünülen her blok zinciri adresinin kime ait olduğuna dair mümkün olduğunca çok ‘kaliteli’ kanıt ve güçlü göstergeler sağlamayı amaçlamaktadır.

Kümeleme algoritmaları, aynı kişiye ait blok zinciri adreslerini analitik yollarla tanımlamak için kullanılır. İyi bir kümeleme algoritması, şüpheliye ait olduğu doğrulanan tek bir adrese dayalı olarak yüz binlerce şüphelinin blok zinciri adresini bile belirleyebilir. Bu, farklı blok zinciri ağlarındaki şüphelilerin adreslerinin belirlenmesini içerir. Çoğu durumda, kümeleme analizi, dava aşamasında kanıt oluşturmak için yeterli kesinlik düzeyini verir.

E-keşif, araştırma sırasında kullanılan sunucular ve kişisel bilgisayarlar gibi dijital taşıyıcılardan blok zinciri adreslerini, işlemlerini veya özel anahtarları çıkarmayı amaçlayan bir analizler dizisidir.

İlgili Haber:  Bulgar Dolandırıcı Kripto Borsası Dolandırıcılığından Mahkum Edildi

Toplanan tüm zincir içi ve zincir dışı verilerin birlikte ayrıştırılması, farklı işlem izleme tekniklerinin kullanılmasıyla resmin tamamı ortaya çıkarılabilir.

Çalıntı kripto paraların izinin sürülmesine bütünsel bir yaklaşım

Birçok blockchain analiz firması, tüm ardışık transferleri “kirli” olarak nitelendiren bir işlem ağacı sağlayan ve “Zehir – Poison” yöntemi olarak bilinen metodu kullanır. Zehir yönteminin dezavantajı, metodun kötüye kullanılan transferlerle diğer transferler arasında ayrım yapmamasından ortaya çıkan, kusurlu olarak nitelendirilen transferlerin, gerçekten kusurlu olan transferlere kıyasla çok daha fazla çıkabilmesidir. Bu durum yargı sürecinde bir gerekçe olarak kullanılabilir ve yıllarca süren soruşturmalara yol açabilir.

Bunun yanı sıra, aynı soruşturma için çok sayıda farklı ve yaygın olarak kabul edilen izleme yöntemlerini kullanan yaklaşımlar da mevcuttur. Mahkemelerin metodolojileri izleme konusunda farklı tercihlere sahip olma eğiliminde olduğu düşünülürse, bu yaklaşım daha sağlıklıdır.

Çok sayıda metot kullanılarak, dikkatlice hazırlanmış, doğrulanabilir kanıtlar sunan raporlamalar, mahkeme sürecinde kolaylık sağlar ve ek maliyet masraflarını ortadan kaldırır. Sonuçta, hatırlayacak olursanız QuadrigaCX gibi vakalarda, mağdurların etkili bir çözüm bulmak için sayısız nedeni olacaktır.

Facebook Yorumları

Bir Cevap Yazın