Kanser Hücreleri ile Normal Hücreler Arasındaki Fark

Her organik yaşam formu, tek bir hücreden başlar. Hücreler bir dokuyu oluşturur, dokular bir organı oluşturur ve organlar bir insanı oluşturur. Tek bir hücrenin yüz trilyon kere farklı hücrelere bölünmesi büyüme olarak adlandırılan süreçtir. Bu, vücutta meydana gelen eşsiz karmaşık bir süreçtir. Normal bir hücre, düzgün bir yaşam döngüsü ve çoğalma gerçekleştirir. Asıl soru, neden anormal hücre büyümeleri olur?

Anormal veya mutasyona uğramış hücreler kanserli hücrelerdir. Mutasyon bir organizma, virüs ya da kromozom dışı DNA ya da diğer genetik elementlerin genomunun nükleotid dizisinin sürekli değişikliğidir. Diğer bir deyişle genetik materyalin değişimidir. Bu durum belli bir hücre DNA’sının mutasyona uğramasına neden olacak farklı bir sinyal almasıyla olur. Hücreler birbirleriyle sinyal yoluyla iletişim kurarak aksiyonlarını belirlerler. Normalde bir hücre bir hata algıladığında, kendini imha eder veya vücut savunma sistemi onu ortadan kaldırır. Ama, hücre mutasyonunu tespit edilemez hale getiren bazı durumlar vardır, ve bu tespit edilemeyen mutasyona uğramış hücreler çoğalarak ve düzensiz büyüyerek kanser hücrelerini meydana getirir.

Kanser hücreleri normal hücrelerden farklıdır. Her iki hücrenin farklı karakteristiği vardır. Bu farklı karakteristikler sayesinde araştırmacılar kanser hücresi ile normal hücreyi birbirinden ayırt edebilir. Çoğu terapi ve tedavi, normal hücreleri tahrip etmeden kanser hücrelerini ortadan kaldırmayı için denemek için tasarlanmıştır.

Normal Hücreler

Kanser Hücreleri ile Normal Hücreler Arasındaki Fark
Ortadaki kırmızı renkli anormal şekilde büyüyen bir kanser hücresi. Kanser hücreleri kan dolaşımı veya lenf sistemi ile vücudu dolaşabilir ve yayılabilirler. Etrafındakiler ise normal hücreler.

Normal hücreler normal vücut fonksiyonları için gerekli olan özellikleri taşır. Bu hücreler şekil ve boyut olarak farklı olabilirler. Normal hücreler vücutta yapacakları işleve göre ne tür bir hücre olacaklarsa ona göre şekillenirler. İnsan hücreleri gerçek genetik bilgiyi -DNA (deoksiribonükleik asit) ve RNA (ribonükleik asit)- içeren çekirdeği (nükleus) içerdiğinden ökaryot yapıdadır. Bu genler, tüm hücresel faaliyetlerden ve işleyişten sorumludur. Sağlıklı hücreler sadece vücudun onlara ihtiyacı olduğu durumlarda daha fazla hücre üretmek için düzenli bir şekilde bölünürler. Sağlıklı hücreler mitoz, mayoz ve hücre ölümünü (apoptozis) içeren bir yaşam döngüsünü izlerler.

Kanser Hücreleri

Kanser Hücreleri ile Normal Hücreler Arasındaki Fark
Ortadaki sarı renkli anormal bir şekilde büyümüş bir kanser hücresi. Kötü huylu kanser hücrelerinin diğer dokulara yayılma ve işgal etme yeteneği vardır.

Kanser hücrelerinin ayrı ve belirgin iki özelliği vardır:

  1. Hücre büyümesinin dış sinyaller tarafından düzenlenmemesi.
  2. Doku istilası ve uzak bölgeleri kolonize etme kapasitesi.

Anormal hücrelerin kontrolsüz büyümesi tüm neoplazmların (ur, tümör) bir özelliğidir. Tümörler iyi huylu veya kötü huylu olabilirler.

İyi Huylu Tümör ile Kötü Huylu Tümör Arasındaki Fark

  • İyi huylu tümör: Kanserli olmayan hücrelerin anormal şekilde büyüdüğü hücre büyümesidir. Vücudun diğer kısımlarını istila etmezler. Ameliyatla alınabilir ve hayati tehdit içermez.
  • Kötü huylu tümör: Kanserli hücrelerin anormal şekilde büyüyüp diğer doku ve organları imha ettiği hücre büyümesidir. Kan dolaşımı ve lenf sistemi yoluyla seyahat ederek vücudun diğer kısımlarında yeni tümörler oluşturabilir. Kanserli hücrelerin vücudun bir kısmından başka bir kısmına geçme işlemi metastaz olarak bilinir.

Kanser Hücreleri ile Normal Hücreler Arasındaki Fark

Özellik
Normal Hücre Kanser Hücresi
Morfoloji
  • Normal hücrelerin düzgün şekil ve boyutları vardır.
  • Kanser hücrelerinin boyut ve şekilleri çok çeşitlidir.
  • Çekirdeği düzensiz bir yapıya sahip ve nispeten küçük sitoplazmaya sahiptir.
Çoğalma ve Hücre Ölümü
  • Hücre türünün çok fazlası mevcut olduğunda bölünmesi durur.
  • Bu hücrelerin büyümesi ve bölünmesi kontrollü bir şekilde olur ve öngörülebilir bir yaşam döngüsünü takip eder.
  • Organellerinde anormallikler ve hasar tespit ettiklerinde kendilerini imha ederler.
  • Kanser hücreleri bir tümör (mutasyona uğramış hücreler kümesi) ortaya çıkıncaya kadar büyümeye devam eder.
İletişim
  • Normal hücreler düzgün işleyiş için birbirleri ile iletişim halindedirler.
  • Kanser hücrelerinin birbirleri ile iletişimleri yoktur.
Yapışma ve İstila
  • Normal hücrelerin, diğer hücrelerle bağ kurabilmeleri için iç zarları vardır.
  • Kanser hücreleri, hücreleri bir arada tutan molekülleri kaybederler.
  • Kanser hücreleri kan dolaşımı veya lenf sistemi yoluyla seyahat ederek vücudun diğer bölümlerine yayılabilme veya işgal edebilme yeteneğine sahiptirler.
Olgunlaşma
  • Normal hücreler olgunlaşmamış hücreler olarak başlar ve bazı özel fonksiyonlar ile olgunlaşırlar.
  • Kanser hücreleri olgunlaşmaz ve apoptozise uğramaz. Bunun yerine, bu hücreler, zamanla olgunlaşmamış hale gelir.
  • Kanser hücreleri ilkeldir ve özel işlevleri yoktur.
Sinyal Tanıma
  • Normal hücreler dış sinyalleri algılar. Mevcutta yeterli yeni hücre bulunduğunu ve bölünmesini durdurması gerektiğini bilirler.
  • Kanser hücreleri dış sinyalleri tanımaz. Dolayısıyla bu hücreler düzensiz mutasyona uğramış hücreleri sürekli çoğaltır.

Migren ile Baş Ağrısı Arasındaki Fark

Hemen hemen herkes zaman zaman baş ağrısı yaşar. Peki bunun migren mi yoksa normal baş ağrısı mı olduğunu nasıl anlarsınız? Aşağıdaki farklılıklara bir göz atın ve doktora gitmeden önce ne tür bir hastalığa sahip olduğunuzu öğrenin.

Migren mi Baş Ağrısı mı?

Migren atağı genellikle başın bir tarafına odaklanır. Ağrı genellikle sıkı bir çarpıntı ya da sıkma olarak başlar ve daha sonra konsantre ve şiddetli bir ağrıya yoğunlaşır.

Yaşadığınız şey bir migren atağı ise, atak esnasında ışık ve gürültüye duyarlı olursunuz. Fiziksel iş durumu daha da kötü yapacaktır. Yani, çoğu zaman migren krizi yaşayan insanları karanlıkta kapalı odalarda yatıyor bulacaksınız. Çoğu migren hastasında ataklar sırasında bulantı ya da iştah eksikliği görülür. Dahası, aynı zamanda aşırı sıcaklık veya soğuktan muzdarip olabilir.

Migren ile Baş Ağrısı Arasındaki Fark

Tansiyon veya sinüs enfeksiyonu gibi diğer hastalıklardan dolayı ortaya çıkan baş ağrısı, yukarıda saydığımız semptomları göstermez. Tansiyondan dolayı oluşan baş ağrısı genelde başın ön kısmında ya da alında hissedilir ve boyundan aşağıya doğru omuzlara kadar iner. Sinüsten dolayı oluşan baş ağrısında ise genelde burun akması ve ateş olur. Bu semptomlar baş ağrısını migrenden açık olarak ayırt etmeye yarayan semptomlardır.

Migren ile Baş Ağrısı Arasındaki Fark

Migren kafadaki kan damarlarının daralma ve genişlemesi (dilatasyon) sonucu oluşur. Migrenin tetiklenmesinde yiyeceklerdeki tiramin (başta peynir olmak üzere bazı gıda maddelerinde bulunan bir tür aminoasit) gibi bir dizi değişik nedenler olabilir. Kalıtım bu hastalıkta büyük bir rol oynar ve anneden kıza aktarılma olasılığı yüksektir.

Baş ağrısına stres ve yorgunluk sebep olabilir. Ayrıca alkol, göz yorgunluğu, sinüs enfeksiyonu veya kötü duruş/oturuş gibi faktörlerin sonucunda da baş ağrısı oluşabilir. Bu faktörler temel olarak, kişi tarafından kontrol edilebilir faktörlerdir. Normal baş ağrısının kalıtım ile bir ilgisi yoktur.

Doktorunuz migren için önleyici ve abortif ilaçlar verebilir. Abortif ilaçlar migreni akim bırakır ve etkisiz hale getirir. Örneğin Non-steroidal antienflamatuar ilaçlar (NSAID) gibi.

Önleyici ilaçlar ise atakların yoğunluğunu azaltmak ve daha az sıklıkla ortaya çıkmalarını sağlamak için verilir.

Baş ağrıları ise semptoma bazlı değerlendirilir ve ona göre ilaç verilir. Örneğin baş ağrınızı dindirmek için hafif ağrı kesiciler verilebilir. Eğer baş ağrınız sinüs enfeksiyonu kaynaklı ise doktorunuz size antibiyotik önerebilir. Baş ağrınız tansiyon kaynaklı ise stres giderici ilaçlar veya egzersiz tavsiyelerinde bulunacaktır.

Migren ile baş ağrısı arasındaki fark bu şekilde. Sizin de eklemek istedikleriniz var ise lütfen yorum bırakın.

İrritabl Bağırsak Sendromu

İrritabl bağırsak sendromu ya da diğer adıyla spastik kolon ya da huzursuz bağırsak sendromu, kalın bağırsakta (kolon) ağrılı spazmlar ve kramplara neden olan yaygın bir durumdur. İrritabl bağırsak sendromu bağırsakları zarar vermez, ve kanser veya diğer ciddi mide sorunlarının riskini arttırmaz. Bu hastalığın ağrıları şiddetli olabilir ve genelde acil servislerde mide ağrısı şikayetlerinin ana nedenidir.

Belirtileri Nelerdir?

  • Baskı veya dolgunluk
  • Şişkinlik veya dolgunluk
  • İshal
  • Bağırsağı hareket ettirmek için sık dürtülenmek
  • Bağırsak alışkanlıklarında değişim
  • Mide bozulması
  • Ağrı veya huzursuzluk
  • Kabızlık
  • Sık bağırsak hareketleri
  • Artan gaz
  • Dışkıda değişim
  • Mide krampları

Ne Beklemeli?

İrritabl bağırsak sendromu (Spastik kolon) genellikle 35 yaş öncesinde başlar ve kadınları erkeklerden daha fazla etkiler. Bazı insanlar yaşamları boyunca sadece bir kaç kez bu hastalığı geçirir. Diğerleri için, IBS bir ömür boyu bir sorundur.

İrritabl Bağırsak Sendromu

Ne kadar yaygın?

ABD’de her 5 kişiden 1’inde irritabl bağırsak sendromu var.

Tedavisi

İrritabl bağırsak sendromunun tedavisinde aşağıdakiler kullanılabilir:

  • Beslenme şeklini değiştirme
  • Bazı yoğurtlarda ve kefirde bulunan yararlı bakteri probiyotiklerden tüketme
  • Lif takviyesi yapma
  • Kafeinden uzak durma
  • Stresi azaltma
  • Antidepresan alma
  • Antispazmodik ilaç alma

Kendi kendine bakım

İrritabl bağırsak sendromu saldırıları stres, dar bel, alkol, kafein, çiğ sebze ve baharatlı gıdalar tarafından tetiklenebilir. Hangi yiyeceğin ve durumun saldırıları tetiklediğini öğrenerek bu hastalığı yönetebilirsin. Mümkün olduğunca bu tetikleyicilerden kaçının. Saldırı sırasında, bol miktarda sıvı tüketin, dinlenin, geniş giysiler giyin ve kabızlık anında lif takviyeleri alın.

Daha kötü hale nasıl gelir?

Stres, baharatlı yiyecekler, çiğ sebzeler, kafein, alkol, uyarıcı ilaçlar ve aspirin, ibuprofen veya bazı antibiyotikler gibi mide tahriş edici ilaçlar.

Doktorunuzu ne zaman görmelisiniz?

Eğer bağırsak hareketlerinizde, kan, ateş ya da bir veya iki saat içerisinde iyileşmeyen şiddetli kramplar varsa, hemen tıbbi yardım alın.

Doktorunuza bunları sorun

  • IBS’in tekrar etmesinin önüne nasıl geçebilirim?
  • Kramplar için alabileceğim herhangi bir ilaç var mı?
  • Semptomlarım stres kaynaklı mı?
  • İshalli mi kabızlı mı IBS’e sahibim, ya da her ikisi birden mi?
  • Beslenme şeklimi değiştirmeli miyim?
  • Kafein almayı kesmeli miyim?

Teşhisi nasıl yapılır

Doktorlar IBS’i teşhis edebilmek için sağlık geçmişinize bakar ve fiziksel muayene uygularlar. İhtiyaç duyulması halinde doktorunuz röntgen ve kolonoskopi gibi diğer test yöntemlerini uygulayabilir.

Bunları biliyor muydunuz?

Yaklaşık 6 milyon Amerikalı’da bu hastalık vardır. Bu hastalığa yakalananlar arasında:

  • Mavi Ay dizisinde Bruce Willis ile başrolü paylaşan aktris Cybil Shepherd.
  • “America’s Next Top Model” tv şovunun sunucusu süpermodel Tyra Banks.
  • Wonder Woman dizisinin başrol oyuncusu aktris Lynda Carter.

Multipl Skleroz

Multipl Skleroz genellikle MS hastalığı olarak bilinir. Merkezi sinir sistemini -beyin ve omurilik- etkileyen bir hastalıktır. Kas kontrolü ve gücü, görme, denge, hissetme ve düşünce ile ilgili sorunlara neden olabilir.

Sinir hücreleriniz miyelin adı verilen bir koruyucu ile kaplıdır. Miyelin olmadan, beyin ve omurilik vücudun geri kalanındaki sinirlerle iletişim kuramaz. MS, beyin ve omurilik boyunca bulunan yamalarda miyelini yavaş yavaş yok ederek kas zayıflığı ile birlikte diğer semptomlara neden olur. Bu hasarlı yamalara lezyon denir.

Multipl Skleroz her kişi için farklıdır.  Sadece küçük sorunlar ile ömrü boyu MS ile birlikte yaşayabilirsiniz. Ya da ciddi sakat hale gelebilirsiniz. Çoğu kişi bu ikisinin arasında bir yerde bulunmaktadır. Genelde Multipl Skleroz bu dört yoldan birini izler:

  • Tekrarlayan-düzelen; belirtiler kaybolur ve sonra yıllarca gelir ve gider.
  • Aşamalı ilerleyen; başta önce tekrarlayan-düzelen bir yol izler sonrasında ilerleyen bir hal alır. İlerleyen, gittikçe kötüye giden manasındadır.
  • Başlangıçtan ilerleyen; hastalığın başladığı andan itibaren ilerleyerek devam ettiği durumdur.
  • Progresif nükseden; semptomlar başlangıçta ilerleyendir, sonrasında ise tekrarlayan hale gelir.

Kesin nedeni bilinmemekle birlikte çoğu uzman MS’in otoimmün bir hastalık olduğuna inanır. Bu tür bir hastalıkta, bağışıklık sistemi dediğimiz vücudun savunma mekanizması yanlışlıkla normal dokulara saldırır. MS’te bağışıklık sistemi merkezi sinir sistemine -beyin ve omurilik- saldırır.

Uzmanlar MS’in neden bazı insanlarda görüldüğünü diğerlerinde ise görülmediğini bilmiyor. Hastalık aile içerisinde farklı bireylerde görüldüğünden genetik bir bağlantısı olabilir. Büyüdüğünüz yer de bunda bir rol oynayabilir. Multipl Skleroz ekvatordan uzakta soğuk bölgelerde büyüyen insanlarda daha yaygın olarak görülür.

Multipl Skleroz

Semptomlar beynin ve omuriliğin hangi kısımlarının zarar gördüğüne ve hasarın ne kadar kötü olduğuna bağlıdır. Erken belirtiler aşağıdakiler olabilir:

  • Kas problemleri. Zayıf ve sert hissedebilirsiniz ve bacaklarınızda ağırlık hissedebilirsiniz. Yürürken bacağınızı sürükleyebilirsiniz.
  • Görme problemleri. Görüşünüz bulanık veya puslu olabilir. Göz yuvarlağı ağrısı (özellikle gözlerinizi hareket ettirdiğinizde), körlük veya çift görme yaşayabilirsiniz.
  • Duyusal sorunlar. Karıncalanma, iğne hissi veya uyuşukluk hissedebilirsiniz. Gövdenizde veya kol veya bacaklarınızda gerginlik hissedebilirsiniz.
  • Denge sorunları. Baş dönmesi veya dönüyor gibi hissedebilirsiniz.

MS tanısı koymak her zaman kolay değildir. İlk semptomlar belirsiz olabilir. Ve belirtilerin çoğu Multipl Skleroz dışındaki problemlerden kaynaklanıyor olabilir.

Bir doktor, merkezi sinir sisteminizin en az iki farklı alanını etkileyen en az iki atak geçirdiğinizden emin olmadığı sürece MS tanısı koymaz. Doktor sizi muayene edecek, semptomlarınız hakkında sorular soracak ve bazı testler yapacaktır. MS saldırılarının yol açtığı hasarlı yamalar (lezyon) sadece MR ile görülebildiğinden, tanıyı doğrulamak için genellikle MR çekilir.

MS tedavisinde kullanılan ilaçların amacı:

  • Bir atak sırasında, saldırıyı daha kısa ve daha az şiddetli hale getirmek için.
  • Uzun bir dönem boyunca, saldırıların sayısını ve şiddetini düşük tutmak ve ilerlemesini yavaşlatmak için. (Buna hastalığı modifiye eden tedavi denir.)
  • Belirli semptomları kontrol etmek için.

Multipl Skleroz Tedavisi

MS’in ilerlemesini yavaşlatmak için ne zaman ilaç almaya başlayacağınıza karar vermekte zorlanabilirsiniz. İlaçlar herkes için çalışmayabilir ve genellikle yan etkileri vardır. Bu ilaçları ne zaman almaya başlayacağına sen ve doktorun birlikte karar vereceksiniz.

MS’in tedavisi yoktur. Yaşam kalitenizi korumak için tedavi ve öz-bakım size yardımcı olabilir.

Fizik tedavi, uğraş terapisi ve konuşma terapisi MS’in sebep olduğu bazı fiziksel problemleri yönetmenize yardımcı olabilir. Ayrıca, dengeli beslenme, düzenli egzersiz, dinlenme ve enerjinizi akıllıca kullanma ile evde kendinize yardımcı olabilirsiniz.

MS’in fiziksel ve duygusal talepleri ile başa çıkmak kolay değildir. Eğer bunalmış hissediyorsanız, doktorunuzla konuşun. Depresyonda olabilirsiniz ki bunun da tedavisi vardır. Ve MS hastası diğer insanlarla konuşabileceğiniz bir destek grubu bulmak çok yararlı olabilir.

Kronik Sinüzit

Kronik Sinüzit Genel Bakış

Kronik sinüzit, sinüzit semptomlarının 12 haftadan uzun sürmesiyle ortaya çıkan durumdur.

Sinüzit, sinüslerin şişerek sinüslerin normal olarak boşalmasını engellemesidir. Genellikle bir bakteriyel, viral veya mantar enfeksiyonu sinüzite neden olur. Bazen sinüzite alerji ya da burun tıkanıklığı neden olur. Sinüzit, burun tıkanıklığı, ağız kokusu, öksürük, yorgunluk, ateş ve baş ağrısına neden olabilir. Semptomlarınız 12 haftadan uzun ise kronik sinüzite sahipsiniz demektir.

Ne Beklemeli?

Kronik sinüzit yıl içerisinde birkaç kez ortaya çıkabilir. Doğru tedavi ile genellikle bir veya iki hafta içinde sinüs enfeksiyonlarınızın çoğunu temizlemek mümkün olabilir. Bazen sinüzit, antibiyotik ile tedavi edilmesi gereken bir enfeksiyona neden olur. Semptomları tedavi etmek için çok uzun beklemek komplikasyonlara sahip olma riskinizi artırabilir. Ağır vakalarda inflamasyonu azaltmak için kortizon gerekebilir.  Bazı durumlarda doktorlar sinüsleri boşaltmak ve temizlemek için ameliyat yapar.

kronik sinüzit
Kronik Sinüzit

Ne kadar yaygın?

ABD’de yaklaşık her 10 kişiden 1’inde sinüzit vardır. Soğuk ve alerjilerden dolayı sinüzit kış ve sonbahar aylarında daha yaygındır.

Tedavisi

Doktorunuz sinüzit için bir veya daha fazla tedavi önerebilir. Bunlar:

  • Burnu nemli tutmak için tuzlu burun spreyleri
  • Şişliği tedavi etmek için kortikosteroid burun spreyleri
  • Tıkalı burnu açmak için dekonjestanlar
  • Reçetesiz ağrı kesiciler
  • Bakteriyel enfeksiyon sonucu oluşan sinüzit için antibiyotikler

Eğer bunlardan hiçbiri işe yaramaz ise, doktorunuz sinüslerinizin düzgün boşalabilmesi için ameliyat önerebilir.

Kendine bakım

Birkaç basit tedavi yöntemi sinüzitin semptomlarını hafifletebilir:

  • Yüzünüze nemli, sıcak bir bez yerleştirin
  • Burun şırıngasıyla veya ılık tuzlu suyla dolu neti pot (küçük kap) ile burnunuzu sulandırın
  • Sıcak duş alın
  • Günde birkaç kez tuzlu burun spreyi kullanın
  • Mukusu inceltmek için sıvı tüketin
  • Sinüslerin boşalmasına yardımcı olmak için, uyurken başınızın altına fazladan bir yastık yerleştirin
  • Nemlendirici kullanın

Daha kötü hale nasıl gelir?

Alerjiler, üst solunum yolu enfeksiyonları, alkol, ani sıcaklık değişimleri, uçakla seyahat, sigara dumanı ve öne doğru eğilme sinüziti daha kötü hale getirebilir.

Doktorunuzu ne zaman görmelisiniz?

Semptomlarınız 1 haftadan uzun sürüyor ise veya doktorunuzu son görmenizden bu yana herhangi bir iyileşme olmuyorsa tekrar doktorunuzu görmeniz gerekir. Eğer şiddetli baş ağrısı, konfüzyon, boyun tutulması veya nefes darlığı gibi ciddi enfeksiyon belirtileriniz var ise acil olarak doktorunuzu görmeniz gerekir.

Doktorunuza ne sormalısınız?

  • Sinüs enfeksiyonlarını nasıl önleyebilirim?
  • Sinüziti iyileştirmek için antibiyotik kullanacak mıyım?
  • Sinüzitime alerji mi neden oldu?
  • Semptomlarıma yardımcı olabilecek herhangi bir burun spreyi var mı?
  • İlaç tedavi ile semptomlarım gitmezse ne olacak?

Teşhis

Doktorunuz geniz yolunuza bakarak sinüzitiniz teşhis edebilir. Bazen doktorlar endoskopi, bilgisayarlı tomografi veya MRI vasıtasıyla sinüslerinizi daha net görebilir. Bazı durumlarda doktorlar sinüslerden bakteri kültürü alabilir veya alerji testi yapabilir.

Risk faktörleri

Aşağıdakilerden birine veya birkaçına sahipseniz kronik sinüzite yakalanmak için yüksek risk altında olabilirsiniz:

  • Astım
  • HIV/AIDS
  • Kistik fibroz
  • Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (COPD)
  • Aspirin duyarlılığı
  • Septum deviasyonu veya nazal polipler

Karaciğer Sirozu

Karaciğer sirozu, karaciğerin kronik skarlaşma neticesinde bozulması ve normal işleyişinin durmasıyla ortaya çıkan hastalıktır. Sirozun önde gelen nedenleri aşırı alkolizm ve kronik hepatit C virüsü enfeksiyonudur. Yara dokusu karaciğerdeki kan akışını bloke ederek onun vücuttaki bakteri ve toksinleri yok etme yeteneğini akim bırakır. Hasar ayrıca karaciğerin besin, hormon ve bazı ilaçları işleme yeteneğini de bozar. Karaciğerdeki hasar ayrıca yüksek kan basıncına da neden olabilir. Siroz tedavi edilemez. Ama bu son derece önemli organın daha fazla zarar görmesini önlemek mümkündür.

Karaciğer sirozu

Karaciğer Sirozu Belirtileri

  • Boyun damarlarının şişmesi
  • Kanlı ya da kırmızı renkte kusmuk
  • Kolay morarma
  • Sarı cilt
  • Ereksiyon olamama
  • Şişme
  • İştahsızlık
  • Deride kırmızılık
  • Sarı gözler

Ne Beklemeli?

Sirozun tedavisi yoktur. Tedavi olarak karaciğere gelebilecek daha fazla hasarı durdurma ve durumun komplikasyonlarının iyileştirilmesi uygulanır. Alkolizm sirozun başlıca sebebidir. Alkolik karaciğer hastalığı olan insanlar alkol içmeye devam ederse, genellikle bu hastalıktan ölmektedirler. Eğer alkol almayı bırakırlarsa bazı hasarlar iyileştirilebilir ve daha uzun yaşayabilirler. Reçetesiz ilaçlar ve diyet takviyeleri dahil aldığınız tüm ilaçları doktorunuza söylemeniz önemlidir.

Ne kadar yaygın?

Karaciğer sirozu ABD’de ölüme sebebiyet veren 9. en önde gelen hastalıktır. ABD’deki ölümlerin %1.2’si karaciğer sirozundan kaynaklanmaktadır. Her sene yaklaşık 30.000 Amerikalı bu hastalıktan ölmektedir.

Risk Faktörleri

ABD’de, aşırı alkol tüketimi ve kronik hepatit C sirozun en sık nedenidir. Obezite, şeker hastalığı ve yüksek kolesterolün sebep olduğu alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı yeni bir lider risk faktörü haline gelmiştir.

Tedavisi

Siroz tedavisi, hastalığın nedenine ve komplikasyonların mevcut olup olmadığına bağlıdır. Tedavinin amacı karaciğerdeki skar dokusunun ilerlemesini yavaşlatmak veya hastalığın komplikasyonlarını tedavi etmek veya önlemektir.

  • Siroza alkol neden oluyorsa, en önemli şey alkol almayı durdurmak olacaktır.
  • Karaciğere toksik olabilecek ilaçlardan uzak durmak gerekir. Buna reçetesiz ilaçlar da dahil.
  • Komplikasyonları olan siroz hastahaneye yatmayı gerektirebilir.
  • Siroz ilerlemiş ise karaciğer nakli gerekebilir.

Kendine Bakım

Eğer siroz iseniz, hastalığın ilerlemesini durdurabilecek pek çok şeyi kendiniz de yapabilirsiniz:

  • Alkol almayın.
  • Reçetesiz ilaç, vitamin, bitkisel ilaç ve benzeri herhangi bir ilaç almadan önce doktorunuzla görüşün.
  • Hepatit A ve Hepatit B aşısı olun.
  • Siroz olan insanlara tehlike teşkil eden bakterileri barındıran çiğ istiridye veya diğer çiğ kabuklu deniz ürünleri yemekten uzak durun.

Doktora ne zaman gitmeli?

Yukarıda belirtilen semptomplardan herhangi birinin ortaya çıkması durumunda doktorunuzla görüşün.

Doktora ne sormalı?

  • Karaciğerimdeki hasar ne kadar ilerlemiş?
  • Daha fazla zararı önlemek için ne yapmalıyım?
  • Bende sirozun ne gibi komplikasyonları var?
  • Bu komplikasyonlar tedavi ve kontrol edilebilir mi?
  • Karaciğer nakli için aday olur muyum?
  • Hangi ilaçlardan uzak durmalıyım?

Teşhisi nasıl yapılır?

Tanı fiziki muayene, tıbbi geçmiş ve kan testleri dahil çeşitli testlere dayanmaktadır. Bir CT (bilgisayarlı tomografi) taraması, ultrason veya diğer görüntüleme testleri karaciğer durumunu değerlendirmek için kullanılabilir. Küçük bir iğne vasıtasıyla karaciğerden doku kaldırmak için biyopsi yapılabilir.

Daha kötü hale nasıl gelir?

Alkol ve obezite karaciğer hasarını arttırabilir. Ayrıca sirozlu biri ciddi karaciğer enfeksiyonuna yol açan bakterileri içeren çiğ deniz ürünleri yememeli.

Anemi

Anemi kanda yeterince sağlıklı kırmızı kan hücreleri (alyuvar) veya hemoglobin olmadığında ortaya çıkan bir sağlık durumdur. Hemoglobin, kırmızı kan hücrelerinin ana bir parçasıdır ve oksijen taşır. Eğer çok az ya da anormal kırmızı kan hücresine sahipseniz ya da hemoglobininiz anormal veya çok düşükse, vücudunuzdaki hücreler yeterli oksijen alamayacaktır. Anemi belirtileri –yorgunluk gibi– organların düzgün çalışabilmeleri için ihtiyaç duydukları şeyi alamadıkları durumda ortaya çıkar.

anemi

Anemi ABD’deki en yaygın kan sorunudur. Yaklaşık 3.5 milyon Amerikalı’yı etkilemektedir. Kadınlar, genç çocuklar ve kronik hastalıklara sahip kişiler yüksek risk taşır. Hatırlanması gereken önemli faktörler:

  • Aneminin belirli biçimleri kalıtsaldır ve bebekler doğum anından itibaren etkilenebilir.
  • Reglden dolayı kan kaybı yaşadıklarından ve hamilelik süresince kan ihtiyaçları arttığından özellikle doğurgan çağdaki kadınlar demir eksikliği anemisine karşı duyarlıdırlar.
  • Kötü beslenme ve diğer tıbbi koşullar nedeniyle yaşlı yetişkinler de bu hastalığa yakalanma riskine sahip olabilirler.

Anemin pek çok türü vardır. Hepsinin nedenleri ve tedavileri de çok farklıdır. En yaygın olan demir eksikliği anemisi, beslenme değişiklikleri ve demir takviyeleri ile çok kolay tedavi edilebilir bir hastalıktır. Hamilelik döneminde ortaya çıkan anemi gibi bazı anemi türleri bile normal sayılır. Fakat bazı anemi türleri hayat boyu sağlık problemleri getirebilir.

Belirtileri

  • Kolay yorgunluk ve enerji kaybı
  • Düzensiz hızlı kalp atışı, özellikle egzersiz yaparken
  • Nefes darlığı ve baş ağrısı, özellikle egzersiz yaparken
  • Konsantrasyon güçlüğü
  • Baş dönmesi
  • Soluk cilt
  • Bacak krampları
  • Uykusuzluk

Anemiye ne neden olur?

400’den fazla anemi türü vardır. Bunlar 3 gruba ayrılmışlardır:

  • Kan kaybının sebep olduğu anemi
  • Kırmızı kan hücrelerinin azlığının ya da kusurlu üretilmesinin sebep olduğu anemi
  • Kırmızı kan hücrelerinin yıkımının neden olduğu anemi

Kan kaybının sebep olduğu anemi

Kırmızı kan hücreleri (alyuvarlar) uzun bir süre boyunca, yavaş yavaş ve farkına varılmadan kanama ile kaybedilebilir. Bu türden kronik bir kanama genelde aşağıdakilerden birinin sonucunda olur:

  • Ülser, basur ve gastrit (mide iltihabı) gibi sindirim sistemi ile ilgili hastalıklar ve kanser
  • Ülser ve gastrite sebep olabilen aspirin veya ibuprofen gibi steroid yapıda olmayan iltihap sökücü ilaçların kullanımı
  • Kadınlarda regl veya doğum. Özellikle regl kanı çok ise ve birden fazla hamilelik var ise.

Alyuvar azlığının ya da kusurlu üretilmesinin sebep olduğu anemi

Bu tür anemide, vücut çok az kan hücresi üretebilir veya kan hücreli düzgün çalışmayabilir. Her iki durumda da anemi ortaya çıkabilir. Kırmızı kan hücreleri kusurlu olabilir veya kırmızı kan hücrelerinin düzgün çalışması için gerekli olan mineral ve vitaminler eksik olabilir. Bu anemi türü ile bağlantılı durumlar:

  • Orak hücreli anemi
  • Demir eksikliği anemisi
  • Vitamin eksikliği
  • Kemik iliği ve kök hücre problemleri
  • Diğer sağlık sorunları

Orak hücreli anemi ABD’de genelde Afrikalı-Amerikalılar ve Hispanik Amerikalılar’da görülen kalıtsal bir hastalıktır. Kırmızı kan hücreleri genetik bir kusurdan dolayı hilal şeklini alır. Hızlı bir şekilde yok parçalandıklarından oksijen vücuttaki organlara gidemez ve anemiye yol açar. Ayrıca hilal şekilli alyuvarlar küçük kılcal damarlarda sıkışabildiklerinden ağrıya sebep olurlar.

Demir eksikliği anemisi vücuttaki mineral demir eksikliğinden kaynaklanır. Kemiğin ortasındaki kemik iliği oksijeni vücuttaki organlara taşıyan alyuvarların bir parçası olan hemoglobini üretebilmek için demire ihtiyaç duyar. Yeterince demir olmazsa vücut alyuvarlar için yeterince hemoglobin üretemez. Bunun neticesinde demir eksikliği anemisi ortaya çıkar. Bu tür anemiye aşağıdakiler sebep olabalir:

  • Özellikle bebek, çocuk, ergen, vegan ve vejetaryenlerde demir-eksik beslenme
  • Hamilelik ve emzirme dönemlerinde kadının demir stoklarını tüketen metabolik istekler
  • Regl
  • Sık kan bağışı
  • Mukavemet alıştırmaları
  • Crohn hastalığı gibi sindirimle ilgili durumlar veya midenin veya küçük bağırsağın bir kısmının cerrahi operasyonla alınması
  • Bazı ilaç, gıda ve kafeinli içecekler

Vitamin eksikliği anemisi B12 vitamini veya folik asit eksikliğinde ortaya çıkabilir. Bu iki vitamin alyuvar yapımı için gereklidir. Vitamin eksikliği anemisine aşağıdakiler sebep olabilir:

  • Megaloblastik anemi: B12 vitamini veya folat eksikliği vardır.
  • Pernisiyöz anemi: Crohn hastalığından dolayı eksik B12 vitamin emilimi, bağırsak paraziti enfeksiyonu, mide veya bağırsağın bir kısmının ameliyatla alınması veya HIV enfeksiyonu.
  • Beslenme eksikliği: Az veya hiç et yememe B12 vitamin eksikliğine sebep olabilir, aynı zamanda çok pişmiş ya da çok az sebze yemek de folat eksikliğine sebep olabilir.
  • Vitamin eksikliği anemisine sebep olan diğer durumlar: hamilelik, bazı ilaçlar, alkol istismarı, tropik cüruf ve çölyak hastalığı  gibi bağırsak hastalıkları.

Erken gebelik döneminde yeterli folik asit, gelişmekte olan fetüsün spina bifida gibi nöral tüp defekti benzeri bir hastalığa yakalanmasını önlemeye yardımcı olabilir.

Kemik iliği ve kök hücre problemi vücudun yeterli alyuvar üretmesini engelleyebilir. Kemik iliğinde bulunan bazı kök hücreler alyuvar üretir. Eğer kök hücre sayısı az ise, kusurlu ise veya metastatik kanser hücresi gibi hücrelerle yer değiştirmiş ise anemi ortaya çıkabilir. Kemik iliği veya kök hücre probleminden dolayı ortaya çıkan anemiye aşağıdakiler dahildir:

  • Kök hücrelerinin sayısında belirgin bir azalma ya da bu hücrelerin yokluğunda aplastik anemi ortaya çıkar.
  • Aplastik anemi kalıtsal olabilir, belirgin bir neden olmaksızın ortaya çıkabilir, ya da kemik iliğinin ilaç, radyasyon, kemoterapi veya enfeksiyon gibi nedenlerden kusurlu hale gelmesiyle ortaya çıkabilir.
  • Alyuvarların olgunlaşamaması ve düzgün büyüyememesi durumunda Talasemi (Akdeniz anemisi) ortaya çıkar. Talasemi genellikle Akdeniz, Afrika, Ortadoğu ve Güneydoğu Asya kökenli insanları etkileyen kalıtsal bir durumdur. Bu hastalık hafif şiddetten hayati tehdite kadar uzanabilir. En ağır formu Cooley anemisi olarak adlandırılır.
  • Kurşuna maruz kalma kemik iliği için toksiktir ve daha az alyuvar üretilmesine neden olabilir. Kurşun zehirlenmesi erişkinlerde iş ile ilgili durumlardan dolayı, çocuklarda ise örneğin boyalı cips yemekten ötürü görülür. Düzgün olmayan sırlı çömlek de gıda ve içecekleri kurşunla zehirleyebilir.

Alyuvar üretimi için yeterince hormon olmadığında anemi ile ilişkili diğer sağlık sorunları ortaya çıkabilir. Bu tür anemiye sebep olabilen bazı örnekler:

  • İleri böbrek hastalığı
  • Tiroit yetmezliği
  • Kanser, enfeksiyon, deri veremi, şeker hastalığı ve eklem iltihabı gibi diğer kronik hastalıklar
  • Yaşlılık

Alyuvarların yıkımının sebep olduğu anemi

Alyuvarlar kırılgan olduklarında ve dolaşım sisteminin rutin stresine dayanamadıklarında, zamanından önce parçalanabilir ve hemolitik anemiye sebep olabilirler. Hemolitik anemi doğum esnasında ya da sonra gelişebilir. Bazen bilinen hiçbir nedeni yoktur. Hemolitik aneminin bilinen nedenleri şunlar olabilir:

  • Orak hücre anemisi ve talasemi gibi kalıtsal durumlar
  • Strese neden olabilen enfeksiyon, ilaç, yılan veya örümcek zehri veya belirli bazı gıdalar
  • İleri karaciğer veya böbrek hastalığının toksinleri
  • Bağışıklık sisteminin saldırısı (Hamile kadınlardaki fetuslarda meydana geldiğinde yenidoğanın hemolitik hastalığı adı verilir)
  • Damar aşısı, protez kalp kapakçıkları, tümörler, ağır yanıklar, bazı kimyasallara maruz kalma, şiddetli hipertansiyon ve pıhtılaşma bozuklukları
  • Nadir durumlarda, dalak büyümesi kırmızı kan hücrelerini tuzağa düşürebilir ve bunları yok edebilir.

Egzama

Egzama deri iltihaplanmasının neden olduğu bir cilt hastalığıdır.

Genellikle derinin kaşıntılı, kırmızı ve kuru hale gelmesine neden olur. Vücudun herhangi bir yerinde ortaya çıkabilir.

egzama

Egzama birçok kişi için kronik bir sorundur. Bebeklerde yaygın gözükür ve çoğu bebek yetişkin olmadan önce bu hastalığı atlatır.

Egzama olan kişilerde astım veya saman nezlesi gibi alerjik hastalıkların gelişme riski daha yüksektir.

Atopik dermatit egzamanın pek çok türünden en yaygın olanıdır.

Egzamaya ne neden olur?

Egzama kalıtsal olabilir. Bazı genler bazı insanların ekstra hassas cilde sahip olmasına neden olur. Aşırı aktif bağışıklık sisteminin de bir faktör olabileceği düşünülmektedir. Ayrıca, derideki kusurların da egzamaya katkıda bulunduğu düşünülüyor. Bu kusurlar nemin deri yoluyla dışarı çıkmasına ve mikropların içeri girmesine izin verebilir.

Egzamayı tetikleyebilen faktörler:

  • Stres
  • Yün, sentetik kumaş ve sabun gibi tahriş edici maddelerle temas
  • Sıcaklık ve ter
  • Soğuk, kuru iklimler
  • Kuru cilt

Egzama belirtileri nelerdir

Hemen hemen her zaman cildinizde bir döküntü veya kızarıklık görülmeden önce kaşıntı olur.

Genellikle egzama kendisini şöyle gösterir:

  • Genellikle ellerde, boyunda, yüzde ve bacaklarda (ama her yerde oluşabilir) kronik kaşıntılı, kuru, kalınlaşmış deri plakaları. Çocuklarda diz ve dirseklerin iç kıvrımları da genelde dahil olur.
  • Kaşıntı durumunda ciltte kuru plakalar ve kabuklu açık yaralar gelişebilir ve enfeksiyon kapılabilir.

Aşağıdaki durumlarda doktorunuza başvurmalısınız:

  • Cildinizde kaşıntılı bir döküntü ortaya çıkar ve ailenizde egzama veya astım geçmişi vardır.
  • Cildinizdeki iltihaplanma reçetesiz hidrokortizon kremler ile tedaviye bir hafta içinde yanıt vermez. Tedavinin daha agresif formları gerekebilir.
  • Cildinizde mevcut egzama plakaları üzerinde sarımsıdan açık kahverengiye yara veya irin dolu kabarcıklar ortaya çıkar. Bu, bir antibiyotik ile tedavi edilmesi gereken bakteriyel bir enfeksiyonu işaret edebilir.
  • Egzamanın parladığı zamanlarda çevrenizdeki herhangi birinden gelecek uçuk (herpes) veya genital iltihap gibi herhangi bir virüssel cilt hastalığına karşı korunmasız kalabilirsiniz. Egzamaya sahip olmak uçuk gibi basit virüsleri kapma riskinizi arttırır.
  • Cildinde egzamanın olduğu yerlerde çok sayıda ağrılı, küçük, sıvı dolu kabarcıklar gelişebilir. Herpes (uçuk) basit virüsünün neden olduğu nadir fakat potansiyel olarak ciddi bir komplikasyon olan egzama herpetikuma sahip olabilirsin.

Egzamaya ne neden olur

Doktorlar egzamaya neyin neden olduğunu tam olarak bilmiyorlar. Egzamanın en yaygın türü olan atopik dermatit alerji ile benzerlik gösterir. Fakat erişkinlerden ziyade daha sık çocuklarda görülen cilt tahrişi alerjik bir reaksiyon değildir. Mevcut düşünce egzamanın aşağıda belirtilen farklı faktör kombinasyonlarından biri olduğu yönünde:

  • Genetik
  • Bağışıklık sisteminin anormal işlemesi
  • Çevre
  • Cildin daha hassas olmasına sebep olabilecek aktiviteler
  • Nemin dışarı mikropların içeri girmesine izin veren deri bariyerindeki kusurlar

Egzama hakkında neler biliyoruz?

Egzama bulaşıcı değildir. Siz veya çocuklarınız egzamaya sahip biri ile temasa geçtiğinde egzama kapmaz.

Egzama aile içinde farklı kişilerde görülür. Bu da egzamanın gelişimindeki genetik rolü işaret eder. Egzama, astım veya saman nezlesi gibi mevsimsel alerjilere sahip aile bireyleri ya da akrabalar egzama için büyük bir risk faktörüdür.

Doktorlar şiddetli egzamaya sahip çocukların büyük bir çoğunluğunun ileride astım veya diğer alerjileri geçireceğini biliyor.

Doğum sırasında annenin yaşı. Nedeni belli değil ama yaşlı kadınların doğurduğu çocukların genç kadınların doğurduğu çocuklara kıyasla egzama geçirmeleri daha yüksek bir olasılık.

Çevrenin rolü. Çocuklar aşağıdaki durumlarda daha yüksek olasılıkla egzamaya sahip olacaktır:

  • yüksek sosyal sınıfa ait olanlar
  • kirlilik düzeyi daha yüksek kentlerde yaşayanlar
  • soğuk iklimlerde yaşayanlar

Egzama alerjik bir reaksiyon değildir. Öyle olsa bile, egzama olan çocukların büyük bir kısmında ayrıca gıda alerjileri de var. Bu; süt, yumurta ve fındık gibi belirli yiyeceklerin egzamaya neden olduğu ya da daha kötüleştirdiği anlamına gelmez. Çocuğunuzun beslenmesinden herhangi bir gıdayı kaldırmadan önce aile hekiminiz veya doktorunuz ile görüşüp çocuğunuzun gerekli besinleri aldığından emin olun.

Tetikleyicilerin egzamadaki rolü

Tetikleyici egzamaya neden olan bir şey değildir. Fakat parlamasına veya parlaklığın artmasına neden olabilir.

egzama3

En yaygın tetikleyiciler cildi tahriş eden maddelerdir. Örneğin, egzamaya sahip pek çok kişide, cilt ile temas eden yün veya el yapımı lifler/iplikler parlamaya neden olabilir.

Cildi tahriş edebilecek diğer şeyler:

  • Sabunlar ve temizlik maddeleri
  • Parfüm
  • Makyaj
  • Toz ve toprak
  • Klor
  • Çözücüler
  • Ortamdaki tahriş edici maddeler
  • Sigara dumanı

Bağışıklık sistemi üzerinde etkisi olan bazı özel durumlar da parlamaları tetikleyebilir. Örneğin, parlamaya neden olabilecek ya da kötüleştirebilecek şeyler:

  • Soğuk algınlığı veya nezle
  • Bakteriyel enfeksiyon
  • Küf, polen veya evcil hayvan deri döküntüleri gibi şeylere olan alerjik reaksiyon.

Stres de muhtemel tetikleyici olarak tanımlanmıştır.

Cildin kurumasına veya hassaslaşmasına neden olan aktiviteler ve çevresel faktörler de parlamayı tetikleyebilir. Bazı örnekler:

  • Uzun süre suda kalma
  • Çok sıcak veya çok soğuk olmak
  • Terlemek ve sonrasında soğumak
  • Çok sıcak veya çok uzun süreli duş veya banyo yapmak
  • Banyodan sonra cilt kayganlaştırıcı kullanmamak
  • Kışın düşük nem
  • Bütün bir yıl kuru iklime sahip bir yerde yaşamak

Egzama Türleri

Egzama cilt iltihaplanmasına neden olan yaygın bir problemdir. Genelde dermatit olarak da adlandırılır.

Egzama çeşitli formlarda gelir. Egzamanın farklı türleri aşağıdaki semptomlara neden olma eğilimindedir:

  • Kaşıntı. Kaşıntı şiddetli olabilir. Genelde kaşıntıdan dolayı cilde zarar gelir.
  • Pullanma. Cildin yüzeyi kabarıp dökülerek cilde kaba ve pullu bir görünüm verebilir.
  • Kızarıklık. Etkilenen cilt kanayabilir ve lekeli görünebilir.
  • Sıvı dolu kabarcıklar. Bunlar dışarı sızıp kabuk oluşturabilir.
  • Çatlama. Şiddetli etkilenen ciltte ağrılı, derin çatlaklar oluşabilir. Bunlara fissür de denir.

Nedene bağlı olarak egzama parlayabilir ve şiddetli semptomlara sebep olabilir. Ama aynı zamanda daha az şiddetli semptomları olan kronik bir sorun haline de gelebilir.

Atopik Dermatit

Atopik dermatit egzamanın en yaygın çeşididir. Genelde aşağıdaki durumlara sahip insanları etkiler:

  • Astım veya saman nezlesi
  • Ailesinde egzama, astım veya saman nezlesi geçmişi olanlar
  • Nemin dışarı, mikropların ise içeri girmesine sebep olan cilt bariyer kusurları

Atopik dermatit genelde bebeklik ya da çocuklukta başlar. Fakat her yaşta insanda görülebilir.

Genelde cildi aşağıdaki alanlarda etkiler:

  • Yüz
  • Eller
  • Ayaklar
  • Dirsek içi
  • Diz arkası

Cildi kaşımak zamanla onu sert ve kırmızı yapar. Kaşımak ayrıca enfeksiyon kapabilecek yaralar açabilir. Atopik dermatitin semptomlarını daha kötü yapabilecek tahriş ediciler:

  • Sabun
  • Pürüzlü giysiler
  • Ev kimyasalları
  • Yiyecekler, toz ve diğer alerji tetikleyiciler.

Atopik dermatitin tedavisinde aşağıdakiler kullanılır:

  • Cildi yumuşatıcı ürünler ve kremler
  • Stereoit kremler ve merhemler
  • Bağışıklık sistemini kontrol eden ilaçlar
  • Enfeksiyonların tedavisinde kullanılan antibiyotikler
  • Psoralen adı verilen ilaç ile birlikte ya da tek başına ultraviole ışınlar

Kontakt Dermatit

Kontakt dermatitin iki türü vardır:

  • Tahriş edici kontakt dermatit
  • Alerjik kontakt dermatit

Bu tür egzama bir maddenin ya da cisimin cilde hasar vermesiyle başlayabilir. Bu maddeler kimyasal temizleyiciler ve sık el yıkamadan da kaynaklanabilir.

Tahriş edici kontak dermatit güçlü bir tahriş ediciye temasla gelişebilir veya tahriş ediciyle sürekli temas halinde olma ile de ortaya çıkabilir.

Kontakt dermatit alerji tetikleyen bir maddeye dokunmasıyla gelişebilir, örneğin;

  • Nikel
  • Kozmetik
  • Zehirli sarmaşık

Kontakt dermatitin gelişmesinde özellikle eller korunmasızdır. Atopik dermatit olmayan insanlarda da kontakt dermatit görülebilir.

Tahriş edici kontakt dermatit için kullanılan tedaviler:

  • Cilt yumuşatıcı, yağlandırıcı
  • Stereoit tedavisi

Alerjik tetikleyicilerden kaynaklanan kontakt dermatit tedavisinde stereoit ilaçlar da kullanılır. Bunlar cilt üzerine sürülür ya da tablet olarak alınır.

Kontakt dermatit tedavisinde antibiyotiklere de ihtiyaç duyulabilir. Gelecekte başka tahriş edicilere ya da alerji tetikleyicilere temas etmemeye çalışmak ayrıca önemlidir. En çok etkilenen elleri korumak için eldiven giyilebilir.

Dishidrotik Dermatit

Bu egzama türü elleri ve ayakları etkiler. Sebebi bilinmemektedir.

İlk belirtileri şiddetli kaşıntı olabilir. Sonrasında kabarcıklar ortaya çıkabilir ve birkaç hafta sonra da pullu plakalar meydana gelebilir. Bazen ellerde veya parmaklarda derin çatlaklar görülür.

Bu egzama türü kronik ve ağrılı hale gelebilir.

Tedavileri arasında:

  • Serin, ıslak basınç
  • Cilde sürülen ya da ağız yoluyla alınan stereoit ilaçlar
  • Ultraviole A terapisiyle birlikte alınan Psoralen

Numuler Dermatit

Bu egzama türü genelde kadınlardan çok erkeklerde görülür. Erkeklerde genelde 50’li yaşlarından önce ortaya çıkmaz. Kadınlarda ise daha çok ergenlik ya da erken yetişkinlik döneminde görülür.

Numuler dermatit madeni para görünümlü kırmızı lekelere sebep olur. Bu lekeler daha çok aşağıdaki bölgelerde görülür:

  • Bacaklar
  • Ellerin arkası
  • Dirsekle bilek arası
  • Bel
  • Kalça

Numuler dermatite neyin sebep olduğu bilinmiyor. Fakat, aşağıdaki faktörler numuler dermatitin ortaya çıkmasına sebep olabilir:

  • Soğuk, kuru hava
  • Formaldehit benzeri kimyasallara maruz kalmak
  • Nikel benzeri metallere maruz kalmak

Tedavisinde kullanılan yöntemler:

  • Cildinizi yaralanmalardan ve diğer hasarlardan korumak
  • Ilık duş veya banyo yapmak ve sonrasında vücuda nemlendirici sürmek
  • Kızarıklığa stereoit merhem sürmek
  • Ağız veya enjeksiyon yoluyla stereoit tedavisi görmek
  • Enfeksiyon oluşması halinde antibiyotik almak

Nörodermatit

Bu tür egzamaya sahip olan kişilerde alışkanlıktan sıklıkla kaşıdıkları için spotlar halinde cilt tahrişi oluşur.

Bu tür egzama genellikle aşağıdaki bölgeleri etkiler:

  • Sırt
  • Boynun arkası veya yanları
  • Genital
  • Kafa derisi
  • Bilekler
  • Ayak bilekleri
  • Kulağın içi ve arkası

İnsanlar gün içerisinde farkına varmadan etkilenen bölgeleri kaşıyabilir. Uyku esnasında da kaşıyabilirler.

Genelde nörodermatit fazla büyümeyen cilt lekeleri oluşturur. Fakat tahriş olan cilt sertleşebilir ve derin bir şekilde buruşabilir. Tahriş olan bölgelerde ayrıca enfeksiyonlar oluşabilir.

Bu tür egzamanın temel tedavi yöntemi kaşımamaktır. Aynı zamanda, cilde sürülen stereoit ilaçlar da faydalı olabilir.

Nörodermatit kafa derisini etkilediği zaman tedavisi daha zor olabilir. Bu tür durumlarda, ağız yoluyla alınan stereoit ilaç prednisone gerekebilir.

Seboreik Dermatit

Bu egzama türü kepek olarak da bilinir. Bebeklerde kafa derisini etkiler. Yetişkinlerde, genelde aşağıdaki alanları etkiler:

  • Kaşlar
  • Burun kenarları
  • Kulak arkası
  • Kasık
  • Göğüs

Seboreik dermatit derinin pullanmasına neden olur. Normalde yukarıda belirtilen bölgelerde yaşayan bir tür mayanın aşırı büyümesinden kaynaklanıyor olabilir. Ayrıca kafa derisindeki hücrelerin aşırı büyümesinden ve hızlı dökülmesinden de kaynaklanabilir. AIDS’li insanlar gibi özellikle bağışıklık sistemi düzgün çalışmayan kişilerde tedavisi zor olabilir.

Tedavisi bebekler ve diğer yetişkinler arasında farklılık gösterebilir. Tedavileri arasında:

  • Salisilik asit, selenyum sülfit, çinko pritiyon veya katran içeren şampuanlar
  • Antifungal (mantarkıran) ilaçlar veya etkilenen bölgelere sürülebilen stereoit losyonlar
  • Stereoit losyonlar

Stasis Dermatit

Bu egzama türü alt bacağındaki damarların kanı kalbe düzgün gönderemediği insanlarda gelişebilir.

Stasis dermatit hızlı bir şekilde gelişebilir ve ciltte akıntı ve kabuklanmaya sebep olabilir. Zamanla, bu egzama türü ciltte kahverengi lekeler oluşmasına sebep olabilir.

Tedavileri arasında:

  • Stereoit kremler veya merhemler
  • Cilde sürülebilen kremler veya losyonlar
  • Nem kompresleri
  • Enfeksiyonlar için antibiyotikler
  • Ayakları kaldırmak

Tedavisi

Egzama teşhisi için, doktorunuz öncelikle sizinle semptomlarınız ve sağlık geçmişinizle ilgili konuşacaktır.

Ailenizde kızarıklık, kaşıntı ve astım ve saman nezlesi gibi diğer alerji kaynaklı sağlık sorunu geçmişi olup olmadığını soracaktır.

Egzama teşhisi için belirli bir test olmamakla birlikte, iyi bir sağlık geçmişi taraması ve cildinizin incelenmesi yeterli olacaktır.

Egzamanın tedavi yöntemleri nelerdir?

Egzamayı kontrol altında tutabilmek için iyi bir cilt bakımı anahtar elementtir. Hafif egzama sahibi bazı insanlar için, cilt bakım rutinlerini değiştirmek ve yaşam tarzından küçük birkaç değişiklik yapmak egzama tedavisi için yeterli olacaktır. Egzamayı daha şiddetli yaşayan diğer insanların ise semptomlarını kontrol altında tutabilmek için ilaç almaları gerekebilir.

İlaçsız tedaviler aşağıdakileri içerir:

  • Hafif sabun ve nemlendirici. Cildinizi kurutmayacak hafif bir sabun veya sabun yerine geçen birşey kullanmak en iyisi olacaktır. Syndet adı verilen yumuşak sentetik sabunlar genelde eczanelerde satılır. Marka adı doktorunuz tarafından tavsiye edilebilir. İyi bir nemlendirici (krem, losyon veya merhem formunda) cildinizin doğal nemini korumaya yardımcı olur ve duş veya banyodan hemen sonra kullanılmalıdır.
  • Kısa, ılık duş. Egzama teşhisi konan insanlar ciltlerini kurutmaya sebep olabilecek uzun veya çok sıcak duş veya banyodan kaçınmalıdırlar.
  • Stresin azaltılması. Stresi azaltmak gerekir. Düzenli egzersizler yapılmalı ve rahatlamak için günde belirli saatler ayrılmalı.
  • Nemlendirici edinilmeli.

Egzama için kullanılan ilaç tedavileri ve diğer yöntemler:

  • Hidrokortizon. Reçetesiz hidrokortizon krem veya merhemler hafif dereceli egzamalarda yardımcı olabilir. Daha şiddetli egzamalarda reçeteli stereoit kremler gerekebilir.
  • Antihistamin. Benadryl gibi ağız yoluyla alınan antihistaminler reçetesiz alınabilir ve semptomları hafifletmede yardımcı olabilir. Bunların bazıları uykuya sebep olabilir ki eğer gece vakti ortaya çıkan kaşıntılar varsa bu faydalı olabilir.
  • Kortikostereoit. Diğer ilaçlar başarılı olmazsa, doktorunuz oral kortikostereoitler yazabilir. Ağız yoluyla kortikostereoit almadan önce muhakkak doktorunuzun yönergelerini göz önünde bulundurun.
  • Ultraviyole ışın terapisi. Çok şiddetli egzamaya sahip insanlar ultraviyole ışın tedavisinden faydalanabilirler.
  • Immuno-suppresantlar. Bağışıklık sistemini bastıran ilaçlar da bir seçenek olabilir. Diğer ilaçlar başarısız olursa cyclosporine, azathioprine veya methotrexate de kullanılabilir.
  • Immuno-modulatorler. Bu tür ilaçlı kremler iltihaplanmayı kontrol altında tutarak ve bağışıklık sistemi reaksiyonlarını azaltarak egzama tedavisinde kullanılır. Elidel ve protopic bunlara örnektir.
  • Reçeteli nemlendiriciler. Bunlar derinin bariyerlerini değiştirirler. Hylatopic Plus, Mimyx ve Epiceram bunlara örnektir.

UYARI: ABD İlaç ve Gıda İdaresi Elidel ve Protopic’in paketlenmesiyle ilgili uyarı yayınladı. Uyarıda doktorlara Elidel ve Protopic’in yalnızca diğer ilaçların başarısız olması durumunda yetişkin ve 2 yaşının üzerindeki çocuklara kısa süreli kullanım olarak yazılması tavsiye edildi. Daha genç çocukların bu ilaçları almaması gerekir.

Egzama ile Mantar Arasındaki Fark

Cilt probleminiz varsa ve mantar mı yoksa egzama mı olduğundan emin değilseniz doğru yere geldiniz. Elbette mantar mı yoksa egzama mı olduğunuzu öğrenmek için öncelikle bir doktora görünmeniz en doğru iş olacaktır. Bu yazıda egzama ve mantar arasındaki farklılıkları irdeleyeceğiz. Böylelikle bu size bir fikir verebilir.

Mantar mı Egzama mı?

Mantar ve egzama arasında benzerlikler olsa bile pek çok farklılıklar da mevcuttur.

Mantar – İngilizce literatürde ringworm olarak geçer. Bir tür mantardır. Atlet ve sporcularda ayak ve kasık kaşıntılarına sebep olan kasık mantarı ile aynı türdendir. İngilizce ringworm yani halkalı solucan denmesinin sebebi görünümünden dolayıdır, yoksa gerçek anlamda bir solucan yoktur. Mantarın görünümü ortası beyaz pullu bir cildin etrafında oluşan kırmızı bir halka şeklindedir. Bundan dolayı adına ringworm denmiş fakat Türkçe’de yaygın kullanımı mantar şeklindedir. Mantar genelde acı veren bir hastalık değildir fakat çok ileri derecede kaşıntı ve rahatsızlığa sebebiyet verebilir.

Egzama  Doktorlar egzamaya neyin sebep olduğunu henüz bilmeseler de, herhangi bir mantar türünün sebep olmadığını bilmekteler. Kuru/hassas cilt + bağışıklık sistemindeki bir aksaklıktan kaynaklı olduğu düşünülmektedir. Egzama da mantar gibi kaşıntıya sebebiyet verir ama mantardaki gibi kırmızı halkalar oluşmaz. Egzama yaraları genelde kırmızı veya kahverengi olur ve bazen kanayabilir. Özellikle bu bölgeleri kaşıdığınızda kanama meydana gelebilir. Egzama mantarın aksine oldukça acı verici olabilir.

Egzama ile Mantar Arasındaki Fark
Egzama
Egzama ile Mantar Arasındaki Fark
Mantar

Mantarın çok açık ve net bir görünümü vardır ve mantara yakalandığınızda bunu kesin olarak anlamanız çok zor değildir. Egzama ise herhangi bir deri hastalığı gibi gözükür. Mantarda olduğu gibi özel bir görünümü yoktur. Sedef hastalığı ile karıştırılabilir. Fakat mantarı görünümünden dolayı herhangi bir başka deri hastalığıyla karıştırmanız çok mümkün değildir. Egzama çocuklukta başlar, ergenlik döneminde deri hastalığı geçiriyorsanız bu başka birşey olabilir. Egzama vücudun herhangi bir yerinde çıkabilir fakat genellikle el, ayak, dirsek, diz arkası, yüz, boyun, göğüs ve saçta görülür. Mayo Klinik verilerine göre egzama geçici bir süreliğine iyileşme gösterebilir, sonra tekrar azıtır ve zaman içinde tekrar düzelme gösterebilir.

Egzama mı mantar mı olduğunuzu tespit ederken bir diğer faktör de bulaşıcılıktır. Mantar bulaşıcı iken, egzama değildir.

Hangi deri hastalığına yakalandığınızdan emin olamıyorsanız ivedilikle doktorunuzu görmeniz gerekir.

Egzama veya Mantar Nasıl İyileştirilir?

Egzama ve mantar hastalıkları çok farklı şekillerde tedavi edilir. Mantar düzenli bir tedavi ile iyileştirilebilirken, egzama için herhangi bir kalıcı çözüm yoktur. Tedavi ve ilaçlarla egzama biraz kontrol altına alınabilir fakat ileride tekrar ortaya çıkabilir.

Mantar hastalığına mantarlar sebep olur ve dolayısıyla anti-mantar ilaçlar veya doğal tedavi ile giderilebilir. Fakat egzama için kalıcı bir çözüm maalesef henüz yoktur.

Psikiyatrist ve Psikolog Arasindaki Fark

Psikiyatrist ve psikolog farklı meslek dallarıdır. Her iki meslek uzmanları hafif kuruntulu insanlardan şizofreniye sahip insanlara kadar geniş bir yelpazede hastalarla ilgilenirler. Her ikisi de psikoterapi uygulayabilir ve her ikisi de araştırmalar yapar.

Kısaca cevaplamak gerekirse psikiyatristler tıp doktorlarıdır, psikologlar ise değildir. Psikiyatrinin sonundaki -atri son eki tıbbi tedavi anlamına, -loji son eki ise bilim anlamına gelir. Dolayısıyla psikiyatri aklın ve bilinçaltının tıbbi tedavisi, psikoloji ise akıl ve bilinçaltı bilimidir.

ABD’de psikiyatristler kariyerlerine tıp okulunda başlarlar. Mezun olduktan sonra hastahanelerin psikiyatri departmanlarında 4 yıl ihtisas yapar ve mesleklerinde uzmanlaşırlar. 4 yılın ardından bu doktorlar psikiyatri diploması kazanırlar. Psikologlar ise 5 ila 7 yıl arası akademik eğitim alırlar. ABD’de psikologların lisans gereksinimleri eyaletten eyalete farklılık gösterse de en az 1-2 yıl stajyerlik diploma için gereklidir.

Psikiyatristler tıp doktoru olduklarından reçete ile ilaç yazabilirler. Psikologlar ise reçete yazamaz. Tabi bu söylediklerimiz ABD için geçerli. Fakat son yıllarda ABD’de bazı eyaletlerde psikologların da reçete yazmalarına izin verilmeye başlandı.

Psikiyatristler hakkındaki en büyük yanlış bilgilerden biri de psikiyatristlerin sadece şizofren veya bipolar rahatsızlık gibi ağır akıl ve ruh hastalarına baktıkları ve psikologların daha düşük seviyedeki hastalıklara baktıklarıdır.

Son yıllarda artan bir şekilde psikiyatristler boş zamanlarında psikoterapi ile değil de daha çok ilaç tedavisi ile ilgilenmektedirler.

Psikiyatrist ve Psikolog Arasindaki Fark2
Rodin Düşünen Adam Heykeli.

Araştırmalara göre ABD’de psikiyatristlerin ilaç tedavisiyle terapiden daha çok kazandıklarını ortaya koymuş. Genelde psikiyatristlerin tedavi ücretleri psikologlardan daha yüksektir.

Psikologlar hastaları üzerinde onları daha yakından tanıyabilmek için psikiyatristlerden daha çok kişilik testleri yaparlar.

Özetlemek gerekirse psikologlar insan davranışlarını ve zihinsel süreçlerini inceler. Genelde psikolog ve psikiyatrist aynı anlamda kullanılır fakat aldıkları eğitim birbirlerinden çok farklıdır. Aralarındaki temel fark psikiyatristler tıp fakültesinden mezun olur ve sonrasında 4 yıl psikiyatri eğitimi alır ve psikiyatrist olmaya hak kazanırlar. Psikiyatristler aldıkları eğitim ile ilaç yazma yetkisine sahiptirler. Psikologlar ise Türkiye’de üniversitelerin edebiyat fakültelerinin psikoloji bölümünden mezun olmuş kişilerdir ve ilaç yazma yetkileri yoktur. Genelde psikiyatristler ile birlikte çalışırlar. Psikiyatristlerin tanı koymasına yardımcı kişilik testlerini hastalara uygularlar. Belirli eğitimler alarak hastalara psikoterapi uygulamaya hak kazanırlar.