Kuantum Bilgisayarı ile Klasik Bilgisayar Arasındaki Fark

Kuantum hesaplama (Quantum computing) çalışmaları, veri üzerinde işlem yapmak için kuantum-mekanik fenomenin (ör. üstdüşüm ve kuantum dolanıklık) doğrudan kullanımını sağlayan hesaplama sistemleri (kuantum bilgisayarlar) üzerinde çalışmalar yapar. Kuantum bilgisayarlar, transistörlü ikili (binary) sayısal elektronik bilgisayarlardan farklıdır. Ortak dijital hesaplama, verilerin her zaman iki belirlenmiş durumdan (0 veya 1) biri olan ikili basamaklara (bitlere) dönüştürülmesini gerektirirken, kuantum hesaplamaları, durumların üstdüşüm (süperpoze) olabilen kuantum bitlerini kullanır. Bir kuantum Turing makinesi böyle bir bilgisayarın teorik bir modelidir ve evrensel kuantum bilgisayarı olarak da bilinir. Kuantum hesaplama alanı 1980’de Paul Benioff ve Yuri Manin, 1982’de Richard Feynman ve 1985’te David Deutsch‘in çalışmasıyla başlatıldı. Kuantum bitleri olarak spinleri olan bir kuantum bilgisayar da 1968’de bir kuantum uzay süreci olarak formüle edildi.

2017’den itibaren, gerçek kuantum bilgisayarların gelişimi henüz emekleme aşamasındadır ancak, kuantum hesaplamalı işlemlerin çok az sayıda kuantum biti üzerinde yürütülmekte olduğu deneyler gerçekleştirilmiştir. Hem pratik hem de teorik araştırmalar devam ediyor ve birçok ulusal hükümet ve askeri ajans, kriptografi gibi sivil, ticaret, çevre ve ulusal güvenlik amaçları için kuantum bilgisayarları geliştirmek için ek çaba ile kuantum bilgisayar araştırması finansmanı yapıyor. Küçük bir 5-qubit kuantum bilgisayar mevcuttur ve hobisi olanlar için IBM kuantum deneyim projesi ile deneme yapmaya müsaittir.

Kuantum Bilgisayarı ile Klasik Bilgisayar Arasındaki Fark

Büyük ölçekli kuantum bilgisayarlar teorik olarak tamsayı çarpanlara ayırma gibi en iyi bilinen algoritmaları bile Shor algoritması veya kuantum çok gövdeli sistemlerin simülasyonunu kullanan klasik bilgisayarlardan çok daha hızlı bir şekilde çözebilecekti. Olasılıksal klasik algoritmadan daha hızlı çalışan Simon algoritması gibi kuantum algoritmaları mevcuttur. Klasik bir bilgisayar prensip olarak (üstel kaynaklarla) bir kuantum algoritmasına benzetebilir, zira kuantum hesaplama, Church-Turing tezini ihlal etmez. Öte yandan kuantum bilgisayarlar, klasik bilgisayarlarda pratik olarak uygulanabilir olmayan problemleri etkin bir şekilde çözebilir.

Kuantum Hesaplama

Kuantum hesaplama, kuantum mekaniği kanunlarının hesaplama problemlerini çözmesi için sağladığı tüm olasılıkları kullanma sanatıdır. Konvansiyonel veya “klasik” bilgisayarlar (bu sayfayı oluşturmak için kullanılan gibi) yalnızca bu olasılıkların küçük bir alt kümesini kullanır. Özünde, insanların hesapladığı şekilde elle hesaplarlar. Sadece yeterince büyük bir kuantum bilgisayarımız olsaydı, yapabileceğimiz muhteşem şeylerle ilgili pek çok sonuç olacaktır. Bunların en önemlisi, muhtemelen klasik bilgisayarlar ile birlikte gelmeyecek olan fizik, kimya ve biyolojide kuantum mekanik süreçlerin simülasyonlarını gerçekleştirebileceğimizdir. Klasik ve kuantum bilgisayarların bazı yönlerini karşılaştıralım.

Kuantum Bilgisayarı ile Klasik Bilgisayar Arasındaki Fark

Kuantum bilgisayarı ile klasik bilgisayar arasındaki fark bir tablo ile özetlenecek olursa;

Klasik Bilgisayar Kuantum Bilgisayar
Büyük ölçekli entegre çok amaçlı bilgisayar. Kuantum mekaniğine dayalı yüksek hızlı paralel bilgisayar.
Veri saklama bit bazlıdır. Veri saklama elektron spini yönünde kuantum bit bazlıdır.
Veri işleme NOT, AND ve OR gibi mantıksal operatörler tarafından gerçekleştirilir. Veri işleme kuantum operatörler tarafından gerçekleştirilir.
Elektronik devre davranışı klasik fizik tarafından yönetilir. Elektronik devre davranışı açıkça kuantum mekaniği tarafından yönetilir.
Klasik bilgisayarlar, bilgiyi temsil etmek için ikili kodları yani bit 0 veya 1’i kullanır. Kuantum bilgisayarlar Qubit yani 0, 1 ve her ikisini birden aynı anda kullanır.
İşlemler Boolean Cebri tarafından tanımlanır. İşlemler, Hilbert Uzayı üzerinde doğrusal cebir ile tanımlanır ve kompleks elemanlarla üniter matrisler tarafından temsil edilebilir.
Sinyallerin kopyalanması veya ölçülmesi üzerinde hiçbir kısıtlama yoktur. Sinyallerin kopyalanması ve ölçülmesi üzerinde ciddi kısıtlamalar bulunmaktadır.
Devreler, CMOS gibi hızlı, ölçeklenebilir ve makroskopik teknolojilerde kolayca uygulanır. Devreler, yavaş, kırılgan ve henüz ölçeklenebilir olmayan mikroskopik teknolojileri kullanmalıdır; NMR (Nükleer manyetik rezonans).

Kuantum bilgisayarı ile klasik bilgisayar arasındaki fark özetle bu şekilde. Sizin de eklemek istedikleriniz varsa yorum yazınız.

IPV6 ile IPV4 Arasındaki Fark

Internet Protokolü (IP) nedir?

IP (İnternet Protokolünün kısaltması) paketlerin teknik formatını ve bilgisayarların bir ağ üzerinden iletişim kurmasını sağlayan adresleme şemasını belirtir. Çoğu ağ, IP’yi, bir hedef ile bir kaynak arasında sanal bir bağlantı kuran İletim Denetimi Protokolü (TCP) adlı üst düzey bir protokolle birleştirir.

IP tek başına posta sistemi gibi bir şeyle karşılaştırılabilir. Bir paketi adresleyip sisteme atmanıza izin verir, ancak sizinle alıcı arasında doğrudan bir bağlantı yoktur. Öte yandan, TCP/IP, iki ana bilgisayar arasında bir bağlantı kurarak belirli bir süre ileri geri ileti gönderebilir.

Internet Protokol Sürümleri

Şu anda Internet Protokolünün (IP) iki sürümü vardır: IPv4 ve IPv6 adında yeni bir sürüm. IPv6, İnternet Protokolüne evrimsel bir yükseltmedir. IPv6, bir süre eski IPv4’le birlikte bulunacaktır.

IPv4 nedir – İnternet Protokol Sürümü 4?

IPv4 (İnternet Protokol Sürümü 4), bir adresleme sistemi aracılığıyla bir ağdaki aygıtları tanımlamak için kullanılan Internet Protokolünün (IP) dördüncü gözden geçirme parçasıdır. Internet Protokolü, paket anahtarlamalı bilgisayar iletişim ağlarının birbirine bağlı sistemlerinde kullanılmak üzere tasarlanmıştır (bkz. RFC: 791).

IPv4, cihazları İnternet’e bağlamak için kullanılan en yaygın İnternet protokolüdür. IPv4, 32 bitlik bir adres düzeni kullanır ve toplam 2^32 adres sağlar (sadece 4 milyarın üzerinde adres). İnternetin büyümesiyle, kullanılmayan IPv4 adreslerinin sayısının tükenmesi bekleniyor; çünkü bilgisayar, akıllı telefonlar ve oyun konsolları da dahil olmak üzere İnternet’e bağlanan her cihaz bir adres gerektiriyor. Daha fazla Internet adresine duyulan ihtiyacı karşılamak için yeni bir Internet adresleme sistemi Internet Protocol version 6 (IPv6) dağıtılıyor.

IPv6 Nedir? Internet Protokol Sürümü 6?

IPv6 (İnternet Protokol Sürümü 6), IPng (İnternet Protokolü yeni nesil) olarak da adlandırılır ve IPv4’in geçerli sürümünü (Internet Protokol Sürümü 4) değiştirmek için IETF standart komitelerinde incelenen İnternet Protokolünün (IP) en yeni sürümüdür.

IPv6, Internet Protokol Sürüm 4’ün (IPv4) devamı niteliğindedir. Internet Protokolünün evrimsel bir yükseltmesi olarak tasarlandı ve bir süre eski IPv4’le bir arada var olacak. IPv6, hem bağlanan ana bilgisayar sayısı hem de iletilen toplam veri trafiği miktarı açısından Internetin istikrarlı bir şekilde büyümesini sağlamak için tasarlanmıştır.

IPV6 ile IPV4 Arasındaki Fark
İnternet haritası.

IPv6 genellikle “yeni nesil” İnternet standardı olarak adlandırılır ve şu anda 1990’ların ortalarından beri geliştirilmektedir. IPv6, IP adreslerine olan talebin mevcut kaynağı aşacağından endişesinden ortaya çıktı.

Adres havuzunu artırmak, IPv6’nın yararlarından en çok bahsedilen konulardan biridir; IPv6’de IP protokolünü artıracak başka önemli teknolojik değişiklikler vardır:

– Artık NAT (Ağ Adresi Çevirisi) yok
– Otomatik yapılandırma
– Daha fazla özel adres çarpışması yok
– Daha iyi çok noktaya yayın yönlendirmesi
– Daha basit başlık biçimi
– Basitleştirilmiş ve daha verimli yönlendirme
– “Akış etiketi” olarak da adlandırılan gerçek hizmet kalitesi (QoS)
– Dahili kimlik doğrulama ve gizlilik desteği
– Esnek seçenekler ve uzantılar
– Daha kolay yönetim (DHCP’ye güle güle demek)

IPv6 ve IPv4 IP Adresleri Arasındaki Fark

Bir IP adresi ikili sayılardır, ancak insanlar için metin olarak saklanabilir. Örneğin, 32 bitlik bir sayısal adres (IPv4) ondalık olarak dört sayı halinde periyotlarla yazılmıştır. Her numara sıfırdan 255’e kadar olabilir. Örneğin, 1.160.10.240 bir IP adresi olabilir.

IPv6 adresleri onaltılık olarak yazılmış ve iki nokta üst üste ile ayrılmış 128-bit IP adresidir. Bir örnek IPv6 adresi şu şekilde yazılabilir: 3ffe: 1900: 4545: 3: 200: f8ff: fe21: 67cf

IPV6 ile IPV4 Arasındaki Fark

IPV6 ile IPV4 arasındaki fark özetlenecek olursa;

  • IPV4, 32-bit adres şemasını kullanırken iPV6 128-bit adres şemasını kullanır.
  • IPV4’teki parçalanma hem göndericiler hem de yönlendiriciler tarafından yapılır. IPV6’daki parçalanma yalnızca gönderenler tarafından yapılırken.
  • Paket akışı tanımlama (QoS) iPV4’de mevcut değildir, ancak iPV6’da mevcuttur.
  • Seçenek alanları, iPV4’te kullanılabilir, ancak iPV6’da kullanılamaz.
  • Yayın mesajları iPV4’te bulunur, ancak iPV6’da yoktur.
  • Sağlama alanı, IPv4 başlığında kullanılabilir, ancak iPV6 başlığında kullanılamaz.

IPV6 ile IPV4 arasındaki fark özetle bu şekilde. Sizin de eklemek istedikleriniz varsa yorum bırakınız.

POP ile IMAP Arasındaki Fark

Bir bilgisayara erişimi olan herkes muhtemelen bir e-postaya sahiptir. Özellikle çok seyahat eden kişilere iletişimin temel bir parçası haline gelmiştir. Fakat çoğumuz, e-postalarımıza erişmek için kullandığımız programın arka sahnesinde neler olduğunu bilmeyiz. E-posta göndermek ve almak için tek bir protokol kullanmak yerine, kullanılan 2 protokol vardır; biri göndermek için, diğeri de almak içindir. Şu ana kadar e-posta göndermek için kullanılan tek protokol yalnızca SMTP (Basit Posta Aktarım Protokolü) olmuştur, bu yüzden bununla ilgili başka hiçbir seçeneğimiz yok. Ama alıcı tarafta, seçim yapabileceğiniz iki protokolümüz var. Birincisi POP (Postane Protokolü) ve daha yeni olan IMAP (İnternet İleti Erişim Protokolü).

POP, Postane Protokolünü temsil eder ve uzak bir e-posta sunucusuna erişmenin basit bir yolu olarak tasarlanmıştır. En yeni sürümü POP3’tür ve neredeyse tüm e-posta istemcileri ve sunucuları tarafından desteklenmektedir.

POP ile IMAP Arasındaki Fark

POP, e-postalarınızı sağlayıcınızın posta sunucusundan indirip ardından buradan silmeyi işaretleyerek çalışır. Bu, bu e-posta istemcisindeki, o bilgisayardaki yalnızca bu e-posta mesajlarını okuyabileceğiniz anlamına gelir. Daha önce indirilen e-postalara başka herhangi bir cihazdan veya başka herhangi bir e-posta istemcisinden veya web postası aracılığıyla erişemezsiniz.

IMAP, Internet İleti Erişim Protokolünün (Internet Message Access Protocol) kısaltmasıdır ve POP sınırlamalarını ortadan kaldırmak için özel olarak tasarlanmıştır.

IMAP, e-postalarınıza istediğiniz herhangi bir istemciden, herhangi bir cihazdan ve web postası girişini istediğiniz zaman sileceğiniz zamana kadar erişmenizi sağlar. Sağlayıcınızın sunucusuna nasıl eriştiğiniz önemli değildir, aynı e-postaları hep görürsünüz.

E-postanız yerel sağlayıcıda değil sağlayıcı sunucusunda depolandığı için IMAP kullanırken e-posta depolama alanı sınırlamaları yapabilirsiniz.

POP ikisinin en eskisidir ve çok uzun süredir kullanılmaktadır ve e-postalarımızı almak için oldukça güvenlidir. IMAP, daha yeni olmasına rağmen, e-postaları almak için çok iyi bir protokol olarak kanıtlanmıştır. Aynı işleve sahip olmakla birlikte, sözü geçen işlevin uygulanması iki uygulamada büyük farklılıklar göstermektedir. POP bir posta sunucusuna eriştiğinde, tüm e-postaları indirir ve sunucunun içeriğini siler ve tüm mesajları yerel olarak saklar. Öte yandan, IMAP bunu yapmaz; yalnızca sunucudaki tüm e-postaları okur ve kullanıcının okumak istediğini indirir. Ayrıca sunucudaki herhangi bir şeyi silmemektedir. İlk başta etkileri belirgin olmayabilir, ancak e-postanızı kontrol etmek için birden fazla bilgisayar veya cihaz kullandığınızda, e-postayı iş bilgisayarınıza indirdikten sonra POP ile artık ev bilgisayarınızda artık görünür olmayacaktır. Çünkü zaten silinmişti. IMAP ile bu olmaz.

IMAP’in bir başka mükemmel özelliği ise idle (boşta kalma) modudur. Posta sunucusuna giriş yapmaz giriş yaptıktan sonra bağlantı kesilmeyecektir. Bu, posta programınız aracılığıyla gerçek zamanlı mesaj bildirimi sağlar. POP ile yalnızca e-postayı okur ve bağlantıyı keser, nelerin değiştiğini görmek için birkaç saat sonra gelen kutunuzu tekrar kontrol etmeniz gerekir.

POP hala yaygın olarak kullanılsa da, IMAP protokolüne geçmeye başlamanızın daha avantajlı olacağını düşünebilirsiniz. Sağladığı özellikler, e-postaları yalnızca biraz daha kolay işlemektedir.

POP ile IMAP Arasındaki Fark

POP ile IMAP arasındaki fark özetlenecek olursa; POP ve IMAP, e-postalara erişmek için kullanılan iki farklı protokol (yöntem)’dir.

E-postalarınızı bir iş dizüstü bilgisayarı, bir ev bilgisayarı veya bir tablet, akıllı telefon veya başka bir mobil cihaz gibi birden çok cihazdan kontrol etmeniz gerektiğinde ikisi arasında daha iyi bir seçenek ve önerilen seçenek: IMAP’tir. IMAP’li herhangi bir cihazdan senkronize edilen (güncellenen) hesabınıza dokunabilirsiniz.

POP3, bir sunucudan tek bir bilgisayara e-posta indirir, ardından sunucudan siler. İletileriniz tek bir bilgisayara veya aygıta indirilir ve sonra sunucudan silinirse, postalarınızı başka bir bilgisayardan kontrol etmeye çalışırsanız, postanın eksik veya gelen kutunuzdan kaybolduğunu görürsünüz.

İşte POP3 ile IMAP arasındaki farklar.

POP3 – Post Office Protocol IMAP – Internet Messaging Access Protocol
E-postanızı kontrol etmek için yalnızca bir bilgisayar kullanabilirsiniz (başka cihaz yok). E-postanızı kontrol etmek için birden fazla bilgisayar ve cihaz kullanabilirsiniz.
Postalarınız kullandığınız bilgisayarda saklanır. Postalarınız sunucuda saklanır.
Gönderilen e-postalar yerel olarak posta sunucusunda değil bilgisayarınızda saklanır. Gönderilen posta sunucuda kalır, böylece herhangi bir cihazdan görebilirsiniz..

POP ile IMAP Arasındaki Fark özetle bu şekilde. Sizin de eklemek istedikleriniz varsa yorum bırakınız.

Bant Genişliği ile Hız Arasındaki Fark

Bant genişliği, bilgisayarların ve diğer tüm dijital teknolojilerin ortaya çıkışından önceki çok eski bir terimdir. Radyo iletim, akustik ve benzeri diğer analog teknolojilerde yaygın olarak kullanılmaktadır. Hesaplamada bant genişliği, belirli bir zamanda aktarılan veya alınabilen verilerin miktarını belirtmek için kullanılır. Bu sıklıkla binler (kilobit saniye), milyonlar (megabit saniye) ve milyarlarca (gigabit saniye) ifade edilen ortak değerlerle saniyedeki bit sayısı olarak ölçülür.

Bant Genişliği ile Hız Arasındaki Fark

Hız basitçe işlerin ne kadar hızlı yapılabileceğinin bir açıklamasıdır. Hesaplamada, hız ve bant genişliği çoğunlukla aynı şeyi ifade ettiği için birbirinin yerine kullanılabilir.

Ağ veya internet üzerinden bir dosya indirirken bant genişliği ile hız arasında doğrudan ilişki kurulması gereken çok iyi bir örnek verilebilir. Daha fazla bant genişliği, dosyanın herhangi bir zamanda daha fazla aktarılması demektir. Dolayısıyla dosya daha hızlı indirilecektir. Daha geniş bant genişliği, web sayfalarının daha hızlı yüklenmesine ve video akışının pürüzsüz olmasına neden olacağı için, İnternet’te gezindiğinizde de geçerlidir.

Fakat bazı durumlarda, hız ve bant genişliği anlam olarak aynı şeyi ifade etmez. VoIP veya çevrimiçi oyun gibi gerçek zamanlı uygulamalar hakkında konuştuğunuzda bu doğrudur. Bu durumlarda gecikme veya yanıt verme süresi daha fazla bant genişliğine sahip olmaktan daha önemlidir. Çok fazla bant genişliğine sahip olsanız bile, gecikmeniz çok yüksekse bozuk sesli iletim veya yanıt gecikmesi yaşayabilirsiniz. Artık kullanılamayacağından, bant genişliğinizin yükseltilmesi muhtemelen yardımcı olmayacaktır. Herhangi bir gürültüyü en aza indirgemenin yanı sıra paketlerin kaynaktan hedefe ve tersine hareket etmesi için geçen süre miktarı gerektirdiği için gecikme kolaylıkla yükseltilemez.

Ağınız veya İnternet bağlantınız için mümkün olan en iyi hızı elde etmek için, yüksek bant genişliği bağlantısına sahip olmak yeterli değildir. Bilgilerinizin size yeterince hızlı erişmesini sağlamak için gecikmenin (latency) düşük olması da önemlidir. Yeterli bant genişliği olmaksızın düşük gecikmeler halen çok yavaş bir bağlantıyla sonuçlanacağından yeterli bant genişliğiniz varsa bu durum önemlidir.

Bant Genişliği ile Hız Arasındaki Fark

Bant genişliği ile hız arasındaki fark özetlenecek olursa;

  1. Bant genişliği, bir defada ne kadar veri aktarılabileceğinin bir ölçümüdür; hız ise, işlerin ne kadar hızlı yapıldığının bir ölçümüdür.
  2. Bant genişliği ve hız bir dosyayı ne kadar hızlı indirebileceğinizi ölçerken koordineli olabilir.
  3. Bant genişliği, gerçek zamanlı uygulamalarda doğrudan hız olarak tercüme edilemez.

Linux ile UNIX Arasındaki Fark

UNIX telif hakkı bulunan bir üründür. Sadece bazı büyük firmalar UNIX ticari markasını ve ismini kullanabilir. IBM AIX, Sun Solaris ve HP-UX UNIX işletim sistemleridir. The Open Group adlı kuruluş UNIX ilişkili tüm ticari lisanslama programlarını yönetir.

Pek çok UNIX sistemi doğal olarak ticari amaçlıdır.

Linux ile UNIX Arasındaki Fark

Linux Bir UNIX Klonudur

POSIX (Portable Operating System Interface) standartlarına göre Linux; UNIX olarak görülebilir. Linux’un resmi kernel README sayfasında şöyle yazar:

“Linux; Linus Torvalds tarafından internet üzerindeki bir grup hacker yardımıyla sıfırdan yazılan bir UNIX klonudur. POSIX standartlarına uymayı hedefler.”

Fakat Open Group Unix-benzeri yapıları onaylamaz ve bunu UNIX ticari markasının kötüye kullanımı olarak görür.

Linux Sadece Bir Çekirdektir

Linux sadece bir kernel yani çekirdektir. Bütün Linux dağıtımları GUI (grafik arayüz), GNU araçları (cp, mv, ld, date, bash vb.) ve çeşitli uygulamalar (OpenOffice, Firefox vb.) içerir. UNIX işletim sistemleri ise tam bir işletim sistemi olarak kabul edilir ve içeriğindeki herşey tek bir kaynaktan ya da sağlayıcıdan gelir.

Linux ile UNIX Arasındaki Fark

Başlıkta da belirttiğimiz gibi Linux sadece bir çekirdektir ve Linux dağıtımları onu kullanılabilir işletim sistemi haline getirir. Pek çok UNIX işletim sistemi ise A’dan Z’ye tüm gerekli programlar ve derleyicilerle birlikte gelir. Örneğin HP-UX veya Solaris tam bir paket işletim sistemi halinde gelir.

Lisanslama ve Fiyat

Linux ücretsizdir. Linux’u internet üzerinden ücretsiz olarak indirebilirsiniz ve GNU lisansı ile yeniden dağıtabilirsiniz. Linux’un internet üzerinde mükemmel bir topluluk desteği vardır. Fakat pek çok UNIX benzeri işletim sistemi ücretsiz değildir. Redhat / Novell gibi bazı Linux dağıtımları ek destek, danışmanlık, hata ayıklama ve eğitim gibi hizmetlerini ücretli olarak sunar.

Kullanıcı Dostu

Linux en kullanıcı dostu UNIX benzeri işletim sistemi olarak görülür. Ses kartı, flash oynatıcılar ve diğer masaüstü uygulamaları kolaylıkla kurulabilir. Apple OS X ise masaüstü kullanımda en popüler UNIX işletim sistemidir.

Linux ile UNIX Arasındaki Fark
Arayüz örneği.

Güvenlik

Linux sunucunuzu ve masaüstü bilgisayarınızı hacker ve crackerlardan korumak için netfilter/iptables tabanlı açık kaynak kodlu firewall araçları ile birlikte gelir. UNIX işletim sistemleri ise kendi firewall ürünleri ile birlikte gelir. Örneğin Solaris UNIX ipfilter tabanlı bir firewall ile gelir.

Yedekleme ve Kurtarma Yazılımları

UNIX ve Linux veriyi kasetlere ya da başka yedekleme aygıtlarına yedekleyebilmek için farklı yedekleme araçları ile gelir. Fakat her ikisi de tar, dump/restore ve cpio gibi benzer araçları kapsar.

Dosya Sistemleri

Linux varsayılan olarak ext3 veya ext4 dosya sistemlerini kullanır. UNIX ise jfs, gpfs (AIX), jfs, gpfs (HP-UX), jfs ve gpfs (Solaris) gibi farklı birkaç çeşit dosya sistemi ile gelir.

Sistem Yönetim Araçları

UNIX sistem yönetimi için kendi özel araçlarını kullanır. Örneğin HP-UX SAM kullanır. Suse Linux ise sistem yönetimi için Yast kullanır. Redhat Linux sistem yönetimi için redhat-config-* adında kendi grafik arayüz araçlarını kullanır. Hem Linux hem de UNIX’de konfigürasyon dosyalarını düzenlemek ve komut yazmak sys adminler için sistem yönetiminde kullanılan en popüler seçeneklerdir.

UNIX İşletim Sistemleri

Popüler ve yaygın birkaç UNIX işletim sistemi aşağıdaki gibidir:

  • HP-UX
  • IBM AIX
  • Sun Solairs
  • Mac OS X
  • IRIX

Linux Dağıtımları

Popüler ve yaygın birkaç Linux dağıtımı aşağıdaki gibidir:

  • Redhat Enterprise Linux
  • Fedora Linux
  • Debian Linux
  • Suse Enterprise Linux
  • Ubuntu Linux

Linux ile UNIX arasındaki fark özetle bu şekilde. Sizin de eklemek istedikleriniz varsa lütfen yorum bırakın.

SSL ile TLS Arasındaki Fark

SSL’in açılımı Secure Sockets Layer yani güvenli soket katmanıdır. TLS ise Transport Layer Security yani taşıma katmanı güvenliğidir. Bu yazıda SSL ile TLS arasındaki farkları inceleyeceğiz.

TLS aslında SSL’in yeni adıdır. SSL protokolünün son versiyonu 3.0 idi ve TLS 1.0 aslında SSL 3.1 olarak kabul edilir. TLS’nin şu anki versiyonları TLS 1.1 ve TLS 1.2’dir. Her yeni versiyonda yeni özellikler eklenir ve bazı iç detaylar modifiye edilir. Bazen SSL/TLS olarak da adlandırılır.

SSL ile TLS Arasındaki Fark

SSL (TLS) rastgele ikili veri için iki host arasında güvenli ve çift yönlü bir tünel inşa eder.

Güvenlik noktasında hem TLS hem de SSL hemen hemen eşit seviyede güvenlik sunar. Bu noktadaki tek fark SSL bağlantıları güvenlik ile başlar ve doğrudan güvenli iletişime geçer, TLS bağlantıları ise sunucuya gönderilen güvenli olmayan bir “merhaba” mesajı ile başlar ve istemci ile sunucu arasındaki handshake (el sıkışma) gerçekleştikten sonra güvenli bağlantı kurulur. Eğer TLS el sıkışması gerçekleşemezse bağlantı asla kurulmaz.

SSL ile TLS Arasındaki Fark

SSL ile TLS arasındaki fark özetlenecek olursa; hem SSL hem de TLS istemci ve sunucu arasında güvenli bir bağlantı kurar. Aşağıda bazı temel farklılıkları inceleyeceğiz.

  • Sertifika uyarı mesajı: Eğer istemcinin herhangi bir sertifikası yoksa TLS protokolü içinde “Sertifika Yok” mesajı geçebilir. SSL’de ise eğer istemcinin herhangi bir sertifikası yok ise ayrıca bir bilgilendirme mesajı geçmeye gerek yoktur.
  • Mesaj doğrulama: TLS pek çok uygulamasında MAC (H-MAC) kullanırken; SSL MD5 ve SHA kullanır. H-MAC kullanmanın faydası herhangi bir hash fonksiyonuyla yönetilebilir olmasıdır.
  • Anahtar (key) üretimi: TLS HMAC ve PRF standartlarını kullanır ve bu standartlara göre anahtar (key) üretir. SSL ise RSA, Diffie-Hellman veya Fortezza/DMS kullanarak anahtar materyali üretir.
  • Sertifika doğrulama mesajı: TLS’de sertifika doğrulama mesajı handshake (el sıkma) mesajının içindedir ve oturum açıldığında zaten değiş tokuş edilir. SSL’de ise sertifika doğrulama mesajı zorlu bir süreçten geçer.
  • Bitti mesajı: TLS’de PRF çıktısıyla birlikte istemci ve sunucudan gelen “bitti” mesajlarıyla “bitti mesajı” oluşturulur. SSL’de ise anahtar üretimine benzer konseptte “bitti mesajı” oluşturulur.

Dinamik IP ile Statik IP Arasındaki Fark

IP adresi Internet üzerindeki her bir istemci ya da sunucuyu tanımlayan 32-bit sayıdır. Bu tanımlama halihazırda kullanılan IPv4 versiyonu ile belirlenmiştir. Internet üzerinde gönderilen her bir paket alıcı ve göndericinin IP adresini içerir. IPv4 adresleri 4 parçaya bölünmüştür ve her biri noktalar ile ayrılarak 0 ile 255 arasında değer alır. Örneğin: 192.168.0.1 gibi.

Dinamik IP adresler Internet her bağlandığınızda değişirken, statik IP adresler sabittir ve zaman içerisinde değişmez.

Evlerdeki Internet bağlantıları genelde dinamik IP adresleri kullanırken; işyerlerindeki ticari hatlar ve sunucular statik IP kullanır ki her zaman aynı adresten erişilebilsinler.

IPv4’teki limitli ve sınırlı sayıdaki IP adresinden dolayı dinamik IP ihtiyacı doğdu. Teorik olarak Internet üzerinde 4 milyardan fazla IP olabilir fakat gerçek sayı bazı nedenlerden dolayı çok daha düşüktür. 128 bit IP adresleri destekleyen IPv6 tüm dünyada tam olarak uygulamaya geçinceye kadar şu anki IP adres talebini karşılayabilmek için birşeyler yapılması gerekir. NAT router’ların, DHCP ve dinamik IP’lerin yaygın olarak kullanılmasının sebeplerinden biri de sınırlı sayıdaki IP adresidir.

Dinamik IP adresleme ile, Internet servis sağlayıcınızın kullanıcılara atayabileceği IP havuzları vardır. Internete bağlandığınızda bilgisayarınız bu havuzdaki IP adreslerden birini saatlerce kullanır. Bağlantınız koptuğunda veya oturumunuzun süresi dolduğunda kullandığınız IP adresi serbest kalır ve havuza geri bırakılır. Böylece internet servis sağlayıcılar sahip oldukları IP adresinde çok daha fazla müşteri sahibi olabilir (aynı anda internete bağlanmadıkları sürece).

Dinamik IP ile Statik IP Arasındaki Fark
IPv4 adresleri 4 parçaya bölünmüştür ve her biri noktalar ile ayrılarak 0 ile 255 arasında değer alır. Örneğin: 127.0.0.1 gibi.

Statik IP adresi tek bir müşteri ve kullanıcı içindir ve sabit bir IP numarasından oluşur. Dinamik IP adresi ise internet servis sağlayıcısının IP havuzundan kullanıcılarına dağıttığı değişken IP numaralarıdır.

Eğer sabit ve değişmeyen bir IP kullanmak istiyorsanız statik IP kullanmalısınız. Statik IP’ler VOIP gibi internet üzerinden ses aktarımı gibi işlemler için idealdir. Eğer bilgisayarınızı sunucu gibi kullanacaksanız statik IP idealdir. Böylece bilgisayarınıza daha hızlı upload ve download işlemleri kazandırır. Statik IP güvenlik açısından riskli olabilir çünkü IP adresiniz hep aynıdır ve sabittir. Veri toplayan şirketler için statik ip’leri yakalamak daha kolaydır.

Dinamik IP adreslemenin en büyük avantajlarından biri daha az riskli olmasıdır çünkü her internerte bağlandığınızda yeni bir IP adresi alırsınız. Ücret olarak daha uygundurlar. Dinamik IP’ler VOIP, online oyunlar ya da oyun host etmek için ideal değildir.

Engellemek ile Sessize Almak Arasındaki Fark

Twitter’da bir kullanıcıyı engelleyebilir (block) ya da sessize (mute) alabilirsiniz. Fakat her iki fonksiyon arasında fark vardır. Bu yazıda bloklamak ile sessize almak arasındaki farkları detaylı incelemeye çalışacağız.

Twitter’da Kullanıcı Engellemek

Bloklamak ya da engellemek Twitter’da diğer kullanıcılarla olan etkileşiminizi ayarlamanıza yardımcı olan bir fonksiyondur. Twitter üzerinde başka bir hesabı engellediğinizde o hesap login olduğu zaman sizi takip edemez ve tweetlerinizi göremez. Engellenen kullanıcılar engellendiklerine dair bir bildirim almazlar. Fakat bloklu bir hesap kendisini engelleyen bir profili ziyaret ettiğinde engellendiklerini farkedeceklerdir. Sessize alınan bir hesap ise kendisinin sessize alındığını hiç bilmez.

Engellemek ile Sessize Almak Arasındaki Fark

– Engellediğiniz hesaplar sizi takip edemezler ve sizde onları takip edemezsiniz.

– Takip ettiğiniz bir hesabı engellerseniz o kişiyi otomatik olarak unfollow etmiş olursunuz. Eğer o kişinin engelini kaldırırsanız o hesabı tekrar takip etmek durumundasınızdır.

– Engellediğiniz biri size menşın attığında size bildirim gelmez ve o yazılanı görmezsiniz.

– Engellediğiniz kişiler sizi takip edemez.

– Engellediğiniz kişiler size mesaj atamaz.

– Engellediğiniz kişiler login iseler şayet tweetlerinizi, takip ettiklerinizi, takipçilerinizi, fotoğraflarınızı, videolarınızı, listelerinizi ve favorilerinizi göremez.

– Engellediğiniz kişiler sizi fotoğraflarda etiketleyemezler.

– Engellediğiniz kişilere ait tweetler anasayfanızda gözükmez. Fakat takip ettiğiniz kişiler ile engellediğiniz kişilerin menşınlaşmaları anasayfanızda gözükür.

Twitter’da Kullanıcı Sessize Almak

Twitter üzerinde Sessize Al (mute) özelliği, takip ettiğiniz bir hesaba ait tweetleri o hesabı unfollow etmeden ya da bloklamadan anasayfanızdan kaldırmaya yarar. Sessize aldığınız hesaplar sizin onları sessize aldığınızı bilmezler ve istediğiniz zaman tekrar bu kullanıcıların sesini açabilirsiniz.

– Sessize aldığınız hesaplar sizi takip edebilir ve siz de onları takip edebilirsiniz. Sessize almak onları unfollow etmek değildir.

– Sessize aldığınız bir hesap size halen mesaj (dm) atabilir.

– Sessize aldığınız hesaplardan bildirim almazsınız.

Peki hangi durumlarda birilerini sessize alırsınız? Genelde takip edilen kişi eş, dost, akrabadır fakat yazdıkları sizin çok ilginizi çekmiyordur ya da çok fazla sayıda tweet atarak başka tweetleri görmenizi engelliyordur. Bu durumda bu insanı unfollow edip kırmamak yerine sessize alırsınız.

Aşağıda belli başlı bazı sessize alma nedenlerini bulabilirsiniz.

Sessize alma nedenleri

– Seni seviyorum ama yazdıklarını okumak istemiyorum.

– Senden nefret ediyorum ama korkuyorum.

– Yazdıkların umurumda değil ama beni takip etmeni istiyorum.

– Futbolla ilgili yazma artık yeter.

– Eurovision bitince tekrar geri açacam.

– Sorun bende değil, tweetlerinde.

– İş arkadaşı mute’u.

– Eski iş arkadaşı mute’u.

64-bit ile 32-bit Arasındaki Fark

32-bit bir işlemci sadece 4GB belleğe erişebilirken, 64-bit bir makina 17.2 milyar GB sistem belleğine erişebilir. Bu ayrıca şu demektir: video, ekran ve diğer kartlarınız işletim sisteminden kullanılabilir belleği çalamayacaktır. Windows 64-bit Home Editions versiyonları lisanslama gibi nedenlerden dolayı halen sadece 16GB RAM ile sınırlıdır. Fakat Windows’un Profesyonel ve Ultimate versiyonları 192GB’a kadar RAM kullanabilir ve bu şekilde çok güçlü bir sistem oluşturabilirsiniz.

64-bit makinalarda işlem başına düşen limit de büyük oranda artış gösterir. 2GB limite karşı her uygulama herhangi bir özel API olmadan 8TB sanal belleğe erişebilir. Video editleme gibi çok fazla RAM tüketen uygulamalar için 64-bit makinalar çok idealdir.

64-bit ile 32-bit Arasındaki Fark

Windows’un 64-bit versiyonları ayrıca çekirdeği ele geçirmelere karşı koruma amaçlı dijital olarak imzalanmış 64-bit aygıt sürücüleri desteği ile gelir. Ayrıca 16-bit uygulamalarınızı 64-bit makinalarda çalıştıramazsınız ki zaten bu da çok büyük bir kayıp değildir.

Bit’ler Ne Anlama Geliyor?

İşlemcideki bit sayısı işlemcinin işleyebileceği data tipinin ve kayıdın boyutuna referanstır.
64-bit bir işlemci 264 sayısal değer depolama kapasitesine sahiptir. Bunlara bellek adresi de dahildir ki bu 32-bit bir işlemciden 4 milyar kez daha fazladır.

Temel fark: 32-bit işlemciler sınırlı sayıda bir belleği işleyebilme yeteneğine sahiptirler. 64-bit işlemciler ise çok daha fazlasına.

64-Bit’in Avantajları

  • Daha fazla RAM kullanımı. Windows’un 32-bit versiyonları 4GB RAM ile sınırlıdır. 64-bit versiyonları ise 17 milyar GB üzerinde bir RAM kullanım imkanı sunar. Bu da register adı verilen bir kapasite yönetimi sayesinde olur.
  • Daha etkin kullanım.
  • Bilgisayarınız işlem başına daha fazla sanal bellek ayırabilir. 32-bit versiyonlarda Windows sadece 2GB belleğe kadar uygulamalara bellek atayabilir. Modern oyunlar, video düzenleme uygulamaları gibi çok fazla belleğe ihtiyaç duyan uygulamalar için 32-bit makinalar yetersiz kalır. Bu durumda 64-bit makinalar çok daha etkin bir kullanım sunar.
  • Daha ileri düzey güvenlik. 64-bit makinalarda 32-bit makinalarda olmayan güvenlik özellikleri mevcuttur.

64-Bit’in Dezavantajları

  • 64-bit uyumlu aygıt sürücüsü bulmak zor olabilir. Her aygıtın 64-bit uyumlu versiyonu bulunmayabilir. Dolayısıyla bu bir dezavantaj olarak görülebilir.
  • Anakartınız 4GB’dan fazla RAM desteklemiyor olabilir.
  • Uygulamalar uyumluluk sorunu çıkarabilir. Bazı uygulamaların 64-bit versiyonu uyumluluk sorunları çıkarabilir.

Kaydet ile Farklı Kaydet Arasındaki Fark

Amahtar fark: Kaydet dökümanı otomatik olarak hızlı bir şekilde kaydeder. Farklı kaydet ise yeni bir pencere açar ve dökümanın ismini, türünü, formatını ve kaydedileceği yeri değiştirmeye izin verir.

Kaydet ve Farklı kaydet temelde aynı işlevi görür; dökümanı kaydeder. Fakat kaydederken küçük bazı farklı yöntemler uygularlar. Kaydet (Save) komutu dökümanı otomatik olarak ve hızlı bir şekilde aynı isim, aynı format ve aynı klasörde kaydeder. Fakat Farklı kaydet (Save as) komutu ise yeni bir pencere açar ve dökümanın kaydedileceği yeri, formatı ve ismi değiştirmeye izin verir.

Kaydet ile Farklı Kaydet Arasındaki Fark

Kaydet butonu diğerine göre çok daha hızlıdır. Kullanıcılar tek bir tıklama ya da ctrl+s gibi klavye komutları ile dökümanlarını kaydedebilirler. Kaydet butonu üzerinde çalıştığınız dökümanı son ve yeni haliyle replace eder yani üzerine yazar. Herhangi bir ofis uygulamasında yazı yazma eylemi genelde şu şekilde işler: dökümanı aç, yeni birşeyler yaz, kaydet, yeni birşeyler yaz, tekrar kaydet, kapat.

Farklı kaydet ise biraz daha uzun süren bir işlemdir. Açılan yeni diyalog penceresinde dökümanın adını, formatını ve yerini belirlemeniz gerekir. Farklı kaydet butonunu şu an üzerinde çalıştığınız dökümanı bozmadan yeni bir kopyasını oluşturup oradan devam etmek istediğinizde kullanırsınız. Farklı kaydet diyerek yeni bir isim ile kaydedersiniz. Böylece dökümanın orjinal halini korumuş olursunuz. İlerde tekrar bu dökümana ihtiyaç duyarsanız kullanabilirsiniz.

Kaydet ve Farklı kaydet her ikisi de yerine ve kullanımına göre faydalı iki farklı komuttur.