Intel Core i3, i5 ve i7 Arasındaki Fark

Intel Turbo Boost

Intel Turbo Boost teknolojisi bir işlemcinin saat hızını (clock speed) ihtiyaç duyduğu zaman dinamik olarak arttırmasını sağlar. Turbo Boost’un arttırabileceği maksimum saat hızı aktif çekirdek sayısına, o andaki tahmini akım kullanımına, o andaki tahmini güç kullanımına ve işlemci sıcaklığına bağlıdır.

i5 Core işlemciler için maksimum kullanılabilen işlemci frekansı 3.6GHz’dır. i3 Core işlemcilerin hiçbirinde Turbo Boost teknolojisi olmadığından i5’ler i3’lerin bu noktada her zaman önündedir. Bütün i5 işlemciler en son Turbo Boost teknolojisi ile birlikte gelir. Dolayısıyla i5’ler bu noktada i3’lerden bir adım öndedir.

Intel Core i3, i5 ve i7 Arasındaki Fark

 

Önbellek Boyutu (Cache Size)

CPU aynı datayı tekrar tekrar kullandığını farkettiğinde bu datayı önbelleğinde saklar. Önbellek dediğimiz şey RAM gibidir fakat daha hızlıdır çünkü doğrudan CPU’nun içine gömülüdür. Hem RAM hem de önbellek sık kullanılan veriler için bir bekleme odası gibidir. Eğer bunlar olmazsa CPU aynı datayı tekrar tekrar hard disk’ten okumak zorunda kalır ve bu da çok zaman alır.

Özetlemek gerekirse, RAM CPU’nun hard disk ile olan etkileşimini azaltır, önbellek ise CPU’nun RAM ile olan etkileşimini azaltır. Dolayısıyla cache yani önbellek ne kadar büyük olursa o kadar çok veriye daha hızlı ulaşılmış olur. Dördüncü nesil (Haswell) i3 Core işlemcilerin 3MB ya da 4MB önbelleği vardır. i5 Core işlemcilerin ise cache boyutu 4MB ya da 6MB’dır. Son olarak i7 Core işlemcilerin cache boyutu 8MB’dır. (i7-4770R işlemciler hariç, bunların önbellek boyutu 6MB’dır.) İşte cache boyutu noktasında i7’ler hem i5’lerin hem de i3’lerin önündedir.

Hyper-Threading

Hyperthreading’in Türkçe sözlük karşılığı: biri bitmeden diğerine başlamak şeklinde.

Tek çekirdekli bir işlemcide aynı anda bir tane thread işlenir. Eğer CPU çift çekirdekli ise 2 thread aynı anda işlenebilir. Fakat Intel’in hyper-threading adında bir teknolojisi var ve bu teknoloji sayesinde tek bir çekirdek birden fazla thread’i işleyebilir.

Örneğin 2 çekirdeğe sahip i3 Core işlemci aynı anda sadece 2 thread’e cevap verebilir. Diğer bir deyişle toplam 4 thread aynı anda çalışabilir.

i7 işlemciler bu noktada hem i3 hem de i5’lerden çok öndedir. i7’lerde hem quad core vardır hem de hyper-threading destekler. Dolayısıyla 8 thread aynı anda çalışabilir. Bunu 8MB cache ile ve Intel Turbo Boost ile topladığınızda hız ve performans noktasında i7 işlemcilerin diğerlerini açık ara geçtiğini görürsünüz.

SSD ve HDD Arasındaki Fark

HDD bildiğimiz geleneksel hard disk sürücü demek. Bu sürücü fiziksel olarak dönen bir disktir. Kalıcı bellektir. Yani bilgisayarınızı kapattığınızda bilgileriniz kaybolmaz. Hard diskler manyetik kaplamalı metal disklerdir. Verileriniz bu manyetik alanda tutulur. Star Wars film serisi, ders notlarınız, oyunlarınız ve programlarınız bu manyetik alanda saklanır. Diskler döndükçe okuma/yazma kabiliyeti olan bir başlık bu verileri okur.

SSD kısaca Solid State Drive yani Katı Hal Sürücüsü demektir. SSD de HDD’de olduğu gibi verilerinizi saklar fakat bu verileri diskler üzerindeki manyetik alan yerine birbirine bağlı flash bellek çipler üzerinde herhangi bir güç kaynağı olmadan tutar. Bu çipler anakart üzerinde olabileceği gibi PCI kart veya slot şeklinde de olabilir. Bu flash bellekler gündelik yaşamda kullandığımız taşınabilir flash belleklerden tür ve bellekleme hızı açısından farklıdır.

Avantaj ve Dezavantajlar

Hem SSD hem de HDD aynı işi görür: Sisteminizi çalıştırır, uygulamalarınızı ve kişisel dosyalarınızı saklar. Fakat her iki depolama yönteminin kendilerine özgü özellikleri vardır. Burada önemli olan soru şu: bir kullanıcı hangisini tercih etmeli? HHD mi yoksa SSD mi? Şimdi farklı yönlerden her ikisi arasındaki farklılıkları inceleyelim:

Fiyat: SSD’ler HDD’lerde çok daha pahalıdır. Örnek vermek gerekirse 1TB SSD 1500TL civarında iken, 1TB HDD’nin fiyatı sadece 200TL civarındadır. Fiyat açısından aralarında neredeyse 7-8 kat fark vardır.

Maksimum ve Ortak Kapasite: SSD’ler maksimum 4TB kapasitede bulunmaktadır ve bunlar çok nadir bulunur ve çok pahalıdırlar. Genelde satın aldığınız sistemlerde 128, 256, 512GB gibi standart SSD’ler olduğunu görürsünüz. 500GB kapasiteli SSD’lerin 2015’de minimum gereksinim olacağı söylense de o hedefe henüz erişilebilmiş değil.

Hız: İşte burası SSD’nin yıldızının parladığı nokta. SSD’li bir bilgisayar saniyeler içinde açılıp kapanır. Hard diskler SSD’lere göre daha yavaştır. SSD’li bilgisayarlar uygulamaları, oyunları, görselleri anlık olarak çok hızlı bir şekilde açar. Ayrıca SSD’lerde veri transfer hızı da çok yüksektir.

Fragmentasyon: Hard disklerde veriler dönen disk üzerinde manyetik alana yazılır. HDD yüzeyi büyük boyutlu dosyalarla iyi çalışır. Hard disk dolmaya başladığında büyük dosyalar disk yüzeyine dağınık olarak saçılır. Buna fragmentasyon denir. Bu yüzden fragmentasyon HDD için önemlidir fakat SSD için fragmentasyonun herhangi bir önemi yoktur. Çünkü SSD fiziksel olarak bir diske yazmaz. Belleğe kaydeder.

SSD ve HDD Arasındaki Fark
HDD manyetik yüzeyli dönen disklerden oluşurken, SSD sadece sanal bellektir.

Dayanıklılık: SSD’nin hareket eden herhangi bir parçası yoktur. Dolayısıyla laptop çantanızı düşürseniz ya da sallasanız da verileriniz pek bir zarar görmez. Hard disklerde ise durum böyle değildir. Fiziksel diskler manyetik alanlardan, çarpmadan, düşmeden ve sallanmadan etkilenebilir. Eğer cihazlarınızı özensiz ve kaba bir şekilde kullanıyorsanız SSD sizin için idealdir.

Uygunluk: Piyasada hard disk çok daha fazla bulunur. Western Digital, Toshiba, Seagate, Samsung ve Hitachi hard disk pazarının liderlerindendir. Fakat son yıllarda SSD’ler de piyasada artmaya başladı. SSD’ler hızla büyüse de günümüzde pek çok bilgisayar halen çoğunlukla HDD kullanmaktadır.

Gürültü:SSD’ler oldukça sessizdir. Sebebi de hard diskte olduğu gibi dönen bir diske sahip olmamasıdır. Hard diskler ise çok gürültülüdür. En sessiz HDD bile rahatsız edici derecede ses çıkarabilir. Fakat SSD’ler mekanik olmadıklarından ses çıkarmazlar.

Özetlemek gerekirse; HDD piyasada çok bulunur, çok daha yüksek kapasitede gelir ve ucuzdur. SSD ise çok daha hızlıdır, sessizdir, fragmentasyona ihtiyaç duymaz. Eğer SSD’lerin fiyatı çok yüksek olmasaydı belki de bugün piyasada HDD diye birşey kalmazdı.

Peki sizin için hangisi uygun? HDD mi SSD mi?

HDD
• Video koleksiyonu yapan, multimedya meraklıları için HDD idealdir. Eğer bilgisayarınızda bir çok film, müzik tutacaksanız terabaytlarca alana ihtiyacınız olacaktır. Bunu da en ucuz şekilde HDD sağlar. Ama günümüzde artık tüm filmler, müzikler online dinlenebiliyorken kim PC’sinde terabaytlarca video saklar?
• Bütçesi kısıtlı olanlar için HDD idealdir.
• Sadece internette Facebook’a girip, Hürriyet.com üzerinden gazete okuyorsanız HDD yeterlidir.

SSD
• Çok seyahat edenler, bilgisayarlarını kaba kullanlar için SSD idealdir. Düşürseniz bile SSD’nin bozulması çok düşük ihtimaldir.
• Hız bağımlıları için SSD idealdir. Bilgisayarınızın çok hızlı açılıp, kapanması, hızlı işlemler yapması sizin için önemliyse SSD almalısınız.
• Grafik düzenleyenler, video editleyenler için SSD idealdir.
• Uygulama geliştirenler için SSD idealdir.

DDR2 ile DDR3 Arasındaki Fark

RAM ya da uzun adıyla Random Access Memory bilgisayarınızın kısa süreli belleği için kullanılan ifadedir. Eğer bilgisayarınızın bir veriye ihtiyacı varsa ve belleği bulamıyorsa sabit diskinize doğru uzun bir yolculuğa çıkıp orada araması gerekir ki bu çok zaman alan bir işlemdir. Pek çok yavaş çalışan eski bilgisayar yeni RAM eklenerek hayata döndürülebilir. Fakat kapasite sadece bir etkendir. Belleklerin de farklı tür ve çeşitte versiyon ve hızları vardır. 2GB DDR2 800 RAM ile 2GB DDR3 1333 RAM aynı şey değildir. Bellek türleri ve hızları arasındaki farkı anlamak önemlidir. Bu yazıda DDR2 ile DDR3 RAM arasındaki farkları inceleyeceğiz.

DDR2 ile DDR3 Bellek Arasındaki Fark

DDR2 vs. DDR3

2008’in sonlarında Intel ilk Core i7 işlemcileri piyasaya sürdü. Bu işlemciler X58adı verilen yeni bir anakart seti ile birlikte geldi. Bu chipset yeni bir belleğe olan ihtiyacı da birlikte getirdi: DDR3!

2008-2010 yılları arasında neredeyse tüm endüstri DDR3 belleğe geçiş yaptı. Intel’in bütün işlemcileri sadece DDR3 belleğe sahip anakartlarla çalışır hale geldi. Bir süre sonra AMD işlemcili anakartlar da DDR3’e geçiş yaptı. DDR Double Data Rate belleğin kısaltmasıdır. Türkçe “çifte veri hızı” şeklinde çevirebiliriz. Bu ifade ilk DDR bellekler üretildiğinde kullanılmaya başlandı. Her saat döngüsünde çift veri transferi kapasitesi demektir.

DDR2 ve DDR3 aynı teknolojinin geliştirilmiş versiyonlarıdır. Aynı zamanda veri transfer hızının arttırılmış sürümleridir. DDR2 bellek döngü başına 4 veri transferi sunar. DDR3 ise döngü başına 8 veri tranferi sunar. Örnek vermek gerekirse; temel saat hızını 100Mhz alırsak, DDR RAM 1600 MB/s, DDR2 3200 MB/s, DDR3 ise 6400 MB/s bant genişliği sunar.

Performans & Uyumluluk Sorunları

Peki DDR2 ile DDR3 arasında çok büyük bir performans farkı hissedecek misiniz? Belki hayır. Bellek bant genişliğinin artması ne kadar süper birşeyse de gerçekte uygulamaların %99’u bellek bant genişliği tarafından kısıtlanacak kadar çok işgücü yaratmaz. Performans sadece sunucu ve workstation türü donanımlarda kendini hissettirir. Benchmark programlar kullanarak bellek testi yapıp sonuçları ancak öyle görebilirsiniz.

DDR2 ile DDR3 Bellek Arasındaki Fark2
Resimde DDR, DDR2 ve DDR3 bellekler görülmektedir. Çentiklerin anakart slotuna geçtiği kısımlarının yerlerinin farklı olduğu görülmektedir. Bu farktan dolayı anakart uyumsuzluğu gibi sorunlar çıkmaktadır.

Bütün bunların yanısıra DDR3 veya DDR3 RAM sadece performans için bir seçim konusu değillerdir. DDR2 ve DDR3 RAM uyumlu değillerdir. Eğer anakartınız DDR2 kullanıyorsa anakartınızı upgrade etmeden DDR3 belleğe geçiş yapamazsınız. Yani bu şu demek: şu an DDR2 belleğe sahipseniz ve DDR3’e geçiş yapmak istiyorsanız uyumlu anakart ve işlemciye de geçiş yapmak zorundasınızdır. Fakat bazı anakartlar bunun dışındadır çünkü hem DDR2 hem de DDR3 slot sunarlar.

Saat Hızı

RAM incelerken dikkat edilecek bir diğer husus clock speed denilen saat hızıdır. Saat hızı bir belleğin ne kadar iyi çalışacağının göstergesidir. Yüksek saat hızı her zaman daha iyidir. Fakat genelde bu hız günlük kullanımda son kullanıcı tarafından pek farkedilmez. Bazı anakartlar sadece belirli bir saat hızına sahip bellekleri kabul eder. Bundan dolayı saat hızı çok farklı bir RAM kullanmadan önce anakart ile uyumlu olup olmadığı kontrol edilmelidir.

DDR2 ile DDR3 Arasındaki Fark

Her yeni teknolojinin eskisini modası geçmiş hale getiriyor. DDR3 çıktıktan sonra DDR2 modası geçmiş hale geldi. Artık DDR2 belleklere uyumlu anakart bulmak neredeyse imkansız hale gelmiştir.

DDR2 ile DDR3 arasındaki farkları özetlemek gerekirse;

1- DDR3 DDR2 ile uyumlu değildir. Her iki bellek de benzer sayıda pine sahip olsa da PCB içindeki çentikler farklı yerlerdedir. Diğer bir deyişle DDR3 bellekler DDR2 soketlere yerleştirilemezler.

2- DDR3 daha az güç kaynağı kullanır. DDR3 1.5V güç ile çalışır. DDR2 ise 1.8V güç ile çalışır. Dolayısıyla DDR3 biraz daha az voltaj yani güç kaynağı kullanır.

3- DDR3 daha hızlıdır. Hız perspektifinden bakacak olursa DDR3 DDR2’den doğal olarak daha hızlıdır.

USB 3.0 ile USB 3.1 Arasındaki Fark

Anahtar fark: USB 3.1 ile birlikte USB Type-C adı verilen spesifikasyon da geldi. Ve USB Type-C ile daha hızlı şarj, daha hızlı veri transferi, daha küçük boyut gelmiş oldu. USB 3.0’da veri transferi USB 3.1’e kıyasla daha küçüktür.

USB 3.0 ile USB 3.1 Arasındaki Fark

Ocak 2013’te USB grubu bir basın açıklaması ile USB 3.0’ı 10 Gbit/s hıza yükselteceklerini duyurdu. Böylece USB 3.1 versiyonu doğmuş oldu. USB 3.1 31 Temmuz 2013’te yayınlandı ve daha hızlı bir veri transfer modu sundu. Bu moda “SuperSpeed (SüperHızlı) USB 10 Gbit/s” adı verildi ve ilk nesil Thunderbolt kanalına eşdeğer yapıldı. Yeni versiyonun logosuna büyük harflerle “SUPERSPEED+” yazısı eklendi. USB 3.1 standardı veri iletişim hızını 10 Gbit/s’a yükseltti ve şifreleme yükünü %3 azaltarak 128b/132b’ye düşürdü. İlk USB 3.1 uygulama testi pratikte transfer hızının 7.2 Gbit/s olduğunu gösterdi.

USB 3.1 standardı hem USB 3.0 hem de USB 2.0 ile geriye dönük olarak uyumludur.

USB 3.0 ile USB 3.1 Arasındaki Fark
USB Type-C

USB 3.1 standardı içerisinde daha sonra eklenen USB Type-C ya da USB-C spesifikasyonu ile de USB 3.1 uyumlu cihazlar için yeni bir küçük çift taraflı konnektör tanımlandı. Type-C kablosu hem alıcı hem de verici cihaz üzerinde kullanılabilecek ve böylece type-A ve type-B türü konnektörlerin yerini almış olacak. Apple’ın Lightning ve Thunderbolt kabloları gibi. 24 pinli çift taraflı konnektör 4 data bus, USB 2.0 içinse iki farklı data bus sunar. Type-C’de se sadece 1 tane vardır.

USB 3.1 type-C kabloları aktif, elektrikli kablolardır ve ID içeren bir çip içerirler. USB 3.1 type-C cihazları 5 Volt üzerinde 1.5 ile 3.0 arası amper akımı destekler.

Yeni USB Type-C konnektörleri 2015 itibariyle toplu üretime hazır durumda. Çift taraflı uçlu olarak gelecek ve her iki uçta da küçük bir konnektör içerecek. Bunun anlamı şu: çok daha fazla yeni akıllı telefon, tablet ve laptop.

Yeni USB Type-C’ın küçük konnektörleri sayesinde daha hızlı şarj ve daha hızlı veri transferi mümkün olacak. Bu sayede daha küçük telefonlar da yapılabilecek.

Apple yeni Type-C portunu yeni MacBook‘lara entegre ettiğini duyurdu. Yakında her tarafta bu yeni USB standardını göreceğiz anlamına geliyor.

Daha hızlı şarj, daha küçük cihazlar

USB 3.1 Type-C ile gelen ve son kullanıcıyı en çok ilgilendiren nokta daha hızlı şarj süresi. Type-C 20 Voltta, 100 Watt’a kadar güç sağlayabilir. Bu şu demek: laptop veya monitör gibi büyük cihazlar bile artık bu usb ile şarj edilebilecek. Büyük kocaman AC adaptörlere artık elveda diyebiliriz! Nihayet! Uçan arabaları görmeyi beklerken şu sevindiğimiz şeye bak: AC adaptörler tarih oluyor.

Telefon gibi küçük cihazlar da daha hızlı şarj edilebilecek. Hem veri transferi hem de şarj işlemi aynı anda hızlı bir şekilde gerçekleşecek.

Laptoplardaki büyük güç kaynağı girişleri de artık kalkacak ve sadece küçük usb typ-c uyumlu girişler olacak.

Quad Core ile Dual Core Arasındaki Fark

Anahtar fark: Dual core ile quad core arasındaki en büyük fark dual core çift çekirdekli, quad core dört çekirdekli işlemcidir.

Bilgisayar teknolojisinin her geçen gün gelişmesi ile işlemci gücü de gelişimine devam ediyor. Teknoloji firmaları bilgisayarları daha hızlı yapabilmek için yeni teknolojileri araştırıyorlar. Son geldiğimiz noktada çift çekirdekli ve dört çekirdekli işlemciler piyasada mevcut halde. Bu işlemcilere multi core işlemci yani çok çekirdekli işlemci de denir.

Quad Core ile Dual Core Arasındaki Fark

Quad Core ile Dual Core Arasındaki Fark

Çift çekirdekli işlemci ile dört çekirdekli işlemci arasındaki farkı anlayabilmek için öncelikle CPU dediğimiz şeyin ne olduğuna bakalım. CPU (Central Processing Unit) ya da Türkçe adıyla merkezi işlem birimi (Türkçe kısaltması MİB veya Orijinal, terminoloji kısaltması CPU) bir bilgisayarın en önemli parçasıdır. Çalıştırılmakta olan yazılımın içinde bulunan komutları işler. İşlemci terimi genelde MİB için kullanılır. Mikroişlemci ise tek bir yonga içine yerleştirilmiş bir MİB’dir. Genelde, günümüzde MİB’ler mikroişlemci şeklindedir.

Çift çekirdekli bir işlemci iki çekirdekten oluşan bir merkezi işlem birimidir. Dolayısıyla iki işlemci gücüne sahiptir ve cache’leri ile cahce kontrolörleri aynı çip üzerindedir. Bundan dolayı çift çekirdekli işlemciler multitasking denilen çok görevlilik yani aynı anda birden fazla iş yapmaya çok uygundur. Her bir çekirdeğin kendi cache’i vardır. Bu yüzden işletim sistemi farklı görevleri paralel bir şekilde çalıştırma kapasitesine ve kaynağına sahip olur.

Dual core ya da çift çekirdek jenerik bir isimdir. İki çekirdeğe sahip her işlemciye dual core denir. Fakat Intel’in pazardaki baskınlığı ve tekeli nedeniyle dual core Intel ile anılır olmuştur. Intel Pentium Dual Core mesela buna güzel bir örnektir. Intel’in pazardaki en büyük rakibi AMD‘nin de dual core işlemcileri vardır.

Quad-core yani dört çekirdekli işlemciler ise çift çekirdekli işlemcilerden sonra gelen yeni nesildir. Quad core işlemcide 4 adet çekirdek vardır. Dört çekirdekli işlemcilerde 1 ve 2. çekirdekler aynı memory cache’i paylaşır, 3 ve 4. çekirdekler ise tek bir cache kullanır. 1 nolu çekirdeğin 3 nolu çekirdek ile iletişime geçebilmesi ancak dış bir FSB arayüzü (Front-side bus) ile mümkündür. Hem Intel hem AMD’nin 4 çekirdekli işlemcileri satışa sunulmuştur.

Kısıtlamalar

Quad core daha hızlı ve daha iyi bir teknoloji olsa bile bazı kısıtlamaları vardır. Dört çekirdekli işlemcilerin gerçek performansı her zaman dış problemlerle bağlantılıdır. Örneğin sıcaklık. Her bir çekirdek çalışırken çok fazla ısı üretir dolayısıyla liquid cooling adı verilen sıvı soğutma gibi çok iyi bir soğutma mekanizmasının olması gerekir fakat bu soğutma mekanizmasının uygulaması zordur. Diğer bir sorun da işlemciyi dört çekirdeğe yükseltmek tek başına yeterli olmayabilir. Aynı zamanda diğer donanımları da dört çekirdekli işlemci ile uyumlu hale getirmek gerekebilir.

Her ne kadar dört çekirdekli işlemcilerin kısıtlamaları çok az olsa da yakında bunların da çözüleceği düşünülüyor. Destekleyen yazılım ve donanımlarla performans çok daha iyi olacaktır. Bunun yanısıra bir sonraki nesil çoklu işlemciler de yolda. Örneğin hexa-core işlemcilerin 6 çekirdek, octa-core’ların da 8 çekirdek içereceğini biliyoruz.

Quad Core ile Dual Core arasındaki fark özetle bu şekilde. Sizin de eklemek istedikleriniz varsa lütfen yorum bırakın.

Mikroişlemci ile Mikrodenetleyici Arasındaki Fark

Mikroişlemci (microprocessor) ile mikrodenetleyici (microcontroller) genelde karıştırılır. Her ikisi de gerçek zamanlı uygulamalar için tasarlanmıştır. Çok fazla ortak özelliğe sahip oldukları gibi çok büyük farklılıklara da sahiptirler. Fiziksel olarak birbirinden ayırt etmek zordur. 6 pinden 100 pine kadar farklı versiyonları vardır.

Mikroişlemci ile Mikrodenetleyici Arasındaki Fark

Mikroişlemci ile Mikrodenetleyici Arasındaki Fark

Mikroişlemci

Mikroişlemci içinde sadece CPU bulunan bir mikroçiptir. Örneğin Pentium 1,2,3,4, Core Duo, i3, i5, i7 vs birer mikro işlemcidir. Bu mikroişlemciler RAM, ROM ve diğer çevre birimlerine sahip değillerdir. Sistem tasarımcıları bu parçaları dışarıdan ekleyip bunları fonksiyonel hale getirebilir. Örneğin sadece i7 mikroişlemci tek başına bir işe yaramaz ama bu mikroişlemciye ram eklediğinizde bunu fonksiyonel hale getirebilirsiniz. Mikroişlemci uygulamalarına örnek olarak masaüstü bilgisayarlar, laptoplar ve tabletler gösterilebilir.

Mikroişlemci görevlerin spesifik ve tanımlı olmadığı işleri yapar. Örneğin oyun geliştirme, yazılım geliştirme, oyun oynama, fotoğraf düzenleme, doküman oluşturma gibi işlemlerde mikroişlemciler kullanılır. Burada input ve output önceden tanımlı değildir. Bu uygulamalar RAM, ROM, I/O portları gibi çok fazla kaynağa ihtiyaç duyar. Mikroişlemcilerin saat hızı mikrodenetleyicilere göre daha yüksektir. Mikroişlemciler 1GHz’in üzerinde çalışırken, mikrodenetleyiciler 30-50MHz arasında değişir.

Mikrodenetleyici

Fakat mikrodenetleyiciler için aynı durum söz konusu değildir. Mikrodenetleyiciler bir CPU ile birlikte sabit bir RAM ve diğer gömülü çevre birimlerine sahiptir. Hatta mikrodenetleyicilere mini bilgisayar da denir. Zira bir çip üzerinde RAM, CPU ve diğer çevrebirimleriyle birlikte bir nevi küçük bir bilgisayar gibi tek başına çalışabilir.

Mikrodenetleyiciler bazı özel görevleri yapmak için tasarlanır. Özel derken input/output yani girdi ve çıktının tanımlı olduğu görevleri kastediyorum. Girdiye bağlı olarak bir çıktı verirler. Örneğin klavye, mouse, bulaşık makinesi, mikrodalga, araba, motor, telefon, saat vs.

Son olarak mikroişlemciler mikrodenetleyicilerden fiyat olarak çok daha yüksektir.

Mikroişlemci ile mikrodenetleyici arasındaki fark özetle bu şekilde. Sizin de eklemek istedikleriniz varsa lütfen yorum bırakın.

Access Point ile Router Arasındaki Fark

Access Point ile Router Arasındaki Fark: Router ile Access Point genelde karıştırılır. İkisi benzer işlevleri gören farklı cihazlardır halbuki.

Router ağlar arası paketlere yön veren bir cihazdır. Yani paketlere yön verir, rota çizer. Tek yaptığı budur. Bir bilgisayardaki veri aynı logical ağ üzerinde olmayan başka bir ağdaki bilgisayara gönderilmek isteniyorsa o ağa doğru yönlendirilmeli ve kendisine bir rota çizilmelidir. Evinizdeki ağ internet servis sağlayıcınızın ağından farklıdır dolayısıyla sizin ile ISP’niz arasında her zaman bir router vardır.

Access Point ile Router Arasındaki Fark

Access Point ise diğer cihazların kablosuz (wireless) bağlanmasını sağlayan bir cihazdır. Aslında bir antenden farkı yoktur. Bir access point satın alıp kablolu switch’e ya da router’a bağlayarak kullanıcılara kablosuz bağlantı imkanı sunabilirsiniz.

Büyük firmalarda, kurumlarda access pointler ve router’lar genelde ayrı ayrı kullanılır. Fakat normal ev kullanıcıları için bu cihazlar birleştirilmiş halde satılır ve buna wireless router (kablosuz router) denir. Aslında satın aldığınız cihaz router+switch+access point+dns server+dhcp server gibi komponentlerden oluşur.

Access Point kablolu ve kablosuz ağlar arasında sadece bir köprüdür. Sadece 1. ve 2. katmanlarda çalışır. Routing, NAT-ing ve ip filtreleme gibi 3. katman bir operasyon kabiliyeti yoktur.