Inception Hakkında Muhtemelen Bilmediğiniz 24 Gerçek

Inception izleyen herkesin aklını alan bir filmdi. Rüyalarınızı kontrol edebildiğiniz, başka insanların rüya alemlerine girebildiğiniz, rüya seviyelerinin karmaşık yapısını gezebildiğiniz, uyuyan kişiden hassas kurumsal bilgileri alabildiğiniz ve gerçeklik algınıza meydan okuyan muhteşem konseptte bir filmdi. Bu filmin yapımında rol alan gerçekler de bir o kadar etkileyici.

1. Ana karakterler Dom, Robert, Eames, Arthur, Mal ve Saito’nun ilk harfini alınca DREAMS oluyor.

Inception Hakkında Muhtemelen Bilmediğiniz 24 Gerçek

Ve geriye kalan karakterlerin (Peter, Ariadne ve Yusuf) harflerini eklerseniz; PAY. DREAMS PAY elde ediyorsunuz. Ki filmde de bunu yaptılar.

2. Christopher Nolan filmi 3D çekmeyi reddetti. 3D’nin gerçek hikaye deneyimine bir oyalama olarak hizmet etmesini istemiyordu.

Inception Hakkında Muhtemelen Bilmediğiniz 24 Gerçek

Görüntü Yönetmeni Wally Pfister’e göre, Warner Brothers yöneticileri filmi 3D yapma konusunda Christopher Nolan ile görüştü, ama o bu fikri reddetti.

3. Nolan Inception’ı ilk olarak 2001 yılında yazmaya başladı.. Filmi çekmeye başlamadan 10 yıl önce.

Inception Hakkında Muhtemelen Bilmediğiniz 24 Gerçek

O zamanlar büyük ölçekli filmler için yeterince tecrübeli olduğunu düşünmüyordu. Ayrıca alternatif/sanal gerçeklikleri konu alan The Dark City (1998), The Matrix (1999) ve The Thirteenth Floor (1999) filmlerinden etkilenmişti. Bunun yerine 2009 yılında Warner Bros kendisinden Inception’ın senaryosunu satın almadan, önce bu süre zarfında Batman Begins ve The Dark Knight filmlerini yaptı.

4. Maurice Fischer karakterini canlandıran Pete Postlethwaithe gerçekte pankreas kanseriydi. Filmden 5 ay sonra öldü.

Inception Hakkında Muhtemelen Bilmediğiniz 24 Gerçek

5. Rüyanın ilk seviyesinde Cobb’un arabasına çarpan yük treni bilgisayar efekti değildi. Tren görünümlü bir traktördü.

giphy

Sahne çekilirken 18 tekerlekli traktör römorku, araçtaki gizli kabin içindeki set görevlisi ve LCD monitörler yardımıyla kullanıldı. Dolayısıyla ne bilgisayar efektiydi ne de gerçek bir trendi.

6. Nolan başlangıçta Inception’ı korku filmi olarak çekmeyi amaçladı. Senaryoyu daha sonra yeniden gözden geçirince, soygun olarak değiştirdi.

giphy2

Filmin çatışma ve önemli anları Cobb’un ölmüş eşi Mal ile olan ilişkisi etrafında döner. Eşinin ölümünü kabullenmekteki zorluğu, ekip arkadaşlarını limboya düşme tehlikesine sokar. Cobb’un eşiyle olan nostaljik hatıralarının önemi duygularının işine karışmasına neden olur ve filmi daha entelektüel ve duygusal yönden doyuran bir deneyime sahip kılar.

7. 2000 yılında yayınlanan The Dream of Lifetime çizgi romanı aynı konuyu işler.

Donald-Duck-and-Uncle-Scrooge-Inception

2000 yılında yayınlanan The Dream of Lifetime çizgi roman serisinde, Scrooge amcanın rüyası Beagle Boys tarafından bir cihaz kullanılarak işgal edilir. Aynen filmdeki gibi, Scrooge amcanın zihninden hazinelerini sakladığı kasanın şifresini çalmaya çalışırlar. Donald Duck rüyasına dahil olarak onu bu durumdan ve soygundan kurtarır. Nolan da Incepiton’ı ilk kez 2001 yılında yazmaya başladı.

8. Ana karakter Cobb’un adı, Nolan’ın ilk filmi Following’deki (1998) ana karakterlerden birinin adıyla aynıdır.

Following_Inception_Cobb

9. Cobb adı aynı zamanda ünlü mimar Henry N. Cobb’a da bir referanstır. Filmdeki pek çok gökdeleni, binayı ve limboyu o tasarladı.

Henry-N.-Cobb

10. Film Japonya’da televizyonda yayınlanırken, karışıklığı önlemek için, televizyonun köşesinde o esnada bulunulan rüya seviyesi numarası yazıldı.

Dream-levels

11. Brad Pitt ve Will Smith film teklifi götürülen ilk oyunculardı. Onlar reddedince rol Di Caprio’ya kaldı.

Cobb-role

12. Nolan’ın diğer tüm filmlerinde olduğu gibi, bu filmin de tamamı, herhangi bir ikinci ünite kullanılmadan çekildi.

Christopher-Nolan

13. Saito karakteri özellikle Ken Watanabe için yazıldı. Nolan Batman Begins’de Ken Watanabe’in o kadar fazla gözükmediği için bu kez ona büyük bir rol vermek istemiş.

large

14. Her karakterin rolü ekip içindeki görevleriyle benzer şekilde tasarlandı.

inception-roles

Cobb herşeyi yöneten direktör, Arthur yapımcı, Ariadne rüyaları tasarlayan yapım tasarımcısı.

15. Joseph Gordon-Levitt aktör seçmelerine gittiği zaman bilmeden canlandırdığı karakterin gardırobuyla mükemmel uyumda tam bir takım elbise ile gitmiş.

joseph-gordon-levitt-inception-hotel-room

16. Arthur’un Ariadne’ye gösterdiği Penrose merdiveni Hollandalı grafik sanatçısı M.C Escher’in litografi baskısına referanstır.

Penrose-stairs

Sanatçının eseri genelde “Artan ve azalan” ya da “Sonsuz merdive” olarak adlandırılır. İlk olarak 1960 yılında basıldı. Escher’in çizimleri fantastik şekillerde işlenen optik illüzyonları, gerçek mimari, matematik ve felsefi ilkeleri keşfetme çabalarıyla bilinir.

17. Warner Bros film için pazarlama kampanyasının bir parçası olarak Inception: The Cobol Job  adında bir dizi çizgi roman yayınladı.

Inception-graphic-novel

18. Biri hariç, Joseph Gordon-Levitt bütün dublör rollerini kendisi oynadı.

Joseph-Gordon-Levitt-performed-all-of-his-own-stunts

Joseph Gordon-Levitt filmdeki tüm sahneleri kendisi oynadı ve hiç dublör kullanmadı. Bir sahne hariç; dönen koridor sahnesi.

19. Robert Fischer için su getiren uçuş görevlisi Christopher Nolan’ın kuzeni Miranda Nolan’dır. Dark Knight Rises’da bir hizmetçi olarak küçük bir rol oynamıştır.

miranda-nolan

20. Cobb’un Ariadne’yi işe aldığı sahnede çizdiği bulmaca King Minos labirentiydi.

king_minos

Yunan mitolojisinde Ariadne Kral Minos’un kızıdır ve Theseus’a bir labirenti bulmasında yardımcı olur. Filmde de, Adriane mimari yapılar ve labirentler tasarlar ve Cobb’a yardım eder.

21. Fischer’in rüyanın ikinci tabakasında, Ariadne’in saçı sıkı bir topuz şeklindedir. Bu şekilde yapılmasının sebebi film yapımcılarının sıfır yer çekimde saçın nasıl hareket edeceğiyle uğraşmak istememelerindendir.

HuRWYWU

22. Filmde sadece 500 görsel efekt vardır.

efekt

Filmdeki detaylı gerçeküstü sahnelere rağmen, Penrose merdiveni, döner koridor, çığ ve sıfır yer çekimsiz ortam gibi büyük özel efektler, bilgisayar efektleriyle değil, pratik uygulamalarla çekildi.

23. Film 2 saat 2 dakika 28 saniye sürüyor. Edith Piaf’ın “Je ne regrette rien” adlı şarkısına referans olduğu söylenir zira o da 2 dakika 28 saniye uzunluktadır.

24. Filmin amacı Cobb’un sonunda rüyada mı gerçekte mi olduğu noktasında bizi merakta bırakmak olsa da, çocuklarını gördüğü sahnede rüyada olmadığını biliyoruz.

totem

Cobb’un son sahnede rüyada olmadığını biliyoruz çünkü dönen totem onun değil eşininki. Cobb’un totemi düğün yüzüğü. Rüyadayken yüzük elinde, değilken yüzük yok.

Kainat Güzeli ile Dünya Güzeli Arasındaki Fark

Anahtar fark: Dünya güzellik yarışması bilinen en eski güzellik yarışmasıdır ve ilk kez Eric Morley tarafından 1951 yılında İngiltere’de düzenlenmiştir. Kainat güzellik yarışması ise 3 en popüler yıllık güzellik yarışmasından biridir ve Miss Universe organizasyonu tarafından gerçekleştirilir. İlk kez bir kıyafet firması için 1952 yılında ABD’de düzenlenmiştir.

Yerel, ulusal ve uluslararası seviyede düzenlenen pek çok güzellik yarışması vardır. Her yıl pek çok umutlu genç kadın ve erkek güzellik yarışmaları için çalışma yapar. Güzellik yarışmasına katılabilmek için mayo, bikini kullanımı, gece giysisi kullanımı ve soru&cevap şeklinde farklı testlere tabii tutulurlar. Ardından yarışmaya katılmaya hak kazanırlar. Yarışmada da yine aynı şekilde benzer testlere tabii tutulurlar ve neticede bir kazanan belirlenir. Örneğin Miss Türkiye gibi bir ulusal yarışmaya katılabilmek için öncelikle Türkiye şehirlerinden yerel güzeller belirlenir. Miss Kayseri, Miss İzmir gibi. Daha sonra bu katılımcılar Miss Türkiye’ye katılır.

Kainat Güzeli ile Dünya Güzeli Arasındaki Fark

Dünya güzellik yarışması ile kainat güzellik yarışması her yıl gerçekleştirilen farklı iki yarışmadır. Bu yarışmalara katılıp kazanan katılımcılar 1 yıl boyunca çeşitli reklam, film, defile gibi etkinliklerde yer alır. Kainat güzelinin dünya güzelinden daha yüksek bir statüye sahip olduğu düşünülür fakat bunun böyle olduğuna dair herhangi bir resmi açıklama yoktur. Pek çok eleştirmen kainat güzeli ifadesinin yanlış bir ifade olduğunu çünkü kainattan sadece dünya üzerinden katılımcılar olduğunu söyler.

Dünya güzellik yarışması bilinen en eski güzellik yarışmasıdır ve ilk kez Eric Morley tarafından 1951 yılında İngiltere’de düzenlenmiştir. Dünya ve yeryüzü güzellik yarışmasıyla birlikte bilinen en popüler yarışmadır. Dünya güzellik yarışmasını kazanan katılımcı 1 yıl boyunca seyahat ederek Dünya Güzellik Organizasyonu’nu temsil eder. Dünya güzellik yarışması ilk olarak bikini yarışması olarak başlamış ve en güzel bikiniyi giyeni seçmeyi hedeflemiştir fakat daha sonra medya tarafından adı dünya güzellik yarışması olarak benimsenmiştir.

Kainat güzellik yarışması ise 3 en popüler yıllık güzellik yarışmasından biridir ve Miss Universe Organizasyonu tarafından gerçekleştirilir. İlk kez bir kıyafet firması için 1952 yılında ABD’de düzenlenmiştir. Yarışmanın sahipleri arasında Donald Trump ve NBC vardır.

Kainat güzellik yarışması ile dünya güzellik yarışması arasındaki en büyük fark iki farklı organizasyon tarafından yönetiliyor olmalarıdır. Her ikisinin de ana hedefi aynıdır. Her yıl farklı zaman dilimlerinde düzenlenirler ve böylece programlar çakışmaz.

Stanley Kubrick Hakkında 10 Komplo Teorisi

Hakkında belki de en fazla komplo teorisi üretilen yönetmenlerden biri Stanley Kubrick’dir. 1999 yılında Eyes Wide Shut (Gözleri Tamamen Kapalı) çekimlerinin sonuna doğru ölümü bu teorilerin sayısını daha da arttırdı. ABD’nin aya inişinin de gerçek olmadığını ve bunu Kubrick’in yönettiği kendisi hakkında ortaya atılan en büyük komplo teorilerinden biridir. Aşağıda Stanley Kubrick hakkında 10 adet çılgın diyebileceğimiz komplo teorisini listeledik.

10. Filmleriyle İnsanları NASA Seks Kültü’ne Karşı Uyarmaya Çalıştı

NASA seks kültü
NASA seks kültü

NASA seks kültü. Evet, yanlış okumadınız. Açıkçası ben de ilk okuduğumda “o ne be” dedim. NASA neden seks kültü kursun dedim. Fakat tabi teoriyi ortaya atanların da kendilerince güçlü savları var.

Saturn Death Cult diye bir kült duydunuz mu hiç? Türkçesi Satürn Ölüm Kültü demek. Hatta hakkında şöyle bir site var. Teori şu: Kubrick’in hayatı insanları bu külte karşı uyarmaya çalışmakla geçti. Bu kültün tek bir hedefi vardı: yıldızlararası evrimi sağlamak ve bunu pedofiliye varan sapıkça eylemlerle gerçekleştirmek. Transmutasyon ile insanlığı bir sonraki evrime hazırlamak.

Teoriye göre Kubrick ABD’nin fake aya iniş sahnelerini çektiği ve yönettiği sırada NASA’da Satürn’e tapan bir seks kültünün varlığından haberdar olur. Ve filmlerine gizli kodlar koyarak insanları bu külte karşı uyarmaya çalışır. 2001: A Space Odyssey aslında Satürn’e dair referanslar içeriyordu fakat Warner Bros bu referansları Jüpiter olarak değiştirdi. Eyes Wide Shut, şeytani bir seks kültüne işaret ediyordu. Yapay Zeka, 12 yaşında ve yaşlanmayan bir çocuğu köle olarak almak isteyen bir aileyi resmediyordu. Lolita çocuk evliliği ile ilgili mesajlar içeriyordu.

9. The Shining ABD Ekonomi Politikasını Hicveder

The Shining
The Shining

2012 yapımı Room 237 belgeseli ya da filmi baştan sonra The Shining’i inceler ve analiz eder. The Shining gerçekten benim de hayranı olduğum başyapıtlardan biridir. Hakkında inanılmaz sayıda komplo teorisi vardır. Fakat Room 237’de incelenmeyen ve çok ilginç bir teoriye değineceğiz.

Altın Standardı diye bir konsept var. Altın standardı ekonominin altın üzerinden dönmesi demek. Para birimi olarak altının kullanılması demek. 19ncu yüzyılın başlarından İkinci Dünya Savaşı’na kadar Avrupa ve Amerika’da kullanılan ekonomi standardı idi. Daha sonra piyasalarda tamamen banknot (kağıt para) kullanımına geçilmiştir. İşte Shining’in ABD’nin bu altın standartlarını terkedip ekonomik açıdan bir devrimine işaret ettiği iddia edilir. ABD’nin kısa süreli başkanlarından Woodrow Wilson‘ın altın standartlarını terketmesini gizli bir şekilde alaya aldığı söylenir. Filmde bazı sahneler “the Gold Room” yani “Altın Oda” denilen odada çekilmiştir. Bu sahnelerden birinde Jack Nicholson barmenden içki almak ister ama barmen parasının orada geçmediğini ve içeceklerin the house’tan yani şirketten olduğunu söyler. Woodrow Wilson’ı altın standartlarını terketmeye ikna eden kişi Colonel Edward Mandell House’tur. Peki Jack’in Woodrow Wilson’ı sembolize ettiğini nereden anlıyoruz? Filmde Jack’in berbat bir yazım kabiliyeti var ve New York Times 1913’te Wilson’ı yazım yeteneğinin kötülüğünden dolayı hicvetmişti.

SHININGNOTE

Fakat bu teoriyle ilgili asıl öldürücü vuruş son sahnede gelir: 4 Temmuz 1921 tarihli bir fotoğrafta Jack Nicholson etrafındaki insanlarla birlikte kameraya el sallar. 4 Temmuz 1921 Wilson’ın emekliliğie ayrılışından tam 2 ay sonrasında denk gelmektedir ve fotoğrafta Jack’in arkasında duran şahıs Wilson’ı andırmaktadır. Yani özetle The Shining ABD’nin ekonomi politikasının bir hicvidir.

8. 2001: Bir Uzay Destanı Uzaylıların Varlığını Gösterir

2001: A Space Odyssey
2001: A Space Odyssey

2001: A Space Odyssey ya da Türkçe adıyla 2001: Bir Uzay Destanı hakkında sayısız komplo teorisi vardır. Bunlara tek tek girmeyeceğiz. Zaten siz bunları Youtube’da, bloglarda okumuşsunuzdur. Burada sadece ilginç ve çılgın bir teoriye bakacağız.

Space Odyssey’de uzay yaratıkları ve uzaylılarla ilgili herhangi bir sahne yok. Fakat filmin asıl konusunun uzaylılar olduğuna dair bir teori var. Filmin sonundaki monolith sahnesi insanların uzaylılar tarafından alıkonulmasının bir metaforu aslında. O zamanlar devlet arşivlerinde gizli tutulduğu iddia edilen uzaylı belgelerini hatırlayınız. Bu belgeler günümüzde halen sır. Sahte aya iniş operasyonunu yönetirken bu belgeler eline geçen Kubrick daha sonra Uzay Destanı filminde bu sırları gizli bir şekilde ifşa etmiştir. Bütün bu teorinin çıkış noktası da böyle bir filmin zamanının çok ötesinde olmasındandır.

7. Son Filmi Şeytani Kültler Tarafından Editlendi

Eyes Wide Shut
Eyes Wide Shut

Kubrick 1999 yılında öldüğünde en son filminin montajını tamamlamamıştı. Eyes Wide Shut Kubrick’in ölümü ile birlikte büyük dikkat ve ilgi topladı. Warner Bros ile aynı ligdeki Yeni Dünya Düzeni sahipleri onun bu filmini editlemişlerdi.

Teoriye göre filmde işlenenler bu şeytani kültlerin gerçek yüzünü gösteriyordu fakat Warner Bros bu kısımları yayınlamadı. Gerçekleri gizlemek için filmin orijinal sahneleri sansürlendi.

Peki ne türden manyak bir kült böyle bir işe girişir? İşte bu sorunun cevabı da sonraki maddede.

6. Eyes Wide Shut Scientology Hakkındaydı

Scientology
Scientology

Scientology‘i kesin duymuşsunuzdur. Bir garip tarikat. Kurucusu Ron Hubbard bu oluşumu din olarak tanımlıyor. Hollywood’un en büyük ve en gizli kültü kabul ediliyor. Tom Cruise gibi ünlü üyeleri var. Evet Tom Cruise bu grubun üyesi ve Kubrick’in son filmi Gözleri Tamamen Kapalı (Eyes Wide Shut) filminde başrol oynuyor. Gözleri Tamamen Kapalı adından da anlaşılacağı üzere halkın ve toplumların önlerinde duran bazı gerçekleri göremediğini ima edercesine Gözleri Tamamen Kapalı der. Filmin tamamen Scientology hakkında olduğunu hatta Kubrick’in kızı Vivian’ın da 1998’de bu tarikata girdiğini ve bir daha ailesi ile görüşmediğini öne sürüyor teoriyi ortaya atanlar. Hatta filmde yaşananların Kubrick’in kızını kaybetmesini anlatan bir metafor olduğunu dile getiriyorlar. Nitekim filmde Tom Cruise bu kült sorguya alınıp tehdit ediliyor.

Fakat gerçek şu ki Kubrick’in kızı ailesini 1998’de terketmedi. Daha önceden zaten terketmişti. Fakat kimbilir belki Kubrick üzerindeki etkileri filme yansımıştır.

5. Dr. Strangelove Florür ile İlgili Bir Uyarı

Dr. Strangelove‘ı izlemişsinizdir. Henüz izlemediyseniz şiddetle tavsiye ederim. Gelmiş geçmiş en güzel kara mizahlardan biri.

Film boyunca bir karakter Peter Sellers’a florlama yani içme suyuna flor katmanın insanlığın karşı karşıya kaldığı en büyük komunist tuzak olduğunu anlatmaya çalışır. İşte bu teoriye göre Kubrick gerçekten de insanları florlamaya karşı uyarmaya çalışmıştır bu filmde. İyi de doğrudan uyarmak varken neden film çekip uyarma gereği duyarki insan diyebilirsiniz. Doğrudan uyardığınızda o anda belki bir etkisi olur toplum üzerinde ama sonra unutulur gider. Fakat film, kitap veya şarkı ile bu mesajları, uyarıları ölümsüzleştirebilirsiniz. Bakın filmin yapımının üzerinden kaç yıl geçmiş hala kendisi hakkında konuşuyoruz.

Filmde Kubrick açıktan florlama tehlikesini savunanlarla dalga geçmektedir. Teori derki Kubrick florlama tehlikesini alaya alıp, insanların bu konuyu ciddiye almamalarını ve dikkatleri başka yöne çekmektedir.

4. A Clockwork Orange MKUltra Projesi’ni İşler

A Clockwork Orange
A Clockwork Orange

Kubrick’in pek çok büyük filmi romanlardan esinlendikleri olmuştur. A Clockwork Orange da bunlardan biri. Fakat The Shining veya Barry Lyndon’ın aksine Kubrick, A Clockwork Orange’ı sahneye uyarlarken birkaç küçük değişiklik yapmıştır. Bunu yapması da komplo teorilerine yol açmıştır.

Öncelikle MKUltra Projesi‘nin ne olduğuna bakalım. Bu proje komplo teorisi değil, gerçek bir projedir. CIA tarafından 60’lı yıllarda insanlar üzerinde deneylerin yapıldığı, zihin kontrolü için başlatılan bir programdı. A Clockwork Orange’ın referans aldığı Otomatik Portakal romanının yazarı Anthony Burgess İngiliz istihbaratı için çalışıyordu. Teoriye göre Burgess MKUltra projesinin korkunç deneylerine tanıklık etti ve bildiklerini kitabın içine gizli mesajlarla dokuyarak bu romanı yazdı. Ki romanı 3 haftada yazdığı söylenir. Sonrasında Kubrick de bu romanı sinemaya uyarladı.

Peki kitabın içine yerleştirilen ipuçları nelerdi? Bunlardan en önemlisi müzik ve uyuşturucularla elebaşı olan Alex’in davranışlarının değiştirilmesiydi. Alex’e uygulanan bir zihin kontrolüydü. Ve filmde çok sık kullanılan “bliss” yani “saadet, mutluluk, huzur” kelimesi. Bunun da CIA’nın zihin kontrolü deneyleri yaptığı Fort Bliss‘e işaret ettiği ileri sürülür.

3. The Shining’de Maya Kıyameti Anlatılır

21 Aralık 2012’de Maya takvimine göre kıyametin kopacağı söyleniyordu. Hatta bu tarihte pek çok insan kimi merak, kimi korkuyla olacakları bekledi ve hiçbir şey olmadı.

Fakat bu teoriye göre gerçek kıyamet tarihi The Shining içine gizlenmişti. 70’li yıllarda Maya takvimine göre kıyametin 24.12.2011’de kopacağı tahmin ediliyordu. Bu tarih daha sonra 21 Aralık 2012 olarak revize edildi. Bu kısmı belirtmek gerekiyor çünkü filmde çok fazla 12, 21, 24 ve 42 sayılarına referans olduğu ileri sürülür. Bu referanlardan 12 ile ilgili olanlarışağıda bulabilirsiniz.

12:

  • 237 nolu odanın rakamları toplamı 12.
  • Filmin sonundaki “Midnight, The Stars and You” şarkısı. (Midnight = 12)
  • Filmde sadece iki yerde saat gözükür. Biri 4’ü, diğeri ise 8’i gösterir. 8+4 = 12.
  • Jack’in arabasını dışarıdan 12 kez görüyoruz.
  • Jack banyo odasına baltasıyla 12 kez vuruyor
  • Danny yatak odası sahnesinde “Dad” dediğinde piano 12 F ile çalmaya başlıyor.
  • Jack elindeki topu The Colorado Lounge duvarına 12 kez fırlatıyor.
  • Dick Hallorann orman bekçisini her aradığında 12 adım atıyor. Jack tarafından balta ile öldürüldüğünde ise 120 adım.
  • Jack’in yansımasını aynada gördükten filmin sonuna kadar 12 gün geçiyor.
  • Danny ve Wendy labirentin içinde 12 köşe dönüyor.
  • Dick Hallorann depoda toplam 12 hindi, 24 domuz eti, 30 adet 12lb’lik şeker çuvalı ve 12 kavanoz pekmez olduğunu söyler.
  • Filmde toplam 5 eyalet, 7 şehir ismi geçer.
  • Jack’in daktilosu ile yazı yazdığı Colorado Lounge’da toplam 12 halı var.
  • Wendy ve Jack’in yatak odalarının kapısında arkalı önlü toplam 12 pencere var.
  • Jack filmin sonunda Danny’e 12 kez sesleniyor.
  • Dany aynada Tony ile konuşurken parmağını 12 kez kaldırıyor. 6 kez aynada, 6 kez yansıması.

Örneğin Danny’nin 42 defa Red Rum demesi de bu referanslardan biri.

İşte bu 12 ve 42 referanslarıyla Kubrick’in Maya Takvimine göre kıyamete işaret ettiği söylenir fakat kıyametin kopmaması teoriyi sanırım çürütmüş oldu.

2. Kubrick İllüminati Üyesiydi

Eyes Wide Shut ya da Türkçe adıyla Gözleri Tamamen Kapalı hakkında pek çok komplo teorisi üretilmiştir. Hakkında bu kadar komplo teorisi üretilmesi de aslında anlaşılabilir birşey çünkü filmin sonunda Kubrick ölüyor, film şeytani kültleri işliyor ve filmde Scientology üyesi Tom Cruise oynuyordu. Pek çok kişi Kubrick’in bu filmle şeytani bir kült olan İllüminati‘yi hedef aldığını söyler. Fakat ya tam tersi geçerli ise? Ya Kubrick bir İllüminati üyesi ve bu film de bir İllüminati propagandası ise?

İşte bu teori Kubrick’in aslında İllüminati üyesi olduğunu söyler ve Eyes Wide Shut’ın ABD’nin psikolojik operasyonlarından biri olduğunu iddia eder. Bu linkte ABD’nin psikolojik operasyonlarıyla ilgili uzun bir ingilizce yazı bulabilirsiniz. Birgün fırsat olursa onu da inceleriz. Teoriye göre Kubrick İllüminati’yi filmde çok sevimli göstermiş ve insanların korkularının önüne geçmiştir. Filmde bu örgüt üyelerinin orgy yaptıkları bir parti gösterilir. Aslında gerçekte varolan ve pedofiliye giren iğrenç törenlerini bunun gibi sevimli bir partiyle örtmüşlerdir der teori. Hatta Eyes Wide Shut’ın özellikle sıkıcı ve uzun yapıldığını ve bunu insanları hipnotize edip olanı kabullendirmek için yapıldığı ileri sürülür.

1. Kubrick’i Gizli Bir Örgüt Öldürdü

Stanley Kubrick Hakkında 10 Komplo Teorisi

Kubrick’in Eyes Wide Shut’ı tamamlayamadan ölmesi elbette akıllara tek soru işaretini getirdi: acaba hikayesini anlattığı İllüminati, Scientology vb bir örgüt tarafından mı öldürüldü?

7 Mart 1999’da yani filmin 2001’de yayınlanmasından tam 666 gün önce Kubrick’in ölümü ya da öldürülmesi aslında bu gizli örgütün bir intikamı ve bir mesajıydı.

Kubrick’in ölümü CIA, Bush, İllüminati, Scientology ve hatta ünlü Amerikalı müzik yapımcısı Sonny Bono ile de ilişkilendirilmiştir. Doğrusunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz ama belki de Kubrick sadece obeziteden ve yaşlılıktan öldü. Ama bu gerçeği kabul etmek sanırım diğerlerine göre biraz daha zor.

Yüzüklerin Efendisi Komplo Teorileri

Yüzüklerin Efendisi içerisinde binlerce mitolojik öğe ve referans barındıran 60’lı yılların hikaye serisi idi. Peter Jackson tarafından sinemaya uyarlanmasının ardından popüler kültürde büyük yer edindi. İnanılmaz detaylandırılmış bu fantezi dünya kurgusu, inanılmaz büyük bir hayran kitlesi ve inanılmaz mitolojik referanslar içerden hikaye elbette inanılmaz komplo teorilerine sahip. Tabii ki bu teorilerin pek çoğu doğrulanmamış, teori olmaktan öteye gidememiş bazılar ise absürditenin sınırlarından dolaşan teoriler. Gelin şimdi sırayla bu teorilere bakalım.

Yüzüklerin Efendisi Komplo Teorileri

10. Tom Bombadil ve Cadı Kral aynı kişiler

Yüzüklerin Efendisi Komplo Teorileri

Tom Bombadil Orta Dünya’nın kurgusal ve bir o kadar da gizemli karakterlerinden biri. Yüzüklerin Efendisi serisinin ilk filmi olan Yüzüklerin Kardeşliği’nde ilk kez gözükür. Yaşlı Orman’da kaybolan Frodo ve arkadaşlarına yardım eder ve yol gösterir. Onları ağaçların hışmından kurtarır. Genelde işleri gırgıra alan bir yapısı vardır. Bu nedenle Orta Dünya’nın ciddi toplantılarına davet edilmez. Pek çok insan kendisinin gelenek ve törelerden uzak bir karakter olduğunu söylese de kimse onun şeytani kötülükte biri olduğunu iddia edemez. Hobbitleri Old Man Willow entinden korumuş ve evine almıştır. Yine hobbitleri Barrow Wight’lardan da korumuştur. Genelde mavi parlak ceketiyle ormanda anlamsız maniler söyleyerek koşar durur. Görünüşte ormanda kendi halinde yaşayan ve şarkı söyleyen pasifist bir karakteri andırır ama bir teoriye göre hiç de öyle değildir.

Teoriye göre Tom Bombadil ve ve Angmar’ın Cadı Kralı aynı kişilerdir. Teoriyi ortaya atanlar her iki karakterin de hiç bir zaman aynı karede görünmediği gibi zayıf bir savla ortaya çıktı. Zayıf diyorum çünkü aynı karede gözükmeyen pek çok karakter vardı hikayede. Fakat sonraki aşamalarda öne sürdükleri ilginç ve güçlü savlarla teorileri oldukça güçlü bir hal aldı. Romanda Bombadil yüzüğü kısa bir süreliğine takıyor fakat üzerinde yüzüğün herhangi bir etkisi olmuyor. Frodo yüzüğü taktığı zaman ise Bombadil Frodo’yu görebiliyordu. Teoriyi öne sürenler bu özelliğin Cadı Kral’ın yüzüğü giyenleri görebilme yeteneğiyle aynı olduğunu söylüyor. Elrond konseyinin de yüzüğü Bombadil’e vermek istememe sebebi onun bu sorumluluğu taşıyamayacağı ve yüzüğü kaybedeceği yönündeydi. Tom Bombadil’in aynı zamanda Cadı Kral kimliği ile Barrow yaratıklarını oraya kendisinin yerleştirdiği ve sonra Hobbitlere yardım amacıyla oradan yine kendisinin kaldırdığı iddia edilir. Teoride tek açıklanmayan nokta ise Cadı Kral’ın neden vaktini böylesine iyi bir karakter olarak geçirme istemesidir.

9. Yüzük Büyük Günah’ı Sembolize Ediyor

yuzuklerin-efendisi-yuzuk-670

Tolkien koyu bir katolik idi. Dolayısıyla bazı katoliklerin onun eserlerini kendi inançları doğrultusunda yorumlamamaları anormal olurdu. Tolkien defalarca eserlerinin herhangi bir alegori, kinaye ve yönlendirme içermediğini ifade etmiş olsa bile pek çok katolik bunun tersini düşünür ve Tolkien’in eserlerinde dinin büyük etkilerinin görüldüğünü iddia eder. Buna göre yüzük Adem ve Havva’nın cennetten kovulmasına ve insanlığın düşüşüne sebep olan Büyük Günah’ı temsil eder. Frodo ise Hazreti İsa’dır. Elf’lerin yediği Lembas adı verilen ekmeğin de hıristiyanlığın sembolü olan ekmek olduğunu ve Tolkien tarafından bilinçaltı neticesinde seçildiğini ileri sürerler. Ekmek ve şaraptan oluşan Efkaristiya adlı kilise ayinini refere ederler. Teoriye göre Sauron da Orta Dünya’nın şeytanıdır.

8. II Dünya Savaşı Alegorisi

hiresimagesfromworldwarii2528142529

Tolkien her ne kadar eserlerinin herhangi bir gönderme içermediğini sert bir dille ifade etmiş olsa da okurlar her zaman bu tür göndermeleri ve alegorileri speküle etmiştir. Pek çok insan Yüzüklerin Efendisi serisinin Tolkien’in kendisinin de bizzat asker olarak katıldığı Birinci Dünya Savaşı’nın bir alegorisi olduğunu iddia etse de o bu iddiaları reddeder. Yine pek çok insan Tolkien’ın seriyi İkinci Dünya Savaşı için de doğrudan bir alegori olarak yazdığını iddia eder. Bu iddialara göre Hitler Sauron’dur ve Naziler Orc’lardır ve Saruman Joseph Stalin’e karşılık gelmektedir. Seride Gandalf’ı canlandıran Ian McKellan kendisinin de İkinci Dünya Savaşı boyunca sığınaklarda yaşadığını ve Tolkien’in böylesine travmatik bir savaştan etkilenmemesinin mümkün olmadığını söyler. Bilinçaltı olsun olması, Tolkien hiçbir zaman bu iddiaları kabul etmemiştir. Fakat şu da bir gerçek ki bir yazarın yazdıkları her zaman bilinçaltından bazı izler taşır.

7. Kartallar

tobycarr

Yüzüklerin Efendisi serisi ile ilgili en büyük eleştirilerden biri de kartalların neden doğrudan yüzüğü alıp Mordor’a götürmediğidir. Öyle olsaydı tabii hikayenin bir anlamı kalmazdı. Zaten romanda kartalların bağımsız kuşlar olduğu ve herkes tarafından sürülemediği ve sürücülerini kendilerinin seçtiği ve böyle olsa bile yüzüğü Mordor’a götürmeyi isteyip istemeyeceklerinin kesin olmadığı belirtilir. Ayrıca Sauron’un gözü bütün bir gökyüzünü radar gibi tarıyor ve kartalların bu radardan kurtulması imkansız gözüküyordu. Ork’ların oklarına hedef olma ve Nazgul’lara yem olma ihtimali de vardı. İşte internette dolaşan yaygın teoriye göre Gandalf her zaman kartalları kullanarak yüzüğü Mordor’a götürmeyi istemiş ama her defasından engellenmiştir. Planına göre kartalları en güvenli yoldan Mordor yakınlarına getirecek ve sonrasında oradan onlarla birlikte uçacaktı. Bu teoriyi destekleyen bir diğer nokta da Gandalf’ın Balrog ile savaşında düşeceği zaman “Fly, you fools! (Uçun, aptallar!)” demesidir. Burada Gandalf’ın yüzük kardeşliğine kartalları kullanmalarını söylediği iddia edilir. Bu teorinin çakıldığı nokta ise Gandalf dışında guptakilerden kimsenin kartallarla nasıl iletişime geçileceğini bilmemesidir.

6. İllüminati

İllüminati ve Masonluk Arasındaki Fark

Tolkien’in koyu bir katolik olması ve eserlerindeki alegorileri reddetmesine rağmen yine de inancının hikayelerinde etkisini gözlemlemek mümkün. Bazıları hatta onun İllüminati üyesi olduğunu ve İllüminati için çalıştığını iddia eder. Bu iddiayı öne sürenler Tolkien’ın İllüminati tarafından kullanılan bir kukla mı yoksa gönüllü mü olduğu noktasında emin değillerdir.

Teorisyenler İllüminati’nin modus operandi yani çalışma şeklinin vermek istedikleri mesajı başka insanlar üzerinden onları programlayarak verdiğini söyler. Teoriye göre yüzükler bu programın kontrol noktası şeklinde çalışır. Tolkien’in eserindeki yüzükler de işte bu İllüminati’nin karanlık lordları tarafından kitaba bilerek ve bir amaç için yerleştirilmiştir. Tolkien’in romanda kanbağını sık kullanması da İllüminati için önemlidir.

5. Gandalf = Iluvatar

Gandalf_the_White_returns

Tolkien’in kurgusal evreninde herşeye gücü yeten tek bir yaratıcı vardır o da Eru Ilúvatar’dır. İşte bu teori Gandalf’ın aslında Eru Ilúvatar olduğunu iddia eder. Mitolojiye göre Iluvatar evreni ve içindekileri yarattı fakat çok geçmeden işler ters gitmeye başladı. Tek bir yaratıcı tarafından önceden koyulan kurallarla yönetilmeyi herkes kabullenemedi. Iluvatar’ın ilk yarattıkları Ainur adında bir nevi meleklerdi. Türkçe’deki Aynur ismi belki buradan geliyordur. Bu meleklerden biri Melkor idi, daha sonra şeytan oldu ve Morgoth olarak adlandırıldı. Melkor Sauron’u kandırıp kendi emelleri için kullandı. İslamda ilk yaratılanlardan şeytanın isyan etmesi ve Adem ile Havva’yı kandırması gibi.

Morgoth yokedildikten sonra Sauron kötülük işlemeye devam etti. Onunla mücadele etmek de Gandalf’a düştü. Teoriye göre Gandalf Balrog ile savaşırken elinde Aron’un ateşini tuttuğunu söyler. Bu da Iluvatar’ın canlıları yaratırken kullandığı ateştir. Bu ateşi sadece Iluvatar kullanabildiğinden ve sadece onda bulunduğundan teoriyi öne sürenler bu nedenle Iluvatar’ın Gandalf ile aynı kişi olduğunu söyler. Bu şekilde Tanrı doğrudan olaylara müdahale etmemiş ve Gandalf kılığıyla savaşmıştır denir. Gandalf hep ortaklarının başı dara girdiğinden ortaya çıkar ve fiziksel olarak savaşmaz, sözleriyle herkesi etkiler ve yönlendirir.

4. Radagast Göründüğünden Farklı Biri Olabilir

Radagast-bird

Kahverengi Radagast ekranlarda ilk gözüktüğünde serinin hayranları arasında çok farklı tartışmalar oldu. Kitapta kendisinden çok az bahsedilen bu karakterin filmde canlandırılmayacağı düşünülüyordu. Peter Jackson’ın Radagast’ı çok absürt ve alakasız bir şekilde karakterize ettiği de söylendi. Teorilere göre kendisinden kitapta çok az bahsedilmesinin aslında karakterinin büyüklüğü ile ters bir orantısı vardı. Radagast kendisinden çok az bahsedilmesine rağmen Saruman ve Gandalf ile aynı sınıftandır. En büyük özellikleri arasında ağaçlarla ve hayvanlarla yani doğayla konuşabilmesi gösterilir. Radagast hayvanları casus olarak bilgi toplama amaçlı kullanır. Hatta kartallarla iletişime geçip onları Gandalf’a yardıma gönderenin de kendisi olduğu söylenir.

Radagast’ın yaşadığı ormanı hiç terketmediği ve oradan hiç çıkmadığı bilinir. Fakat The Two Towers’ta Aragorn Fangorn yakınlarında bir büyücü gördüğünü söyler. Gruptakiler bunun Saruman olabileceğini söyler fakat Aragorn bunu kabul etmez. Saruman’ın kafasında kukuleta var fakat benim gördüğüm büyücünün kafasında şapka vardı der. Gandalf’a sorduklarında o da kendisi olmadığını söyler. Bu durumda son ihtimal şapkalı büyücünün Radagast olduğu ve grubu yakından takip ettiğidir.

3. Dumbledore ve Grindelwal Mavi İstari’ler

310993_121176884650130_120725101361975_85832_1441609629_n

Gandalf, Saruman, ve Radagast haricinde isimsiz mavi elbiseli 2 büyücü daha vardır Tolkien evreninde. Bu iki büyücü de diğer üç büyücü ile birlikte eş zamanlı Orta Dünya’ya inmiştir. Diğer üç büyücü Sauron ile mücadele etmek için gönderilmişken bu iki mavi büyücü doğuya gönderilmiş ve bir daha kendilerinden haber alınamamıştır. Görevlerini tamamlayıp tamamlamadıkları, ölüp ölmedikleri veya kendilerini yaratana Iluvatar’a isyan edip etmedikleri hakkında hiç bir bilgimiz yok. Bu iki büyücü hakkında hiç bir şey bilinmiyor olması çeşitli spekülasyonlara ve teorilere yol açmıştır. Bunlardan en ilginci bu iki büyücünün Harry Potter evrenindeki Dumbledore ve Grindelwald olduğudur.

Teoriye göre Grindelwald’ın kullandığı Nurmengard hapishanesi Nuremberg ve Isengard kelimelerinin birleşimidir ve yine teoriye göre Dumbledore ve Grindelwald Iluvatar ve Valar’ın emirlerine uymayarak insanları kötülükten korumak için ne yapılması gerekiyorsa yapma yoluna girmişlerdir. Teoriye göre Dumbledore Grindelwald’ı yendikten sonra ve insanları Voldemort ve diğer geleek tehlikelere karşı hazır hale getirdikten sonra kendisi de ölmeye hazır hale geldi ve mezardan geriye dönmedi.

2. Yüzüklerin Efendisi büyücülüğü teşvik ediyor

Sonradan hıristiyan olan eski bir büyücüye göre Yüzüklerin Efendisi büyü ve cadı ökültünü tüm ABD’ye ve dünyaya yayarak ve hoş göstererek Şeytan’ın ordularına öncülük ediyor. Tolkien devrinde böyle bir kitabın yayınlanması bu külte önayak oldu ve ruhsal devrimi gerçekleştirdi. Tolkien’in seriyi sadece geceyarısı yazdığını ve 13 yıla yaydığını iddia ederler ki bu rakamın cadı ve büyücülükte bir anlamı olduğunu belirtirler.

1. Cadı Kral’ın Ölümü

eowyn

The Return of the King’in sonunda Eowyn ve Merry Witch-king of Angmar ile savaşır. Merry cadı kralı bıçaklar ve Eowyn de onu öldürür. Ölmeden önce cadı kral “No men can kill me (hiçbir insan/erkek beni öldüremez)” der. Bunun üzerine Eowyn maskesini çıkarır ve kendisinin erkek değil kadın olduğunu dolayısıyla onu öldürebileceğini söyler. Bazıları cadı kralı öldürenin Eowyn değil Merry olduğunu söyler.

Bazıları “No men can kill me” sözünün tüm insanlığı kastettiğini söyler. Dolayısıyla insan ırkından olmayan birinin onu öldürebileceği anlamına gelir bu. Bazıları da Merry’nin bıçağının Westernesse insanları tarafından bu tür yaratıkları öldürmek için yapıldığını iddia eder. Fakat Merry sadece bir kez bıçaklar cadı kralı ve asıl öldürücü vuruşu Eowyn yapar.

Şok Edici 10 Belgesel

Belgeseller görsel medyanın kitapları gibidir. Bazen bir belgesel birden fazla kitabın toplumlar üzerinde yaptığı etkiyi tek başına yapar. Aşağıda listelenen pek bilinmeyen belgeseller çocuk istismarından nükleer silahların dehşetengiz yüzüne kadar pek çok farklı alanda sizlere farklı bakış açısı sunacak. Bu belgesellerin tamamına yakını çocuk ve yetişkinler için uygun olmayan, rahatsız edici görüntüler içerebilir. İzlerken bu bilgiyi göz önünde bulundurun lütfen.

10. High on Crack Street 1995

https://www.youtube.com/watch?v=oKIP6qlTalI

High on Crack Street 1995 yapımı az bilinen belgesellerden biri. Uyuşturucu konulu belgeselde üç bağımlının günlük yaşamları işleniyor. Bağımlıların uyşturucu temin edebilmek için yaptıkları inceleniyor. Okullarda öğretilmeyen türden bilgiler içeriyor. Uyuşturucunun hayatları nasıl söndürdüğü gündelik yaşamdan acı örneklerle sunuluyor ve burada anlatılan hikayelerin hiçbirinde maalesef mutlu sonlar yok. Belgeselin çekiminden 6 ay sonra bağımlılardan biri halen günde 200$ ödeyerek uyuşturucu kullanmaya devam etti, bir tanesi hapse girdi ve sonuncusu da maalesef öldü.

9. Japonya’daki İntihar Ormanı 2012

Fuji Dağı’nın eteklerindeki Aokigahara ormanının Japonya’da kötü bir repütasyonu var. Burası intihar ormanı diye biliniyor. Çok ilginç ve bilinmeyen nedenlerden dolayı bu ormanda intihar eden insan cesetleri bulunuyor. Bu belgeselde bir jeolojist ormana girerek depresyon belirtisi gösteren ve ormana kamp kurmaya gelen kişilerle iletişim kurmaya çalışıyor. Orman girişinde terk edilmiş arabalar, orman içinde terk edilmiş çadırlar ve cesetler. Bu belgesel bir korku filmi tadında ve işin ilginci işlenen hikaye gerçek.

8. Iceman Kayıtları 1992

Rahatsız, duygusuz, acımasız, merhametsiz, zalim ve korkusuz gibi sıfatları rahatlıkla kullanabileceğiniz bir seri katil Richard Kuklinski. Lakabı The Iceman, yani buz adam. Lakabı gibi buz gibi bir insan. The Iceman kayıtları ile bu paranoid psikopat adamın zihninde bir tura çıkacaksınız. Buz adam cinayetlerini, işkencelerini en ufak bir üzüntü, merhamet ve duygu belirtisi göstermeden açıkca en ince detayına kadar anlatıyor ve kendisini şu sözlerle ifade ediyor: “Ben ağıma düşenin kabusuyum..”

7. Nuit et Brouillard 1952

Nazi toplama ve ölüm kamplarını konu alan 1952 Fransız yapımı bir holokost belgeseli. Türkçesi “Gece ve Sis” demek. Auschwitz ve Majdanek’deki ölüm kamplarını konu eden belgesel buraya getirilen insanların yaşadıklarını ve başlarından geçenleri inceliyor. Bazı çok rahatsız edici görüntülere sahip bir yapım. Kimilerine göre Yahudi soykırımı üzerine yapılmış en büyük başyapıt.

6. Atomic Wounds 2006

https://www.youtube.com/watch?v=_EOeRb-ddqc

Soğuk savaş dönemi propaganda savaşlarından ötürü yaşanan acıları hepimiz biliyoruz. Fakat bilmediğimiz şey şu: atom bombası ya da nükleer bir silahın vücutta açtığı yara nasıl birşeydir ve ne türden bir acı verir insana? Biz çok şükür bunu hiç yaşamadık ama yaşayanlar oldu. Vücudunda atom bombası yarası taşıyanlar oldu. Üzerine nükleer, kimyasal bombalar atılanlar oldu. Hep nükleer bombaların atıldığı yerdeki tüm canlıların öldüğünü ve hayatta kalmadığını düşünürüz. Ki bu doğru. Fakat kurtulanlar da olur. Yanıklarla, radyasyona maruz kalmış bir vücutla devam ederler hayatlarına. Ki buna devam etmek denirse. Ve nükleer acı öyle bir günde, bir haftada geçmez. Bazen yıllar, bazen on yıllar alır yaraların iyileşmesi. İşte Atomic Wounds (Atomik Yaralar) belgeseli bu konuyu işliyor. Nagazaki ve Hiroşima kurbanlarını derinden inceliyor. Sağ kurtulanların üzerindeki korkunç nükleer acıyı gözler önüne seriyor. Bu belgeseli izlerken insanın aklından tek bir şey geçiyor: “bir insan başka bir insana bunu nasıl yapabilir?”

5. Conspiracy of Silence 2003

Conspiracy Of Silence belgeseli çekildi fakat hiç bir zaman yayınlanmadı. İngiltere’deki bir televizyon kanalı ABD’deki bir pedofili çetesini araştırmak üzere ABD’ye gider ve burada bazı çekimler yapar. Zenginlere ve yüksek sosyeteye küçük çocuk temin eden bir çete ile ilgili geniş kapsamlı bir yapım ortaya konur. Belgeseli yayınlayama sözü veren Discovery Channel kanalı yayından 1 gün önce kararından vazgeçer ve belgeseli yayınlamaz.

4. The Killing Of America 1982

Adından da anlaşılacağı üzere The Killing Of America içeriğinde gerçek öldürme görüntüleri içeren ve bu yüzden ABD’de gösterimi yasaklanan 1982 yapımı bir belgesel. Araştırmalara göre ABD dünyanın en çok şiddet yaşanan ülkelerinden biri. Bu belgesel de işte bu gerçek üzerine kurulu ve bunun sebebini araştırıyor ve bunu yaparken de şok edici görüntüler sunuyor. ABD’de de suç oranının zirve yaptığı 80’li yıllara gidecek ve o karanlık geçmişe yakından tanıklık etmiş olacaksınız.

3. Bir Yamyam ile Röportaj 2012

Vice’ın çarpıcı belgesellerinden biri de “Bir Yamyam ile Röportaj”. 1981 yılında Fransa’da üniversite arkadaşını öldürdükten sonra yiyen ve daha sonraki yıllarda serbest kalan bir Japon ile yapılmış röportaj. Hikayeyi dinlerken insanın tüyleri ürperiyor. Yamyamımızın adı Issei Sagawa ve şu an Japonya’da yemek dergilerine yazılar yazıyor. Bir insanı öldürüp yedikten sonra halen aramızda dolaşan bir insan.

2. Bulgaristan’ın Terkedilmiş Çocuğu 2007

Kelimeler bu belgeselde anlatılanları ifade etmeye yetmez. İnanılmaz bir belgesel. Orjinal adı “Bulgaria’s Abandoned Children”. 2007 BBC yapımı. Bulgaristan’daki engelli çocukların ailelerince terk edilmeleri ve devletin bu çocuklara sahip çıkamayışını işliyor. 9 ay boyunca yetimhaneye terk edilen çocukların hikayeleri inceleniyor.

1. Child of Rage 1992

Listemizin tepesinde Child of Rage var. Çocuk istismarını anlatan 1992 yapımı bir belgesel. Beth isimli küçük bir kızın başına gelen inanılmaz korkunç olayları anlatıyor. Henüz daha 6 yaşında iken öz babasının tecavüzüne uğrayarak acımasız hayata gözlerini açıyor Beth. Kesinlikle izlemeniz gereken çok önemli bir belgesel.