Dağıtılmış enerji kaynakları, geleneksel elektrik piyasalarını bozma potansiyeline sahip olduğundan yenilikçi ülkelerin, bu kaynakların tüm enerji ekonomilerini dönüştürmesine olanak sağlayacak yeni teknolojilere yönelmesi şaşırtıcı olmuyor.

Özellikle Almanya, dijital enerji ekonomisini yönlendirmek için dağıtılmış enerji kaynaklarını kullanırken aynı zamanda Avrupa Yeşil Anlaşması’na uymakla da ilgileniyor. Almanya’da enerji inovasyonundan sorumlu ana hükümet grubu olan DENA olarak da bilinen Deutsche Energie-Agentur, dağıtılmış enerji kaynakları için dijital bir kayıt oluşturmak amacıyla blok zinciri tabanlı bir çözümü deneme planları olduğunu açıkladı.

Firmada dijitalleşme üzerine kıdemli ihracat yapan Sara Mamel, DENA’nın altı hafta önce “Blockchain Machine Identity Ledger” veya BMIL adlı bir pilot projeyi duyurduğunu söyledi. Mamel; bu projenin, blok zinciri odaklı kar amacı gütmeyen Energy Web ile birlikte enerji ve blok zinciri sektörlerindeki diğer 20 ortakla beraber uygulandığını belirtti.

BMIL’in, geleceğin Alman dijital enerji sistemi için bir altyapı katmanını test etme hedefi bulunan oldukça iddialı bir proje olduğunu ifade eden Mamel, bu projenin bir bütün halinde enerji sektörü için mümkün olan en büyük etkiye sahip olmasını istediklerini ve bu nedenle de son derece yenilikçi bir yapıya sahip olduklarını açıkladı.

Dağıtılmış enerji kaynakları otomasyonu için blok zinciri

Energy Web’in baş müşteri sorumlusu Jesse Morris, BMIL’in Almanya’daki dağıtılmış enerji kaynakları için bir dijital kayıt oluşturacağını söyledi. Bu kaynakların örnekleri arasında çatı üstü güneş fotovoltaik güç istasyonlarının, Tesla Powerwall gibi pil enerjisi depolarının, akıllı termostatların ve elektrikli araba şarj istasyonlarının yer aldığını belirten Morris, dünyanın dört bir yanındaki elektrik şebekeleri için bu projenin, yatırım ve altyapıda büyük bir değişimi temsil ettiğini ifade etti. Nispeten az sayıda çok büyük enerji santraline sahip merkezi bir sistemden, daha büyük bir bütünün parçası olarak çalışan yüz milyonlarca küçük varlığın bulunduğu merkezi olmayan bir sisteme kadar ilerlemenin planlandığı kaydedildi.

Morris; dağıtılmış enerji kaynakları için blok zinciri tabanlı bir dijital kaydın, varlıkların dizine kendi kendine kayıt olmasını sağlamak amacıyla merkezi olmayan tanımlayıcılardan yararlandığını belirtti. Bunun, dağıtılmış enerji kaynakları yükleyicileri gibi üçüncü tarafların belirli kaynaklar hakkındaki iddiaları kolayca doğrulamasına olanak tanıyacağını ifade eden müşteri sorumlusu, bu çözümün aynı zamanda şebeke operatörlerinin bu kaynakları şebeke hizmetleri sağlamak için çeşitli pazar uygulamalarına getirmelerine yardımcı olacağını ve bunun da enerji hizmetleri teslim edildikten sonra aerodinamik yerleşimlere temel teşkil edeceğini açıkladı.

İlgili Haber:  DeFi'deki Hareketlilikle Birlikte Ethereum Ücretleri Bir Haftada İkiye Katlandı

Bu, özellikle dünya çapında en büyük dördüncü ekonomi olarak yer alan Almanya gibi bir ülke için son derece önemli bir gelişme olma özelliği taşıyor. Ayrıca, dağıtılmış enerji kaynakları ile ilgili yayınlanan bir Avrupa Parlamentosu belgesi, bu kaynakların 2024 yılına kadar küresel dağıtımını, merkezi enerji üretiminin yayılması sürecinin üstesinden gelinebilmesi açısından ilginç bulunuyor. Belge ayrıca, Almanya’da bu kaynaklardan üretilen yenilenebilir enerjilerin önemli bir pazar payına sahip olduğunu ve daha merkezi olmayan enerji üretiminin yolunu açtığını belirtiyor.

Blok zincirinin birlikte çalışabilirlik sınırları zorlanıyor

Projenin başarılı bir şekilde uygulanması durumunda Almanya’nın hem toptan hem de perakende elektrik pazarlarını destekleyen çok çeşitli kaynakların temelini oluşturabileceğini açıklayan Morris, bunun, Almanya’daki herhangi bir dağıtılmış enerji kaynağının enerji pazarına katılmasını kolay, verimli ve düşük maliyetli hale getireceğini söyledi. Şebeke operatörleri ve kamu hizmeti sağlayıcılarının henüz kullanılmayan, karbondan arındırılmış Almanya enerji sistemine de erişim sağlayacağı hatırlatıldı.

DENA’dan Mamel ise bu projenin, blok zincirinin bugüne kadarki en büyük zorluklarından biri olan birlikte çalışabilirlik temelinde inşa edilmiş bir proje olduğunu belirtti. DENA’nın Alman enerji sektörüne uygulanabilecek bir çözümü test etmeyi amaçladığını açıklayan Mamel, sistemin halihazırda farklı standartlar kullanan birçok endüstri oyuncusuyla merkezi olmayan bir çerçeveden oluştuğunun altını çizdi.

Bu nedenle DENA, projede iki blok zinciri geliştirme ortamını test ederek Almanya’nın enerji ekonomisini yönlendirmek için birlikte çalışabilirlik yaklaşımını benimsemeye karar verdi. Polkadot için blok zinciri yapısı olan Ethereum ile Substrate’in, merkezi olmayan kimlik protokolleri ile ilgili farklı kavramlarla birlikte uygulanacağı açıklandı. Mamel, bu deneyin sonuçlarının görülmeye devam edildiğini ancak bir bütün olarak enerji endüstrisi için yeni bir standart belirleyebileceklerine son derece emin olduklarını söyledi.

Birlikte çalışabilirlik zorluklarının giderilmesi durumunda bu projenin tüm blok zinciri sektörüne fayda sağlayabileceği belirtilirken Energy Web’de bir blok zinciri mühendisi olan Jonathan Waldenfels ise blok zinciri alanında var olan sorunlardan birinin, birbirinden farklı çeşitli zincirlerde çalışan pek çok kullanım durumunun mevcut olması olduğunu açıkladı. Waldenfels, BMIL’in pilot projesinde tam da bunu yansıtmaya çalıştığını hatırlattı.

İlgili Haber:  Ethereum 2.0 Nedir?

Bu kullanım senaryosunun ilerleyen olası bir iş mimarisine de öncülük etmesini bekleyen Waldenfels, enerji sektörünün bu projeyle birden fazla zinciri ve ekosistemi tek bir şemsiye altında birleştirerek neyin mümkün olduğunun görülmesine yardımcı olabileceğini umduğunu ifade etti.

Peki düzenlemeler ne olacak?

Teknik zorluklar bir yana bırakıldığında düzenleyici standartların da bu tür çözümler için bir sorun olabileceğini hatırlatan Mamel, Alman enerji sektörünün dünyadaki en çetrefilli ve sıkıca düzenlenmiş sektörler arasında olduğunu açıkladı. Bu nedenle bu projenin, Alman enerji sektöründeki tüm düzenlemelere tamamen uygun olduğunu iddia eden kıdemli ihracatçı, DENA’nın mevcut düzenleyici yönergelerle birlikte çalışmasının, teori ile uygulama arasında bir köprü oluşturmak için ilginç kullanım durumları sağladığının ve böylelikle de mevcut düzenlemeyi bir sonraki seviyeye yükseltmeye çalışmasının büyük önem taşıdığının altını çizdi.

Yine de bu projenin sunduğu blok zinciri çözümünün Genel Veri Koruma Yönetmeliği ile nasıl uyumlu hale getirileceği ve DENA Blockchain’i Alman enerji sisteminde “tam olarak kullanıma sunmayı” denediğinde ortaya çıkabilecek düzenleyici zorlukların nasıl anlaşılıp üstesinden gelinebileceği gibi önemli soruların devam ettiği belirtildi.

Endişeler devam etse de dağıtılmış enerji kaynakları için bir blok zinciri çözümü kullanmak oldukça umut verici bulundu. Ernst&Young’da blok zinciri küresel inovasyon lideri olan Paul Brody, bunun blok zinciri teknolojisi için önemli bir fırsat alanı olduğunu çünkü güç şebekesinin doğasının, blok zinciri yazılımının doğasına zarifçe uyan bir şekilde değiştiğini ve merkezi olmayan bir hale geldiğini söyledi. Brody ayrıca her sanayi devriminin bilgi teknolojisindeki büyük gelişmelerle yakından bağlantılı olduğunu belirterek güneş panelleri, piller ve 3B yazıcılar aracılığıyla enerji üretimini merkezden uzaklaştıran bir sanayi devrimi yaşanacaksa buna muhtemelen merkezi olmayan bir bilgi teknolojisi devriminin de eşlik edeceğini hatırlattı.

Facebook Yorumları

Bir Cevap Yazın