IoT’un (Nesnelerin İnterneti), 2025 yılına kadar dünya çapında 150 milyondan fazla sayıda kullanımda olması bekleniyor ve bu nedenle, özellikle IoT için tasarlanmış bir blok zinciri sıfırdan meydana getiriliyor.

Flowchain, IoT cihazlarıyla mevcut sorunlu noktaları çözdüğünü ve veri işlemlerinin gerçek zamanlı olarak gerçekleşmesini sağladığını söylüyor. Şu anda, oldukça fazla sayıda verinin düzenli olarak IoT cihazları ile bulut sistemler arasında aktarımı sağlansa da sınırlı ağ bant genişliği, bilgi işlem yeteneklerini büyük ölçüde yavaşlatıyor.

Planlanan yeni proje, blok zinciri teknolojisinin benimsenmesiyle gelecek için IoT ve yapay zekayı birleştiren “yeni bir plan” oluşturduğunu iddia ediyor.

Bir teknik incelemede Flowchain ekibi, blok zincirinin en büyük avantajlarından birinin veri gizliliği olduğunu söylüyor. Şu anda hali hazırda altyapıyla ilgili var olan zorlukları tartışmaya sunan ekip bu konuda şu ifadeleri kullandı: “İnsanlar IoT verilerini belirli bir IoT platformuna aktardıklarında; değerli verilerin sahipliği, kullanım hakları ve depolama gibi konularda kontrollerini kaybediyorlar.”

Bunun yerine, özel ve genel ağların bir kombinasyonu olan bir “hibrit blok zinciri” oluşturulacak. Flowchain ayrıca, dünyanın dört bir yanındaki madencilerin atıl bilgi işlem güçlerini ve fazla depolama alanlarını paylaşarak IoT ve yapay zeka uygulamalarının hızlı ve sorunsuz çalışmasını sağlamaya yardımcı olabilecekleri merkezi olmayan bir bilgi işlem havuzu yarattı.

Dahası işletme; IoT şirketleri ve geliştiricilerin, “ürünlerini ve hizmetlerini kolayca özelleştirebilmeleri ve Flowchain platformunda kendi IoT blok zincirlerini oluşturabilmeleri” için bir yazılım geliştirme kiti meydana getirdi.

Geliştirme aşaması için uzun bir süre gerekti

Flowchain; araştırma, geliştirme ve prototip oluşturma aşamalarını başarıyla tamamladıktan sonra ilk token satışını 2018’de başlattı. O zamandan beri, teknolojisinin nasıl çalıştığını gösteren bir dizi akademik hakemli makale yayınladı.

İlgili Haber:  Endüstri 4.0 ile IoT Arasındaki Fark

Yaklaşımın en zorlayıcı argümanlarından biri de yetenekli geliştiricilerin, genel olarak halka fayda sağlayacak ürün ve hizmetler oluşturmak için Flowchain’i kullanmak amacıyla IoT endüstrisine, nispeten düşük işletme maliyetleriyle nasıl girebilecekleri meselesiydi.

Yeni bir algoritma

Flowchain’in üzerinde çalıştığı tek yenilik bu da değil. DeFi endüstrisinde görülen patlama göz önüne alındığında, DEXToken Yönetim Protokolü olarak da bilinen ve merkezi olmayan bir dijital varlık ticareti platformu oluşturma çalışmaları da başka bir elden devam ediyor.

Bu konseptin merkezinde Spekülatif Otomatik Piyasa Yapıcı olarak bilinen bir şey yer alıyor. Bu şey, fiyatlandırma gücü oluşturabilen ve “bir sonraki kripto para birimi ekosisteminin” yaratılmasıyla sonuçlanması planlanan bir algoritma olarak kabul ediliyor.

Spekülatif AMM (otomatik piyasa yapıcı), aşırı spekülasyon sorununu çözmek ve güçlü fiyat dalgalanmalarını “yumuşatmak” için tasarlanmıştır. Bu evrensel modelin, deflasyonal tokenler için bilimsel bir para basım modeli geliştirerek tokenlere yanlış fiyat biçmeye son vereceği umuluyor. Ekip, bu modelin temel işlevinin bir kısmının, değişkenliğini göz önünde bulundurarak bir varlığın değerini (fiyatını) belirlemek olduğunu ekliyor.

Başka bir teknik inceleme ise şunu söylüyor: “Günümüzün kripto para birimi piyasasında, fiyatlandırma gücünün çoğunluğunu balinalar, borsalar ve spekülatörler elinde tutuyor. Spekülatif AMM ise bir blok zinciri ağının özelliklerine göre fiyat biçme modelleri oluşturuyor. Bu özellikler arasında; kullanıcılar, işlem ihtiyaçları, platformun kullanım oranı, faiz oranı ve diğer özellikler yer alabiliyor.”

Bu projeyi desteklemek için, DEXG olarak bilinen yeni bir yönetim tokeni oluşturuldu ve bu token, düşük fiyat dalgalanması özelliklerine sahip “teorik olarak mükemmel” bir token olarak nitelendiriliyor. Bu ERC-20 tokeni, teoride maksimum 200.000 olmak üzere başlangıçta 20.000 arza sahip olacak.

Facebook Yorumları

Bir Cevap Yazın