Geçen ay Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Çin’in 2060 yılına kadar karbon nötr olmayı planladığını açıklamış ve “yeşil devrim” çağrısında bulunmuştu.

Planın düzgün bir şekilde uygulanması durumunda Çin, “dünyayı en çok kirleten ülke” statüsünü bırakıp küresel ekosistemin iyileştirilmesine önemli ölçüde yardımcı olabilir ve bu da ülkenin seçkin Bitcoin (BTC) madencilik endüstrisini büyük ölçüde sarsabilir.

Çin’in en tanınmış madencilik merkezi, bol miktarda hidroelektrik sektörüne sahip olan güneydeki Sichuan eyaletidir. Ancak buradaki elektrik, özellikle mayıs ve eylül ayları arasında gerçekleşen yağışlı sezonda ucuz hale geliyor. Bu dönemin dışında çoğu madenci kuzeye, şu anda toplam Bitcoin doğrulama gücünün %40’ından fazlasını oluşturan Sichuan ve İç Moğolistan’a göç ediyor. Ancak Sichuan’dan farklı şekilde, bu çöl bölgeleri esas olarak kömür gibi yenilenemeyen enerji kaynaklarına bağlı hareket ediyor. Hükümetin net sıfır karbondioksit emisyonu için baskı yapmaya devam etmesi durumunda madenciliğin verimsiz hale gelmesi ve yerel oyuncuların çok daha az seçeneğe sahip olması bekleniyor.

Bitcoin madenciliğinin geleceği yeşil

Dünya nihayet iklim değişikliği ve insandan kaynaklanan karbondioksit emisyonlarına dair acı gerçekleri öğrendikçe yenilenebilir enerjiye sürekli erişim, Bitcoin madenciliğindeki en önemli faktörlerden biri haline geliyor. Ancak dünyada bu gereksinimi karşılayabilecek herhangi bir yer mevcut mu?

Küresel BTC hash oranının coğrafi dağılımına dair bir tahmin gösteren Bitcoin Madencilik Haritası’na göz atıldığında; Çin’in, haritanın %65’ten fazlasını oluşturan tartışmasız bir konumda yer aldığı görülüyor. Çin’i sırasıyla %7.24, %6.90 ve %6.17 ile ABD, Rusya ve Kazakistan takip ediyor.

Hem Rusya hem de Kazakistan’ı içeren Bağımsız Devletler Topluluğu bölgesi, özellikle yerel madencilik olayları hakkında bilgi eksikliği yaşadıkları için uluslararası oyuncular tarafından göz ardı ediliyor gibi görünüyor.

Kuzey Çin’le benzer şekilde, Kazakistan’ın da elektriği daha çok kömür santralleri tarafından üretildiği için ucuz ama sürdürülebilir olmama özelliği taşıyor. Ayrıca yerel yönetim, tarifeleri ve maliyetleri düşürerek elektrik piyasasına müdahale ediyor; bu da sonunda durumun iyiye gidebileceği anlamına geliyor.

Öte yandan Rusya, ucuz yenilenebilir elektrik için birçok doğal ön koşula ve daha istikrarlı bir ekonomik çevreye sahip olarak öne çıkıyor.

Soğuk ve enerji zengini bir ülke

Sovyetler Birliği’nin en iyi olduğu alanların başında endüstriyel altyapı geliyor.

Rusya’daki Bitcoin madenciliğinin çoğu, 1960’lardan beri alüminyum üretimi için önemli bir nokta olan ünlü Sibirya bölgesinde gerçekleşiyor. Alüminyum üretiminin her aşamasında enerji tüketildiği için SSCB, hidroelektrik santralleriyle birlikte Sibirya tasfiye ocaklarını kurmayı seçmişti. (Rusya, dünyanın hidroelektrik kaynaklarının %9’unu, çoğunlukla Sibirya ve Uzak Doğu’da barındırıyor.) O zamandan beri alüminyum eritme teknolojisi gelişti ve üretimi enerji açısından çok daha verimli hale getirdi. Bölgenin bugünlerde bu kadar fazla güce sahip olmasının temel nedeni, Sovyet hükümetinin altyapı inşa ederken sıklıkla bu şekilde gelecekteki büyümeye de yer bırakması oldu.

İlgili Haber:  Bitcoin'de Zorluk Rekor Seviyeye Yaklaşırken, BTC Fiyatı da Hızla Yükseliyor

Dünyanın en büyük ikinci hidroelektrik enerji üreticisi olan RusHydro’ya göre, Rusya’daki hidroelektrik santrallerinin toplam kurulu kapasitesi şu anda yaklaşık 45 milyon kilovat olarak kabul ediliyor. Daha spesifik olmak gerekirse, Birleşik Ulusal Enerji Ağı tarafından kontrol edilen tüm enerji santrallerinin toplam üretiminin yaklaşık %10’unu Sibirya’daki hidroelektrik santrallerinin ürettiği tahmin ediliyor.

Diğer bir önemli özellik ise yılın dokuz ayı soğuk olan Sibirya’nın kötü şöhretli ikliminden kaynaklanıyor. Bu tür bir hava, tam kapasitede çalışan büyük ASIC (Uygulamaya Özel Tümleşik Devre) birimleriyle dolu bir veri merkezini içinde barındırdığı anlamına geliyor.

Çin bir müttefik olarak hareket ediyor 

En iyi madencilik donanımı orada üretildiği için Rusya’nın Çin‘e yakınlığı da büyük bir artış gösterdi. 

Moskova, tarihi açıdan bakıldığında bugüne dek güçlenmeye devam eden Pekin ile her zaman güçlü bir ekonomik ilişkiye sahip olmuştu. İki ülke arasındaki nakliye; şu anda da ucuz, hızlı ve sabit yollardan gerçekleştiriliyor. Kargo trenleri ve kargo uçakları, COVID-19 salgınına rağmen çalışmaya devam ediyor. 

ABD’nin Çin ile bir ticaret savaşı içinde olduğu ve ithal madencilik ekipmanlarına %25’lik yüksek oranlı bir gümrük vergisi uyguladığı gerçekleri göz önünde bulundurulduğunda tablo daha da net bir hal alıyor.

Uygun maliyetli verimlilik 

ABD ile karşılaştırılmaya devam edildiğinde Rusya, bir veri merkezinin bakımının işletme ve sermaye giderlerini önemli ölçüde daha düşük maliyetlerle halledebiliyor çünkü çoğunlukla daha ucuz yerel işgücü ve inşaat maliyetleriyle çalışıyor.

Ayrıca kurumsal ölçekli Rus tesisleri, en iyi Çinli madencilik donanımı üreticileri tarafından doğrudan eğitilmiş teknisyenlerin bulunduğu kurum içi onarım merkezlerine sahip olma eğiliminde olduğu için herhangi bir şekilde bozulan bir teçhizat hızlıca tekrar çalışır hale getirilebiliyor.

Rusya, bir süredir dünyanın üçüncü büyük Bitcoin madenciliği ülkesi olarak kabul ediliyor ve yerel endüstrisi önemli ölçüde gelişme gösteriyor. 

Kripto düzenlemeleri sanılanın aksine çok net 

Temmuz ayında yürürlüğe giren ve ülkenin en büyük kripto para yasası olan Dijital Finansal Varlıklar Yasası’na yakından bakıldığında; Rus sakinlerinin Ocak 2021’den itibaren kripto para birimlerinde ödeme yapmasının yasaklandığı görülüyor. Ancak yasada geçen ifade bunları “dijital finansal varlıklar” olarak tanımlıyor. Bu nedenle herhangi bir biçimde kripto para madenciliğinden bahsedilmediği için bu konuda şu anda herhangi bir yasal kısıtlama bulunmuyor. 

Bununla birlikte eylül ayı başlarında Rusya Maliye Bakanlığı’nın, madencilerin faaliyetleri için kripto para olarak ödeme almalarını yasaklamak için bu yasayı değiştirmeyi önerdiği bildirilmişti. Yetkili makamın yaptığı açıklamada bağımsız kripto madenciliğinin yasal olduğu ancak ödemelerin genellikle Bitcoin ve Ether ile işlendiği için finansal değerini kaybettiği ifade edilmişti. 

Değişikliklerin onaylanıp onaylanmayacağını kimse bilmese de ima edilen olay aslında şuydu: Ruslar madenciliğini yaptıkları coinleri satamazlar ancak donanımlarını ve diğer altyapılarını yabancı oyuncular için yasal şekilde barındırabilirler. Büyük ölçekli madencilere normalde yasal para birimi cinsinden ödeme yapıldığından, değişiklik büyük olasılıkla küçük işletmelerin operasyonlarını etkileyecek. Dahası, müşterileri yurtdışında olan operasyonlar, önerilen fatura yürürlüğe girse bile yurt dışından yasal olarak kripto ile ödeme alabilecek. 

Ayrıca Sibirya’daki bölgesel yetkililer, vergi ödeyip iş yaratıyor ve bu fazla enerjiyi kullanıma sokabilmek için büyük madencilik operatörlerine son derece büyük destekler veriyor. Gerçek şu ki, hükümet iş yanlısı bir özellik sergiliyor ve ekonomiye katkıda bulunan herhangi bir şeyi yok etmekle hiçbir şekilde ilgilenmiyor. 

Bu noktada birkaç megavatlık güç tüketimi, elektrik şebekesi operatörleri tarafından kolayca tespit edilebileceği için hükümet hali hazırda tüm yerel ve büyük ölçekli madencilik operatörleri ile direkt olarak görüşmeyi tercih ediyor. Ağustos ayının başlarında Dijital Geliştirme ve Kitle İletişim Bakanlığı, bu amaç doğrultusunda Rusya’daki veri merkezleri üzerinde ek kontrol sağlayacak bir yasa tasarısı yayınlamıştı. 

Rusya’da madencilik yapmayı seçenlerin dolandırılacağı yönündeki iddiaları da değerlendirmek gerekirse, Rusya’da rapor edilmiş kripto madenciliği ile ilgili dolandırıcılık vakasının bulunmadığı görülüyor.  

Aksine, tutarsız madencilik oyuncularıyla ilgili çoğu hikaye, genellikle yüksek düzeyde kurala tabi tutulmuş bir pazar olarak kabul edilen Kuzey Amerika’dan geliyor. Aslında bölgenin, ya aniden iflas eden ya da dolandırıcı olduğu ortaya çıkan ve her iki durumda da yatırımcıların parasıyla ortadan kaybolan madencilik şirketleriyle dolu olduğu görülüyor.

Bu konudaki en son örnek, mayıs ayında 20 megavatlık veri merkezini aniden kapatan Toronto merkezli HyperBlock’tu ve şirket, Bitcoin yarılanması gerekçesiyle işletmeyi durdurması gerektiğini söylemişti. Benzer şekilde ABD merkezli büyük bir kripto madenciliği ve blok zinciri şirketi olan Giga Watt da 2019’un başlarında iddiaya göre hizmet faturalarında 300.000 dolar ödemediği iddiasıyla tesislerine erişimi ve gücü kapatmıştı. 

Başka bir maden patlaması yakın mı? 

Rusya’nın, dünyadaki çoğu ülke gibi madencilikle ilgili daha net düzenlemeler kullanması beklense de bu süreç muhtemelen biraz zaman alacak gibi görünüyor. Bu konuda atılmış en önemli adım olarak hükümetin genel tavrı şu doğrultuda özetleniyor: “Kripto para birimlerinin bir ödeme yöntemi olarak kullanımı konusunda şüpheli olsak da ekonomimizi canlandıran ilgili faaliyetlerle herhangi bir sorunumuz bulunmamaktadır.” 

Sonuç olarak Rusya, 2017’de yaşanana benzer bir madencilik patlamasına hazırlanıyor gibi görünüyor. Yerel perakendecilerin, ağustos ayında kripto madenciliğiyle ilgili satış grafiklerinde %49’luk bir artış bildirmesi ve hazirandan ağustosa kadar kaydedilen GPU satışlarının geçen yıla göre %470 artması verileri de durumun iyice kızıştığını gösteriyor.

Facebook Yorumları

Bir Cevap Yazın