Şok Edici 10 Belgesel

0
1038

Belgeseller görsel medyanın kitapları gibidir. Bazen bir belgesel birden fazla kitabın toplumlar üzerinde yaptığı etkiyi tek başına yapar. Aşağıda listelenen pek bilinmeyen belgeseller çocuk istismarından nükleer silahların dehşetengiz yüzüne kadar pek çok farklı alanda sizlere farklı bakış açısı sunacak. Bu belgesellerin tamamına yakını çocuk ve yetişkinler için uygun olmayan, rahatsız edici görüntüler içerebilir. İzlerken bu bilgiyi göz önünde bulundurun lütfen.

10. High on Crack Street 1995

High on Crack Street 1995 yapımı az bilinen belgesellerden biri. Uyuşturucu konulu belgeselde üç bağımlının günlük yaşamları işleniyor. Bağımlıların uyşturucu temin edebilmek için yaptıkları inceleniyor. Okullarda öğretilmeyen türden bilgiler içeriyor. Uyuşturucunun hayatları nasıl söndürdüğü gündelik yaşamdan acı örneklerle sunuluyor ve burada anlatılan hikayelerin hiçbirinde maalesef mutlu sonlar yok. Belgeselin çekiminden 6 ay sonra bağımlılardan biri halen günde 200$ ödeyerek uyuşturucu kullanmaya devam etti, bir tanesi hapse girdi ve sonuncusu da maalesef öldü.

9. Japonya’daki İntihar Ormanı 2012

Fuji Dağı’nın eteklerindeki Aokigahara ormanının Japonya’da kötü bir repütasyonu var. Burası intihar ormanı diye biliniyor. Çok ilginç ve bilinmeyen nedenlerden dolayı bu ormanda intihar eden insan cesetleri bulunuyor. Bu belgeselde bir jeolojist ormana girerek depresyon belirtisi gösteren ve ormana kamp kurmaya gelen kişilerle iletişim kurmaya çalışıyor. Orman girişinde terk edilmiş arabalar, orman içinde terk edilmiş çadırlar ve cesetler. Bu belgesel bir korku filmi tadında ve işin ilginci işlenen hikaye gerçek.

8. Iceman Kayıtları 1992

Rahatsız, duygusuz, acımasız, merhametsiz, zalim ve korkusuz gibi sıfatları rahatlıkla kullanabileceğiniz bir seri katil Richard Kuklinski. Lakabı The Iceman, yani buz adam. Lakabı gibi buz gibi bir insan. The Iceman kayıtları ile bu paranoid psikopat adamın zihninde bir tura çıkacaksınız. Buz adam cinayetlerini, işkencelerini en ufak bir üzüntü, merhamet ve duygu belirtisi göstermeden açıkca en ince detayına kadar anlatıyor ve kendisini şu sözlerle ifade ediyor: “Ben ağıma düşenin kabusuyum..”

7. Nuit et Brouillard 1952

Nazi toplama ve ölüm kamplarını konu alan 1952 Fransız yapımı bir holokost belgeseli. Türkçesi “Gece ve Sis” demek. Auschwitz ve Majdanek’deki ölüm kamplarını konu eden belgesel buraya getirilen insanların yaşadıklarını ve başlarından geçenleri inceliyor. Bazı çok rahatsız edici görüntülere sahip bir yapım. Kimilerine göre Yahudi soykırımı üzerine yapılmış en büyük başyapıt.

6. Atomic Wounds 2006

Soğuk savaş dönemi propaganda savaşlarından ötürü yaşanan acıları hepimiz biliyoruz. Fakat bilmediğimiz şey şu: atom bombası ya da nükleer bir silahın vücutta açtığı yara nasıl birşeydir ve ne türden bir acı verir insana? Biz çok şükür bunu hiç yaşamadık ama yaşayanlar oldu. Vücudunda atom bombası yarası taşıyanlar oldu. Üzerine nükleer, kimyasal bombalar atılanlar oldu. Hep nükleer bombaların atıldığı yerdeki tüm canlıların öldüğünü ve hayatta kalmadığını düşünürüz. Ki bu doğru. Fakat kurtulanlar da olur. Yanıklarla, radyasyona maruz kalmış bir vücutla devam ederler hayatlarına. Ki buna devam etmek denirse. Ve nükleer acı öyle bir günde, bir haftada geçmez. Bazen yıllar, bazen on yıllar alır yaraların iyileşmesi. İşte Atomic Wounds (Atomik Yaralar) belgeseli bu konuyu işliyor. Nagazaki ve Hiroşima kurbanlarını derinden inceliyor. Sağ kurtulanların üzerindeki korkunç nükleer acıyı gözler önüne seriyor. Bu belgeseli izlerken insanın aklından tek bir şey geçiyor: “bir insan başka bir insana bunu nasıl yapabilir?”

5. Conspiracy of Silence 2003

Conspiracy Of Silence belgeseli çekildi fakat hiç bir zaman yayınlanmadı. İngiltere’deki bir televizyon kanalı ABD’deki bir pedofili çetesini araştırmak üzere ABD’ye gider ve burada bazı çekimler yapar. Zenginlere ve yüksek sosyeteye küçük çocuk temin eden bir çete ile ilgili geniş kapsamlı bir yapım ortaya konur. Belgeseli yayınlayama sözü veren Discovery Channel kanalı yayından 1 gün önce kararından vazgeçer ve belgeseli yayınlamaz.

4. The Killing Of America 1982

Adından da anlaşılacağı üzere The Killing Of America içeriğinde gerçek öldürme görüntüleri içeren ve bu yüzden ABD’de gösterimi yasaklanan 1982 yapımı bir belgesel. Araştırmalara göre ABD dünyanın en çok şiddet yaşanan ülkelerinden biri. Bu belgesel de işte bu gerçek üzerine kurulu ve bunun sebebini araştırıyor ve bunu yaparken de şok edici görüntüler sunuyor. ABD’de de suç oranının zirve yaptığı 80’li yıllara gidecek ve o karanlık geçmişe yakından tanıklık etmiş olacaksınız.

3. Bir Yamyam ile Röportaj 2012

Vice’ın çarpıcı belgesellerinden biri de “Bir Yamyam ile Röportaj”. 1981 yılında Fransa’da üniversite arkadaşını öldürdükten sonra yiyen ve daha sonraki yıllarda serbest kalan bir Japon ile yapılmış röportaj. Hikayeyi dinlerken insanın tüyleri ürperiyor. Yamyamımızın adı Issei Sagawa ve şu an Japonya’da yemek dergilerine yazılar yazıyor. Bir insanı öldürüp yedikten sonra halen aramızda dolaşan bir insan.

2. Bulgaristan’ın Terkedilmiş Çocuğu 2007

Kelimeler bu belgeselde anlatılanları ifade etmeye yetmez. İnanılmaz bir belgesel. Orjinal adı “Bulgaria’s Abandoned Children”. 2007 BBC yapımı. Bulgaristan’daki engelli çocukların ailelerince terk edilmeleri ve devletin bu çocuklara sahip çıkamayışını işliyor. 9 ay boyunca yetimhaneye terk edilen çocukların hikayeleri inceleniyor.

1. Child of Rage 1992

Listemizin tepesinde Child of Rage var. Çocuk istismarını anlatan 1992 yapımı bir belgesel. Beth isimli küçük bir kızın başına gelen inanılmaz korkunç olayları anlatıyor. Henüz daha 6 yaşında iken öz babasının tecavüzüne uğrayarak acımasız hayata gözlerini açıyor Beth. Kesinlikle izlemeniz gereken çok önemli bir belgesel.

PAYLAŞ

Sizin de söyleyecekleriniz varsa lütfen yazın